Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
65
 

Nev-i şahsıma münhasır

Nev-i şahsıma münhasır
 

Kalabalık içinde yalnız değil mi çoğu insan?


Aşk acısı öldürmez, süründürür son nefes verilene kadar.
 
Kalabalık içinde yalnız değil mi çoğu insan?
 
Yorgan gidince kavga biter mi anne; yoksa geride kalan yastık, çarşaf, battaniye bedel mi öder?
 
Hani bir şarkı vardır ya. Der ki ' Hangimiz uğramadık ki haksızlıklara' Susmak asalet, susmak sabır, susmak can yakmamak da olsa bazen konuşmak gerekir; çünkü susmak bazen kabullenmek bazen haksızlıkla bir tutulabilir. Yine de en doğrusunu kalbimiz söyler bize. Her ne kadar kalbimizi dinlesek de an olur ne sözün ne de davranışın hiçbir anlamı kalmaz ve zordur, çok zordur kırık bir kalbin tamiri.
 
Ey dost görünüp yüzüme gülen aynalar! Sizler de dost görünüp yüzüme gülen ama arkamdan konuşan sahtekârlar gibi riyakâr mısınız yoksa özünüz/sözünüz bir mi sizin?
 
Uzaklarda olsan ne olur, olmasan ne olur, görsem seni ne olur, görmesem ne olur; ben Rabbimi de hiç görmedim ama çok, çok seviyorum.
 
Ne kadar anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır'' demiş MEVLANA... Kendimizi anlatabildiğimiz kadarız belki de... Belki karşımızdakini anlayabildiğimiz kadarız hepimiz. Ve belki de kendimizi anlatabilmemiz için çoğu zaman söze bile ihtiyacımız yok; çok söz an olur özü yok eder.
 
Yazıyorsam kendime, bundan kime ne.
 
Nezaket efendim, nezaket; çarşıda satılmıyor, sonradan alınamıyor.
 
Mani olmasın o kehribar gözlerin bakışlarının dile gelip sevdiğini söylemesine.
 
Umutlarla vuslat ördüğüm özlem, yüreğimde düğüm düğüm, gözlerimde kördüğüm.
 
Beklenen, bekleyenin nazarında hep aynı yaştadır. Gerçekten sevenler sonsuzluğa erecekleri için zaman değerini yitirir; yani sevenlerin yaşları yoktur, gönüllerinde taşıdıkları yaşadıklarıdır.
 
Gümüş bir tepsi içinde sunarken hayat stresi bizlere uzak kalmak mümkün müdür gerilim hattından?
 
Doğacak her güne yeni yeni umutlar doğurdum geceler boyunca inim inim inleyerek ve her gece saat on ikiyi vurduğunda kendi ellerimle boğdum umutlarımı. “Ben”den kurtulup başaramadık neden “biz” olmayı.
 
Hicranı nadasa bıraksa, vuslatı hasada saysa da gönüldeki sevda zapt edilemez.
 
Ankara üşüyor gözbebeklerimde, görmüyor musun?
 
Eşkıya ruhlu hicranı aramak için yollara düştü vuslat ve kan revan içindeki yüreğim attı kendini Başkent’in karla örülmüş sokaklarına. Ayaz mı ayaz bir gecenin ıslık çalan nefesi yaladı geçti soluk benzini. Özlem tepecikleri buzla örülü. Bata çıka kar öbeklerine ve kaya kaya o buzdan zeminin üzerinde yalpaladı, başı döndü, gözleri karardı ve… Ve zemin kaydı ayaklarının altından. Havaya doğru zıpladı, zıpladı… Savruldu ve çakıldı gerisin geriye ıslak kaldırıma. İşte o an acı gerçek göründü, gün ağarıverdi.
 
Sıradan şeyler çabuk unutulur oysa farklı şeyler zihinden silinmez.
 
Zaman ilaç değilmiş öpünce geçmiyormuş yaralar.
emine gezkin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 747
Toplam yorum
: 1755
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster