Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
318
 

Niçin yazıyorlar [2]

Niçin yazıyorlar [2]
 

Aynı başlığı taşıyan bir önceki yazımıza şu cümlelerle başlamışız: “Sahi, niçin yazıyorlar?.. Konuşarak, kolayından derdini anlatmak varken, insanoğlunun kendisini, kendi iradesi ile zora sokarak, “yazması”nın nedeni ne ola ki?..” Konu hayli ilgi çekti… Yazı yazma “sorunsalı” ile ilgili “yazı”larımız konusunda çok sayıda e-posta aldık. Eleştiri ve övgülere bulandık. Ve biz de [artı + eksi] bu ilginin peşine düşerek, konuyu sürdürmeye ve bu yöndeki düşüncelerin bizi götürdüğü yere kadar gitmeye karar verdik. Evet, “niçin yazıyorsunuz?..” sorusuna verilen yanıtlardan alıntılar yapmayı ve bu konudaki düşüncelerimizi sorgulamayı sürdürüyoruz: Ünlü yazar Jorge Amodo soruyu şöyle yanıtlıyor: - Öncelikle bir iç gerekliliğe yanıt vermek için yazıyorum… Bu zorunluluğun gereğini yerine getirmek için yazıyorum. Bu durumda, “yazmama”yı, istesem bile başaramam... Çünkü izlekler, kahramanlar, ortamlar gelip dayatıyorlar… Ve ben bu nitelikteki bir zorunluluğun peşine takılıp masamın başına geçiyorum… İşte roman böyle doğuyor!.. Sonra bir başka açıya, bir diğer zorunluluğa değiniyor ünlü yazar; - Diğer taraftan, acı çeken bir halk için daha iyi bir yaşam mücadelesine omuz vermek için… Umudun bayrağını yükseklere taşıyarak, ülkenin gerçeklerini değiştirmeye yardımcı olmak için yazıyorum… Önemli sözler bunlar… Önemli bir dünya görüşünden damıtılan sade, ancak görkemli sözler… Bizce bu “dünya görüşü” çerçevesinde altı çizilecek birincil madde, yazarın iki önemli öğeyi alt alta sıralayıp, bunları yaşamı içinde birleştirmesidir. Amodo şöyle demektedir:

1)
Yazmak, insanın iç gerekliliğine verdiği bir yanıttır…

2) Hemen bunun yanında ise, toplumsal sorumluluklarının ertelenmesi mümkün olmayan bir gereğidir.

Demek ki yazar, insanoğlunun [naçiz] bir temsilcisi olarak, yaşadığı topluma karşı üstlenmiş bulunduğu sorumluluklarını bir “iç gereklilik” mertebesine yükseltmeyi bilebilen yetkin bir kişidir… Kendisini bu nitelikler içinde yetiştiren ve geliştiren bir kişilik yapılanmasının usta bir mimarıdır… Gül ile bülbülün öyküsünden, gül ile bülbülün içinde yaşadığı düzenin olması gereken ilke ve esaslarını çıkartan bir toplum-bilimcisidir. İnsanlık idealleri yönünde sürdürülen toplumsal mücadelelerin ateşleyicisi ve bu mücadelelerin savaşçılarına güç, moral ve bilinç götüren bir devrimcidir… Yazar, genel koşulların öznel niteliklerini araştırmaya yönelik olarak sürdürülen hummalı bir çalışmanın mütevazı bir neferidir. Yazar, bireycidir. Yazar, toplumcudur. Yazar, birey ile toplumun kesiştiği noktada, sözü edilen karşıtlığı çözüme doğru yükselten sentezin köprüsüdür… Bu köprünün tam orta noktasında çevresini gözlemleyen bir yaratıcıdır…

Ünlü yazar Amodo, işte “<ı>bu zorunluluğun gereğini yerine getirmek için yazıyorum” diyor… Ve hemen ekliyor: - Bu durumda, “yazmama”yı… İstesem bile başaramam!..

http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 466
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster