Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
343
 

Nötralizm

Nötralizm
 

Denge ve yaşam


Nötralizm bir dengedir. Eylemsiz-Eylem; Güç, disiplin ve irade Nötralizm’in çekirdeğidir. Bu çekirdek ,içinde dengeyi barındırır ve toprağa/ uzaya ekildiğinde-eyleme alındığında, tüm bu dengenin “adıyla” yaşam bulur,büyür ve gelişir ve sürecini tamamlar.

Atom modelini bilirsiniz. İçindeki dinamiklerle birlikte bir sistemi barındırır. Tüm alt nedenlerinin sentezinde üçlü bir bağ ile zihinlerimizde “görünür” bir bütünlüğe dönüşür. Ve bu duruşu ile de tabiatın dengesine atıfta bulunur. Bütünlüğün-tabiatın dengesi ile atom dengesi sekronizedir ve rezonansa gelmeleri, sonsuzluğa akışın ilk nedenidir. Senkronize olmak, bütünleşmek, aynı döngüde birbirlerinin hız ve devinimlerinde örtüşmek, birbirlerine katılarak, var olmaktır..Bu ortak gücün veya kazançlı bütünlüğün ön akışında oluşan Rezonans’a gelmek, sonsuzlukla bütünleşmek, yani okyanusa eren damlanın “okyanus” olmasının adıyla üstlenmektir..

Eylem, eylemsizlik ve denge varlığın sonsuzluk akışının bilincidir.

Atom sistemi içindeki Elektronlar, eylemin ve akışkanlığın sembolüdür. Proton eylemin eylemsiz karşıtı, eylemsiz olandır. Eylemsizliğini eylemle dengeler; tutma - duruş gücü, eylemin(elektronların), devinim-eylemsel gücü kadardır. Nötronlar, bu ikilinin bağıl - devinim gücünü dengeler; yani amortisör görevi üstlenir. Atomun kırılmasını, dağılmasını engeller. Tabi ki tüm bu süreç, dışarıdan bir “ bombardıman” a tutulmadığı sürece… Kimyasal, fiziksel tepkiler, atomun kendini koruma seviyesinde bir sorun teşkil etmez. Aynı insanın bağışıklık sistemi gibi, doğal seyir halinde önüne çıkan virüs saldırılarına karşı manevra yeteneği, sistemini korumasına- bir arada tutmasına yeterlidir, bu güç vardır ve dengesi içinde barınır!

Atomun kendi içindeki bütünsel dengesini tutturması, evrimsel süreç içinde mümkün olmuş, molekülleşip, yapılaşmaya ve evrenler kurmaya aday olmuştur. Kendi içinde dengesini bulamayan bir atom yoktur. Zaten böyle bir şey olamazdı; bizler de olamazdık, Galaksiler, yıldızlar ve gezegenler.. İçinde ne varsa onlarda olmazdı.. Maydanoz da olmazdı! Kuşlarda.. Nötralizm’i yazan ben de..

Nötronsuz bir atom tekerleği dönerken, önlerine çıkan bir engelde veya çukurlarda aks kırardı. Nötron, atom tekerleğinin dönüşünü destekler, sistemin millerini, ekipmanlarının tahrip olmasını engeller görevdedir. Yani, Atomu oluşturan tüm parçacıklar bir bütünün bireyselliğini korurken, toplumsal devinimini de (moleküler), korumuş olur. Kendi içinde iyonlaşan  atom, molekül içinde radikal, dağınık, çatışmalı bir duruma sürüklenir..yani asit yağmurlarına dönüşür..paslandırır, anti oksidan olur! (Ortadoğu savaş alanına dönüşmesi gibi.)

Araç her zaman garaj da beklemez. İş görmesi, yol alması gerekir. Durmak ve hareket etmek, dengeden taviz vermeden “olmak” tır. Atom, eylem ve eylemsizliği içinde hep dengededir.

Nötralizm, yukarıda verilen somut örneklerin ışığında tüm sistemlerin Dengesidir. Çember içindeki tüm nedenlerin eylem ve eylemsizliğin merkezinde kendini total de gösteren, dengenin adıdır. Sadece nötron değildir, aynı zamanda proton ve elektrondur..Yani Atom’un var oluş nedenidir.

Durgunluk, eylemde olmak ve her ikisinin ortak buluştuğu gri noktada olmak; sistemin duruşu, varoluşu ve deviniminin yaşamsal nedenidir. Bu üçlü ittifak- üçü bir arada olmak- koca bir cüsse olmaktır. Güçlü, dinamik ve atılgan ve yıkılmayan olmaktır.

Ortak güç dengesi de diyebiliriz. Evrenin var olmasının da bilincidir bu denge.

Nasıl bu denge kurulmadığında ne bir atom, ne de bir yapıyı inşa edemiyorsak, insan yaşamı içinde bu denge önemlidir. Yani siz sadece asidik yaşayamazsınız, alkali de olmalısınız. Bu her ikisinin ortak karışımındaki ince bir dengede İnsanı yaşatırsınız.

Toplumsal yapıyı ve içindeki sosyal yapıyı inşa ederken de bu denge vardır. Yoksa inşa edemezsiniz, etseniz de dengeye gelene kadar kavga edersiniz, acı ve gözyaşları bırakırsınız (Filistin-israil kapışması).  Toplumsal ve sosyal duruşun özündeki felsefe de, bu dengedir. Dünya’ya hakim olmak “dengesizliği” içinde aklınız dengeye gelene kadar, kendi insanınıza uykuyu haram edersiniz! Kafkasya da 90 000 insanı ölüme götürmenizde bu dengesizliğinizin eseridir. Parti kurup, iktidar olmak ve iç dengenizi bulmadan toplumları yönetme sanatına soyunmakla da 40.000 000 insanın ölümüne sebep olmakta, bu dengesiz halinizi toplumun üstüne kusmanızdır. Yeryüzüm yasalarını( kozmik yasaya atıfla) hice sayarak, kendi iç çatışmalarınızın mengenesine sıkıştırdığınız bu yasalarla oynayarak, ucube ve sanal yasalar icat ederek, sadece konuşma sanatı ile duyguları sömürmekle elde ettiğiniz “iktidar” la, bir çok iş kazasına neden olarak, nice canların ölümlerine sebep olmakta bu “denge” bilincinin gelişmemiş olmasındandır.

Bilgi ve bilgece bir duruş, hayati bir sorgulamadır toplumlar için. İçinde bulunduğu tabiatın, aynı bu denge çizgisi üzerinde hep beraber “var olma” bilinci de , yüksek bilgelik gerektiren doğru eğitimin, kendi toplumuna kazandırdığı bir cevherdir. Ve kanıtlarını her gün gözlerimizin önüne getiren BİR GEZEGENDE YAŞIYOR OLUŞUMUZ; tüm yaşam parametrelerinin, içinde yaşadığı tabiat ile birlikte sonsuzluğa akmalarıdır.

Nötralizmin, İnsan ve Toplum yaşamındaki yerini, bugüne kadar getirdiğimiz süreç içinde pek göremedik..Görmek için, derince bir zaman sürecini beklemek, bir çok deneyimler yaşamak ve artık, sürekli “ağrıyan başımızı” geçiremediğimiz ağrısını, nasıl geçire bilmeliyiz de, rahat  bir yaşam  huzuruna erdirebiliriz diyerek bu günlere geldik..

Tehlike çanları çalmaya başladı! Yaşam alanlarımız, insan ve insanlığımız ve nesillerimizin yaşam haklarına olan yüksek saygımızla (evrensel ve evrimsel yaşamı korumaya güdümlü genlerimizin baskılaması yanını da anlayarak..) artık, ayağa kalktık!

Kalkmalıyız da!

 Çünkü, doğa, seçim hakkını benden yana, atalarımın büyük emekleri dikkatinde  güvenerek, dünyamızı şimdilik bize emanet etti.. Hiçbir otorite benim bu hakkımı elimden almaya gücü yetmez..

Dengemizi korumak adına çok cahilliğimiz ve beraberinde çok acıları yaşamamız oldu. İnsan, hem kendini hem de çevre ve yaşam yoldaşları bitkiler, hayvanlar ve kendi türdaşları ile olan ilişkilerinde ortak olanın, birlikte bir katılımla ve yaşamını bütünsel dengesini anlayarak, doğasını tahrip etmeden ve tüm canların yaşama haklarına saygıyla, işini, için için öğrendi.

 Öğrendiğimiz en asil bilgi bu DENGEYDİi ..

İşte bu asil olan bilgi, Tabiatın var olmasının da asaletinde barınan bir DENGENİN adıdır!

Nötralizim, Toplum ve insanın,  birlikte var olma sanatının ve mecburiyetinin asil bilgisini barındıran yeni bir akımın, rejimin de adıdır..

Nötralistler Yunus Emre’ler, Mevlana’lar, Hacı Bektaş Veli’ler olduğu gibi, Kalenderler, Mustafalar, Ayşeler, Fatma’lardır aynı zamanda. Üst kimlik, alt kimlik demeden tüm insanlığın ve insanların ve nice nice canların zihinlerinde ve yüreklerinde merkezleşen vicdanlarının da adıdır. Ve bu “nötralist”ler aslında çoğunluktadırlar ama dayanışmayı doğanın bağrında aradıkları için alçakgönüllüdürler, sivrilmemiş, cemaatleşmemiş, yarışa girmemiş, her yurdu kendi yurdu gibi bilmiş, hiçbir insanı ayıplamamış, kendi gibi bilmiş,görmüş-geçirmişlerdir. Evleri yok gibidir, KALPLERİ KABE, BASTIKLARI HER YER İBADETHANE, KALPLERİNİN ATIŞI İBADET BİLİP, SUSMUŞLARDIR!

Dünyamızı dolduran ve tüm kapatılmışlıklara rağmen için için büyüyen, çoğalan milyonlarca insanın vicdanlarında biriken hayatı koruma ve yaşatma sevdalarının oturma alanı da, bu alandır!

Nötralizim, Halka ait olsun – olmasın, tüm rejimlerin içlerinde ve karşıtları ile ilgili tüm tarihsel savaşların ve kargaşanın temelinde bulunan “büyük aptallığı” al aşağı edecek bir yürekli Rejimin de adıdır.

Dünya da, yukarı orta ve aşağı bilinç seviyelerinde insanlar ve topluluklar vardır. Olacaktır da..bu bir üstünlük değil, zamanın emek farklılıklardır. Alim dediğimiz, cahillikten alim olmuştur. Ve ilkokul birinci sınıfta olacak, üniversite birinci sınıfta olacak sonuncu sınıflarda..Uzmanda olacak pratisyende..çırakta olacak, tekniker de, Mühendiste.. Çoban da olacak, okur yazar da, edebiyatçı da olacak, şair de..

Hiç birisi bir birinden “İnsani” olarak üstün değil, mesleki olarak farklı uzmanlıkları ve kariyerleri taşımışlardır bu kadar. Hepsinin yaşam sevdası kutsaldır. Hepsinin doğanın nimetlerinde hak almaya yetkisi vardır. Hepsinin bebeği, aynı kalitede süt içmeye hakkı vardır. Bu alanda yarışta vardır, barışta vardır, kardeşlikte vardır. Dengeli bir duruşla karşılarına gelindiğinde, kendini eğitmenin, farklılığın, yetenek çeşitliliğin kabulünü anlama fırsatı da vardır. Tüm bunlarda bilim vardır,ibadet vardır, ikna vardır, natürel gözlem vardır,anlayış vardır, yaşam vardır..Gecenin dinlendirici huzuru vardır.

Tüm bunların içinde bir şey vardır; o da DENGEDİR!

Atomdan moleküllere,tabiata, nesnelere, insanlara, eğitime, adalete ,yönetime, her nereye varana  kadar Denge vardır..

İşte toplumsal rejimler, bu nüvelerin içinde olan dengeyi azdan çoğa doğru bozdular.. Aslında daha bilinçli ve daha nötral hale sokmaları gerekirken; daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir “aptallığa” sürüklediler. İlkel çağdan modern çağa geçene kadar bu fark edilemedi. Zaten o kadar kalabalık değildi, zihinsel alan tam olgunlaşmamıştı.. Dünyanın geniş boşlukları bu dengesizlikleri absorbe edebilme yeteneğinde ve duruluğundaydı.. Zaman sakin ve sükunetliydi..kavgalar olsa da bu sürecin envanterine denk düşüyordu, ve sorun zihinsel bir sürecin içine yerleşmemişti.

Aristo’dan Auguste Comte’ye, Herbert Spencer’den Karl Marx’a ve Max Weber’e kadar sosyal ve toplum bilimcilerinin büyük emekleri ile ortaya atılan milyonlarca Yönetimsel- rejimsel tez ve tezlerle gelebildiğimiz şimdiki halimizin penceresine oturduk ve etrafı gözlemlemeye başladık..

Şimdiki durumlara, rejimlere ve “Demokratik” meclislere kadar kafamı çok kurcaladım..Binlerce neslin dünya yaşam hakkını, temiz çevre ve toprak emanet “alma” haklarını ve daha bir çok yaşam gereksinmelerinin tahrip edilmesine kadar uzayan meseleler.. Şimdiki üç-beş nesil nasıl da talan etmiş ve koca bir yığın sorunlar bırakmış.. Mutsuzluklar, kavgalar ve içinden çıkılmaz haller..

Tüm bunlar, tüm Bilginlerin ve felsefecilerin, Askerlerin ve günümüz bilimcilerine kadar anlatılanların, çizilenlerin yığın kütüphanesinden çıkan Dünya, koca bir kaos. Ve, “sanal” yapılanmaların getirdiği yanılsamalarla dolu bir dünya ve yönetimleri..

Kitaplarda güzel olan çok şeyler yazıldı aslında. Ama ince bir çizgi üstünde gördüğüm şey, bilimsel bilginin evrenin içinde yatan sırrın, atomun içinde gizli olduğunun ve bunun tüm nedenlerimize sirayet ettiğinin “olgunlaşmış” bilgi eksikliğinin olduğunu da görmemdi.. Hitler’i doğuran arka planın dünya dengesini yitirmek olduğu ve bu dengesizliğin “serbest radikalinin “ hitler olduğudur. Hitleri doğuran nefretin, Karşıt bir güce sinmiş olduğu ve bu gücün Stalin’de toplandığını görebilmem oldu. Atomu okudukça iyonlaşan dünya sahasını çok iyi anladım ve Tüm karşıtların, birbirinin doğurucusu olduğunu

Anlamam zor olmadı. Oradan “Çatışmasız” bir alanı nasıl inşa edebileceğimizin şimşekleri çaktı anlımda. Bu dengeden uzaklaştıkça bir sistemin nasıl korozyona uğradığını, toplumları nasıl çürüttüğünü anladım. Yapılan bir bina, bir eylem alanı ve en küçük parçacıktan en büyük elemana kadar hepsinin “dengesinde” bu bina inşa olduğunu anladım. Bu binanın da bir bilgi birikimi olduğunu anladım. Bilim olduğunu anladım. Bizi yöneten tüm rejimlerinde bir dengesi ve yüksek bilgisi olması gerektiğini anladım.

Nötralizm bir rejim değil, tüm rejimler üstü bir “DENGENİN” adıdır. Bu dengenin, her ne sistem olursa olsun, yapıyı ayakta tutan önemli bir bilgi-eylem- ve “denge” nin eseri olduğudur. Dünya İnsanlığına ve yaşamsal yüzüne bu bilginin işlenmesidir, bu tek kurtuluşumuzdur!

Dünya İnsanlığını yönetim şekillerinin, Monarşik, azınlık eğemenliğine dayalı rejimlerin (Halka ait olmayan rejimler) ve Bazı kurnazlıkları içinde barındıran Meclis hükümet rejimleri, Parlementer ve Başkanlık rejimleri ( Halka ait olan) nin hiç birinde bu durum tam anlaşılamamıştır. Nötral bir Güç barındırması gerektiğinin bilincine varılamamıştır. Rejimlerin halka uzak olanların zaten böyle bir kaygıları yoktur. Güçleri kendi ellerinde toplamak istemişlerdir ama çoğu bu bilinci göz ardı ettiğinden dolayı kendileri de yönettiği halklarla birlikte harap olmuşlardır. Saddam örneği en bariz olanıdır..

Biz, Halka Ait olan rejimleri bu DENGE ile buluşturmak için Yola Çıktık! Çember tam dönüş ölçüsünde olmalı ve denge ile yol almalıyız. Tüm yaşam ve insanlıkla birlikte doğamız bundan kazançlı çıkacaktır.

Herkes kazanacak, korozyona uğramadan yaşamını sürdürecek, Tüm yaşam ortakları ve insan kardeşleri ile hem bu dünya da hem de ileride açılacağı uzay serüveninde mutlu olacak ve Kozmik yaşamla bütünleşecektir..O kadar atom var ki kozmosta, hepimize yeter de artar bile.. Milyonlarca yıl, milyar nüfusla yemiş olsak ta, koca evrenden bakarak bir ceviz kabuğunu geçmeyen bir madde tüketmiş olarak tarihe geçeceğimizden emin olarak da.

Not: Nötralizm bilgilendirme serisine Yeni başladım. Bir çok makale ve denemelerim olacak, en sonunda “ NÖTRALİZM” Kitabım çıkacaktır.. Okurlarımın eleştirileri bana ışık olacaktır, beni besleyecektir. Desteklerinizi beklerim..

Nötralizm, Natüral bilincimizin doğayla tam buluştuğu bir milat olacak ve bizleri Güzel Dünyamız da, dünya’ya geldiğimize pişman etmeden, mutlu kılacaktır..

Ben NÖTRALİST olmaktan hep huzur duymuşumdur. İncisem de İncitmeden yaşamayı da öğreten de bu duruşum olmuştur.

Mutlu ve huzurluyum.

 

Hepinize sevgiyle güzel okurlarım..

 

Kalenderce

 

Not: “Nötralizm” benim isim hakkımdır, Anlatmaya , Yaşatmaya devam edeceğim.

 

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 161
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 238
Kayıt tarihi
: 23.02.09
 
 

Kalenderce yaşarım. Okurum, gezerim, Çocukluğum şanslıydı; özgürlük en büyük mükafatım. Hiç bir kal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster