Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
884
 

Polyanna ve Donkişot

Polyanna ve Donkişot
 

Yazıp yazmamak arasında tereddüt ediyorum, ben buna doğal savunma mekanizmasının harekete geçtiği zamanlar diyorum, içten içe ne kadar korkarsak korkalım dıştan sakin görünmeye çalışarak korkularımızın farkedilmesinden korkarız, çekiniriz ama yinede üstüne üstüne gitmekten de kendimizi alamayız.

Yaşanmış bir geçmiş ve gelecek arasında halen gidip geliyorum,

Puzzle gibi bir hayat, yap boz, tekrar dene, bulunmayan parçaları bire bir aynısı olmasada bulup yerlerine kıymaya çalıştığım.Çünkü yaşanmamışlıkları, zamanı geri alıp yaşamak için çok geç artık.
Öyle zamanlarım oldu ki sabahlar ve akşamlar çok da önemli olmamaya başladı.Oradan oraya savrulup durdum taki aylar öncesine kadar.
Göçmen kuşlardan tek farkım vardı bavullarımı yanımda taşıyor olmam.
Şimdi düşünüyorum...!
Ben evet ben
Bana ait, benim olan zamanların, yaşanması gereken ama yaşayamadığım anlarımın katiliyim.
Nasıl mı?
Ben demeyi çok geç öğrenerek tabi.
İlelebet müebbet hapsine karar verdiğim en cesur hayat katiliyim ama kendi hayatımın hiç kimsenin değil.
HİÇ DE HAKKETMEDİĞİM.

Tek problemimin aklımın kendime mezar kazacak kadar derin düşünmeye yetmiyor olması diye üzüldüğüm anlarım bile oldu, en kötü düşüncem de bundan ibaret,
Belki büyük acılar çekmeden küçük mutluluklar yakalanmıyordur, zor günler yaşanmadan da şölenmasasına davetiye gelmiyordur.
GECEYİ YAŞAMADAN SABAH OLMADIĞI GİBİ.

Ben yine Polyanna'cılık oynamaktan vazgeçemiyorum.

''Yalnız bir tek şey gereklidir o da herşey''
Kim söylemiş, bu cümle nereden aklımda yer etmiş hatırlamıyorum, hani aniden aklımıza geleni söyleriz ya zaman zaman, o an bir çok şey ifade ettiğini düşündüğümüz,
Her şey olarak gördüğüm hayatım için onu en iyi tarif eden kelimenin bu olduğuna inandığımdan olsa gerek.

Hayatı bir savaşa benzetiyorum ya kazanırsın, yada kaybedersin,
Peki yeldeğirmeni mi?
Yoksa etrafı surlarla çevrili, yüzlerce askerin koruduğu geçişi imkansız gibi görünen kalemi?
Hangisine karşı savaşmak gerekir....

Bana göre düşman kazanmaktansa, kale onların olsun, ben yel değirmeninde rüzgarın savurduğu pervane olmayı tercih ederim, tıpkı şimdiye dek yaptığım gibi.Bu acizlik olarak değerlendirilebilir ama yeldeğirmenleri ile savaşmak birazda cesaret ister.
Kazanmayı amaç edinen bazı aklı kendine oyun oynayan şaşkınlarda vardır, onların en büyük cezaları vicdan yoksunu olmaları, işte onlar bu savaşa katılırken yeldeğirmenini tercih ederler.
Unuttukları bir tek şey vardır, gözden kaçan, akıllarına dahi getiremedikleri.
RÜZGAR VE RÜZGARIN GÜCÜ.

Donkişot olmayı bilmek lazım, herkes Donkişot olamaz ki,

imza
Polyanna ve Donkişot
.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ruhtan... Bir Merhaba Nerissa, kitap desem beni hatırlıyacağınına eminim... gözlerinden süzülen o bakışlarda şimdi anlıyorum ki yazılarını okuyunca tabi,,, daha iyi anlıyorum diyorum... anlatmak istediklerini bilmenin bize verdiği yalnızlık bildikçe yalnızlaşan bizler... kim olduğunu şimdi hatırlayamadığım bir düşünürün sözü bilginin her tütü acıdan doğar... demişti hani bazen polyanna misali her yaptığımız iyi bir şeyin karşılığında ihanete uğrasakta! yine biz olumluluğumuzu koruyabiliyorsak bu aslında kendi içimizde ki bizle olan mücadelemizdir, tıpkı senin yaptığın gibi ve söylüyorum... başarmışsın sen bunu hepimiz kendimizi olduğumuzdan başka biri sanrak yaşarız hayatı ama aslında bir tarafımızda içimizdeki gerçekleri söyleyen o haini sürekli yatıştırmaya ve onu susturmaya çabalamakla geçer gerçekelerden kaçarak. Bir an önce topla şu yazılarını kitap çıkaralım... Sevgiler... Toprak_Kokusu

Siyabend 
 14.02.2008 23:40
 

Ne yapabilirim ki yeni farkettim güzel anlatımınızı. Ne yel değirmeni olun nede savrulan pervanesi! Eğer becerebilirseniz her olumsuzluğa "hı hı. tabi tabi" cevabını verin! tıpkı polyanna gibi! sevgiler ...

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 03.01.2008 22:11
Cevap :
Teşekkür ederim, Dayanma noktası ne kadar daralırsa ben de o kadar direniyorum. BAZAN ETRAFIMDA KİMSENİN OLMADIĞINI FARZEDİP YÜRÜYORUM YOLLARDA,i nsanların omuzları,ya da çantalarını çarparak yürümelerine,şemsiyelerini yağmurdan korunmak için değil de birilerinin yüzüne çarpmak için taşıdıklarını gördükçe ;o konrolsüz hsreketleri sabrımı taşırmıyor değil, hani alıp kırmak geliyor içimden.Taşımayı bilmiyorsanız taşımayın diyorum.Ya ben anormalim, ya da bende değişmeli ve onlar gibi olmalıyım ki sokakta yürümenin en kolay yolunun, başkalarına saygısızlık olmaktan çıkıp karmaşa hali diye değiştirildiğini öğrenip caddede daha rahat yürüyebilirim belki. Ne yazık ki bunları öğrenmek benim için çok geç artık istesemde yapamıyorum,o nedenle pervane olmayı tercih ediyorum....işte yeldeğirmenlerinden birinde. sevgiyle kalın NERİSSA  04.01.2008 0:42
 

Merhaba Nerissa, yazılarınızı okuyunca,düşüncelerimi size iletmek için birini seçmem gerekti ve en uygun olanının,Polyanna ve Donkişot olduğunu gördüm. Yaşantımın uzun bölümün de,bu iki insanın etkilerini fazlası ile hissettim ve kendime "sen ne yapıyorsun" dediğim anlarımın az olmadığını biliyorum. Kabul edilmesi gereken şu ki; her insan için farklılıklar içerse de,türleri farklı olsa da ihanetler, düzenbazlıklar sonsuz önceden beri var ve sonsuz sonraya kadar var olacak. Sevinilmesi gereken hal ise; farkındalık gerçekleştiğin de o ihanetlerin sizi güçsüzleştimemiş olmasıdır. Olacakların kaderini kendinizin belirleyebileceği, gücünüz var iken farkın da olmak ve kararları verecek iradenin erkini yaşamın önüne koymak,sizlerin yaptığı da bu. Bir Anne'nin çocuğuna verebileceğini başka hiç bir unsur veremez ve annesi gibi kimse sevemez. Bilmenizi istediğim şu; İnsan,kendisi için anlamı kalmamış şeyleri çöplüğüne atar, ellerinizi yıkayın bitsin. Saygılarımla. Cesaretin Evi.

cesaretin evi 
 17.12.2007 23:09
Cevap :
Selam Cesaretin Evi, anladığım kadarıyla içten içe kırgınlıklar ve hayatınızın akışını değiştiren olaylar yaşamışsınız sizde. YAŞAMAK SANATTIR;DOSTLUK OPERA, AŞK VE SEVGİ İSE BİR TİYATRO' DAN İBARETTİR demiştim size ilk yazdığımda tek farkı var gerçek yaşamdan, ezbere gerek yok. Bizler bilet alıp oyuna gelenlerdeniz ben o bileti artık yırtıp attım yada sizin değiminizle ellerimi yıkadım,kurumasını bekliyorum. Her şeye rağmen yaşamak kadar güzel ve mücadele etmek kadar onurlandırıcı bir şey yok bana göre,sizdede bunu görebiliyorum.Yorumunuz için teşekkür ederim bu arada küçük kızınız demişsiniz kızım şu an yirmidört yaşında diye belirtmek istiyorum.Bundan daha güzel ne olabilir ki. Saygılarımla,Nerissa  18.12.2007 15:03
 

Don Kişotları Don Kişot yapan Sançopançolardır değil mi? Hayat aslında bir şekilde bizi Donkişot olmaya iterken arkamızdan itekleyen Sançopançoları görmemizi de engeller bazen. İşte onlar görünmeyen kahramanlar, biraz da bize bu cesareti verir. Yazılarınızı beğenerek okudum. Herkes gibi bende devamını okumak isterim. Nihat POLAT

nihat polat 
 10.12.2007 12:18
Cevap :
Reality Düşlerinin sınırsız yolculuğunda ilerlerken,körükörüne ideallerini gerçekleştirmek isteyen DONKİŞOT,neye sahip olduğunu zaten bilmediği için, kaybettiklerinin önemini anlayamamıştır diye düşünüyorum.Sanço Panço ise saf ve dürüst bir yardımcı,dürüstlük her zaman kazandırır ilkesinde bir adam, valiliğe kadar yükselmiş ama kısa sürmüş.Günümüzde o kadar çok örneği varki hani ''Akıllı olup dünyanın kahrını çekmektense deli olup dünya senin kahrını çeksin'' dedirtecek kadar, yinede düşlerimizi kimsenin kısıtlamasını istemeyiz özgürlüğümüzü belki de bu haliyle yaşadığımız günümüzde hayal kurmaya daha çok ihtiyacımız var ama iyi ve güzel olana, hayal dünyamızda bile olsalar...:))) Donkişot Nikola Makyavelli'nin 1500'lü yılların başında yayınladığı "Hükümdar" adlı eserinden etkilenen yazar, "amaca giden yolda her türlü aracı mübah gören" düşünceye, Osmanlı esaretindeyken tanıştığı İslam düşüncesinde de (ameller niyetlere göredir) rastlamış ve eserini bu düşüncenin merkezinde kurmuştur.  10.12.2007 13:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 747
Kayıt tarihi
: 02.10.07
 
 

1966 doğumluyum. Lise mezunuyum, hayatımın bir bölümünü daha doğrusu altı yılını +yurt dışında geçir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster