Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nurettin Erdoğan Yönetici

http://blog.milliyet.com.tr/nurettinerdogan

18 Haziran '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
82
 

Okumak mı, Adam Olmayı Öğrenmek mi?

Okumak mı, Adam Olmayı Öğrenmek mi?
 

İdealist öğretmenlerin, idealist öğrenci Yetiştirdikleri Kabataş Erkek Lisesi


Ben Kabataş Erkek Lisesi'nde okudum. Bizim zamanımızda öğretmenler vardı; idealist öğretmenler. Bizler o idealist öğretmenlerde okuduk.

Onlar bize kitaplarda yazanları öğretmezlerdi sadece. Şu an hangi bilgiyi isterseniz, bilgisayarınızı açarsanız, hepsini bulursunuz.

Ama bizim o eli öpülesi öğretmenlerimiz bize adam olmayı öğrettiler. İnsan olmayı öğrettiler. İşte onların öğrettiği adam olmayı, internete de müracaat etseniz, kütüphaneleri de karıştırsanız, bulamazsınız. Öğrenmek için doktora yapmanız gerekir. Doktorayı yaptıktan sonra, yaptığınız o araştırmaları gösterip onay alacağınız hocaları da arayıp bulmak; o da ayrı bir tez konusu.

Bizim zamanımızda, okulumuz deniz kenarında olduğu için SSCB’nin büyük şilepleri, yük gemileri geçerdi sadece. Bir tane o derece büyük Türk gemisi yoktu. Hocamız geçen gemilere şöyle bir bakardı ve (Sadece erkek lisesi olduğu için) döner küfrederdi ve haydi oğlum siz de küfredin derdi. Eh hocamız hazır öyle dedikten sonra döner, başlardık hocamızın dediği gibi küfretmeye. Bize, daha da , daha da edin derdi. Sonra da, tamam dönün şimdi önünüze ve önünüzdeki sıralarınıza kafanızı vurun derdi. İstersen vurma, başlardık kafamızı sıralara vurmaya ve ben niye yapamıyorum, ben niye yapamıyorum. Ben o kadar kafasız mıyım diye bağırtmaya başlardı.
İşte çocuklar, beceremediğiniz bir şeye küfretmek gayet kolay. Önemli olan, başkalarının yaptıklarından daha iyisini yapmaktır derdi.

Çalışın ve ileride siz onlardan da güzelini yapın; derdi… İşte ona göre çalışıp, o okulları kazanın, gidin, araştırın ve en iyisini yapın diye bize nasihatler verirdi. Tabii ki biz az önce ettiğimiz küfrün ne kadar yanlış bir şey olduğunun da idrakine varırdık.
Öğrendiğimiz şey, aciz insanların başkalarına küfredebileceği, diğer ise, çalışıp Ülkemiz için büyük projeler üretmemizin bir görev olduğu, Ülkemizin ileri gitmesi için sadece başkalarından beklemek değil, kendimizin buna gayret etmemiz gerektiği idi. (Bunu bize Öğreten Biyoloji Hocamız Tevfik Timur hocamızdı. Mekânı Cennet olsun)

Bir başka hocamız da, size para vereceğim, Cumartesi günü Eminönü’ne gidin ve kaç tane dükkan açık, kaç tane dükkan kapalı, bakın bakalım ödev olarak birkaç kişiyi görevlendirirdi.

Cumartesi günü Eminönü’ne giderdik ve başlardık kapalı olan mağazaları saymaya. Çoğunluk kapalıydı o zaman. Gelirdik ve hocamıza kapalı olan dükkân yada mağazaların adedini söylerdik ve onların da çoğunlukta olduğunu söylerdik.

Hocamız bize, işte çocuklar onlar Yahudi esnaftır. Yahudilerin ibadet günleri Cumartesi günleridir. Onlar, cumartesi günleri paralarıyla hiçbir şekilde ticaret yapmazlar derdi.

Önümüzdeki hafta cuma günü gidin bakalım o açık olan dükkanlar, Müslüman dükkanlarıdır. Bakalım onlardan kaç tanesi cuma günü kapalı diye sorardı. Bakardık, o cumartesi açık olan dükkanların cuma günü çoğunun da açık olduğunu söylerdik. İşte çocuklar, Musevilerin kendi dinlerine olan yaklaşımına bakın, bir de Müslümanların yaklaşımına bakın derdi. İnancı olmayan insanın gayesi de olmaz. Onlar gün kazanır, gün yerler ama Museviler öyle değildir. Onun için de Musevi esnaf her zaman daha çok iş yapar, daha çok para kazanır derdi.

Bir başka öğretmenimiz bizi daha önce anlaştığı bir meyhaneye gönderirdi. İki kişi görevlendirir, oraya gideceksiniz, yemek yiyin, ayran için. Göreviniz, meyhaneye giren insanların kapıdan girdiklerinde nasıl insanlar olduğunu, sonra ilk kadehten sonra konuşmaları, ikinci kadehten sonra ne oluyor, üçüncü, dördüncü kadehten sonra neler oluyor. Biz döndüğümüzde hocamıza, hocam kapıdan gran tuvalet giren beyefendilerin, ilk kadehten sonra neşeli oldukları, ikinciden sonra daha neşeli, üçüncüde tartışmalar, dördüncüde o beyefendi kişilerin ağızlarını bozduklarını anlatırız ve işte çocuklar, içkinin insan üzerindeki etkilerini gördünüz. İçseniz bile yarın öbür gün, adam gibi içmesini bilin. İçkinin hiçbir hastalığa iyi geldiği vaki değildir. Bilakis zararları vardır der ve zararlarını insan beyni üzerinde anlatır, kana karıştığında neler olur; bunları anlatır ve bize içkinin zararları, çok içmenin hem vücuda hem de kişiliğimize nasıl yansıdığını anlatırlardı.

İleriki zamanlarda Kabataş’taki anılarımı anlatmaya devam edeceğim. İşte bize adam olmayı öğreten hocalarımızı da tek tek anlatacağım. Bugünlük bu kadar.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 491
Kayıt tarihi
: 31.05.16
 
 

Kabataş Liseli olan Nurettin Erdoğan, ömür boyu eğitime inanan bir yönetici. Küçük yaşlarda girdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster