Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '14

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
29
 

Okus pokus ve CHP

Yine gündem çok çabuk değişti. CHP kurultayın üzerinden on gün geçti, sanki hiç yapılmamış gibi birden düştü gündemden. Yaşadığımız coğrafyanın özellikleri her şeyi birden değiştiriyor. Çağın gerekleriyle örtüşmeyen bir anlayışla yaşayan devletlerin odağında bulunmamızın etkileri ortadadır.

Müslümanlık adına birbirlerinin kafalarını kesmeleri, çağdaş değerlerden bir nebze koklamış olanların ne oluyor diyerek irkilmesini sağlamıştır. Ülkemizde şeriat özlemi içinde olanların bile, söylem değiştirdiklerini görebiliyoruz. "Lanet olsun böyle Müslümanlık" tümceleri, muhafazakar kesimde de yazılmaya, konuşulmaya başlanılmıştır

Ülkemiz bu sorunlarla uğraşırken, ben CHP kurultayına döneceğim. CHP yılardır muhalefette  olsa da, devleti kuran bir parti olması ve kuruluş aşamasında çağdaş toplumların değerleriyle örtüşen bir anlayışın gerektirdiği devrimleri gerçekleştirmiş olmaları, Türk toplumun yaşam biçimini önemli ölçüde etkilemiştir. Bugün, Orta doğuda yaşanan bataklıklardan uzak, onlara göre çok çok ileride çağdaş bir toplum özelliklerini gösterebiliyoruz. Bu özelliğimizi geriye çevirmeye çalışan anlayışlar olsa da, Büyük önder Mustafa Kemal ve arkadaşlarının attıkları adımların önemliliği karşısında çoğu kez direnememektedirler. CHP’ nin ana muhalefet partisi olarak var olmasının önemi büyüktür.

Doğal olarak her siyasi hareket iktidar olmak ister. Sol hareketin amacı, iktidar olmak kadar ülkede çağdaş demokratik yapının kazanımlarını korumak ve ileriye götürmektir. Ülkedeki aydınlanmayı hızlandırmak en temel görevdir. Aydınlanmanın olmadığı bir toplumda sol anlayışın iktidarı hep yarım kalmıştır. CHP kitle partisi olarak her yurttaşın oyuna talip olması doğaldır. Bu taliplik kendi değerlerinin ve siyasi anlayışının vatandaşların refahı için daha önemli olduğunu anlatması ve bu stratejiyi etkin kılmasıyla mümkün olmalıdır. Vahşi kapitalizmin ve rant ekonomisinin sosyal yapıyı nasıl bozduğunun,  yaşanan örneklerle açıklanmalıdır. Kendi felsefesine aykırı olan düşüncelere ve eylemlere sahip olmaya yönelmesi, var olan sağa kayma eleştirilerini haklı kılabilir. Ben şuyum ben buyum demekle de olmuyor bu işler. Yapılan çalışmaların ve gidilen yolun niteliği önemlidir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun kariyerli, kaliteli bir siyasetçi olduğuna inancım tam. Ancak, sol anlayışında teori ve pratik konusun da iyi yoğrulmamış olduğu kanısı bende hakim olmaya başladı. Olsaydı, önerilen yaklaşımları iyi analiz ederek yola çıkardı. Kaldı ki, CHP genel başkanı olarak hiçbir söyleminde dünya solunun geldiği nokta ve Türk solunun nasıl olmalı yönünde bir analiz yaptığını, ne dinledim nede okudum. Bu güne kadar CHP gibi bir partinin liderinin Türk toplumuna verecek mesajı yok ise, sol anlayışından kuşkulanmamak mümkün değil.

Kılıçdaroğlu’nun demokrat olduğundan da kuşkuluyum. Genel kurulda başkan adayı olarak imza atan 204 delegenin oylamada oy vermeyişine öfkelendiğini, kimler olabilecekleri konusunda araştırma yaptırdığını basından okuduk. Söylenenler doğru ise, CHP delegesi olsaydım, Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dinlerken” Bu devleti iki ayyaş kurdu” diyen siyasal iktidara koz veren söylemleri sonucunda bırak oy vermeyi, söylemlerine çok dikkat etmeniz gerekir, siyasal yanlışlıklarla dolu sayın başkanım diye sesimi duyurmaya çalışırdım.

CHP sosyal demokrat bir partidir. Üyeleri ve delegeleri biat kültürüyle yetişmemişlerdir,” Toprak işleyenin su kullananın sloganıyla” büyümüşlerdir. İçlerine sinmediği, bilinçlerine aykırı gelen uygulamalar için tıpış tıpış oy vermeye gitmezler. Sol partilerde liderlere elini masaya vurdurmazlar. Konuşmalarının doyuruculuğu ve niteliği, çizdiği stratejinin toplumda kabul görme oranı, partide kendiliğinden disiplini oluşturur. Bu disiplin saygı ve sevginin kendisidir.

Çağdaş demokratik yaşam biçimini savunan bir kişi olarak, bu yazıları yazmak benim için zül oluyor. Son kurultayda Sayın Mehmet Bekaroğlu’nun kadın kotasından parti meclisi üyesi seçilmesi haberini okuyunca kahkahalara boğuldum. Rahmetli Aziz Nesinlik bir mizahi olayı gerçekleşmiştir..

Yanlış anımsamıyorsam yetmişli yıllarda CHP kurultaylarında, " Okus pokus Ali topuz" diye bir tümce kulaktan kulağa söylenirdi. Sayı Ali Topuz’ dan özür diliyorum böyle bir söylem olmamış ise. Yine anımsadığım kadarıyla, Sayın Ali Topuz genel sekreter yardımcısı idi ve teşkilattan sorumlu olduğu içinde genel kurulları organize eden kişi idi. Belki de muhaliflerinin uydurduğu bir söylemdi. Anımsatmam, CHP de ikinci dönem okus pokus hareketinin olduğu notunu düşmektir.

CHP nin sağa açılımı ile ilgili çeşitli değerlendirmeler yapıldı, karşı değerlendirmeleri de oldu. En güzel değerlendirmeyi parti meclisine en yüksek oyu alarak giren müftü orijinli Milletvekili İhsan Özkes yaptı. "CHP kendi değerleriyle her vatandaşın oyunu alabilir" dedi. CHP hem ülkenin aydınlanmasını hızlandırmalı hem de her vatandaşa gerçekleri anlatmanın yollarını etkili bir propagandayla ortaya koyması gerekmektedir. Yurttaşlarla sürekli ilişki kuracak örgütlenmeyi gerçekleştirmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu İçki masalarını değil de, CHP linin CHP li ye yaptıkları söylemleri bırakalım, yurdun her tarafına dağılıp vatandaşlarla kucaklaşacak, çalışacak CHP lirlere ihtiyacım var. Ben bunlarla koşmak istiyorum, iktidar olmak istiyorum diyebilirdi.

İktidar ve yandaşları tarafından, dinsel değerleri gündeme getirilerek 1920-1950 yıllarını diktatörlük ve ateistlikle suçlayan yazılar yazmaları ve TV’ ler de konuşmaları, CHP de tedirginlik yarattığı görülmektedir. Bir kısım aydınlarında bu propagandaya katılmaları, CHP nin bazı kadrolarında ikirciklenmelere neden olmaktadır. Bu kasıtlı propagandayı etkisiz hale getirmenin atağını bir türlü yapamamaktadırlar.

1920 yıllarının devlet yapılarına bir bakalım. Çevremiz ulus devletlerle dolu, faşizan yönetimler iş başında. Mustafa Kemal ve arkadaşları kelle koltukta, emperyalizme karşı kurtuluş savaşı vererek Türk Devletini kurmuşlardır. Çağın değerleriyle özdeşleşebilecek adımları atmışlardır. 2014 yılında teknoloji çağının ortaya çıkardığı bilgilerle 90 yıl önceki değerlere saldırmak kolay. O çağda yaşamış olsalardı bugün ki bilgileri sahip olabilecekler miydi? Tarihi olaylar, değerlendirirken çağın değerleri ve bilgi dinamiği göz önüne alınarak yapılması gerekir. Hatta atılan adımların, bugüne göre daha çağdaş olduğunu söyleyebiliriz. Kadınlarımıza verilen haklar, büyük öğreti olmuştur tüm dünya ülkeleri için.

İletişim araçlarının kamunun elinde ve iktidarın baskısı altında olduğu için, kitlelere ulaşmakta yetersiz kalan CHP, Çıkış yolu olarak sağ görüşlü olup iktidar tarafından çeşitli nedenlerle dışlanmış olan değerli ve kaliteli insanları, CHP ye üye yaparak sağ seçmenden oy almayı amaçlamaktadır. Siyaseti dinselleştiren bazı değerleri kabullenme konusunda yarış yaptıkları da görülmektedir.

Sosyal Demokrat bir partinin etnik ve dinsel yapıya bakışı bellidir ve bilimseldir. Şoven ve yoz kültürün değerleri açısından yaklaşımları reddeder. Kültürel farklılıklar içsel yaşanır, demokratik özgürlükler çerçevesinde örgütlenirler ve faaliyetlerini sürdürürler. Devlet çağdaş demokratik değerlerle hukuk kurallarına göre yönetilir. Siyaset, emek değerler ve hakça paylaşım kültürü üzerine inşa edilir. Emekçinin, köylünün, dar gelirlinin Kürdü, Türkü, Alevi’si Sünni’si olmaz. Emekçi emekçidir. Köylü köylüdür. Diğer söylemlerin hepsi faşizan değerlendirmelerdir. Ülkemizin önemli sosyologlarından biri ve Türk solunun lideri ve teorisyeni olan rahmetli Behice Bora’nın yazıları ve TİP in parti kararları önemli bir öğretidir.

1980 yılından beri toplumu muhafazakarlılaştırma süreci son aşamasına gelmiştir. Oluşturulan örgütlerle toplumu kontrol altına almışlardır. İllerde ve ilçelerde örgütlenen meslek odaları, bazı siyasi partilerin arka bahçesi olmuştur. Bunlar, mahalle baskısının en önemli örgütleridir. Bu yapı, AKP nin mezhepleri gündeme getiren söylemlerinin meydanlarda daha çok seslendirme yolunu açmıştır. Son seçimlerde, Sayın Kılıçdaroğlu’na “ Mezhebini söyle, mezhebini bile savunamıyorsun. Ben Sünni yim sen neden alevi olduğunu söyleyemiyorsun” diyerek konuşmalarının temel nedeni, mezhepleşerek yaratılan muhafazakar yapının, toplumu kontrol ettiği gerçeğidir.

Sosyolojik gerçek ortadadır. Kürdü, Türkü, Çerkez’i Alevi’si, Sünni’si, Ermeni’si hepsi kardeş tümceleri yutturmaca olarak söylenen safsatalardır. Mezhepçiliği ve etnik yapıyı öne çıkaran söylemlerin amacı bellidir. Toplumun yüzde 80-90 oluşturan bir mezhebin oylarının blok olarak kendilerine yönelmelerini sağlamaktır. Başkanlık sisteminin yolunu açmak için, bu stratejiyi daha da sertleştirerek sürdürecekleri her söylemlerinde ortaya çıkmaktadır. Tehlikeli bir siyasi yaklaşım olmasına karşın, davaları açısından vazgeçeceklerini ummak saflık olur.

Kapalı toplumlarda bu süreç daha da etkili yürütülmektedir. Büyük illerin dışındaki il ve ilçelerde sizden bizden anlayışı her yerde hakim olmaktadır. Son iki seçimdeki sonuçlarla ilgili haritanın önünde saatlerce düşünün, mezhepçi siyasetin önemini göreceksiniz. Çatıştıkları Cemaatin tabanının bile, Sünnilik anlayışı ile AKP ye oy verdikleri ortadadır.

CHP sağcılardan oy alacağım diye aydınlanma yönünde kitleleri harekete geçirme eylemlerden kaçınırsa, sonucun nereye varacağı görülmektedir. Sol seçmen, CHP deki etkisizliği gördükçe oy vermekten uzaklaşmaktadır. Belirli kişileri TBMM sine gönderme sürecinden öte bir değer taşımadığını gördükleri için oy vermeye gitmemektedirler. Dededen babadan CHP li olanlarda, mezhepleşen toplumun baskısı altında sinerek, ürkerek oy vermekten kaçındıklarını söyleyebiliriz.

Son yıllarda, CHP nin sendikalardan ve çeşitli meslek örgütlerinden uzaklaşarak, onlara sahip çıkmayarak,( Birkaç milletvekilinin dışında toplu hareket edilmeyerek) kitleleri peşinden sürükleyecek eylemlerden kaçınarak, toplumun aydınlanmasına engel olduklarını söyleyebiliriz

Bu oluşumlara karşın, sağa yönelerek oy alma anlayışı fiyaskonun kendisidir. Haziran 2015 seçimlerinin kaybedeni CHP olacaktır bu yapısıyla. Bu yapıda iyi lider olmak, kariyerli olmak, bilgili olmak yeterli olmuyor. Yozlaşan kültür, kendi siyasal hareketini sağlamıştır. Türk solu ve CHP, bu yapıyı yıkacak örgütlenmeyi bir an önce gerçekleştirmesi gerekmektedir. Mezhepleştirilen toplum yapısına karşı bilimsel verilerle karşı çıkılmalı, kitlelere ulaşılması sağlanmalıdır.

Azınlık mezhepler için söylenen tümceler kulağa hoş gelebilir. Mezhepler, yozlaşan bir kültürü oluşturuyor ve devam ettiriyor ise, toplumlar için tehlikelidir. Bu nedenle çevremizdeki devletlerde kan gövdeyi götürmektedir.

Not. Değerli okuyucular, ciddi bir rahatsızlık nedeniyle yazı yazamıyorum. Bu yazıyı beş günde gerçekleştirebildim. Bilgisayarın başına oturmamak için çok direndim. Düşüncelerim bedenimi rahatsız etmeye, beynimi kemirmeye başlayınca çaresizlik içinde görüşlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım. Herkese sağlıklı günler dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir ülkede hâlen din,mezhep politika oluşturmada ön plandaysa o ülkede demokrasiden,özgürlükten,bilimsel yaklaşımlardan,çağdaş hukuktan söz etmek olanaklı değil. CHP,kendi felsefesinden uzaklaştıkça parti de ülke de bilinmezliklere doğru sürükleniyor.Dıştan yapılan yamalarla da CHP'nin iktidara yürümesi zor. Ferit,ülkenin ve CHP'nin durumunu çok iyi analiz ederek gözler önüne sermişsin.Sağ ol.Selam ,sevgi ve saygılarımla.

Hüseyin Başdoğan 
 06.10.2014 15:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 441
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster