Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
346
 

Postal Hikayesi

Postal Hikayesi
 

POSTALIM


Yetmişli yıllar. Bu sıralar okula giden gençler arasında, parka, kot pantolon ve postal moda. Hatta biraz da zorunlu! Siyasi gerilim yüksek. Başka türlü giyinmek zor.
 
Neyse bunları geçelim. Benim iyi kötü bir kot pantolonum var. Eniştemin askerlikten kalma parkası da bana uydu. İş postala kaldı.
 
Amerikan Marshall yardımı ile ülkeye gelen “Ruzvelt” postal çok güzel. Bu postal askeriyeye verilmiş ve doğuda kullanılmış. Öyle bir postal ki çok sağlam eskimez. Bu postalın ikinci el pazarı var. Kapalı çarşı ve Tophane'deki Amerikan Pazarı denen dükkanlarda bulunuyor.
 
Babamı ikna ettim kapalı çarşıya gittik. Kot çeşitleri de var. Levis, Lee, Super rifle, Roy rogers ve son olarak Wrangler.
 
Babam kotçulara sordu. “oğlum bu postal var mı sizde?" Neydi Bülent?” “Ruzvelt baba” “amca gel” dedi adam. Takıldık adamın peşine tuhaf aralıklardan geçtik, başımızı eğerek tünel gibi yerleri aştıktan sonra dükkana girdik.
 
Bana uygun bir numara postal uzattı adam. Denedim. “Tamam baba” dedim. “oldu bu bana”. Babam sordu.“Kaça bu oğlum” . “950 lira amca” Babam “geç yahu!” dedi. “bu paraya postal mı olur?”
 
Babam “Yürü” dedi bana, ben üzgün! "tamam" dedim alamayacağız.
 
Babam anlamaz ki vaziyeti. Postal, ama “Ruzvelt” baba dedim. “Amerikan malı bu pahalı olur”. “Peki” Diye kesti lafımı babam, ben sus pus! Ama bir üzgünüm ki. Alamayacağız eminim.
 
Adam dükkandan seslendi. “Amca bir şeyler yaparız.” Bana ümit belirdi. Bekli de alırız.
 
“Hadi canım” dedi babam. Gene hüzün çöktü bana, yürüdük gittik. Birkaç dükkanda daha aynı muhabbet. Her seferinde fiyat biraz düştü.
 
En son 500 oldu, imkanı yok vermez babam bu kadar parayı. Haklı. Çünkü o zaman bir ayakkabı 100 lira.
 
Tekrar ilk uğradığımız dükkanın önünden geçerek geri dönüyoruz. Adam gördü bizi. “Ne oldu amca bulamadınız mı?” , “Evet evlat bulamadık”. Adam “bendeki iyiydi” dedi.
 
Babam “çok kazık be oğlum” dedi.
 
“Gel amca bir daha bak. Konuşuruz boş dönmeyin”. 
 
Ben bir kere daha denedim. Ter boşanıyor artık sırtımdan. Son şans ama imkan yok gibi. Adam 950 demişti, nasıl olur ki!
 
Babam "bak evlat" dedi. Birkaç yerde gördük bundan. İyileri 500 lira. Kaldı ki onlarda kazık. Bunun ederi 150 lira eğer verirsen alırız. Yoksa hayırlı işler. Ne ben ne de başkası bu parayı vermez”dedi.
 
O an bir mucize gerçekleşti evet. 150 liraya aldık postalı.
 
950 lira denilen bir malın 150 ye nasıl alındığını o gün öğrendim.
 
Artık parkam palaskam kot pantolonum ve postalımla dönemin tanımına yakışır tam bir öğrenci olmuştum. Bu kıyafetimle huzur ve güven içersinde aksak topal bitirdim liseyi.
 
Unutmamalıyım bu olayın üstünden tam 40 yıl geçti. Şimdi bu postalı benim oğlum giymek için aldı. Meğer gene modaymış. İyi ki bunca yıl saklamışım. (Resimde görülüyor) Hala taş gibi.
 
BÜLENT SELEN
 
(Ardımdaki Kül Yığını)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster