Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '09

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
14931
 

Piranhalar, sadece nehirde mi yaşar?

Piranhalar, sadece nehirde mi yaşar?
 

leş yiyen bir canavar.


Keskin dişleri olan ve et yiyerek beslenen tehlikeli bir balık türü olan piranhaların birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri kırmızı karınlı piranhalardır, isminden de anlaşılacağı gibi karnı kırmızı renktedir. Küçük piranhalar, balıkların kuyrukları ve pullarıyla beslenirler, ancak büyüdükten sonra bütün bir balığı komple afiyetle yerler...

Daha çok 10-30 gruplar halinde sürüyle gezerlerler ve saldırırlar, üreme zamanı sürü ayrılır ve herkes tek başına kendilerinin barınacağı bir yer yaparlar. Üreme zamanı geldiğinde kırmızı karınlı piranhaların rengi metal-gri rengini alır. Çiftleşme anı geldiğinde birkaç dakika'da bir doruğa ulaşırlar bu işlemin 4 saat kadar sürdüğü de olur...

Çiftleşme bittiğinde dişi barınağı terk eder ve yumurtaları, baba piranhaya bırakır ( insanlarda tam tersi olur genelde! ) ve baba nöbet tutmaya başlar, ara sıra oksijen gelmesi için yüzgeçleriyle yumurtaların üzerinden geçer, ta ki doğana dek. doğduklarında 2-3 cm doğarlar ve saydam olurlar. Sıtma taşıyan sivrisinek larvalarıyla beslenirler.

Piranhalar anavatanlarında yerleri doldurulamayan birer sağlık bekçisi gibiler. Leş yiyen bu balıklar olmasaydı, nehrin taşmasıyla yaşamlarını yitiren vahşi hayvanlar, suyun içinde öylece çürüyecekti. Ortaya çıkan mikroorganizmalar, bu sıcak bölgede bulaşıcı hastalıklara neden olacak; yarattığı tehdit, kapısı bacası açık yaşayan insanlara kadar ulaşacaktı. Orinoco'da yaşayan bazı Kızılderili kabileleri, suyun nehir yataklarından taştığı dönemlerde ölülerini toprağa gömemediği için, piranhalardan yararlanıyorlar. Guaranos kabilesinden Kızılderililer, böyle dönemlerde ölülerini seyrek örülmüş ağlarla suya indiriyorlar ve cesetleri kemirmeleri için piranhalara sunuyorlar. Çıkarılan iskeleti daha sonra tüylerle süsleyerek cenaze törenini yapıyorlar.

Amazonlarda, yağmur mevsiminin dışında da su baskınları yaşanıyor. Ayda iki kez, yeniay ve dolunay dönemlerinde, Atlantik Okyanusu'nun kabaran suları kıyıdan içeriye doğru baskı yaratarak, nehir suyunun akış yönünü değiştiriyor. Dev su dalgaları oluşuyor ve 700 kilometre kadar anakaranın içine girebiliyor. Nehir normal seviyesinde akarken, kilometrelerce uzaklıkta yaşayan, otlanan hayvanlar bile bu olaylar sırasında yaşamlarını kaybediyorlar.

Tatlı suların akbabaları sayılan piranhalar, su baskınının yaşandığı bölgeleri, leşlerden temizliyor. Leşlerin çürümesi sonucu oluşan salgın hastalıklar, öncelikle yaralı ve hasta hayvanları etkilediği için piranhalar önemli bir ekolojik işlev görüyorlar.

Piranhaların korkutan dişleri, dudak derileriyle örtülü. Bu nedenle bu hayvanlar fazla dikkat çekmiyor ve sakin bir görüntü sergiliyor. Bu deri yukarı kaldırıldığı zaman (kurutulmuş hayvanlarda rahatça görülebiliyor) ustura keskinliğindeki üçgen dişler ürpermeye yetiyor. Balık ağzını kapattığında, kama şeklindeki alt ve üst dişler bir fermuar gibi kilitleniyor.

Piranhalar, yiyeceklerini yerken sergiledikleri tavır açısından da tatlı su balıkları içinde eşsiz. Bu yönleriyle köpekbalığına benziyorlar. Dişlerini avına geçirdikten sonra, hızlı kuyruk hareketleriyle vücudunu oradan oraya atıyor ve sahip olduğu bütün güçle bir parça eti koparıyor. Ağzında kısa süre çevirdikten sonra hemen yutuyor, sonra yeniden avına yükleniyor: bir parça ve bir parça daha...

Böylelikle piranha, her büyüklükte avla rahatça baş edebiliyor.

Yine de suların kralı değil. Kaymanlar ve büyük yırtıcı balıklar için de piranhalar lezzetli yiyecekler. İnsanlar için de oldukça tehlikeli bir hayvan olan Mata Mata adlı su kaplumbağası, balıkçıl ve nehir yunusu da piranhaları zevkle yiyorlar. İşte o zaman ava giden avlanıyor. Düşmanları piranhaları yerken, öldürdüklerinden iyice emin oluyorlar. Canlı bir piranhayı yemek, daha sonra midede harekete geçen bir testereyi yutmaya benziyor.

Bu vahşi canlıların dikkat çeken yönleri sadece dişleri değil. Kan ve çürüme kokusuna karşı gösterdikleri hassasiyet de inanılır gibi değil. Ama bunun bir amacı var. Balçık nedeniyle genellikle bulanık olan Amazon Nehri'nde görüş uzaklığı 10 santimetreye bile ulaşmıyor. Bilim adamları, aynı köpekbalığı gibi, piranhanın da kanı, 1/1, 5 milyon oranında sulandırılmış haliyle bile seçebildiklerini tahmin ediyorlar. Bu olağanüstü koku duyuları sayesinde bulanık sularda bile anında avına ulaşabiliyor.

Latince Adı: Pygocentrus nattereri
Habitatı ve Anavatanı: Güney Amerika; Amazon Nehri.
Beslenme Biçimi: Etçil
Davranış Biçimi: Aşırı agresif
Kendi Türlerine Davranışı: Agresif
Yüzme Seviyesi: Orta-Yüzey

Tatlı suların bu tehlikeli yaratığını sanıyorum biraz tanımış olduk. Görüldüğü gibi, her haliyle "cibilliyet"ini (soy-sop ve nesep) açık ve net olarak belirtiyor; ben bir "canavar"ım, bir "leş" yiyenim diye adeta bağırıyor...

Şimdi bir an düşünelim: Doğada ki yaşam mı daha tehlikeli, yoksa toplum içerinde ki yaşam mı?

Bence, doğada ki yaşam daha güvenilir, çünkü düşman "testere" gibi dişleriyle, "canavar" gibi bakan gözlerle geliyor ve senin görevin bunu fark etmek; bunu zamanında fark etmemek ise, senin sonunu getirebiliyor...Oysa, toplum yaşantımızda ne yazık ki, çok kere dost görünen birçok düşmanın saldırısına uğradığımız gibi, bazı düşmanlar "sinsice "saldırıya geçebiliyor, "belaltı"ndan saldırabiliyor ve daha da kötüsü, kendini masum göstermeye çabalayarak, hain yüzünü gizlemeye dahi kalkabiliyor!..

İşte dostlarım, bu nedenle de doğada ki yaşam çok daha güvenli diye düşünüyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğadaki her canlı ekolojik dengenin olmazsa olazı. Maalesef biz insanlar bu kuralı bozuyoruz. Hem doğaya hemde kendimize zarar verebiliyoruz. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 17.11.2009 20:06
Cevap :
Osman bey merhaba, sizin de değindiğiniz gibi, ne yazık ki, doğanın mükemmel bir şekilde işleyen dengesini, insanoğlu kişisel çıkarları için, hesapsızca bozmaya devam etmektedir...Kızılderili atasözünde belirtildiği gibi; "bir gün paranın yenmeyeceğini anlayacak..." Katılımınız ve değerli katkılarınız için teşekkür ediyorum.Selam ve saygılarımla.  18.11.2009 16:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1791
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Okumayı seviyorum ve okumanın, insanın içindeki havuza taze suların katılmasını sağladığına inanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster