Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1781
 

Otomatik portakal (Clockwork Orange)

Otomatik portakal (Clockwork Orange)
 

Kim bilir Kubrick’ in bu filmi üzerine ne kadar çok eleştirmen sayfalarca yazılar yazmış ve kim bilir sayısı belirsiz kaç sinefilin sohbetlerine duhul olmuştur. Amerika’ da 70’ lerde gösterime girerken Türkiye’ de 90’ ların ikinci yarısında yayınlanmasına karşın arkasında unutulmayacak sahneler, diyaloglar ile onlarla eşleşen müzikler ve yaşama dair kendimize sorduğumuz, soracağımız kim bilir kaç tane soru bırakmıştır?


Bilinmeyen bir yer ve zamanda geçen filmimiz, “neo-noir” denilen (bizce kara film) türün en iyi örneklerinden biri ve belki en önemlisidir. “neo-noir nedir” sorusunu sorarsak; “yaşadığımız ve gün be gün daha da berbatlaşan dünyamızda devam eden çürümüş hayatlarımızın/kirli düşlerimizin sinemadaki iz düşümüdür” diye cevap verebiliriz.


Ve dahasıyla;


Daha çok kan, daha çok kötülük ve daha çok entrikadır.


Saflığımızı yitirdiğimizin resmidir. Belki de iki kelimeyle (bunun daha açıklayıcı olacağını düşünüyorum) “David Lynch” tir.


Ne her şey toz pembedir ne de göründüğü gibi... Bu dünya aldatıldığımızın açık bir kanıtıdır.


Amerikan filmlerinin gösterdiği mutlu aile tablosunun arkasındaki gerçektir, bize gösterilmeyendir. “American Beauty” dir.


Ve tabi biraz ütopiktir, femme fatale-siz olmaz. Kadınların sinemadaki ağırlığı, kilit noktalardaki oyunculuklarıyla kendisini bu türde daha çok ve çok iyi hissettirir.


Türün üzerine konuşulacak pek çok şey olmasına karşın filmimizi de es geçmemek lazım.


Alex (Malcolm McDowell), Beethoven senfonileri eşliğinde boyalı gözleri-takma kirpikleri ve taytlarıyla etraflta terör rüzgarları estiren sadist bir droogs* grubunun lideridir. Şiddetten zevk alan bu grup, içinde evlerine zorla girerek bir kadına kocasının gözleri önünde tecavüz etmek de dahil olmak üzere çeşitli olaylara karışır.


Sevgili yönetmenimiz Kubrick ise, 9. Senfoniyi duyduğumuzda tekrardan bir şeyler olmasını bekleyen bizlere şiddet ile müziğin tezatı arasında küçük oyunlar oynamaktan geri kalmaz ve sonunda Alex yakalanır. Gözetimden kurtulabilmesinin tek yolu kendisine önerilen tedaviyi kabul etmesidir.


Artık, şiddeti uygulayan taraf değil uygulanan taraf olacaktır. Alex için, mekanikleştirikmiş bir hayat başlamıştır. Tedavisi süresince, bir koltuğa bağlanıp göz kapaklarını kapatmasını engelleyen bir sistem uygulanarak sürekli olarak şiddet içerikli görüntüler izlettirilen Alex, ilerleyen zamanlarda şiddetten adeta tiksinecek ve kusmaya başlayacaktır. Derken, beta aşamasındaki bu tedavi yönteminin ilk kobayı olarak programı başarı ile bitirdiği kabul edilen Alex tahliye edilir.


Fakat işler pek de planlandığı gibi gitmeyecektir. Alex, sisteme başkaldıran bir kişi iken sistemin tam istediği gibi birisi olmuş, sessiz - anti sosyal ve korkak birisine dönüşmüştür.


Daha sonra, eski grubundan artık polis olan bir arkadaşını gören Alex, onun tarafından şiddete maruz kalır ancak artık kavga yoktur, artık şiddet yoktur.. artık otomatik portakal vardır çünkü Alex, artık güçsüzdür ve yaşayan bir ölüden farkı yoktur.


Bu ve sonrasında; karakterin yaşadığı çatışmalar, ikilemler sorgulamalar ve olması gereken-olagelen ekseninde insanın doğasındaki naturel şiddetin toplumsal yaşam ile çatışması gibi sorgulatmalar ile devam eden “Otomatik Portakal” filmini yazmak işin doğrusu hiç de aklıma gelmemişti... Ta ki tesadüf eseri seri-sezon mantığıyla işleyen dizilerden birisinde (Heroes) karşıma çıkan ve yaşlanmış yüzü karşısında gözyaşlarımı tutamadığım Malcolm McDowell’ ı yani nam-ı diğer “Alex”i gördüğüm ana dek.


Kısa yazımın, filmin bileni için minik bir flashback, bilmeyenleri içinse bir öneri olduğunu varsayıyor, hepinize sinema dolu günler diliyorum.


İyi seyirler..


droogs : rusça “genç” anlamına gelir.


Orijinal Adı: Clockwork Orange
Yapım Yılı: 1971
Uyarlama: Stanley Kubrick
Yönetmen: Stanley Kubrick
Görüntü Yönetmeni: John Alcott
Müzik: Wendy Varlos – Rachel Elkind
Oyuncular: Malcolm McDowell (Alex) – Patrick Magee (Mr.Alexander)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2040
Kayıt tarihi
: 08.11.06
 
 

Okuyan, araştıran, karşılaştıran, analiz eden, bolca düşünen ve düşündüklerimi-birikimlerimi hayatla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster