Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
289
 

Parapsikoloji ve bilim

Geçenlerde;  Werner Keller adlı bir psikiyatristin yazdığı “Parapsikoloji”adlı bir kitabı okudum.

Kitap; yapılan ruhsal(tinsel) araştırmalar sonunda; yeni bir evrenin eşiğine gelindiğini belirtiyor; Ancak, günümüzde hala tinsel olayların açıklamasız kaldığını ileri sürüyordu.

Kitaptaki görüşlere göre tinlerle ilgili olaylar, fizik ve kimya bilimlerinden kanıtlarla desteklenmeğe çalışılıyordu.

,Öte yandan; bir bilgisayar programcısı olan oğluma göre; yakın gelecekte, biyomekanik varlıklar evrene ve uzaya egemen olacaktı.

Biyomekanik varlıklar; bilgisayarların biyolojik bir anatomik yapı kazanmasıyla ya da kişioğlunun bilgisayar çipleri ile donatımı sonucu ortaya çıkacak varlıklar olacaktı.

Bütün bunlar, bende tinler(ruhlar) evreni ile ilgili bilgilerimi ,gözlemlerimi ve çözümlemelerimi yazma isteği uyandırdı.

İşe, kendi gözlemlerimle girişmek istedim. Geçmişteki anılarımı tekrar gözden geçirme gereksinimi duydum.

Bizim ailede medyumluk ya da medyumluğa yatkınlık var olmalı. Kız kardeşim, 1950-1953 yıllarında, sekiz dokuz yaşlarında iken medyumluk yapıyordu.

Evinde kiracısı olduğumuz Çeşmeli Hasan diye birisi vardı. Eşinin sağlığı yerinde değildi. Bu nedenle bir cami hocası, on beş günde bir onun iş yerine gelirdi. Kız kardeşimi çağırırlardı.

Hoca efendi, kız kardeşimi karşısına oturtur ve telkin ile uyuturdu. Çeşmeli Hasan da yanlarında olurdu.,

Ben de; kız kardeşime kötülük yapmasınlar diye iş yerinin dışında, uzaktan onları gözlerdim. İşyerinin girişi camlı bir kapı ve duvarla kapalı olduğundan, her şeyi görür ama bir şey duymazdım.

Hoca efendi, kız kardeşimi uyuttuktan sonra ona sorular sorar, kız kardeşim de uyku durumunda ona yanıtlar verirdi. Her seans yaklaşık yarım saat kadar sürerdi. Sonra, kız kardeşimi uyandırırdı hoca efendi. Eline, o zamanın parasıyla yüklüce bir para verirlerdi.

Kız kardeşim, trans durumundayken konuşurdu. Bunu, dudaklarının devinmesinden anlıyordum. Seanstan sonra ,kız kardeşime düş görüp görmediğini sorardım. Görmediğini söylerdi. İçeride,hoca efendiye bir şeyler anlattığını söylerdim. Hiç bir şey anımsamadığını belirtirdi.

Kız kardeşimin bu özelliği adet görmeğe başladıktan sonra kesildi.

Bu olay neydi? İlk akla gelen, bir telkinle uyutma ve  yine telkinle Çeşmeli Hasan’ın duymak istediği iyi şeyleri, kız kardeşime söyletme olabilirdi.

Nitekim; böyle bir olay, benim de başımdan geçmişti.

Yaklaşık, yirmi üç yaşlarındayken, 1962 ya da 1963 yılında İstanbul’a bir İtalyan psikiyatri profesörü gelmişti. İtalyan isimli birisiydi.

Beyoğlu’ndaki bir sinemada bir toplu hipnoz gösterisi yapacaktı.Ben de, bir arkadaşımla gittim.

Redingotlu bir adam sahneye çıktı. İtalyanca konuşuyor; yanındaki birisi söylenilenleri Türkçeye çeviriyordu.

Önce, sinemadaki herkesin,oturdukları koltuklardan ayağa kalkmasını istedi. Hep birlikte kalktık. Sonra, cebinden köstekli bir cep saati çıkardı. Sağa sola sallamağa başladı.

Bir süre sonra,çevirmen; herkesin koltuğuna oturabileceğini söyledi. Ben oturamadım. Benim gibi ;on kadar kadınlı erkekli izleyici de ayakta kalmıştı.

Psikiyatrist bizleri sahneye çağırdı. Ayakta kalan bizler, bu emre uyup sinema sahnesine çıktık. Adam bundan sonra, yaklaşık bir saati aşkın bir süre, bizlere değişik emirler verdi. Bizler de o emirlere uyduk.,

Gösterisine başlamadan önce, ellerimizin bir parmağına toplu iğne batırdı. Kimse,acı duymadı. Benim elime de toplu iğne batırdı. Parmağımın ucunun kanadığını gördüm ama acı duymadım.

Gösterinin sonunda, adam,havanın dayanılmaz derecede sıcak olduğunu, biraz daha arttı, daha da arttı,  da artıyor diyerek  söyledi. Ben dahil sahnedekiler; iç çamaşırıyla kalıncaya dek soyunduk. Kadınlar da soyundular.

Sonra; bizleri uyandırdı adam. Hemen üstümüzü giyindik ve sahneden indik. Çok utanmıştım. O zamanla ,Maliye Müfettiş Muaviniydim. Bizim meslekte, böyle hafiflikler hoş karşılanmazdı. Üstadlardan birisi oradaysa ve beni gördüyse diye çok korkmuş ve paniklemiştim.

Tabii, sahneden soyunan kadınların eşleri  ya da sevgilileri  olan erkeklerin de suratları asılmıştı.Psikiyatr onlardan özür diledi.

İyi anımsıyorum .Sahneden iğne batırılınca,kanadığını gördüğüm parmağımda; sahneden inince delik de kan da yoktu.Kanı, sahneden telkin altındayken görmüştüm. Kız kardeşim de, cami hocasının telkinleri altında bir şeyler görüyordu.

İkinci yoruma göre; kız kardeşim de telkin altında tinler evrenine gidip tinlerle ilişki kuruyor; istenen bilgileri onlardan alıp aktarıyordu.

Bu nasıl oluyordu? Okuduğum kitaba göre; bu sorunun yanıtı hala bulunamamıştı. Benim olayıma gelince.. Beni hipnotize eden adam, beni sahneden indirmeden önce, iğnenin açtığı küçük yaramı iyileştirmişti. Bu nasıl oluyordu?

Okuduğum kitaba göre; bu sorunun da yanıtı yoktu.

O zaman; tinler evreniyle olan ilişkileri;bambaşka fizik kuramları ile açıklamağa yönelmek gerekiyordu. Ben de;bundan sonraki yazılarımda,bunu yapmağa çabalayacağım.

Bunu yapmamı gerekli kılan bir başka olayı da, by pass ameliyatım sırasında yaşamıştım.

Ameliyatım çok ağır geçmiş ve yoğun bakımda yaklaşık bir gün(Belki de bundan fazla) kalmışım. Daha önce de, böyle olaylar anlatanların olduğunu okumuştum. Aynısı, başıma geldi.

Kendimi;parlak bir tünelin içinde görüyordum. Tünelin bitiminde çok beyaz ve çok parlak bir ışık kaynağı vardı. Ona doğru yürüyordum.

Birden ”Uçar bey,Uçar bey” diye tünelin öbür ucundan yükselen bir ses duydum. Yönümü o sese çevirip ilk andakine ters yöne yürümeğe başladım.

“Hah..Kendine geliyor” diyen doktorun sesiyle; kendimi yoğun bakım yatağında buldum. Bir bakıma, ben de tinler evreninin kapısına dek gitmiş ve doktorun çağırmasıyla geri dönmüştüm.

Ruh(tin) denilen maddenin incelenmesinin,bilime katkı sağlayacağı açıktır.Çünkü;tin de madde yaratma özelliği olan bir madde olarak da tanımlanmaktadır.  

Ayrıca; kuantumlar kuramları ile bilim yolu tıkanmış görünmektedir. Bu yolu açacak olan; tin ile ilgili araştırmalar olacaktır.

Parapsikolojinin ilgi alanına giren diğer bir olay da;hastaları bu yolla iyileştirme olgusudur. Bunun en yaygın örneği; Fransa’nın Lourde kasabasındaki kilisedir. Buraya gelen hastalar; dua edip iyileşmektedir.Ayrıca;tarihte de, çeşitli hasta iyileştirme olayları saptanmıştır.

Orta Aysa’daki ,Kızıl Derililerdeki, Afrika ülkelerindeki şamanların da hastaları iyileştirdikleri gözlenmektedir.

Benim bir arkadaşım da; Seyhan ilçesinde yedek subaylık yapıyormuş. Çevrede ”yılancı baba” diye tanınan birisi varmış. Yılan ya da akrep sokanı,hemen ona götürürlermiş. Adam; parmağını tükürükleyip sokulan yere bastırır ve yılan ya da akrep sokmaları iyileşirmiş.

Bu olayları,gözleriyle görmüş.

Aynı biçimde;karnına şiş sokan Rufai dervişlerinin kanayan yerlerine Rufai dedesi ya da babası parmağını tükürükleyip bastırırmış ve kan dururmuş. Bunu da babam, çocukluğunda gözleriyle görmüş.

“Yılancı baba”yı duyan Adana’daki İncirlik üssünde çalışan Amerikalı doktorlar; bunun bir şarlatanlık olduğunu kanıtlamak istemişler ve “yılanlı baba”yla buluşmuşlar.

Bir Amerikalı doktor kolunu bir engerek yılanına ısırtmış. Yılancı baba da onların getirdiği bir başka engerek yılanına kolunu ısırtmış.

Yılancı baba;parmağını tükürüklemiş ve ısırığın üzerine bastırmış. Kola bir şey olmamış. Amerikalı doktor; yılan zehirine karşı olan ilaçlarından içmiş, ama nafile. Adamın sol kolu omuzuna doğru morarmağa başlamış. Yılancı babaya yalvarmışlar. Amerikalının kolundaki ısırığa da tükürüklü parmağıyla bastırmış ve morluk giderek yitmiş. Amerikalı doktorun kolu da iyileşmiş.

Her iki öyküyü de; buna tanık olan arkadaşımdan ve babamdan dinlemiştim.

Demek ki; tinsel güçleri ile hastalıkları iyileştirenler vardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 503
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster