Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
268
 

Ruhçalan Fazıl Say

Ruhçalan Fazıl Say
 

Yılda yüzden fazla konser -ki bu sayı 2014 yılı için 115-, ilk seslendirilişi gerçekleşen birçok eser, yazımı ve kaydı devam eden yeni besteler ve şarkılar…
Sürekli üreten, ‘daha başka ne/neler yapabilirim…?!’ diyen bir ruh ve beden, ürettikleriyle ülkesini ve toplumu yakalayan, saran, benimseyen, birleştiren, kimi zaman yaşananları konu edinen ve eleştiren, duruşunu sergileyen, düşüncelerini ve hissettiklerini notalara dönüştüren, durmadan çalışan zihin-ruh-beden ‘Fazıl SAY’!
Ve tüm bunları yaparken sadece ruhumuza dokunuyor, piyanoya her dokunuşuyla ruhumuzu çalıyor!

2014, hepimiz için olduğu gibi, Fazıl Say için de -kendi deyimiyle- bir öğrenme yılıydı.
Antalya Piyano Festivali ile ilgili yaşanan olumsuz gelişmeler, Gürer Aykal’ın sadece Fazıl Say’ı değil bizleri de şaşırtan tutumu, CSO’da ve ülke genelinde eserleriyle ilgili yaşadığı kriz ve daha birçok durum, olay… Say, yaşanan tüm bu süreçlerle, sarf edilen sözler ve yaşatılan olumsuzluklarla ‘asıl’ları gördü. Hüzün, şaşkınlık, kırgınlık ve daha birçok duygunun çemberinden geçti. Sosyal medya hesapları aracılığıyla bizlerle paylaştı, ruhundaki iniş ve çıkışları.
Yazdığı her şeyi okudum, düşündüm ve onun hislerine büründüm. Tüm bunlar yaşanırken, Fazıl Say’ı ve tutumunu gözlemledim tabi ki.
Say’ın içsel ve yaşama dair vardığı sonuç, her zaman, umut ve üretmek oldu. Hislerini, ‘yarın’a taşırken, üretkenliğe dönüştürdü. Bundan sonra yoluna nasıl ve kimlerle devam edeceğinin muhakemesini yaparken bir yandan da üretme sanat ve insanlık için bir şeyler yapma yolunda yürümeye devam etti, gerçek yol arkadaşlarıyla. Aslında Fazıl Say’ın sanata dair gelecek planları, dostunun ve düşmanın kim olduğunu da gösterdi ona.
O, sanat için bir şeyler yapmak istedi hep.  Bu yolda, kişisel çıkarlar peşinde koşan ‘düzen adamları’ gösterdi iç yüzlerini; gerçek yol arkadaşları ise yanında oldu her zaman.
Günlerini gecelerini harcadığı, yaşamını adadığı ‘sanat’, Fazıl Say’a hep kazandırdı. Doğruya yöneltti; dost-düşman kimmiş, gösterdi. Hiç durmadı, ilerledi… İlerliyor ve ilerleyecek de! Ve… hep kazanacak!

Sevgili Fazıl Say’ın sanata dair yaşam yolundaki ruhsal kazanımları, biz ‘SaySever’lere de kazandırıyor. Besteler, şarkılar, albümler, konserler… Hepsi bizlerin ruhuna yarıyor, ‘yarına dair’ umudumuzu arttırıyor. Hep kârdayız, sizin anlayacağınız…

Sanat için yürünen bu yolda, İzmirliler için 2014’e ait son ruh kazanımı 24 Aralık’taki Fazıl SAY Resitali ile gerçekleşti. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşen resitale ilginin yoğun olduğunu söylememe, bilmem gerek var mı…!
Biletin satışa çıkacağı günün sabahı yine erkenden yollara düşmüştük. ‘SaySever’ler saatler öncesinden bilet sırasını oluşturduk. Bekledik, sohbet ettik ve şanslı azınlığa dahil olarak biletlerimizi aldık.
24 Aralık akşamı saat 20.00’da başlayacak resitalin çok öncesinde aas|sm önünde yoğunluk oluşmuştu bile. Hiç kimse soğuğu hissetmiyordu, hiçbir şeye aldırış etmiyorduk. Çünkü dakikalar sonra Fazıl Say’ı dinleyecektik. Ruhunu, duygularını hissedecek; sevgimizi ona hissettirecektik. O kadar güzel bir bekleyişti ki…
aas|sm de biz ‘SaySever’leri düşünmüş, sınırsız çay-kahve servisleriyle bu güzel bekleyişimizde bizlerin içini ısıtmıştı.

Dakikalar tükendi, hepimiz salondaki yerlerimizi aldık.
İşte… Fazıl Say sahnedeydi. Tabi ki alkışlar dinmek bilmedi.

Programdaki eserleri çalmadan önce, eserler hakkında bilgiler verdi. Öncelikle Chopin ve Mozart’ın eserlerini seslendirdi. Say’dan dinlemesi bi’ başka dediğimiz dakikalardı. Onu çalarken izlemek apayrı duygular uyandırıyor insanda. ‘Nasıl bir adayış, eseri hissediş ve çalış…’ diyor insan kendi kendine, onu dinlerken. Müziğin içine dalıyorsunuz, müzik de içinize işliyor…
İki bestecinin eserlerinden sonra sıra Say’ın kendi eserlerindeydi.
Önce baladlar, ardından Gezi Parkı 2 – Solo Piyano Sonatı op. 52 bizlerleydi. Say, yine, bu sefer kendi eserleri hakkında açıklamalarda bulundu.
(Çok güzel bir bilgi de verdi biz İzmirliler için. Sevgili İbrahim Yazıcı ile 2015 senesi için 4-5 konserlik bir konser serisi planladıklarını ve ilk buluşmanın Şubat ayı içerisinde olabileceğini müjdeledi. Bilet sorununun da çözüleceği söyleyerek, mutluluğumuza mutluluk kattı.)
Ses, Kumru, Nâzım, Sevenlere Dair ve İstanbul’da Kış Sabahı… Hepsinin bir hikâyesi, bir duyguya aitliği vardı.
Ve… Gezi Parkı 2. ‘İstanbul Sokaklarında Direniş Geceleri - Gaz Bulutunun Sessizliği - Berkin Elvan - Umutlar hep yüreğimizdedir’ olarak dört bölümsen oluşan bu eser, Gezi Parkı olaylarını, yaşananları, direnişi, kayıpları, ölümleri ve umutları anlatıyordu. O günlere, yaşananlara gittik, yeniden yaşadık ve hissettik. Berkin Elvan’la hüzne teslim olduk. Ve yine de, her şeye rağmen, ‘umut’ dedik. Umutları yaşattık, besledik, yüreğimizi umutla yükselttik.

Piyanodan yükselen son ses ile sevgimizi yükselttik biz de Fazıl Say’a… Savurduk ruhlarımızı, ruhuna.

Evet… O bir ‘ruhçalan’.
Fazıl SAY bir ‘ruhçalan’!

Ruhumuzu çaldı, ruhuyla… İç sesiyle, notalarıyla, yüreğiyle, yaşam duruşuyla, sevgisiyle, sanatıyla.
Ruhumuzu çaldı, evet! Bunu yaparken sadece sanat yolunda yürüdü ve yolundan hiç sapmadı!
Yoluna çıkanları müziğiyle yok etti. Umutla çalıştı, sevgiyle üretti, ruhunu ortaya koydu, aklını ve bedenini emeğinden esirgemedi. Durmadan yürüdü ve hep ilerledi.
‘SaySever’ler… Bizler de ilerliyoruz onunla. Ruhumuz yükseliyor durmadan. Biz de öğreniyoruz yaşamı onunla. Eserleriyle, içimizde hissediyoruz yaşamı ve yaşananları.
Biz… Ruhumuzu çalmasına izin veriyoruz. Sevgimizin onunla olmasından mutluyuz.

Ruhumuz Say’da.
Biz iyiyiz böyle!
Bizi sevgimizle ve sanatla baş başa bırakın.
Fazıl SAY’ı ve ‘sanat’ı rahat bırakın!...

*

Özel teşekkür...
Konser öncesi, benim için önemli dakikalar...


Sevgili Fazıl Say’a başarılar dilemek istiyordum konser öncesi. Biliyordum ki, ‘Yeni Şarkılar’ albümü kaydının ilk aşamasından çıkıp gelmişti İzmir’e ve dinlenmesi gerekiyordu. Ama bir yandan da kendisine başarı dileklerimi ileterek çiçeğini sunmak istiyor ve 2014 Eylül’ünde raflarda yerini alan ‘Say Plays Say’ albümünü imzalatmak istiyordum.

Ve… dileğim gerçekleşti.

Sevgili Fazıl Say’a buradan da teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Beni kırmayarak, konser öncesi kuliste başarı dileklerimi kabul etme inceliği gösterdiği; 'Say Plays Say' albümünü imzaladığı, birlikte objektife poz verdiğimiz için kendisine içtenlikle ve sevgiyle teşekkürler…
Büyüleyici konser sonrası, fuayede kitabını da imzaladı ve mutluluğum katlandı.
Her dakikası muhteşem olan ve bana harika hissettiren bu konser akşamı için Fazıl Say'a sonsuz sevgilerimle...

Kulisten ayrılırken o kadar mutluydum ki, kelimelere sığdırmam mümkün değil. Yüzümde sonsuz bir tebessüm belirmişti.
Ve şu an bile, o dakikaları hatırladığımda aynı tebessüm kaplıyor yüzümü. Şu anda da, o anki  kadar mutluyum!




Başak GÜZEL

Mehmet Arat, Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 455
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster