Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2402
 

Nevruz kimin bayramı?

Nevruz kimin bayramı?
 

Nevruz çiçeği


Zaman zaman Hıdırellez ve 1 Mayıs da aynı adlarla anılsa da Nevruz, bizim çocukluğumuzdan beri; Asya'da  özellikle Türk egemenliği altında kalmış topraklarda kültürel etkileşimle binlerce yıldır kutlanan, bilinen ilk ve özgün "Bahar Bayramı".

Beni rahatsız eden; yaklaşık son 10 yıldır, Nevruz'un sanki yalnızca bir azınlığa özgü, salt onlarca kutlanması gereken geleneksel bir bayrammış gibi yansıtılmaya çalışılması. Bahar bayramı gereğince; halk oyunları, şarkılar, türküler, eğlenceli gösteriler, oyunlar, pikniklerle kutlansa neyse, her fırsatı ırkçı ve bölücü propaganda malzemesine dönüştüren bir kesim güya bayram saydığı Nevruz'un da içine ediyor yıllardır! Yobazların insanı dinden müslümanlıktan soğutması gibi, bunların da insanı Türk'ün bahar bayramından illallah dedirttiği anlar geldi! Nevruz nedir? Nasıl kutlanır, nasıl kutlanmalıdır? Ansiklopedik ve kitapsal anlatıma girmeden, bu geleneğin doğup, günümüze ve Anadolu topraklarına dek geldiği anavatanında yaşadığım deneyimlerle anlatmaya çalışayım:

Çin’de yaşadığım bir buçuk yıl içerisinde ilgilendiğim, araştırdığım, hakkında yazıp çizdiğim konular arasında Tarih, Uygurlar, Türklerin kökeni, Moğollar, Tatarlar, Dinler ve Diller de vardı. Hiçbir tarihsel ve kültürel bilgisi bulunmayan bir Türk, Uygurlarla tanışsa, onların evine konuk olsa, düğünlerine gitse, kökeninin, ırkının, milliyetinin aynı olduğunu anlar. Bunu oradaki yabancılar bile rahatlıkla farkedebiliyor. Türkiye Türkü olduğumu bilmeyen Çinliler ve Uygurlar beni genelde ya Uygur ya da Özbek sanıyorlardı. Hatta Pakistanlı ve Afgan dostlarım beni kendi ülkelerinde özellikle Türk kökenliler (Özbek, Tacik) arasında sıkça kullanılan “Gülşin” adıyla çağırıyorlardı. Orada izlediğim televizyon programları, okuduğum makaleler, gezdiğim müzeler ve tarihsel yapılar beni araştırmaya ve yazmaya yöneltti. Japon arkeologlar tarafından, bugünkü Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan) sınırları içindeki Nişa’da gün yüzüne çıkarılan 3 bin yıllık “Loulan Güzeli”ni Hong Kong’daki Ulusal Hazine Müzesi’nde sergilenirken gördüm. Rahmetli babaannemin mumyasıydı sanki. Ne kadar çok bizlere benziyordu. Giysileri bile bir Anadolu köylüsününkini andırıyordu…Çin'deyken yaptığım araştırmalar, okumalarım, konuştuğum insanlar bana öğretti ki; Nevruz, hem Çin'deki Türklerce (Uygur, Özbek, Kırgız, Tacik, Tatar...) hem de onların bulunduğu tüm ülkelerde (Afganistan, Pakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, İran, Azerbaycan, Irak...) kutlanan bir bayram.

Uygurlar beni, 21 Mart öncesinden hazırlıklarını yaptıkları kutlamalara çağırdıklarında, Nevruz’un hem kendi memleketlerinde (Sincan Uygur Özerk Bölgesi=Doğu Türkistan) hem Pekin’de Azınlıklar Üniversitesi’nde ve akşam dostlar, akrabalar arasında ne denli geniş kapsamlı ve coşkuyla kutlandığına tanık oldum. Üniversite öğrencilerinin, Uygur, Özbek, Tacik sanatçıların dansları, şarkıları, Ozanların Türküleri, orta oyununu andıran skeçler, izlemeye gelen herkesi kendinden geçirmişti. “Meselles” denilen rengi ve lezzeti çok tatlı ve çarpıcı şarabı da ilk o akşam topluca gittiğimiz Uygur lokantasında içmiştim.

Kutlamalar sabahtan, akşamın geç saatlerine dek bayram havasında sürmüştü. İşte Nevruz bir Türk geleneğiydi, nasıl kutlandığı ve nasıl kutlanması gerektiği de belliydi. Öyle, tozu dumanı birbirine katıp, taşlarla, sopalarla, şiddet ve korku içeren bölücü ve kışkırtıcı gösterilerle kutlanan sözde Kürt bayramı değildir Nevruz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tarihi gerçekleri zmanında gün yüzüne çıkarmak ve ülkenmizi bölmeye çalışanların anlayacağı dilden önlerine koymak bu şekilde çalışmalarla olur. Tberik ederim. Bütün yazdıklarınızı gönülden katıldığımı biliniz hanım efendi. Bütün değerlerimize saldırılar var. sahipleniyor nerede ise panentini alacaklar ama tarihin şanlı sayfaları buna engeldir.... en derin sevgi ve saygılarımla hanım efendi. yüreğinize sağlık...

Metin TOPÇU 
 23.03.2012 8:57
Cevap :
Teşekkürler. Bana tuhaf gelen; bir kesimin ötekileştirdiği, nefret ettiği, kin güttüğü bir ulusun ya da toplumun kültürel birikimini kendine mal etmeye çalışması... Tamam, sevdiğin, benimsediğin gelenek görenekleri aslına uygun olarak uygula, kendi yaşamına renk ve zenginlik kat; kendi kültürel birikimin ve gelenek göreneklerinle de, bu ülkenin birikimlerine katkıda bulun. Ben bunu isterim.  30.03.2012 15:26
 

Gülçin Hanım, Yazınızı özümseyerek bir kez daha okudum ve güzelliğinin farkına iyice vardım. Öte yandan diğer yorumcu arkadaşım Tevfik Soylu'nun yazdıklarına da aynen katılıyorum. Görüşmek üzere...

S Zobu 
 21.03.2012 16:46
Cevap :
Suat Bey, mesajını yanıtlamıştım, ama yorumunuzu yanıtlamamışım. Sizin ve Tevfik Bey'in yorumları yazımın iletisinin doğru anlaşıldığını gösteriyor. Teşekkür ederim.  30.03.2012 15:29
 

Dünyanın her bölgesindeki eski halklar Ekinoksta, mevsimin bahara ve yaza döndüğü günü özel tutmuşlar. Nevruz'un Türklerin Anadolu topraklarına gelmeden önce anavatan Asyadan beri kutladığı bayram olduğu bilinmiyor. Hatta bunu bilmeyen bir başbakanımız Nevruz artık Türk bayramıdır diye açıklama yapmıştır. Nevruz günü, Türklerin efsanede Ergenekon'dan çıktığı gündür. Takvim başlangıcı olarak kabul edilen bu gün her yıl kutlanmış. Ama biz değerlerimize sahip çıkamadığımız için bizim bayramımız etnik ayrımcılık yapanların propoganda sahnesi oldu. Yerinde tecrübe ettiğiniz bilgilerinizi paylaşımınız için teşekkürler...

Tevfik Soylu 
 21.03.2012 11:13
Cevap :
Tevfik Bey, teşekkürler. Ben de zaten bilgisizlikten, yanlış bilgilendirmelerden, izlenimlerden kaynaklanan durumdan; artık tüm dünyaya mal olmuş çok köklü, güzel bir geleneğin, belli bir kesimce sahiplenilip, aslından ve anlamından uzak kutlamalarla yozlaştırılmasından rahatsız olduğum için yazdım. Sevgi ve saygılar,  21.03.2012 16:07
 
 
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 455
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster