Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
297
 

Nüfus!

Nüfus!
 

Ülke nüfusunun algoritması yaşam kalitesini etkilemektedir.

Eğitilmiş, doğaya saygılı bireylerden oluşan, sağlıklı koşulları üreten bir nüfus esastır.

“Biz” halen 77 milyonu aştık, beş sene içinde 82 milyona ulaşacağız ve çok “genciz”.

İnsanımıza iş, aş, meslek, onurlu bir emeklilik, doğduğu yerde esenlik sağlamak zorundayız.

Kapalı toplumlarda doğurganlıkla ilgili devlet öğütlerini de komplo teorilerini de bırakalım.

Ancak alt başlıklarıyla demografi demokrasinin nitelikleri ve yaşamın nimetleriyle ilgilidir.

Bu makalemizdeki sayısal verileri her okuduğunuzda eğitim, sağlık, emeklilik, çevre anılmalı.

Bizde artıyoruz, dünya da çoğalıyor!

Bir BM çalışmasına göre son 12 yılda Dünya Nüfusu 1 milyar daha arttı.

Halen 7,3 milyar insan yaşıyor yerkürede; 2050’de 9,7 ve 2100 yılında (küresel ısınmadan geriye hale bir gezegenimiz kaldıysa) Dünya Nüfusu 11 milyar 200 milyon kişiye ulaşacak.

Savaşlar, salgınlar, doğal afetler ve saire hepsi “hesaplanmış” gerçek şu ki, taşıma kapasitesi giderek zorlanan bir dünyadayız!

O arada kıtaların özgül nüfus ağırlıkları da değişiyor. Örneğin Dünya Nüfusunun beraberce yüzde 19’unu oluşturan Çin ve Hindistan 2022’de liderliği değiş tokuş edecekler. Son 35 yılda Afrika dünyadaki nüfus artışının yarısını oluşturdu; 28 ülkenin nüfusu 2’ye katlandı.

Nijerya (ki, yolsuzluklar şampiyonu olarak bilinir) 2050’de ABD’nin nüfusunu geçecek ve dünya üçüncüsü olacak, diye bekleniyor.

Avrupa ise yaşlanıyor… 50’lerde 4 Avrupa ülkesi; Rusya başta ve Almanya, İngiltere, İtalya ondan sonra; ilk 10’dayken, 2050’den itibaren hiç biri en kalabalık on ülke arasında yer almayacak.

Yaşlanmış nüfusun getireceği sorunlar olduğu gibi hızlı artışın getirdiği sorunlar da var:

-Yoksulluğun artması,

-Eşitsizliğin yoğunlaşması,

-Açlığın yaygınlaşması,

-Eğitim ve sağlık hizmetlerinde düşüş…

Şimdi sıkı durun: Bu yüzyılın sonunda 11 milyar insanı konuk edecek şu yaşlı dünya.

20. yüzyıldan ve özellikle tarım devriminden bu yana hayatta kalma oranı arttı, soğuk depolama sistemleri ticari otoyollarla birleşti ve artık bu ağı internet tamamlıyor; bu refah demek; her türlü olanaksızlığa karşın aşı ve temiz içme suyu kampanyaları açmak demek.

Şimdi artık;

-Su kaynakları,

-Ormanlar,

-Yeşil Alanlar,

-Göller,

Hem merkezi yönetimlerin hem de yerel yöneticilerin dillerinde ve onları da denetleyen uluslar arası kurumsal dayanışmanın hedefinde…

Fakat küresel kirlenme de bir diğer yanda en acı ve geri dönüşümü zor sonuçlarla duruyor. Bazı kuramlara göre metalik buzul vahşi bir çağa da girmiş bulunuyoruz.

Şimdilik bilim-kurgu skalasında gişe yapan filmler, doğanın yıkımını önleyemezsek nüfus bakımından azala ezile “eskiye” döner miyiz, sorusunu da beraberinde getiriyor.

MÖ 6500’de mesela Kuzey Afrika, Mezopotamya ve Güney Asya’da topu topu bütün kürede 7,5 milyon “insan” yaşıyormuş… Sezar’ın Roma’sı hüküm sürerken 285 milyon kişi varmış.

Çin’de pirinç bulununca dünya nüfusu 12,5 milyona çıkmış, Mısır’da yazı keşfedilince de 14 milyona “yükselmiş” o günün dünyasının nüfusu…

İlk defa 4000 yıl önce sayımız ciddi olarak artmaya başlamış. 1960’lardan itibaren Dünya Nüfusu ikiye katlanmış (tarımda, sanayide, tıpta ilerlemelerle) insanlığın gayrisafi hasılası toplamı on kat, insan nüfusu ise %40 dolayında artmış.

Fakat 21. yüzyılın dünyası yaşam kalitesi ve paylaşımın dengesi bakımından çok olumlu göstergelere sahip değil: Dünya’da şirketler var devletlerden zengin, devletler içinde şirketler var kendi yönetimlerinden daha büyük!

O arada ülkeler arasında ve ülkeler içerisinde bölgeler, bölgeler bazında kentler ve kentler içinde sosyal kesimler açısından çok ciddi gelir, geçim, yaşam standardı farklılıkları var.

Bütün bu olgular, sürdürülebilir bir yaşam için kolektif bir bilince ve vicdana çağırıyı gerektiriyor…

Doğal dengeye, yeşil enerjiye önem veren, öte yanda, silahlanma ve kimyasal kirliliği azaltan, eğitime, sağlığa, alt yapıya yatırımları konusunda hükümetleri özendiren, kaynak kullanımı ve dağılımı için hakça düzenlemeleri ön gören yepyeni, insancıl, sosyal bir anlayış gerekiyor.

Ya insanca bir yaşamı insanlık olarak beraberce kuracağız ya da nerede çokluk orada yokluk.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster