Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
649
 

Onlar yönetime adaylar, biat etmeye değil, korkulan bu!

Onlar yönetime adaylar, biat etmeye değil, korkulan bu!
 

“Korkunun görmezden gelinebileceğini öğrendik!”

Hangi soruya yanıt verdikleri sanırım anlaşılabiliyor.

“Korkmuyor musunuz?”

**

“Ölüm” kelimesini kullanmak biraz aşırı görülebilir.

Ama yaşananlar ölüm korkusunun bile görmezden gelinebileceğini göstermiyor mu? Nitekim ölümler olmasına karşın üzerine basarak söz konusu hareketin daha başlangıç aşamasında olduğunu belirtiyorlar.

Sanki ülke çapında, hatta ülke sınırlarını da aşacak derecede çok değerli, küresel düzeyde bir oyun oynuyorlar.

İçimden soru sormaktan vazgeçip çıkıp gitmek geçiyor.

Sonuçta tüm bu olaylar siyasetçiler tarafından çözülmesi gerekmiyor mu?

Halen kapalı olan basının tartışacağı, ağzını açmayan bağımsız akademisyenlerin konuşacağı, politikacıların mantık süzgeçlerinden geçirerek olayları okuyacakları, hayata dair bilgilerin ilgililerce değiş-tokuş yapılacağı tam da bir süreç değil mi?

Bütün bu kocaman kelimeler karşısında ben kimim ki!

Bir “ünlem”, en iyisinin geri dönmek, dönerek yeniden sormak olduğunu tam bu an bana düşündürüveriyor. 

O an bu çocukların muhatap bulamadıklarını anlıyorum. Yoksa anlatacakları çok şey var.

**

Karşılarına keskin bir güçle çıkılıyor.

Oysa nasıl bir muhatap aradıklarına bakmak için kalabalık olmalarına rağmen sayılarından çok, niteliklerine, aile ve sosyal yapılarına bakmak gerekiyor. Aksi takdirde bilerek demek insafsızlık olur, bilmeden, gençler ne kadar yadsısalar da, milyonlarca kişinin yavaştan terörize olmaları sağlanacak gibi.  

İnsan bu kadar saflığın olamayacağını düşünerek, eylemcilerin değil ama karşılarında olanların, belki başkalarınca çizilen bir hesaba uygun olarak (buna dış odak-mihrak deniliyor), bilmeden çok tehlikeli bir yola girdikleri hissine kapılabilir.

O zaman iç veya dış çokça adları geçen bahse konu lobilerin gençlerin üzerinden değil ama yöneticiler üzerinden bir oyuna giriştikleri düşüncesi akla yakalanıyor ki, (bu mümkün olabilir mi?) eylemcilere göre de olan bu.

**

Yeniden gençlere dönecek olursak, bir kere eğitimliler. Bu durum onlara öz güven sağlıyor. Öyle ki söz konusu eğitimleri ve öz güvenleri sayesinde sıra dışı olarak nitelendirilen tüm grupları içlerinde sindirmişler.

İnsanları açık ya da kapalı ve inanç ya da etnik yapı, sivil ya da üniformalı gibi bir sınıflandırmaya gitmiyorlar.

Aralarında erittikleri sıra dışı grupların daha önceki deneyimlerinden yola çıkarak, bir arada, kimseyi diğerinden ayırmadan, ötekileştirmeden yeni Türkiye’nin ortak değerlerini oluşturuyorlar.

Söz konusu ortak değer yalnız ortak tarihten oluşmuyor, insanlığın doğa karşısında sevecen duruşunun yanı sıra evrensel tüm kutsallarını da kapsıyor.

**

Oyun oynar gibi eylemlerini sürdürürlerken yaptıklarının nasıl anlaşılamadığına şaşırıyorlar sadece.  Şaşırıyorlar çünkü sözlüklerinde biat kelimesi yer almıyor.

Bizim hayretler içinde baktığımız insan coşkusu alanı tam da burası: Sadakat dedikleri asla biat değil.   

Onların, çok değil birkaç sene sonra bu ülkenin yönetimine aday olacaklarını yanlarından ayrılırken anlıyorum.

Artık kelebeklerin kanat seslerini duyabiliyor, rüzgârın rengini algılayabiliyorum.

Dilsiz bir karanfil konuşuyor sanki.

“İyi olacak” diyorum kendime, “fırsat verilirse eminim çok iyi olacak”.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1550
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster