Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
16005
 

Okulsuz toplum

EĞİTİMLE İLGİLİ ROMANLAR (17)

OKULSUZ TOPLUM

Yazarı: İvan D. İllich

Yazar Hakkında Bilgi:

Ivan Illich 1926 yılında Viyana’da doğar. Roma Gregorian Üniversitesi’nde ilahiyat ve felsefe eğitimi görür. Salzburg Üniversitesi’nde tarih alanında doktorasını verir. 1951 yılında ABD’ye gider. New York şehrindeki İrlanda Puerto Rico dini bölgesinde yardımcı rahip olarak görev yapar. 1956 yılından 1960 yılına kadar Puerto Rico Katolik Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı yapar. Bu görevi sırasında, Latin Amerika’da görev yapan Amerikalı rahipler için bir eğitim merkezinin çalışmalarını yönetir. 1964 yılından beri özellikle, Latin Amerika merkezli bir “Endüstriyel Toplumdaki Kurumsal Alternatifler” üzerine araştırma programları çalışmalarını yürütür. “Okulsuz Toplum”, ABD’de Harper-Row Yayınevi tarafından “Dünya Perspektifleri Dizisi”nde yayınlanmıştır.


Romanın Edebi Özeti:


Okulsuz Toplum” adlı kitapta, Ivan Illich’in öğrenimin kurumsallaştırılmasını sorguladığı makaleler vardır. Henüz küçük bir çocukken, etimizin ve kemiğimizin ailemiz ve öğretmenlerimiz arasında pay edilmesiyle paylaşan okul maceramızı farklı açılardan inceler. Ivan Illich, hastanede doğup hastanede ölen, yani bir kurumun elinde doğan ve kurumlarla dolu bir dünyada yaşayıp, bir kurumda ölen insanlar olarak durumumuzun pek de iç açıcı olmadığını vurgular. Okulun, statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğundan dolayı bu prestije sahip olduğu yolundaki tezini kanıtlamaya çalışır. Ona göre, günümüzdeki okullar, eğitim açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik de taşımaktadır.


Romanın Eğitimin Öğeleri Açısından İncelenmesi:


Kitapta eğitimin öğelerinden sadece ‘eğitim programı’ ele alınmıştır. Eğitim programına yapılan eleştirileri sırayla görelim:


1) İvan İllich, tanınmış çağdaş eğitimcilerden biri olarak günümüzün zorunlu eğitim sitemini suçlayıp mahkum ederken, öğretmen otoritesi karşısında büyük bir başkaldırı hissi duyduğunu da ifade eder. İnsanların her birinde öğrenme isteği ile birlikte doğal olarak araştırmacılığın geliştiğini ileri sürer. Dolayısıyla, okulların yerine geniş iletişim ağlarının kurulmasını önerir. İsteyen, istediği bilgiyi direkt olarak ulaşabileceği kanunun uzmanından öğrenebilecektir. Bu sistem içerisinde öğretmen ve öğrenci varlıklarını sürdürmektedir, ama zorunlu olarak bir arada bulunmak ve kurallara bağlı ilişkilere girmekten kaçınmalıdır.


2) Belirli reçetelere göre hareket eden ve disiplinden hoşlanan genç olamaz. Öğrenmek üzere kendisine sunulan her sözün hesabını yapan ve sözcüklerin ardındaki anlama ve öze önemle eğilen genç ve buna izin veren öğreten, sağlıklı ilişki içinde bulunan kişiler olacaktır. Öğrenene bir çok bilgiyi sunmak, şüpheci bir biçimde bu bilgilere yaklaşan gencin bilgiyi seçmesine imkan tanımak, bir öğretenin edinmesi gereken bir tutumdur.


3) İvan İllich, başkalarının saptadığı ölçülere mahkum olan öğrencilerin değerlendirme ölçütlerini, yani sınavları da eleştirmektedir. Çünkü insan, bir süre sonra bu ölçütlerin altında kalıp ezilmekten kurtulamamakta, sınavlar insanları gözetim altında tutarak, onu standartlaşmaya itmektedir, der.


Gerçekten okuldaki başarı düzeyine dayanan her tür ayrıma son verilmesi gerekmektedir. Bir insanın yıllar önceki okul durumuna göre yargılanması; yargının sonucu ister iyi olsun, ister kötü; büyük haksızlıktır. İnsan gençken ona herhangi bir bilgi aktarılıyor ve ondan da bilgiyi tekrarlaması isteniyor. Başarıyor ya da başaramıyor. Daha sonraki yıllarda birilerini, başka bir insana, yukarıda sözü edilen insanın çocukken ne ölçüde başarılı olduğunu soruyor; diploma da somutlaşan bütün bu çabaların sonucu sürdürebileceği yaşam seviyesi belirleniyor.


4) Okuldaki eğitim; “öğrenen-öğreten-öğretilen/konu” açısından değerlendirildiğinde, öğretilen konu odaklı bir eğitim sistemi içinde gerçekleşmektedir. Edilgen bir konumda bulunan “öğrenen”, verilen bilgiyi almak, bilgilerin aktarıcısı olan eğiticinin söylediklerini benimsemek, zorundadır. Böyle bir sistem içinde yetişen bir kişi, daha sonraki yaşamında da edilgen konumun dışına çıkmamaktadır. Öğretilen konuya ağırlık verilen eğitim sisteminde, “öğreneni” bilgili bir kişi durumuna getirmek amaçlanır, ele alınan her konuda öğrenene çeşitli bilgiler verilir.


İllich’in önerdiği eğitim sistemi; her canlının, ister çocuk olsun ister yetişkin, yöntem ve tekniklere, uzman kişilere özgürce ulaşabileceği bir sistem olmalıdır. Kafaları ansiklopedik bilgilerle doldurmak yerine; istenilen, ilgi çeken her şeyin öğrenilebileceği ve öğrenmenin, belirli zamanlara sıkıştırmak yerine tüm yaşama yayıldığı ve özellikle yargı ve ceza ile değil de sevgi ve övgü ile değerlendirildiği bir sistem geliştirilmelidir.


5) Günümüzde bilgi kaynağı kitaplar, konuşmalar, iletişim araçları, arkadaşlar, yolculuklar olmalı, bu yollarda edinilen bilgiler başarılı olma şartına bağlı olmamalı, seçilerek öğrenilen bilgiler, belirli ihtiyaçlara dayanmalı ve bir çok uygulama alanı bulmalıdır. Bu şekilde bilgi, her an canlı tutulacak ve sonuçta insanların dünyayı istedikleri gibi algılayıp özgür olmalarına imkan verecek nitelikte olabilecektir.


6) Öğrenene verilecek bilgiler, öğrenenin daha önceki eğitimine, nasıl yetiştiğine ve onun koşullarına uygun olarak oluşturulmalıdır. Öğrenenin çevresi, ilgi alanları önemli olmalıdır. Edineceği bilgilerle önce kendisi, kendi çevresi ve koşullarıyla ilişki kurabilmesi, değişik koşullarla kendi durumunu karşılaştırarak hem bilgi hem de kişilik açısından gelişmeye çalışması amaçlanmalıdır.


“İnternet” ve “çoklu ortam” teknolojilerinin gelişmesiyle son yılarda internet ile asenkron (herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda öğrenme) denen yeni bir yaklaşım bulunmuştur. Bu sistem, kendi kendini eğitim sistemcilerinden olan İvan İllich için çok uygun bir kaynak oluşturmuştur. Çünkü, geleneksel ders saati ve derslik ortamından uzaklaşma başka bir deyişle zaman ve mekan kısıtlamalarının büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Böylece öğrenci dersini herhangi bir zamanda, bulunduğu mekandan, işyeri, ev veya yurtlardan, bilgisayar ağı ortamında izleyebilmektedir.


İvan İllich, Cuernovaco Manifestosu’nu imzalayan eğitimcilerden biridir. Bu eğitimciler bu bildiriyle, “bilgi düzeyi devlet tarafından belgelenip mühürlenmiş olanların gücünü sonsuza dek arttırmaktan başka bir işe yaramayacak sinsi bir eğitim sistemine başkaldırdıklarını” ileri sürmektedir. Onlar herkesin “eğitimde eşit zamandan, eşit mâli olanaklardan ve eşit özgürlükten” yararlanmasını öneriyor. Çünkü herkes her türlü bilgiye ulaşabilmelidir. Bunun içinde en kısa zamanda diplomaların geçersiz sayılması gerekmekte, okuldaki başarı düzeyine dayanan her tür ayırıma son verilmelidir, demektedir. Günümüzde şu ya da bu beceriyi gerektiren bir iş için, başarma isteği ve belli bir deneme süresi, diploma veya sertifikadan çok daha geçerli görünmektedir, diyerek klasik ve bireyselleştirilmiş sistemlere karşı çıkar.


Romanın Değerlendirilmesi:


Ivan Illich bu eserinde zorunlu eğitim sistemini suçlamıştır. Ayrıca günümüzdeki okulları eğitim açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik taşıdığını ifade etmektedir. “İsteyen, istediği bilgiyi direkt olarak ulaşabileceği konunun uzamasından öğrenebilir” görüşünü savunuyor.


Bana göre bir kişinin herhangi bir alanda uzman olabilmesi için o alanda eğitim alması şarttır. İnsanlar uzman olarak doğmuyor, ya da kendi kendine uzman olmuyor. Okulların yerine, geniş iletişim ağlarının kurulması için ekonomik güce sahip olmak gerekir ki, bizim ülkemiz bu sistemin altında ezilir.


Gerçekten, okuldaki başarı düzeyine dayanan ayrımlara son verilmesi gerekir. Bir insanın yıllar önceki okul durumuna göre yargılanması haksızlıktır. Diplomayla yaşam seviyesi belirlenemez.


Ivan Illich, değindiği sorunların büyük bir kısmında haklıdır. Ancak ülkemizde değinilen sorunların çözüme kavuşması bir hayli zordur. Mesela ülkemizde formal eğitimin yapıldığı üniversitelerde okuyan öğrencilerle, informal eğitimin yapıldığı açıköğretim üniversitelerinde okuyan öğrenciler arasında fark vardır. Milletimiz, açıköğretimde okuyan öğrencileri üniversite okumuş olarak kabul etmiyor.

Sonuç:

Ivan Illich’e göre okulların yerine geniş iletişim ağlarının kurulmasıyla; isteyen istediği yerde istediği bilgiyi öğrenebilecektir.

Sınavlar, öğrencileri gözetim altında tutar, onları standartlaştırır. Sınavların ve diplomanın geçersiz sayılmasını öngörmüştür.

Öğrenen-öğreten-öğretilen/konu merkezli bir eğitim sisteminde yetişen kişi sonraki yaşamında edilgenlikten kurtulamaz. Öğretilen/konu merkezli bir sistemde ise öğrenene çeşitli bilgiler verilir.

Özgürlüğe dikkat edilmeli ve kişinin gelişimi ön planda tutulmalıdır. Zaman ve mekan kısıtlaması ortadan kalkarsa, istenilen bilgi; istenilen yer ve zamanda öğrenilir.

Birisi Guler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 409
Toplam yorum
: 272
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1812
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi Planlaması ve Ekonomisi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster