Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
18
 

Rakip ve Düşman

Sınırları net çizilmeyen, sık sık bir diğeriyle karıştırılan iki kavram: Rekabet ve düşmanlık

Rekabet doğal, insani ve hatta çoğu kez tadında olursa motive edici bir şeydir.  Başarıya ulaştırır. Çalışma şevki verir, hayatı renklendirir  ve  esasında hayata da bağlar.

Düşmanlık ise  adeta ya her iki tarafı  ya da düşman taraflardan birisini yokedici, karşıya her şekilde saldırının da olağan karşılanabildiği bir hali içinde barındırır.

Rakip ve Düşman

Önemli,  derin hatta hayati nüanslar içerebiliyor.

Her ikisi de aynı işle uğraşan , aynı konuya taraf olan iki şahsın mevcudiyetidir. Ancak arada ne büyük farklar vardır.

Rakibiniz, sizin illa nefret duyguları beslediğiniz kişi değildir. Bazen yan tarafınızda sizinle aynı işi yapan rakip esnafa bir müşteri yönlendirebilirsiniz. Rakibinize eğer size önceden bir zarar verici kasti kötülüğü olmamışsa  "günaydın, hoşça kal, nasılsın?"  diyerek tebessüm edebilirsiniz. Rakibinizin canına, sağlığına,  malına, onuruna zarar gelmesini hiç istemezsiniz.

Ancak  birisini düşman gördüyseniz, sabah akşam içinizde biriken nefretle o düşmanın bir şekilde canına -malına zarar gelmesini, hep kötü olmasını hatta -hasta ruhlu iseniz-, yok olmasını  ister, onun aleyhine türlü zalimce planlar yapabilirsiniz. Burada sınır sizin içinizdeki nefret ve kötülük potansiyeline bağlıdır.

Düşmanlık, rekabetin aksine düşman görenle düşman görülene büyük belalar açabilen tüketici, yok edici  zararlı bir duygudur. Düşmanlık hoşgörüsüzlük, zalimlik, merhamet yoksunluğu ve hatta şiddet içerir.  Ben bazen konuşan kişilerin sadece yüz ifadelerinden de düşmanca hislerini görüyor ve bundan açıkçası ürküyorum. Takıntılı halde büyük düşmanlık bazen ağır  psikolojik sorunun, sevgisizlik ve merhametsizliğin de göstergesi olabilir.  Böyle bir ruh hali de çok tehlikelidir. Böyle büyük düşmanlığa kapılan  hisseden kimseleri yakınları mutlaka bir şekilde makul yola çekmeye çalışmalıdır.

Demin de yazmıştım rekabetten ise hem daha iyi üretimler, sanatsal, bilimsel, sportif başarılar çıkabilir Rekabet negatif bir enerji içermez ancak düşmanlık;  düşmanlık beslenen kişinin bütün sülalesini dahi çökertecek psikolojik kaosa yol açabilir. Ocakları söndürüp kimilerini hapse kimilerini de mezara gönderir.

Her şeye rağmen yazık ki pek çok ekonomik kültürel siyasi sebeplerle düşmanlık rekabetten çok yayılıyor. Çevrenin  cenderesindeki kişi ve aileler, zararlı gelenekleri yıkmak isteseler de başkalarının yüzüne bakamama endişesiyle düşmanlık besleyerek bir yerden sonra can alıp can verebiliyor. Ya da ruhsal dengesi bozuk saplantılı kişiler nice hayatı zindana çeviriyor.

Rekabet yerine düşmanlık toplumları da ayrıştırıyor. Tatlı aşları ağu ediyoır.. Gülen yüzlerin yerini korkulu bakışlar, kavgalar, bağıran, asık suratlı nefret dolu yüzler alıyor.

Keşke sihirli bir değneğimiz olsa düşmanlık  ve nefreti silebilsek. Nafile. Çaresiziz.

Bazen içimden avaz avaz bağırmak geliyor. "Durun! Siz düşman değilsiniz. Düşman değilsiniz.

 

Sağlıkla saygıyla sevgiyle.... 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 212
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 393
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster