Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '07

 
Kategori
Tıp
Okunma Sayısı
4295
 

Perküsyon ve değersizleştirme...

Perküsyon ve değersizleştirme...
 

Percussion(lat.); Vurarak ses çıkarma...

Perküsyon(tıp);
Hastanın klinik muayenesinde uygulanan bir yöntem olup, hekimin bir elini göğüs ya da karın boşluğunda muayene edeceği alana koyup, bu elinin orta parmağının üzerine diğer elinin orta parmağı ile vurmak yolu ile bu boşluklardaki patolojileri tespit etmek için kullanılır.

Perküsyon(müzik);
Davul, bateri, trampet gibi vurmalı çalgıların her biri ya da vurmalı çalgılar ile müzik yapmak.


***

Karnını muayene ettiğim orta yaşlı bey, yattığı muayene masasında gevrek gevrek gülerek “iki tık tık, bu oluyor di mi? doktor bey” diye sordu...

Hastalarla kurulacak olumlu iletişimin hekimin işini kolaylaştıran bir şey olduğunu düşünürüm hep... Dolayısı ile bu tarz bir espriye de tolerans göstermem çok olasıdır aslında... Ancak bu bildik deyişin arkasından gelebilecek “bi şık şık” sevimsizliğini, yüzümü ifadesizleştirerek önlemeye çalıştım bu kez...

Sanırım orta yaşlı bey, bu yaptığı esprinin çok zekice olduğunu ve benim mutlaka, en azından gülümseyerek, bir tepki vermem gerektiğini düşündüğünden, ardına sevimsiz kısmını da ekleyerek, söylemini tekrarladı; “ne demişler; iki tık tık bi şık şık”...

Hay Allah, bazen böyle olur işte; siz kendinizi ne kadar kontrollü bilirseniz bilin biri gelip nerede olduğunu bilmediğiniz bam telinize basar... Bir mesleki pratiği bu şekilde değersizleştirmek, hele söz konusu olan sizin mesleğinizse çok can sıkıcı olabilir gerçekten...

***

Her meslek erbabı için bu savunma söz konusudur aslında; Bilgisayarım benim işin altından kalkamayacağım şekilde kullanılamaz hale geldiğinde bir teknik servise götürdüm.

Servisin duvarında şöyle yazıyordu; “Bakım ücreti; 30 Ytl... Lütfen itiraz etmeyiniz... Bu ücret bilgisayarınızın kasasını açıp kapattığımız için değil, bu işi öğrenebilmek için harcadığımız yılların karşılığıdır...”

Yani bir “aç kapa” durumu var sanırım, aslına bakarsanız... En azından bu yazıyı okuyanın aklında böyle bir şey kalması olası... Ama konu o değil... Ne güzel anlatmışlar emeğin değerini... Ben karşılığında, kamusal hakkımın dışında, para talep edilen bir mesleki pratiğin içinde değilim. Ancak değersizleştirme ne yolla olursa olsun bir olguya yöneldiğinde bu o olgunun her alanına sirayet etme riski taşır...

Başbakanın, hekimlik mesleğini değersizleştirmek adına ne çok söylemi oldu, şimdi hatırlarsınız... Buraya alarak kötü örnekleri pekiştirmek istemiyorum... Önemli olan bu çabayı harekete geçiren amacı görmek sanırım... Çaba, sadece devletin en üst noktasındaki kişinin söylemleri ile sınırlı olmadı tabiî ki geçtiğimiz yakın dönemde; Sağlık ocaklarına yazar kasa konulması, döner sermaye uygulaması ile her tıbbi uygulamanın uygulayanlar için bir gelir kaynağı haline getirilmesi, iki tık tıkla başlayan lakırdının çok ötesinde toplum bilincindeki mesleki itibara, para ile değer biçilmesine yol açmıştır ne yazık ki...

Ve bu değersizleştirme, tıp eğitimi ülkemizdekinden çok daha geride olan ülkelerden gelecek, dilimizi bile konuşamayan hekimlere, neredeyse, sorgusuz sualsiz ülkemizde çalışabilme yetkisi verilmesi ile taçlandırılacaktır... Nihai amaç önümüzdeki dönemde iktidar yandaşı sermaye sahiplerinin kuracağı, ucu uluslararası sermaye ile temaslı, özel hastane zincirlerine yerli/yabancı ucuz emek gücünün yığılmasıdır...

***

Yüzümdeki ifadesizliğe, memnuniyetsiz bir bakış ekleyip “biz ona perküsyon diyoruz” diyerek, adamı refüze etmem en kestirme yol olacaktı sanırım...

Bu, beyefendi ile aramızdaki “iletişim müsabakasını” benim açımdan bir kazanımla sonuçlandıracak gibi görünse de, müsabakanın kaybedeninin olmamasının en iyisi olacağını düşündüm...

Ne kadar samimi göründüğünü bilemediğim tebessümümü iyice görmesini sağlayıp, “bu bir muayene yöntemi, böylece karın boşluğunuzdaki organlarda bir anormallik olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.” dedim...

Adam, yüzündeki gülüşü, çok bilmiş bir ifade ile pekiştirip;

“Evet, benim kuzenim var; doktor... Perküsyon deniyor di mi buna, davul gibi bir şey yani...”

“Evet sizin karnınız için bu söylenebilir...”

“???...”

“Oturabilirsiniz, sırtınızı dinleyeceğim...”


***

Not: Muayeneye ilişkin paragraflar kurgudur...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hasta- hekim ilişkilerinde, çok çeşitli komiklikler yaşanabilmekte. Sizin yaşadığınız gibi densizliklerde.. Saygı ve eğitim düzeyi önemli tabii ki. Ufak bir anı da benden: 8 kişilik bir odada yaşlı bir amcayı muayne ederken, odaya hastanenin fotoğrafcısı girdi. 20 yıldır söylediği gibi:''sevenler geçsin, sevenlere fotooo'' diye bağırdı. Yaşlı amca bir an irkildi ve hadi fotoğraf çektirelim dedi. Olur mu amca bir sürü işim var daha.... O ve yanındaki tüm hastaların ısrarı hem komiğime gitti, hem de tuhaf geldi:)) Ama yaşlı adamı kıramadım, yazık sevinsin garibim. köyüne gittiğinde bakın dr. hanımla fotoğrafım diyecekti muhtemelen diye düşündüm ve fotoyu çekildik. Aklıma geldikçe gülüyorum.. Şimdi acaba o fotoğraf hangi köyde hangi vitrinde duruyordur? Acaba yaşıyor mudur ki amca? Sevgilerimle...

sevgiii 
 28.10.2007 12:11
Cevap :
Sevgili Sevgiii(komik oldu böyle söyleyince:)) çok güzel gerçekten; yaşlı amca eve gidince teyzeye kesin,"işte beni muayene eden doktor hanım kızımız" diye söylemiştir... Teyze de "aman çok da gencecikmiş allah razı olsun ondan" diye hayır duasını yollamıştır size... Ben şimdi burdan bütün doktorlara çağrı yapıyorum; "hastalarınızla özellikle de yaşlıysa fotoğraf çektirin kardeşim" valla.. Belki iyileşme sürecini çabuklaştırır.. Olamaz mı... Onlar bizden böyle bir değeri kendilerine vermemizi istiyorlar.. Yanlış anlamayın sizin hastanenin fotocusuyla ortak değilim de zaten foto da şart değil:) Değer verdiğimizi gösterelim onlara ne kaybederiz ki?? Düşündüren ve heyecanlandıran:) katkınız için çok teşekkür ederim...  28.10.2007 14:33
 

"Pratisyen hekim" deyince anlaşılabilsem. Ben şöyle bir yol buldum; "sağlık ocağı hekimi" gibiyim diyorum. Ve sanırım pratisyen kelimesini de "yabancı" olduğu için benimseyemedim bir türlü. Her yenilikle birlikte sanırım eylemin "Türkçe" kelimesini bulmaya da özen göstermek gerekiyor. Sevgiler, mavilerle...

derinmavi.. 
 28.10.2007 10:10
Cevap :
Yahu sağlık ocağı kaldımı ki izmir'de:)) Şaka yapıyorum.. işte trajedinin üzerine.. Bu atıfları biz de yüklüyoruz bazen mesleğe... Başkalarının oyununa gelmek gibi bir şey.. Bir söz var anonim; "ne iş yaparsan yap ama en iyi şekilde yap" diyor.. Bunu düstur edinip onlar değirsizleştirdikçe biz değerini arttırmaya çalışalım... Sonuçtra yeniliriz yine de ama mücadele ettik deriz... Evet türkçe bence de en iyisi.. Bu gün çanakkale'de izmire doğru tatlı bir lodos esiyor... Umarım sevgilerimi size ulaştırır...  28.10.2007 14:21
 

"abi bi de senin maas ne kadar?" gibi gevreklikler de vardir ki...o nokta da "haa evet...zaten ben de simdi kitapciya bir ugrayayim" diye super alakasiz bir cevap vererek abuk soru savusturma isi yapilir. Kisacasi bana kalirsa bu tur tum muhabbetler yilisiklik duzeyindedir. En iyisi hic cevap vermemek belki de en iyi cozum. Sevgi ve selamlarimla.

Biraz 
 27.10.2007 20:05
Cevap :
Sevgili biraz, "süper alakasız cavap" gerçekten ilginç ve komik şeyler getirdi aklıma; vardı ya "çişim geldi":) Şimdi böyle düşününce adam en iyisini yapmış diyorum:) Yüzümü güldürdün... Sevgilerimle...  27.10.2007 22:03
 

Yanlış hatırlamıyorsam Picasso ile ilgili okuduğum bir yazıydı. Picasso'yu gören bir hayranı oturdukları cafede uzattığı peçeteye bir şeyler çizmesini ister. Çizim bittiğinde Picasso bir fiyat söyler. Hayran ise "İyi de alt tarafı bir peçeteye 5 dakikada bir şeyler karaladınız. Bu fiyat çok değil mi?" diye sorar. Picasso'nun yanıtı ise tam da senin anlatmak istediğindir: "5 dakika+ 30 yıl"... İyi bir haftasonu geçir arkadaşım... Sevgilerimle...

Yeşim Özdemir 
 27.10.2007 13:13
Cevap :
Üstelik picasso di mi:) Adam o peçeteyi satsa milyon dolarlar kazanır... Geçiyor işte arkadaşım hafta sonu iyi/kötü..:) Temennin için çok teşekkür ederim.. Sevgiler..  27.10.2007 19:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1433
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster