Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '09

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1169
 

Psikoloji ve düşünme gücü

Psikoloji ve düşünme gücü
 

Saçım iyice seyreldi, yine hastalandım, beni zaten hiç sevmediler ki, bu sıkıntımın dermanı yok, ne yapsam zayıflayamıyorum, yattım uyuyamıyorum kalktım dinç değilim vs. yaşam içerisinden buna benzer binlerce örnek verebilirim. Bu örnekler olumsuz düşünmenin çocuklarıdır. Olumsuz düşünceyi var eden şey, hayatın olumlu yanıdır. Yani hayatın değişmeyen dengesinin bir parçasıdır. Bundan dolayı, olumsuzluğun varlığını kabul ediyor, fakat yaşantıma olan saygımdan dolayı da olumsuzluğu kabullenmeyi reddediyorum.

Hayatta herşeyin temelinde psikolojinin yattığına inanıyorum. Bize kalan tek şey yaşantımız süresince karşımıza dikilen olumlu veya olumsuz olayları iyi anlayabilmektir. Bunun da yolu düşünce gücünden geçer. Etrafıma şöyle bir bakıyorum da, ne kadar çok olumsuzluğu kabullenmiş insanlar var. Bir gün öncesinin sıkıntılarını diğer bir günün sabahına büyük bir heyecanla taşıyor ve gün boyunca o sıkıntıları ile haşırneşir oluyorlar? Sonrasında başlıyor erken yaşlanıyorum, hastayım, eskisi gibi değilim vb. şikayetler. Elbetteki yaşam içerisinde herşey güllük-gülistanlık değildir. Fakat, hayatı daha tat alınabilir bir duruma getirmekte bizim elimizde olan bir durumdur. Sadece hayatımızı değil, bedenimizi, ruhumuzu kısaca tüm yaşantımızı. Örnekse; yoğun bir iş ortamı olan arkadaşım, çay veya sigara molasına çıktığı vakit yanında iş ortamının yoğunluğunu ve dolayısıyla da sıkıntısını getiriyor. Yani yaşadığı olaylar onu kontrol ediyor, maalesef o yaşadığı olayları kontrol edemiyor. Dolayısıyla da yaşadığı sıkıntı süreklilik arz ediyor. Bu durum onun daha çok yıpranmasına neden olduğu gibi etrafındaki kişileri de etkiliyor. Eğer bu arkadaşımın düşünme gücü yüksek olsaydı (ki bundan kastım, düşüncelerini kontrol altında tutabilmektir) o zaman iş yerinde odasından dışarıya çıktığı zaman, arkasında bırakacaktı yoğunluğunu. Böylelikle çay molasında daha farklı konularla ilgilenecek ve rahatlayacaktı. Bu örnek gün içerisinde yaşadığımız bir çok durumun en basitlerinden bir tanesidir. Bakınız, şuna eminim ki aynı arkadaşım hafta sonları da bu sıkıntıları (işyerinden uzak olmasına rağmen) yaşıyordur. Sonuç olarak canın da sıkılır, saçın da dökülür ve erken de yaşlanırsın...

Hayat dengeler yumağından ibarettir. Her biri diğerine bağlımlı, sıralı iplikler yumağı. Bir iplik kopsa, yumak dediğimiz bütünlüğe zarar verir. O'nu o yapan, etrafını çepeçevre saran iplikleridir.

Gözlemlediğim kadarıyla birçok arkadaşım yaşamlarının daima zevk, rahatlık ve sefa içerisinde geçeceğini sanıyorlar. Üzülüyorum... onlar için, onların adına... Çünkü, böyle bir bekleyiş içerisinde bulunmaları, onların en küçük sorunlara da isyan etmelerine neden oluyor ki bu durumda bedenlerine zarar veriyorlar. Mutluluk insanlar içinse, üzüntü de onu anlamlı hale getiren bir zıttıdır. Bir nebze üzüntüyü çekeceksin ki ciğerlerine, mutluluğu yaşadığın zaman tüm bedenin titresin. Üzüntüyü de kıvamında yaşamak için düşünce gücümüzün yüksek olması gerekliliğini savunuyorum.

Hayatımızın her anında, yaşadığımız her olayda düşüncelerimiz bize eşlik eder. Dolayısıyla psikoloji her daim bizi besleyen, takip eden, iyileştiren, ayakta tutan bir yaşam kaynağımızdır. Genç kalmak istiyorsak, bedenimize saygımız varsa, hayatı daha deminde tatmak istiyorsak, sadece hayatın güzelliklerine değil olumsuz düşünmenin çocuklarına da kucak açmalıyız...


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1335
Kayıt tarihi
: 18.06.09
 
 

1977 Ankara doğumluyum. Lise mezunuyum. A.Ö.F. İşletme okuyorum. Bir kamu kurumunda devlet memuru ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster