Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1341
 

Osmanlıda kadın bestekârlar

Osmanlıda kadın bestekârlar
 

Osmanlıda kadın bestekârlar


 
Klasik Türk mûsikîsiveya Türk sanat müziği, makamlıbir Türkmüzik türü.
 
Klasik Türk Müziği, klasik Batı müziği ve Hint müziği ile beraber dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut üç klasik müzikten birisi olarak kabul edilir.
 
Böyle diyor resmi Türk Musikisinin tanıtımını yapanlar.
 
Türk musikisi, hele de Klasik Türk Musikisi denildimi akan sular durur.
 
Hepimizin gönlünde ayrı yeri vardır.
 
Ne gariptir! Yeni şarkıları bilmeyiz ama eski şarkıları hemen – hemen hepsini biliriz.
 
Bir yerde söylendiğinde kendimize şaşarız:
 
“Bunları biliyor muydum?”
 
Deriz. Söyleriz çünkü eşlik ederiz. Kelimeler nağmeler dudaklarımızdan dökülür.
 
Kimbilir ne zaman gelmiş, belleğimize yerleşmiştir!
 
Türk Sanat Müziğini ben ve kardeşlerim küçük yaşlarda öğrendik.
 
Babam ciddi bir musiki hastasaydı.
 
Şimdi hatırlıyorum da akşamları olan yurttan sesleri dinleyerek çocukluğum geçti…
 
Annemin sesi güzeldi, şarkı söylerdi.
 
Annemden sonra kız kardeşim Suzan söylemeye başladı. Onun sesi muhteşemdir. Her zaman söylemişimdir. Sesine ve sanatına yazık etmiştir. Billur gibi bir sese ve inanılmaz bir müzik kültürüne sahiptir ama şarkı söylemeyi ailesi içinde sürdürdü. Şimdilerde Antalya’da çeşitli gönüllü topluluklarda koro olarak arkadaşları ile musiki icra ediyorlar.
 
Kadın sesinde Türk Sanat Müziğinin lezzeti bir başkadır.
 
Osmanlı döneminde de kadın bestekârlara ciddi şekilde önem verilmiş.
 
Müzikle ilgilenenlere saygı duyulmuş.
 
Onlara farklı davranılmış.
 
Bu yazımda bazı Osmanlı dönemi kadın bestekârları sizlere tanıtmak istedim…
 
Osmanlı musikisi hakkında çok güzel anlatılar var.
 
Osmanlı musikisi, Osmanlı saray ve halk müzisyenlerinin askeri, dini, klasik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanat olarak bir ucu Çin'e, bir ucu Fas'a kadar uzanan yirmi beş yüzyıllık Türk musikisinin yaklaşık beş yüzyıllık bir bölümünü teşkil eder...
 
Türk musikisinden sınırlayıcı amaçla Osmanlı musikisi olarak bahsedilemeyeceği, bu tarifin tabii bir sonucudur. Ne var ki, Türk tarihinin en büyük devleti, dünya tarihinin de en uzun ömürlü devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu, Türk ilim, sanat ve siyasetinin her dalında zirveye çıkıldığı altı yüz küsur yıllık bir tarih dilimi olması sebebiyle, Osmanlı medeniyetinin ayrılmaz bir parçası, daha doğrusu meyvesi olan Osmanlı musikisi, genel Türk musikisi içindeki mümtaz mevkiinde ayrı bir başlık altında incelemeye layıktır.(alıntı)
 
Osmanlı dönemi, kadın bestekârları:
 
Adile Sultan:
 
18 Mayıs 1826'da doğdu. 12 Şubat 1899'da 72 yaşında iken vefat etti.
 
Annesi Zer-Nigâr Hanım, babası II. Mahmut’tur.
 
İyi bir tahsil görmüş olan Adile Sultan, Arapça, Farsça, hat, musiki, edebiyat öğrenmiş ve 10. kuşaktan dedesi Kanuni’nin divanını neşretmiştir.
 
Ancak kendi şiirlerinden oluşan divanını neşretmeye ömrü kifayet etmemiştir. Mezarı Eyüp Bostan İskelesi’nde eşinin türbesi yanındadır.
 
Besteleri:
 
Gizlice şaha buyur, hâne-yi tenhâya buyur. (Hicaz Hümayun Makamı) Bestelenmiş şiiri: “Merhaba ey fahr-i âlem merhaba.” Beste: Hacı Faik Bey
 
Ayşe Sultan:
 
 (Hamide Ayşe Osmanoğlu):
 
2 Kasım 1887'de İstanbul Yıldız Sarayı’nda doğdu.
 
Beşiktaş Yahya Efendi Dergâhı’nda öldü.
 
Annesi Ayşe Müşfika 4. Kadın Efendi, babası II. Abdülhamid’dir.
 
Cumhuriyet sonrası Paris’e yerleşti.
 
1951 yılında Türkiye’ye döndü.
 
Fransızca bilen Osmanoğlu, arp, keman, piyano çalmakta ve ressamlık yapmaktaydı. Musiki’yi Miralay Lombardi, Edgar Manas, Silvelli, Devlet Efendi gibi hocalardan öğrendi.
 
Bestelerinden bazıları:
 
Hamidiye Marşı (ilk bestesidir. 1900); Fatih Marşı (Çargâh); Çoksesli Marş (II. Abdülmecid için yazılmış 1942); Şefkat Valsi (1949)
 
Bedriye (Şerbetçigil) Hoşgör:
 
1896'da Konya’da doğdu.
 
1968'de vefat etti.
 
Çocukluk yıllarında tekke musikisinin tesirinde kalan Hoşgör, esas musiki eğitimini İstanbul’a geldikten sonra, sırasıyla Enderunlu İsmet Efendi ve Udi Âfet’ten ud dersleri, saray müezzinlerinden Halit Bey’den usul dersleri alarak devam ettirmiştir. Tamburi Cemil Bey’le tanışması ve kendisini
 
“Dârülbedayî-i Musiki-i Osmanî”
 
Okuluna kaydettirmesi ile musikiye olan ilgi ve alakası devam etmiştir.
 
Ud ve Piyano çalan Bedriye Hoşgör’ün bu gayreti hocası Udi Nevres Bey tarafından da takdir edilmiştir.
 
Tüm eser ve notaları kızı Melek Hanım tarafından Dr. İrfan Doğrusöz’e hediye edilmiştir.
 
Bestelerinden bazıları:
 
“Güneş doğdu damlara” (Bayâti Arabân); “Kararan sularda aksini gördüm (Kürdili Hicazkâr); “Mutrıpta mıdır, nâlede mi, bende mi te’sir?” (Kürdili Hicazkâr)
 
Dilhayat Kalfa:
 
1710–1780 tarihleri arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.
 
III. Selim’in cariyelerinde olduğu, tanbur çaldığı ve sesinin güzelliği ile tanındığı ileri sürülmektedir.
 
Bestelerinden bazıları:
 
“Çok mu figânım ol gül-i zîbâhıram için” (Evc makamı); Evcâra Peşrev, Büzürk Peşrev ve Saz Semaisi, Hüseyni Peşrev.
 
Dürr-i Nigâr Kalfa:
 
Doğumu ve ölüm tarihi bilinmeyen bestecimiz, Abdülmecid zamanında sarayda piyano hocalığı yapmıştır.
 
Donizetti Paşa’nın talebesi ve aynı zamanda saray orkestrasında birinci kemandır.
 
Besteleri:
 
Polka, Mazurka, Piyano için parçalar.
 
Esma Sultan:
 
17 Temmuz 1778 tarihinde doğdu. 4 Haziran 1848 tarihinde vefat etti.
 
Annesi Mihriban Sultan Üçüncü Kadın Efendi, babası I. Abdülhamid’dir.
 
Eseri:
 
“Ey âfitab-ı bezm-i nur” (Bestenigâr)
 
Faize Engin:
 
1892 tarihinde İstanbul’da doğdu. 21 Şubat 1954'te vefat etti.
 
Annesi Şem-i Nûr Hanım, babası II. Abdülhamid’in mâbeyincilerinden Faik Bey’dir. Annesi Fahire Fersan’ın ablası, Refik Fersan’ın baldızıdır.
 
Tanburi Cemil Bey’den tanbur dersleri almış, İsmail Hakkı Bey ve Enderunlu Hafız Hüsnü Bey’lerden de istifade etmiştir.
 
Eserleri:
 
“Bâde-i vuslat içilsin kâse-i fâğfurdan” (İlk bestesidir. Sözleri Şeyh Abdülbaki Baykara’ya aittir.) “Severim her güzeli senden eserdir diyerek” (Hicazkâr)
 
Fatma Sultan:
 
1 Kasım 1840 yılında doğdu. 44 yaşında iken, 29 Temmuz 1884'te vefat etti.
 
Annesi 3. İkbâl Gülcemâl Hanım, babası Sultan Abdülmecid’dir.
 
Fatma Sultan özellikle ömrünün son dört yılını sarayda şarkı bestelemekle geçirdi. İstanbul’da Yeni Cami türbesinde yatmaktadır.
 
Bestesi:
 
“Ey pâdişah-î dâdger” (Rast)
 
Gevherî Osmanoğlu (Fatma Gevherî Sultan):
 
2 Aralık 1904'te İstanbul’da doğdu. 10 Aralık 1980 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Annesi Necm-i Felek Hanım, babası Şehzâde Seyfettin Efendidir.
 
Sultan Abdülaziz’in torunudur.
 
Tasilini yurt dışında yapan Osmanoğlu, kemençe, lavta, ud, tanbur ve piyano çalıyordu.
 
Eseri:
 
“Başka âlem gerektir gönlümü seyran için” (Hüzzam); “:Gittin bir hayal gibi, bir gün geri dönersin” Hüseyni
 
Hadice Sultan:
 
5 Mayıs 1870'te İstanbul’da doğdu.
 
Sultan V. Murat’ın kızıdır.
 
13 Mart 1938'de vefat etti.
 
Eserleri:
 
Çok sesli marşlar.
 
İhsan Raif Hanım:
 
1877'de Beyrut’ta doğdu. 4 Nisan 1926'da vefat etti.
 
Köse Mehmet Paşa’nın kızıdır.
 
Özel hocalardan piyano, Türk ve Batı musikisi eğitimi aldı.
 
Şarkıları “E.R.” imzasıyla Rübap Mecmuasında yayınlandı.
 
Besteleri:
 
“Hicab etme benden söyle” (Sûzinâk); “Bugün bir keyfiyetim var” (Bayâti); “Bedr-i vechin gizledin, ey reşk-i mâh” (Çargâh); “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime” (Sûzinâk)
 
Kevser Hanım:
 
1880’li yıllarda doğduğu tahmin edilen Kevser Hanım, Darülelhan’da keman öğretmenliği yapmıştır.
 
Sinekmânî ve piyanist olan Kevser Hanım’ın 1950’li yılında vefat ettiği tahmin edilmektedir.
 
Eserleri:
 
İçin dostlar cabadan, hovardayım babadan (Hicaz)
 
Leyla Saz:
 
1850'de İstanbul’da doğdu. 7 Aralık 1936'da İstanbul’da vefat etti.
 
Babası vezir, hekim Dr. İsmail Paşa’dır.
 
Yedi yıl Saray-ı Hümayun’da I. Abdülhamid’in kızı Münire hanımın yanında nedime olarak yaşadı.
 
Matmazel Romano’dan piyano öğrendi.
 
11 yaşında iken saraydan ayrıldı.
 
Babasının Girit Valisi olduğu yıllarda Giritli Kutbî Efendi’den Osmanlı şiirini, aruzu öğrendi.
 
İlk musiki hocası ise Nikoğos Ağa’dır.
 
Medeni Aziz Efendi, Asdik Ağa sonraki hocalarıdır.
 
Piyano da çalan Leyla Hanım 200’ün üzerinde beste yapmıştır.
 
Ölümünden üç yıl önce de “Saz” soyadını almıştır.
 
Bestelerinden bazıları:
 
“Zevk-i sevda duymadın, âşık perestâr olmadın” (Hicaz); “Mâni oluyor halimi takrire hicâbım” (Sûzidil); “Mey-i aşka gönül peymane olsun” (Rast); Nazarın fikrime nûr-efşandır.” (Hicazkâr); “Vicdanı muazzam olan Osmanlılarız biz” (Hicazkâr)
 
Menekşe Kalfa:
 
1925
 
Osmanlı Sarayı’nın yüksek rütbeli Harem-i Hümayun görevlilerindendir.
 
Şu Nihavent Bayrak Marşı onundur:
 
“Düşmanlara inandım, âteşlere katlandım.
 
Reftar Kalfa:
 
1700 yılında öldüğü tahmin edilen Reftar Kalfa’nın doğum tarihi bilinmiyor.
 
Besteleri:
 
Sabâ Perişan Peşrev, Nigâr Peşrev, Arazbâr Zemzeme Peşrev, Rast Saz Semaisi, Şehnâz Bûselik Saz Semaisi.
 
Rukiyye Sultan:
 
1 Haziran 1885'te Çırağan Sarayı’nda doğdu.
 
V. Murat’ın torunudur.
 
16 Haziran 1971'de vefat etti.
 
Piyano, keman ve ud çalan Rukiyye Sultan pek çok eseri bestelediği ifade edilmektedir.
 
Ulviye Sultan:
 
Fatma Ulviye Sultan
 
12 Eylül 1892'de Ortaköy Sarayı’nda doğdu.
 
Mehmet Vahidettin’in kızıdır.
 
Annesi Emine Nazik Edâ Baş Kadın Efendi’dir.
 
25 Ocak 1967'de vefat etti.
 
Pek çok eser bestelediği ifade edilmektedir. (alıntı)
 
Türk Sanat Musikisi hep hayatımızda olsun.
 
Onun lezzeti çok farklı…
 
Nazan Şara Şatana
 
https://twitter.com/#!/nazansarasatana
 
http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1094
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2128
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster