Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
6221
 

PKK Türkiye’den ne istiyor?

PKK Türkiye’den ne istiyor?
 

Yazımızın başlığına “PKK Türkiye’den ne istiyor?” dedim ama; PKK’nın ortaya bazı talepler sürüyor gibi görünse de, aslında Türkiye’den açık bir istediği yok. (PKK’nın arkasındaki güçlerin dinmeyen kuyruk acısı Türkiye’den istedikleri var. Bunu da ayrıca  ileriki günlerde buradan size aktaracağım.) PKK içinde bulundurduğu marksist terör örgütleri ile birlikte yürüttüğü uyuşturucu ticaretini sürdürebilmek bunun içinde arkasındaki emperyalist ve küresel güçlerin terör taşeronluğunu rahatça yapmakmak bunun içinde. Türkiye sınırının içerisinde ve sınırında kalıcı olabilmek adından söz ettirmek bunun içinde  gücünü korumaktan başka bir amaç taşımamakta.

Bunun dışında PKK’nın hangi ideal ve amaç için savaştığını yollara “kalleşçe pusular” kurmasının, “asker ve polis”leri kahpece katletmesinin sebebi nedir?. Ne PKK’lı teröristler nede şehirdeki sempatizanları ve destekçileri bilmiyorlar, sorsanız söyleyemezler.

Biraz kendini akıllı saman ağzı laf yapanlar “Kürt halkının talepleri için mücadele ediyoruz!”diyebilirler. İyi de, “o talepler” nedir?.. diye sorsanız “kem küm” eder elle tutulacak bir şey yine ortaya süremez, söyleyemezler.

Geçtiğimiz günlerde PKK’nın yan kuruluşu Kürdistan Ulusal Kongresi, “KNK”’nin Brüksel’de yaptığı  toplantıda. KCK Yürütme Konseyi ve KNK üyesi Murat Karayılan'ın konferansa gönderdiği mesajda dünya kamuoynya “Özgür Kürdistan’ı kurma sürecinde” olduklarını duyursa da bu düşünce bir amaç değil teröre kılıf olan bir araçtan, bölgeyi örgüt olarak yönetme arzusundan öte gitmeyen söylemlerdir.

Artık bölge halkı ve herkes biliyor ki, PKK denilen beynelmilel güçler tarafından kontrol ve finanse edilen “taşeron örgüt” sadece bir terör örgütüdür. “Kürt halkı” ve “Kürt hakları” ile de hiçbir ilgisi yoktur.

HDP Kürt halkının temsilcisi olamamıştır;

Sözkonusu Kürtlerin temsiliyse; ne PKK nede PKK’nın gölgesinde kurulan partiler ve bu partilerin sonuncusu HDP Kürtleri temsil edememiştir. Bölgede HDP ve  öncesinde sözde Kürtleri temsil ettiği öne sürülen partilerin öncesinde diğer partilerden seçilerek TBMM’ne giden Kürt kökenli milletvekilleri olduğu gibi.  Bugün de HDP’nin dışında AKP ve CHP’den TBMM’ye giden Kürt kökenli milletvekilleri ile Kürt halkı TBMM’de, hatta AKP’den seçilen Kürt kökenli milletvekillerinden hükümette bakanlık yapanlarda bulunmaktadır.

HDP ve aynı amaçla kurulan partilerden öncede Kürt halkı TBMM’de ve kabinelerde görev alarak Kürt ve bölge halkını temsil etmişlerdir. Kürt halkının temsil temsil sorunu olmadığı gibi HDP’ye de ihtiyacı bulunmamaktadır. 

HDP’nin 7 Haziran’da barajı aşarak 80 vekil ile TBMM’ye girmesi HDP’yi siyasal olarak güçlendirmiş olmasına rağmen HDP güdümünde olduğu terör örgütünü dizginleyememiş, iki yıldır süren “çözüm süreci’”nin sağladığı güven ve bölgeye yapılan yatırımların sürdürülebilmesine katkı sağlayamamıştır.

Tam aksine “çözüm süreci” devam ederken ve iktidar seçim sonrasında da sürece kararlılıkla devam edileceğini açıklamasına rağmen. 7 Haziran seçimlerinin ardından PKK terör örgütü 11 Temmuz’da “çatımazsızlığı” bitirdiğini ilan ederek, ardından 14 Temmuz’da “devrimci halk savaşı” başlattıklarını duyurmuştu. Bundan güç alan PKK’nın meclisteki uzantısı HDP eşbaşkanları kameralar karşiısına geçerek. 19 Temmuz’da sırtlarını YPJ,YPG ve PYD terör örgütlerine dayadıklarını duyurmuş.  20 Temmuz’da da “silahlanma ve topyekun savaş” çağrısı yapmış. Tüm bunların arkasından da terör örgütü PKK hain saldırılarına başlamıştır.

PKK ve HDP en çok Kürt halkına zarar vermiştir;

PKK’nın hain saldırıları karşısında bölgede en büyük zararı yine Kürt halkı görmektedir. Sadece Baraj ve HES’lere yapılan saldırılardan dolayı burada istihdam edilecek 825 bin kişi işsiz kalmış. Yerleşim merkezlerinde kazılan hendekler, patlatılan bombalar, ağır silahlarla yapılan saldırılar ve çatışmalar sırasında vatandaşlara ait binlerce işyeri ve konut zarar görmüş, sivil halk gözetmeksizin açılan ateşlerde sözde temsil ettikleri vatandaşlar hayatını kaybetmiştir.  

HDP’nin barajı aşarak TBMM’ye girmesi bölge halkına kısa vadede bir yarar sağlamadığı gibi, izledikleri politika ve söylemleri ile uzun vadede de güven telkin etmemektedir. Buda göstermektedir ki, Kürt halkının temsili için HDP’ye ve PKK’ya ihtiyacı yoktur.

Peki, PKK Türkiye’den öyle ise ne istiyor?

Kürt sorunu PKK’nın umurunda değil. PKK’nın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da istediği özerklik ise, bölgeyi KOBANİ benzeri bir kanton oluşturarak yönetmek. Bunun da nedeni; Özerk statüde örgüt üst düzey yöneticilerin vali,kaymakam, belediye başkanı olacağı, kendi asker ve polis gücüne sahipolarak öz savunma gücüne sahip olmak. Böylece uyuşturucu ve kaçakçılık faaliyetlerini rahatça sürdürebilmek. 

Sözde Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı bir özer bölge olacak, kendi meclisi, bayrağı olacak ama, marksist yapıya sahip olan özerk yönetimin mali ihtiyaçları Türkiye devleti tarafından karşılanacak.  Yani bölge dışında yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza bir şey yok.

Hani Kürt sorunu vardı? Kürt halkının haklarını savunuyordunuz? Bunlar özerklik talebiyle yasadışı faaliyetlerinizi meşru zemine taşımaktan, K.Irak ve KOBANİ yönetimi benzeri bir statüye sahip olmaktan. Yani açıkçası kendi gemilerini yürüten kaptanlar olmaktan başka bir zihniyet taşımıyorlar.

Bölge halkı da artık PKK’nın gerçek niyetini iyice anladı. PKK’nın özerklik talebinin arkasında bölgeyi yönetme arzusunun yattığının farkına vardılar. Ve yavaş yavaş devletin yanında yer almaya başladılar.

İbrahim Halil SİPAHİ

08.10.2015/İSTANBUL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1319
Kayıt tarihi
: 12.08.14
 
 

Adana'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana'da Yüksek öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi Eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster