Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
74762
 

Paradigma ne demektir?

Paradigma ne demektir?
 

Paradigma kelimesi; her ne kadar "Yeni Dünya düzeni" ve "Küreselleşme Olgusu" ile birlikte kullanılıyor olsa da; aslında bu sözcüğün geçmişi, çok daha eskilere dayanmaktadır. Paradigma kavramını yaygın hale getiren kişi Amerikalı bilim felsefecisi THOMAS KUHN' dur.


Dr. Hasan Şimşek'in 1997 yılında yayınladığı "Kaostaki Türkiye" (*) adlı kitabında; Paradigma sözcüğü, çok geniş bir şekilde ele alındığı için bu doyurucu tarifi sizlere aktarmak istiyorum:


" Paradigma kavramını popüler hale getiren Amerikalı bilim felsefecisi Thomas Kuhn olmuştur. Kuhn'un ilk olarak 1962 yılında yayınladığı The Structure of Scientific Revolutions adlı çalışması, bilimde o güne kadar en yaygın biçimde kullanılagelmiş bir anlayışa taban tabana zıddı. Geleneksel anlayış, bilimde değişimin evrimsel olduğunu, bilim adamlarının çalışmalarının bir süreklilik sergilediğini varsaymaktaydı. Yani, bilimde değişim ve gelişme bir duvarın örülmesinde tuğlaların üst üste konulması gibi sürekli, birbirine bağlı birikimsel bir süreç olarak açıklanıyordu. Örneğin, 1990'ların başlarında ölen felsefeci KARL POPPER gibi bu görüşü hala savunan felsefeciler vardır.


Her ne kadar paradigma kavramının tanımı konusunda Kuhn çok açık değilse de (bilimsel devrimlerin yapısında birbirine alternatif zaman zaman birbirini dışlayan çok sayıda değişik tanım kullanmıştır), daha sonra en uygun gördüğü tanım, paradigmayı bir "örnek" olarak açıklamasıdır. Kuhn'un özgün tanımını aşmasına rağmen paradigma, en basit tanımıyla" BELLİ BİR ZAMAN DİLİMİ İÇİNDE BİR GRUBUN YA DA TOPLULUĞUN DÜŞÜNME BİÇİMİ VE DAVRANIŞLARINI BELİRLEYEN BİR DÜNYA GÖRÜŞÜ, BİR ALGI DAYANAĞI, BİR İZLENCELER BÜTÜNÜ, BİR PERSPEKTİF, BİR MODEL" olarak tanımlanabilir.Kuhn'a göre, bilimde değişim kesintili ve devrim şeklindedir. belli bir dönem belli bir çalışma alanında egemen olan paradigma ( dünya görüşü, model) zamanla gücünü yitirir ve düşme eğilimi göstermeye başlar. daha sonra bu paradigma yenisiyle yer değiştirir.


Her paradigma, bir alanda yığılmış belli sorunlar demetine yanıt olarak ortaya atılır. İlk olarak az sayıda insan bu alışılmamış yeni yöntemi kullanarak birikmiş sorunlardan bir kısmına etkili çözümler bulmaya başladığında, paradigma yavaş yavaş bu alanda ki diğer bireylerin de ilgisini çekmeye başlar. Bu yolla aratan taraftar sayısı ile daha çok sorun yeni paradigmanın ilkeleri yoluyla çözülmeye başlanır, yani çözülen problem sayısı arttıkça paradigmaya üyelik ve taraftarlık artar, üyelik arttıkça paradigmanın içinde çözülen problem sayısı da artar. Böylece, yeni paradigma bir süre sonra o alanda tam egemenlik kurmaya başlar. Bu süreç sanıldığı kadar kısa da değildir. bazen yüzyıllar alır. Bir paradigmanın egemenlik döneminde bu alana giren insanlar, alternatif bir paradigmayla tanışmadıkları için var olan paradigma gittikçe din gibi alternatifsiz ve sorgulanamaz hale gelir. Bütün gerçeklik bu paradigmanın içinde anlaşılmaya başlanır...


.... Her paradigma belli bir sorunlar demetine yanıt olarak geliştirildiği için, sorunlar çözüldükçe ve o alanda var olan paradigmayla uyumsuz yeni sorun demetleri eklendikçe egemen paradigma yavaş yavaş etkisini yitirmeye başlar.

Yani, egemen paradigma artık düşüştedir. Ancak bunun farkedilmesi o kadar kolay değildir. En önemli göstergesi o alanda belli bir sorgulamanın başlamasıdır. Eleştiriler yükselir. Yeni arayışlar ortaya çıkar. Tartışma hararetlenir. Benzer bir şekilde küçük bir azınlık oyunu alışılmamış yeni kurallarla oynamaya başlar. Bunlar ilk etapta aykırı ve bilimdışı kabul edilir. Yavaş yavaş yeni kurallar birikmiş sorunlara etkili çözümler üretmeye başlar. Bu süreçte özellikle yeni kuşak ve genç bilim adamları yeni paradigmaları benimsemekte öncülük ederler. Yeni paradigma yavaş yavaş eskisiyle yer değiştirme sürecine girer..."


A. Mesut Tatlıpınar


(*) 21. Yüzyılın eşiğinde Paradigmalar Savaşı, Kaostaki Türkiye
Doç. Dr. Hasan Şimşek, Sistem yayıncılık İstanbul 1997 s.8/9

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydınlatıcı, sade güzel bir yazı. Ellerinize sağlık....

Mezopotamya Prensesi 
 26.07.2012 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1949
Kayıt tarihi
: 17.02.08
 
 

İstanbul'da doğdum. Şişli Lisesi'ni ve MÜ Siyasal Bilimler Fakültesi'ni bitirdim. Daha sonra, İ.Ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster