Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '20

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
53
 

ÖĞRETMEN OLAMADI ZENGİN OLDU

80’li yıllarda , henüz Çıldır  Kars’a bağlı iken stajyer öğretmen olarak ilk atamam Çıldır’ın uzak bir köyüne yapılmıştı.

O yıllarda ulaşım zordu tabii ki. Ya kış kıyamet tipi, ya da çamur nedeniyle ulaşım hemen kesiliyordu. Zaten köyümün minübüsü yoktu ve biz köyün alt tarafında inip 30-40 dakika tepeye, köye tırmanıyorduk.

Ulaşım güçtü diyorum çünkü, 1000 km. uzaktan Karsa gelene kadar sözgelimi 50 TL veriyor; Şehirden sonra da köye çıkmak için tekrar bir 50 TL. ücret ödemek zorunda kalıyordum Zaten ancak iki-üç ayda bir ilçeye inebiliyorduk. O da maaştan maaşa…

Maaş almak için maaşı takip eden Cuma günleriilçeye inmemize izin verilirdi. İşte karlı bir maaş günü un, şeker, diğer ihtiyaçlar ve benim için önemli olan av eşyaları için bir dükkana girdim. Dükkan ilçenin çıkışına doğru fakat içinde yok yoktu.

Genç dükkan sahibiyle tanışıp eşyaları paketlerken şöyle bir göz attım ki çoraptan una, şekerden takım elbiseye kadar her şey var. “Bizim oralarda böyle değil.” dedim adama. Adam gülerek “Burası  böyle hocam, gelen  müşteri her ihtiyacını görüp gitmeli.” Dedi.

Sonra kendisinin de öğretmen olduğunu belirtti. Şaşırdım. “Galiba burda İlçe Milli Eğitim Müdürünün bile dükkanı varmış, öyle mi ?” dedim.

“Evet pek çok memur ikinci bir işle uğraşır. Hiçbir iş yapmayan ,toklu,koyun besler; lakin ben 1402’lik olduğum için çalışamıyorum.” dedi.

“1402’lik mi? diye şaşırdım, sordum fakat olayı hatırladım. O yıllarda pek çok öğretmen dersleri protesto ettikleri ve birkaç gün derse girmedikleri için 1402 sayılı yasa gereği açığa alınmış, mağdur olmuş Fakat zamanla soruşturmalar neticesinde pek çoğu da mesleğe geri dönmüştü.

Üzüldüm tabii…”Siz geri dönmediniz mi?” dedim .

“Hayır, bir çok arkadaş korkudan, derse girmedikleri halde ,tekrar dönüp derse girmiş gibi defterleri imzaladılar ve göreve döndüler. Ben ise gerçek neyse ifademde onu yazdım ve dönemedim.

“Neyse” dedim, can sağ olsun en azından bu dükkanı açmışsın.

“Evet hocam” dedi. Toplumun vicdanında zaten biliniyoruz. İlçe halkı, çevre köylüler olayı biliyor. Ve sanki ben bu dükkanı açınca dükkana bereket yağdı. İşte bu borç defterim, paran yoksa sen de yazdırabilirsin. Benim kimsede alacağım kalmıyor. Er geç herkes hiç yoksa hayvanını satınca veya ürününü alınca getirip herkes borcunu ödüyor. “Parasını sonra vereceğim,” diyene hayır diyemiyorum.

Şaşırdım, teşekkür ettim. “İlginç dedim yani toplum düşene bir tekme de kendisi vurmamış.”

“Hayır” dedi, “Bakın dükkanıma çok şükür bir memurdan kat be kat fazla kazanıyorum. İçerisi dolu. İlçedeki duruma göre zengin sayılırım. Mal-davarım da var. Ama yine de size bir şey söyleyeyim mi ?”

“Evet.” Dedim .

 Haksız olarak , sanki  bir vatan hainiymiş gibi görevden atılmak ve öğretmenlik yapamamak zor be hocam! “ dedi.

 “Anladım, üzülme her kulununki bir türlü.” Dedim, paketlerimi alarak bir çay içimi kaldığım bu öğretmenin dükkanından üzgün ve düşünceli bir şekilde ayrıldım.

 

Haziran -2020

Ohannes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 123
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1796
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster