Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '19

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
84
 

Öğretmen Niteliği

Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Sorunu

     Son yıllarda pek çok ülkede öğretmen eğitimi alanında yeniden yapılanmalar ve program değişiklikleri gerçekleştirilmektedir. Özellikle PİSA TİMMS gibi ortak sınavlarda üst sıralarda yer olan ülkeler, bunu çoğunlukla öğretmen niteliğine bağlarken daha altı sırada olanlar da yine çözümü ilk önce öğretmenlerin niteliği iyileştirmede görmektedir. Eğitimin kilit noktasının öğretmen olarak görüldüğü günümüzde, öğretmen yetiştirmenin sadece hizmet öncesi alınan eğitimle yeterli olamayacağı, yaşam boyu öğrenme odaklı anlayışıyla öğretmenin niteliğinin iyileşmesinin mümkün olabileceği görüşünden hareketle bu alandaki arayışlar çeşitlenmektedir. Gerek hizmet öncesi üniversitelerdeki programlar gerek hizmet içindeki arayışlar aslında öğretmenin günümüz dünyasının beklentilerine uygun yetiştirilmesidir. Bir taraftan YÖK yeni öğretmen eğitimi arayışları sürdürürken diğer taraftan MEB hizmet içinde öğretmeni nasıl daha nitelikli hale getirebilirimin cevabını aramaktadır. YÖK tarafından 1997-2006-2013 yıllarında öğretmenlik programlarında değişikli yapılsa da yeniden bir değişim arayışı da halen devam etmektedir. Nitelikli öğretmen yetiştirme eğitimin en önemli sorunu olarak görülürken, kimi bu sorunun çözümünü öğrencilerin daha eğitim fakültelerine seçilirken belirli standartlar getirerek yapılacağını ve eğitim fakültelerin uygulamaya dönük programlarla daha nitelikli öğretmen yetiştireceğini savunurken kimisi de özellikle hizmet içi eğitimlerin ve sürekli güncel bilgilerle öğretmenleri yenileştirilmenin çözüm sağlayacağı üzerinde durmaktadır. Öğretmen niteliğinde hizmet öncesi eğitim ne kadar önemliyse hizmet içinde geliştirilmesi de o kadar önemlidir. Çünkü üniversitelerde çok iyi akademisyenlerle, mükemmel programlar ve uygulamaya dönük eğitimler verildiğini varsaysak bile, hizmet esnasında değişim çok hızlı ve yeniliklere uyum zorunludur. Hizmet içi eğitim, yeni eğitim yaklaşımlarını uygulamaya koymak, öğretimin niteliğini arttırmak ve uygulanan programların verimliliğini sağlamada bir araç olarak görülmektedir. Öğretmenlerin kalitesini iyileştirmeden, öğretimin kalitesi iyileştirmek mümkün olmayacaktır. Günümüzde hizmet içi eğitim öğretmenlerin mesleki gelişim kavramıyla eşleştirilerek, onların bilgi, beceri, ilgi ve yeteneklerinin geliştirilmesi ve artırılması olarak tanımlanmaktadır. Mesleki gelişim yaşam boyu eğitimi içine alan uzun soluklu bir süreçtir. Eğitim sistemi içinde öğretmene yüklene roller ve beklentiler arttıkça öğretmenlerin de kendini bu yönde geliştirmesi istenmektedir. Hizmet içi eğitimin gerekliliği ve zorunluluğu tartışılmazken, öğretmenlerin hizmet içi eğitime bakışı ve verilen hizmet içi eğitimlerin etkililiği ve işlevselliği önemli bir sorundur. Öğretmenlerin kişisel gelişim ve mesleki gelişimine katkı sağlayacak programlar hazırlanarak hizmet içi eğitim cazip hale getirilse de programların etkililiği konusundaki tartışmalar devam etmektedir.

     Hizmet içi eğitimde görünen bazı aksaklıklar eğitimden istenen verimin alınmasına engeldir. İlk göze çarpan, hizmet içi eğitimlerin planlanması aşamasında öğretmenlerin öğrenme ihtiyaçlarının ve ilgi duydukları konuların tam olarak saptanamamasıdır. Bakanlığın yıl içinde ihtiyaç belirlemeye yönelik yaptığı anketlere yeterli geri dönütlerin verilmemesi, gerçek ihtiyacın ortaya çıkarılamaması ve bunun sonucunda bakanlıkça belirlenen konularda programların uygulanması verilen eğitimlerde arz-talep noktasında dengesizlik yaratmaktadır. Öğretmenlerin ihtiyaçlarına doğrudan cevap veren ve öğretim ortamlarına yansıtılabilir nitelikte eğitimler sunulması hizmet içi eğitimin etkililiğini arttıracaktır. Hizmet içi eğitim uygulamalarındaki en önemli sorunlardan biri de eğitici yeterlikleridir. Bakanlığın merkezi hizmet içi eğitim kapsamında verdiği “Eğitici Eğitimi” programlarını tamamlayanların sahada yerel düzeyde öğretmenlere eğitim veriyor olması, yerelde yapılan eğitimlerin ne kadar nitelikli olduğunu düşündürmektedir. Bakanlığa bağlı hizmet içi eğitim enstitülerinde üniversitelerle iş birliği yapılarak alanda uzman akademisyenlerle “eğitici eğitimleri” yapılsa da kısa süreli olan bu eğitimler, herhangi bir alanda eğitici olabilmek için yeterli görülmemektedir. Dolayısıyla yerel düzeyde verilen eğitimler doğrudan konu alanı uzmanlarından verilmediği, birkaç haftalık eğitimlerle yetiştirilen eğiticilerle yapıldığı için hizmet içi eğitimin tam amacını karşılayamamaktadır. Merkezi yapılan eğitimler gibi illerde de hizmet içi eğitimlerin üniversitelerle işbirliği içinde sürdürülmesi gerekir. Saha içinden görevlendirilecek öğretmenlerinde “eğitici eğitimini” tamamlamış olsa bile konuya yönelik çeşitli çalışmalar yapmış, farklı düzeyde eğitimlere katılmış, yeterli donanıma sahip kişilerin seçilmesi eğitici nitelikleri açısından çok önemlidir. İhtiyaca dayalı, öğretim ortamlarında direk yaygın etkisi gözlenebilen ve alan uzmanlarının verdiği hizmet içi eğitimler hiç kuşkusuz daha nitelikli olacaktır. Diğer taraftan zaman ve mekân açısından uygun planlamaların yapılması, yetişkin eğitimini esas alan düzenlemeler hizmet içi eğitim niteliğini etkileyecektir. Şuan yerel düzeyde yapılan hizmet içi eğitimler res’en alınan zorunlu programlar ve gönüllülük esasına dayanan öğretmenlerin kendi ihtiyaçları ve isteklerine dayalı hazırlanan uygulamalar şeklinde gerçekleşmektedir. Özellikle zorunlu olan eğitimleri öğretmenlerin angarya olarak görmesi ve ön yargılı olumsuz tutumlar nedeniyle, verilen eğitimin içeriği ne olursa olsun faydasız olmaktadır. Son bir konu hizmet içi eğitimlerin değerlendirilmesindeki yetersizliklerdir. Bakanlık elektronik ortamda hizmet içi eğitim uygulamaları sonrası eğitim görevlisini değerlendirmeye yönelik bir ölçek kullansa da, eğitimin içeriği ve öğrenci üzerine etkilerine dönük, süreç üzerinde uzun vadeli bir program değerlendirilmesi yapılamamaktadır.

     Mesleki gelişim programlarının etkili olması için en önemli şart öğretmen tarafından talep ediliyor olmasıdır. Bu talebin oluşabilmesi için öğretmenin kendi eksikliklerinin farkında olması, kendi öğrenme ihtiyaçlarını bilmesi ve kendini geliştirmeye yönelik güdülenme düzeyinin yüksek olması gerekmektedir. Diğer taraftan özellikle zorunlu eğitimlere katılım sonrası, puan, derece, kademe ya da ücret vb türden bir teşvikin yapılması, eğitimlerin iş yükü olarak görülmeyip olumsuz tutumu da engelleyecektir.

     Hizmet içi eğitimin amacı, farkındalık yaratmaktır. Hangi konuda olursa olsun alınan eğitim sadece ön bilgi ya da beceri sağlamaktadır. Devamının getirilmesi, o konuda derinleşme ve edinilen bilgi ve becerinin sınıfa taşınması öğretmenin kendisine bağlıdır.  Öğretmenin “Mesleğimde nasıl daha iyi olabilirim? Öğrenciye en etkili nasıl dokunabilirim? Bunun için nelere ihtiyacım var? Bu ihtiyacımı nasıl karşılayabilirim?” kaygısı taşımadan mesleki gelişim mümkün değildir. Mesleki gelişimin özü ihtiyaç hissetmektedir. Öğrenme hazzı, öğretmende temel ihtiyaç olmalıdır. Yeterli olunan alanlarla meslektaşlarını beslemek, eksik olunan alanları da sürekli öğrenme ilkesiyle doldurmak, öğretmeni gerçek manada nitelikli hale getirecektir.  Bakanlığın son dönemlerde öğretmen niteliğinin geliştirilmesine yönelik çabalarının karşılığını bulması için, öğretmenin de kendi niteliğini geliştirmeye dönük çalışmalarda gönüllü olması gerekir.

          Sonuç olarak,eğitimde değişim, eğitim ile değişerek olacaktır ve bu ancak öğretmen eliyle gerçekleşecektir…

 

Kaynakça

Bağcı, N. ve Şimşek, S. (2000). Milli Eğitim Personeline Yönelik Hizmet İçi Eğitim Faaliyetlerine Genel Bir Bakış. Milli Eğitim Dergisi. 146, 87-116.

Gül, T. ve  Aslan, N. (2009). Sınıf Öğretmenlerinin Küreselleşme Toplumsal Gelişme ve Hizmet İçi Eğitim Programlarına İlişkin Görüşleri. Kastamonu Eğitim Dergisi, 17(3), 881-894.

Gültekin, M. ve Çubukçu, Z.  (2008). İlköğretim Öğrtmenlerinin Hizmet içi Eğitime İlişkin Görüşleri. Sosyal Bilimler Dergisi, 19, 185-201.

Günbayı, İ. ve Taşdöğen, B. (2012). İlköğretim Okullarında Çalışan Öğretmenlerin Hizmet içi Eğitim Programları Üzerine Görüşleri: Bir Durum Çalışması. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 1(3), 87-118.

Habacı, İ., Karataş, E., Adıgüzel, F., Ürker, A., & Atıcı, R. (2013). Öğretmenlerin Güncel Sorunları. Turkish Studies, 8(6), 263-277.

İlğan, A. (2012). Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi ve Denetimi. Ankara: Anı Yayıncılık.

Kayabaş, Y. (2008). Öğretmenlerin Hizmet İçi Eğitimde Yetiştirilmesinin Önemi ve Esasları. Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(2), 9-32.

Pepeler, E., Keskin, A., & Ayhan, F. (2016, Mayıs). Sınıf Öğretmenlerinin MEB Hizmet İçi Eğitim Uygulamalarına İlişkin Görüşleri. Journal Of Research in Education and Teaching, 5(2), 208-218.

Sıcak, A., & Parmaksız, R. Ş. (2016). İlköğretim Kurumlarında Mesleki Çalışmaların Etkililiğinin Değerlendirilmesi. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 17(1), 17-33.

Yaylacı, A. F. (2013). Öğretmenlerin Kendilerini Geliştirmelerine İlişkin Yaklaşım Sorunu. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25-40.

Alparslan Göçen bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 660
Kayıt tarihi
: 19.10.17
 
 

Eskişehir doğumlu.. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu.. M.E.B de Rehber Öğretmen.. Hal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster