Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
111
 

Protokolü kınıyorum!

Bingöl protokolünü kınıyorum.

Basına boy boy demeçler verip engelliler gününü kutlayanları kınıyorum.

Açıklamalar yaparak ‘Yanınızdayız’ deyip, engellileri yalnız bırakanları kınıyorum.

Açıklama yapanların yanında, hiçbir şey yapmayanları da kınıyorum!

Durduk yere nereden mi çıktı bu kınama?

Hiçbir şey durduk yere olmuyor.

Öyle biliyoruz ki, dünyadaki her varlığın bir yaratılış sebebi vardır.

Dünyadaki hiçbir şey sebepsiz değildir.

Engelliler de bu dünyanın bir parçasıdır.

Siz protokol üyeleri kabul etseniz de etmeseniz de…

Cumartesi günü Bingöl Kültür Merkezi’nde Özel Bir Umut Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi tarafından, engellilere yönelik bir program düzenlendi.

Programa engelli çocukların ailelerinin yanı sıra ilin valisi, belediye başkanı, rektörü, emniyet müdürü, milli eğitim müdürü, müftüsü başta olmak üzere ildeki bürokratlar da davet edildi.

Ancak hiçbiri katılmadı.

Nedendir bilmiyorum ama bir tanesi bile yoktu.

Vekilleri dahil.

Engelliler onlardan bir şey istemiyordu.

Yardım dilemiyordu.

Tek istekleri, ilin yöneticilerini yanlarında görmekti.

(ili yönetip yönetmedikleri de muamma)

Ancak göremediler.

Protokol olmasa da program devam etti.

Engelli çocuklar, sahnede sergiledikleri oyunlarla imkan verilmesi durumunda birçok şey yapabileceklerini kanıtladılar.

Bunu aileleri gördü.

Protokol üyeleri yoktu.

Onlar hiçbir şey yapamayacaktı.

Engelli çocuklarımızın o sevinçlerini görmediler ki…

Görseler de zaten bir şey yapacakları yoktu…

Bu hafta biliyorsunuz engelliler haftası.

Hafta ile ilgili ilk açıklama belediye başkanından geldi.

Belediye Başkanı Serdar Atalay, engellilerin toplumsal hayata tam katılımlarının sağlanması ve hayat standartlarının yükseltilmesinin, medeni toplum anlayışının bir parçası olduğunu dile getiriyordu.

Devamında, engellilerin toplumun bir parçası olduğunu belirterek, “Engelli olduğu için hiç kimse toplumdan dışlanmamalı, aksine, engelinden dolayı hiçbir olanaktan yoksun kalmamasına özen gösterilmeli…” diyordu.

Diyordu demesine de bir şey yapıyor muydu?

Kocaman bir HAYIR?

Bir şey yapmadığı, yollarımızdan, kaldırımlarımızdan, engellilere sağlanan olanaklardan belli oluyor.

Valisi aynı şekilde…

Od a bir şey yapmıyor.

Daha geçen yıl, hükümet konağının kapı girişi yenilendi.

Gidin görün ki, engellilerin çıkabilmesi için bir bölüm oluşturulmadı.

Aynı şekilde binanın içi onarımdan geçirildi.

Eğer engelliyseniz, ikinci kata çıkmanız imkanız.

Diğer kurumları tek tek saymama gerek yok.

Onların da bir şey yapmadığını biliyoruz.

 

Tekrar etkinliğe dönelim.

Etkinlikte engelli bir kardeşim şöyle bir şiir okuyordu.

 

Kader sana ansızın indirseydi tokadı
 Ömrünün baharında sararıp da solsaydın
 Bir anda uçup gitse dizlerinin tâkati
 Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Tanrım sana bu güzel elleri vermeseydi
 Masmavi gökyüzünü gözlerin görmeseydi
 Dünyada olanlara aklın hiç ermeseydi
 Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Tecellin bir gün seni toplum dışına itse

Hayallerin tükense umutların hep bitse

En yakın dostun bile seni terk edip gitse

Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Neden hor görüyorsun tanrının verdiği canı

Belki onun da vardır senden üstün bir yanı

Asla dilemem ama Allah korusun hani

Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Kutsaldır özürlüye vereceğin her emek

Ona nasılsın deyip yüzüne gülümsemek

İnsana yakışır mı ondan bana ne demek

Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Candan sevdiğin biri bu hale düşse idi

Belki sana bir ibret belki bir hisse idi

Felek sana müebbet bir ceza kesse idi

Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın

 

Gelin bu insanlara artık sahip çıkalım

Çevresine örülmüş duvarları yıkalım
 Vicdanına danışıp bir hesap yap bakalım
 Böyle mi düşünürdün sen engelli olsaydın.

 

Bu şiir, sanki programa katılma nezaketinde bulunmayan protokol üyelerine yazılmıştı.

Bir lokantanın, bir kafenin açılışı için peşi sıra dizilen, ancak engellileri yok sayan protokol üyelerine.

Bakan geliyor denince, hazırolda tek sıra olup, ‘bakan bizi de görsün’ diyen protokol üyelerine.

Acaba, engelli bir çocuğun okuduğu şiirde anlatıldığı gibi, işleri sadece laf üretmek olan o protokol üyelerinin kendileri veya bir yakınları engelli olsaydı ne yaparlardı.

Çok fazla uzatmak istemiyorum.

Yazım engellilerle ilgili olduğu için belki okumayacaksınız.

Ancak ben okuyanlar için yine de bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Ey o protokol üyeleri, unutmayın ki, Türkiye’de milyonlarca engelli var.

Bunların bir bölümü doğuştan, bir bölümü de sonradan oluşan engellerdir.

Sizin de bir gün engelli olabileceğinizi veya yakınınızın engelli olabileceğini unutmayın!

 Ömer ŞANLI

Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Ömer Şanlı:Kıymetli Üstat Sayın Mesut SELEK'in bağ ve bahçesinde gezinirken,sizin yazılarınıza rastladım,Çok sevindim öncelikle sizi kutluyorum gözlerinden öpüyorum.Yazınıza gelince Oldum olası bu Protok'lulara karşıyım bilmem belki kırmızı halı da vardı. Bu Devletin kuruluşu sağlam ve muhkem tuğlalarla, harçlarla tesis edildi ancak Devleti yönetenler harçtan, tuğladan, badanadan oradan buradan,söke, söke bu hale getirdiler,Engellilere ait bir günde İnsanın dili tutulmalı, Aklı durmalı, gözünde yaş olmalı,bakışlarında hüzün olmalı.Acaba böyle boy göstermekten gayrı, Engelliler için ne yapıldı,sayıları giderek çoğalan engelliler yurtlarında durum içler acısı,Selam ve sevgiler sunuyorum başarılarınızın devamını diliyorum..Not:Bende kırkağıl köyünden evliyim.

Mehmet Burakgazi 
 16.08.2012 16:15
 

Proto kelimesi Latince kökenli ve ''büyük POPO '' anlamına geliyor...Protokol da ''büyükpopolular'' ya da şimdiki ifadeyle '' BÖYYÜK BAŞ''' lar manasındadır.Demirperde ülkelerinde bile protokol kalabalığı ayrıcalığı kaldırılmıştır.Gelişmiş ülkelerde, törenlerde,Liderler halkın içinde otururlar...Bizimkiler Başbakan gelseydi de seyretseydiniz...Elöpenler...iki bükülenler...O salon dolar taşar..dışarda da bir o kadar kamu görevlisi kalırdı.Gelişmişlik anafikri ve çağdaşlık o çocuklarda ve sizin yazınızda saklı kaldı...Çok güzeldi...önerilerime aldım izninizle...selamlar kardeşime...sevgiler..

Mesut Selek 
 15.05.2012 13:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 255
Kayıt tarihi
: 05.08.09
 
 

15.02.1981 tarihinde Bingöl Merkez'e bağlı Emtağ Köyü'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bingöl'de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster