Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
416
 

Psikolojimi etkileyen şeyler - 1

Psikolojimi etkileyen seylerden biride uyuyamamak. Uyuyamama sebeplerim öyle çok ki, hangisinden başlamalı?

Çocukken çok başkaydılar. Şimdi bambaşka. Eh tabii normal herhalde. İyi de çocukken de uyuyamıyordum ki ben. Şimdi bir düşünün; bir insan rahat uykuya daldığı günleri tek tek hatırlayabilir mi? Bir de bu kişi 38 yaşındaysa!

Diyelim mi; aşağı yukarı, 7-8 yaşından itibaren bugüne kadar olan zaman dilimi içerisinde, bir 30 yıl var. 30 yılx365 gün=10950 gün yapar. Ve ben size desem ki, evet uykuya rahat daldığım günleri hatırlıyorum. İnanmazsınız herhalde. Valla düşünmesem ben de inanmam. Ama maaalesef doğru. Eh tabii yorgunluktan, uyuyup kaldığım günleri, ki bunların sayısı herhalde birkaç yüz günü geçmez, saymazsak.

Mesela, lise ikinci sınıfa giderken ki birkaç öğleden sonrası. Okuldan gelip, annemin güzel yemeklerini yedikden sonra, oracıkta, oturma odasındaki kanapenin üstündeki dalışlarım. Ah, ne güzeldi o birkaç gün. İstanbul'dan, Kabataş'tan dönmüştüm iki yıldan sonra. Ve lise ikiyi tekrar okuyordum. Kabataş'da sınıfta kalmıştım. O da ayrı bir hikayedir.

Bir de kız arkadaş bulmuştum. Daha doğrusu, o beni bulmuştu:-) O günlerdeki tek derdim; bir an önce okuldan eve gelip, yemeği yiyip, biraz dinlenmek ve öğleden sonra ki buluşma saatini beklemekti. Kız arkadaşım başka bir okulda okuyordu ve okul saatlerimiz birbirine pek uymuyordu. Onun okul çıkışlarında yakındaki bir pastanede buluşuyorduk.

İşte bu buluşma saatlerini beklerken ki dalmalarım yokmu uykuya. İşte o dalışları bir daha pek yapamadım.

17-18 yaşındaydım ve o ara nedense çok vurdumduymazdım. Yada daha doğrusu; vurdumduymazları oynuyordum. Oynamamda gerekiyordu. Çünkü Kabataş'tan sınıfta kalarak dönmek bana çok koymuştu.

Taşra lisesinin en başarılı öğrencilerinden biri olarak gidip, sınıfta kalarak dönmenin dayanılmaz yükünü ancak bu vurdumduymazlık rolü ile evet rolü ile taşıyabiliyordum.

Aslında da pek taşıyamıyordum ya. Her gece, aylarca ağlamıştım sessiz sessiz. Erkek kardeşim ve amcaoğlu ile aynı odayı paylaşıyorduk. Ve onların bu hıçkırıkları duymamaları gerekiyordu.

Hala da beni çok vurdumduymaz, neşeli zannedenler vardır. Hatta, serseri diyen bile varmış, onuda yeni ögrendim. İlkokul öğretmeninin yere göğe koyamadığı efendi, çalışkan, örnek öğrenci, birgün gelip birilerinin ağzında da olsa bir serseri olmuştu demek!

O zamanlar gerçi benim hiç umrumda değildi, kimin ne düşündüğü. Ama bu vurdumduymazlık rolünün, birgün gelip benim karakterim olarak algılanacağınıda düşünemezdim doğrusu.

İşte bu bile beni uyutmayan sebeplerden biridir.

Olsun be. Bilen biliyor ne olduğumuzu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 546
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

Ege Alkan, 1967 yılında, Marmara Bölgesi'nin dogusunda küçük bir ilçede dünyaya geldi. İlk ve ort..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster