Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
26827
 

Nevruzda Neden Ateş Üzerinden Atlanır

Nevruzda Neden Ateş Üzerinden Atlanır
 

Kuzey yarımkürede gece ile gündüzün eşitlendiği, tabiatın canlanışa geçtiği, astrolojik anlamda güneşin koç burcuna girdiği 21 Mart tarihinde kutlanan Nevruz’un, Farsça “yeni gün” anlamına gelir.

Nevruz, Yenisey-Orhun çevresinden, Altaylara, oradan da Hun Türklerinin Avrupa'ya yürümeleriyle Macaristan'a ve Balkanlara ulaşmış, M.S. 800'lerden itibaren Hazar'ın güneyinden Anadolu'ya ve Mezopotamya'ya taşınmıştır. Mısır Kıptileri de Nevruz'u yılbaşı olarak benimsemişlerdir.

İslâmiyetten sonra da, özellikle Abbasiler devrinde Nevruz, bayram olarak kutlanılmaya devam etmiştir. Nevruz, aynı zamanda Sasanilerde olduğu gibi, Abbasilerde vergi toplama mevsiminin başlangıcı idi.

Selçuklularda kutlanan Nevruz geleneği Osmanlılarda devam etmiştir. Nevruz ve Nevruziye adetleri, II. Meşrutiyet'ten sonra terkedilmiş ve Türk halkı arasında yerini Mayıs'ın ilk haftasında, 6 Mayıs'ta kutlanan Hıdırellez şenliklerine bırakılmış, ama Nevruziye adıyla kutlamalar da devam etmiştir.

Bizde, Cumhuriyet döneminde bir çok başka kutlamalar gibi Nevruz'un da resmî bir mâhiyeti kalmamıştır.

Tarih boyunca gerek Türk dünyasında, gerekse önasya toplumlarındaki nevruz kutlamalarında anlamları farklı da olsa bazı ortak gelenekler göze çarpmaktadır. Bu ortak geleneklerden biri de Nevruz ateşidir. Eski Türklerde ateş kutsal sayılırdı. Tanrı'nın bir hediyesi olarak kabul edilen ateşe atfedilen kutsiyetten dolayı, Türk topluluklarında ateşe tükürmek, ateşe küfretmek, ateşi su ile söndürmek, ateşle oynamak hoş karşılanmaz. Ateşin kötülükleri, hastalıkları kovduğuna ve yok ettiğine inanılırdı. Ateş kültü ile ilgili başka bir gelenek, eski Türklerde belli günlerde büyük bir ateş yakılarak kurbanlar kesilmesi ve dualar okunmasıdır. Ateşin çıkardığı alevlerin rengine bakılarak kehanette bulunulurdu.

İran’da Nevruz kutlamalarında yakılan ateş tapınmanın objesi olarak kutsal sayılmıştır.

Türk kültüründe ise, ateş temizlenme ve arınma amacı olmuştur. Nevruz kutlamalarında sık sık görülen ateş atlama geleneğinin kötülükleri ve hastalıkları kovduğuna inanılmıştır.

Ergenekon Türklerin Ergenekon'dan çıkış günü olarak kabul edilen bu günde, Türkler, her yılbaşında Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek, çeşitli kutlamalar yapıyorlardı. Efsaneye göre: Türkler, bütün kavimler birleşerek Türklerden öç almak için yürümüşler ve on gün savaşmışlardır. Önce yenilmiş olmalarına rağmen hile yaparak Gök-Türkleri yenmişlerdir. Türklerin bütün çadırlarını, mallarını yağmaladıktan sonra büyüklerin hepsini kılıçtan geçirmişler, küçükleri kul edinip alıp götürmüşlerdir. Gök-Türk Hanı İl-han'ın hayatta kalan küçük oğlu Kıyan ile yeğeni Tokuz, kadınlarıyla birlikte esaretten kaçarak geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere gelmişler ve burasının adını Ergenekon koymuşlardır. Çok münbit bir yer olan burada dörtyüz yıl kalmışlar, çoğalmışlar ve buraya sığmamışlardır. Böylece Ergenekon'dan çıkma gereği hasıl olunca bir demir dağı eritip dışarı çıkmışlar, düşmanlarını yenip öçlerini almışlardır. Bu sırada hükümdarları Börteçine=Bozkurt idi. İşte yeni yılın başladığı bu gün Gök-Türkler'de bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Ergen (mek) fiili Türkçe'de, tohumlamak, neslin devamını sağlayacak yetenek sahibi olmak anlamına gelir. Ergen kişi, ergenlik çağına ulaşandır. Ergen, bir yeteneğin kazanılmasının açık işaretlerinin ortaya çıktığı kişidir. Buna ilk gençlik de denilir. Ergenen-kün/ergenen-gün ise, dirilişin, çoğalışın, başkalarının kabul edebileceği bir büyümenin temellerinin atıldığı gündür. Toplumların inanışlarını sembolleştiren kabuller ve davranışlar vardır. Bozkurt, Türk mitolojisine göre hürriyetin, bağımsızlığın, ateş ise demire hükmetmenin göstergesidir. Ergenokon destanında kurt, ateş ve insan yayana gelerek, uyanmış bir tabiata hâkim olmanın temelini atarlar.

Kaynağı ne olursa olsun Nevruz oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış ve değişik kültürlerde yer almıştır. Bazı toplumlarda Nevruz'a dinî bir mâhiyet verilmeye çalışılmıştır. Kimi Nevruz’u İran, kimi kürt, kimileri de Türk toplumun bayramı olarak atfederler. Kimin bayramı olursa olursa olsun, geleneklerin sürmesi, inançların tazelenmesi, değer yargılarının, törelerin kökleşmesine yardım ederek toplumda müşterekliği paylaşmayı bütünleşmeyi sağlar.

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 687
Toplam yorum
: 1689
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2407
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster