Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
448
 

Paradigmalarımız!

Ülkemizde hemen hemen tüm konularda özellikle de siyasi, ekonomik ve tarihi konularda kalıplaşmış paradigmalara sahip olunması dolayısıyla yapılan yanlış değerlendirmeler sonucu ülkemiz bir türlü çağdaşlaşma yolunda istenildiği kadar ilerleyememektedir.

Hemen herkeste olan bir paradigma konusunda tartışmaya başlayalım isterseniz;

Bizlere yıllarca Türk ulusunun 1071 milat olarak alınırsa 935 yıldır bu topraklarda olduğu ancak bir türlü zenginleşemediği anlatıldı durdu. Pekiyi neden zenginleşemedik;

Zengin ve fakir ülkeler arasındaki fark ülkelerin yaşı değildir. Mesela, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin iki bin yıldan fazla geçmişi vardır ve fakirdirler. Öbür taraftan, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi 150 sene önce isimleri bilinmeyen ülkeler kalkınmış ve zengin ülkelerdir. Doğal kaynakların var olup olmaması da zengin ülke fakir ülke arasındaki farkı yaratmaz!

Japonya; ufacık bir adaya sıkışmış, %80 arazisi tarıma ve hayvancılığa uygun olmayan bir ülkedir ama aynı zamanda dünyanın ikinci büyük ekonomisidir. Ülke dev bir yüzer fabrika gibidir, bütün dünyadan ham madde ithal eder, sonra da bütün dünyaya bitmiş ürün ihraç eder.

Diğer bir örnek, Kakao yetiştiremeyen ancak dünyanın en kaliteli çikolatasını üreten İsviçre’dir. 4 ay sürse de kısa yaz döneminde toprağı da ekerler, hayvancılık ta yaparlar. Bu yetersizlikte bile ürettikleri süt ürünleri en iyi kalitededir. Bu ufak ülke yansıttığı güvenli, düzenli ve çalışkan ülke imajı sayesinde dünyanın para kasası olmayı da başarmıştır.

Zengin ve fakir ülkelerin yöneticilerini birbirleriyle karşılaştırdığınızda aralarında önemli bir fark bulamazsınız. Irk ve deri rengi de önemli değildir. Kendi ülkelerinde tembel olarak tanınan işçiler aslında zengin Avrupa ülkelerinin arkasındaki ana üretici güçtür. Pekiyi, o zaman aradaki fark nereden gelmektedir?

Fark, uzun yıllardır kültür ve eğitim ile içlerine işlenen değişik bakış açısıdır. Zengin ve kalkınmış ülke insanlarının davranışlarını incelediğimizde, büyük bir çoğunluğun ve özelikle de sistemlerinin şu prensiplere kalben inandığını görüyoruz.

1. Bilime Saygı
2. Temel ahlaki kurallara bağlılık
3. Dürüstlük ve Sorumluluk
4. Kanun ve kurallara uyma ve saygı
5. Başkalarının hakkına saygı
6. Çalışkanlık
7. Tasarruf ve yatırıma inanç
8. İrade
9. Dakiklik
10. Analitik düşünce
11. Ulusal çıkar gözetme
12. Vatanına ve milletine bağlılık

Geri kalmış ülkelerde nüfusun çok küçük bir azınlığı bu prensiplere inanmaktadır. Biz, doğal kaynaklarımız olmadığı için veya doğa bize karşı zalim davrandığı için gelişmemiş değiliz. Biz, doğru bakış açısına sahip olmadığımız için bir türlü gelişemiyoruz.

Zengin ve kalkınmış ülkeleri o noktaya getiren işlevsel prensiplere uymak ve bunları çocuklarımıza öğretmek azmimiz olmadığı için hala gelişemedik.

Gözlemlerimde bu prensiplerin çoğunluğuna eğitimli, eğitimsiz, zengin, fakir toplumumuzun hemen hiçbir kesiminin uymadığını saptadım. Acı olan öğrenim ve kültür seviyesi arttıkça bu prensiplere uymamanın daha da artmasıdır. Bu kesimde olanların büyük çoğunluğu maalesef kendini toplumun diğer kesimlerinden soyutlamakta ve hemen her konuda önceliği olduğuna inanmaktadır. Halbuki, asıl bu kesim yukarıdaki prensipleri uygulayacak ki toplumun diğer kesimleri bu prensipleri uygulamayı kendine örnek alacak.

Özet olarak, ne kadar çok kişi doğru prensipleri benimserse o kadar çabuk düze çıkılacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazılarınız için teşekkürler. Vurgulamış olduğunuz tesbitlere ve yapmış olduğunuz yoruma katılmamak mümkün değil. iyi çalışmalar.

Ruksan İLDAN 
 17.02.2007 16:13
 

beynimizde yer etmiş bu kanaatkarlık.bunu da bir silip atabilsek kafamızdan!

Ahmet Balcı 
 16.02.2007 23:53
 

Tespitleriniz çok doğru. Müsaadenizle bir eklemede bulunmak isterim: Bu prensiplerin hep şehirlileşmiş toplumlarda yerleştiğini unutmamak lazım. Tarım toplumlarında bu prensiplerin benimsenmesi nadir görünen bir şey. Biz de şehirli nüfusla, kırsal nüfus henüz yarıyarıya. Ama köyden kente göç sürüyor. Bir iki nesil sonra, şehirlerde bu prensiplerin yerleştiğini göreceğiz gibime geliyor. Tabii bu süreyi kısaltmak elimizde.

Postacı 
 16.02.2007 20:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 571
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster