Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
190
 

Okuma sanatı

Okuma sanatı
 

Test okulu mu? Okuma okulu mu?


“Okumak, sanatların en zorudur. Yaşamımın seksen yılını bu işe verdim, yine de gereği gibi yapabildiğimi söyleyemem”

                                                                            Goethe

Goethe gibi bir düşünür yazar, böyle söyleyebiliyorsa bizim daha alacak çok yolumuz olmalı.

Zihinsel açıdan farkındalık düzeyinde olabilmenin gerçek yolu, okuma sanatçısı olmaktan geçiyor. Okuma sanatıdonanımıyla okuyan bireyler, bilgelik ufuklarına açılabiliyor ve yaşamlarını sapasağlam kurabiliyorlar. Bilimsel gerçekliği olan saptama şu ki: bilinç düzeyi yükselen toplumlarda her şey kendiliğinden yükseliyor, ekonomi de.

Bilinç sıçramaları, düşünme ve imgeleme ile olmaktadır. Düşünme ve imgeleme gücümüzü ise okuma sanatı geliştirir. Dünyada iz bırakmış üretken insanlar, kendi kütüphanelerinde kendi zihinsel üniversitelerini kurmuşlardı. Okumak, bu anlamda üst düzey farkındalık kapılarını açan başlı başına bir okul;  hem de her bireyin kendi özel okulu.

Geleceğin mutlu bireyleri, bilim insanları ve sanatçıları, eğitim düzeylerini bugünden yükseltmiş toplumlardan çıkacak. Toplumların en büyük zenginliği, gelişim ve dönüşüm öncüsü olabilen evrensel bireylerdir. 

Dünyayı, öteleri görebilen, farkındalığı yüksek girişimciler şekillendiriyor. Bilgi çağı denilen günümüz dünyasında, okuyan ve okuduklarından bilgi üretebilen birey, başarılı ve doyumlu olabiliyor. Bu durumda sadece okullar değil her kurum, okuma sanatına destek veren bir eğitim yuvası olmak durumunda; her birey de kendi kendinin eğitimcisi.

Başarılı insanların ortak özelliklerinden biri, bilinçli birer okuyucu olarak okumayı bir sanat haline getirebilmiş olmalarıydı. Okuma sevgisi ve okuma merakı kazanmış birey, her şeye olduğu gibi öğrenmeye ve gelişmeye de meraklı oluyordu.

Herkes, donanımlı bir okuyucu olmak adına, kendi bireysel okulunu yaratmaktan, aile ve okul da ona alt yapı hazırlamaktan sorumludur. Eğitim sürecinin de neredeyse tamamında bilgiye, okuma sayesinde ulaşılmakta ve eğitim basamakları buna göre düzenlenmektedir.  

Okuma becerilerini, bir metot yardımıyla sistemli bir şekilde geliştirebilen çocuk, okuduğu materyali çok yönlü ve derinden anlama şansı bularak mutlu olur. Böylece, okumaya karşı sıcak bir ilgi doğar, beraberinde ise yeni bir kitabı tanıma isteği.

Çocuğun, Düşünme Yıldızları okuma algoritması yolu ile sanatsal bir okuma arzusu geliştirebilmesi, Türk ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle beslenmesine bağlıdır. Yazınsal metinler, öğrenciye hazır kullanmalık bilgiler sunmadığı için öğrenciden duyarak, düşünerek, düşler kurarak, kendince anlamlar çıkarması beklenir. Okunan yapıtlar sadece düşünceyi değil gönülleri de fethetmeli. Bireyin duyarlılığını, farkındalığını geliştirerek onu yaşama hazırlamalı. Kuru bilgilerle kurgulanmış, estetik kaygılar taşımayan, hoşa gitmeyecek metinler, çocuğu da etkileyip özendiremez.

Okuma sevgisi de her sevgi gibi küçücükten öğrenilir ve merak ile beslenir. Küçük bireylerin okurluk donanımı edinmeleri yaşamlarının ön koşuludur.Bu noktada dershanelerin, okuma sanatını öğreten Düşünme Yıldızı okullarına dönüşmesini içtenlikle arzu ediyorum.

Not: Bu metin “Öğrenmenin Şifresi” kitabımdan alıntıdır.

 

 

   

 

   

 

 


 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 531
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Türkçe ve Türk Dili Edebiyatı öğretmeni olarak 30 yıl fiilen çalıştım. Türkçe derslerini, "anadil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster