Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '19

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
85
 

SADE BİR YAŞAM; MİNİMALİZM

Minimalizm, 1960'lı yıllarda sanatta ve müzikte '' en aza indirgenmiş sanat ifadesi'' olarak ortaya çıkmış bir akımdır. Bu akım mimariyide etkisi altına almış, minimalist mekanlar, ürünler ortaya konmaya başlanmıştır. Dört büyük mimardan birisi olan Mies Van Der Rohe, '' Az, çoktur.'' önermesi ile aslında minimalizmin tanımını yapmıştır. Çıktığı ilk dönemlerde sadece sanatta, müzikte, mimaride etkin olan bu akım günümüzde yaşam felsefesi olarak da benimsenmiştir.

Minimalizm benim mimarlık fakültesinde tanıştığım ve etkili bulduğum bir akımdır. Fazlalıklardan arındırılmış, sadece işime yarayacak ve beni memnun edecek ürünlerin bulunduğu bir mekan her zaman yaşamak isteyeceğim bir mekandır.

MİNİMALİZM NASIL YAŞAM FELSEFESİNE DÖNÜŞTÜ?

Büyüklerimizin sıkca '' ahh o eski günlerdeki mutluluğumuz'' dediğini duymuşsunuzdur. İnsanların az eşyaları, kısıtlı imkanları vardı ama olanlarla geçinmeyi biliyorlardı. Şükretme ve tatmin olma duyguları yüksekti. Hepimizin dolabında giymediğimiz birçok kıyafetimiz var ama her fırsatta alışveriş yapmaya devam ediyoruz. Kış geldiğinde yazlıkları, yaz geldiğinde kışlıkları koyacak yer arıyoruz çünkü dolaplara sığmıyor eşyalarımız. Evlerimizde hiç bir amaca hizmet etmemesine rağmen aldığımız bazı eşyalar yer alıyor. Gün 24 saat ve bu süre bile bize yetersiz geliyor. Etrafımızda çok fazla insan var belki ama samimi sohbetler edebildiğimiz kişi sayısı çok az. Çok fazla eşya, insan, etken var etrafımızda ve bu yüzden çok fazla düşünceye sahibiz. Her şey gereğinden fazla. Giymediğimiz kıyafetlerden kurtulsak, ihtiyacımız olmayanı almasak, etrafımızdaki bize iyiliğinden çok kötülüğü dokunan insanlardan uzaklaşsak, belki düşünecek daha az derdimiz olur.

Geçen ay, '' Minimalizm; Önemli Şeylere Dair Belgesel'' adında bir belgesel izlemiştim. O günden beri minimalist yaşam konusu beynimin bir yerlerinde düşünülmek ve hayata geçirilmek üzere bekliyordu. Yeni yıla neredeyse bir hafta kalmış olması, arşivden bu düşünceyi çıkarmama neden oldu sanırım. Eşim bir psikolojik danışman olarak bana her zaman, '' Yeni başlangıçlar yapmak için pazartesiyi ya da yılbaşını beklemene gerek yok.'' der. Hatta benim kendime plan yaparken başlangıç olarak her zaman pazartesiyi seçmemi saçma bulur. Onun için her an her dakika yeni bir başlangıç için uygundur. Maalesef ben yıllardır bu şekilde planlar yaptığım için, yeni yıl benim için yeni başlangıçları ifade ediyor. Yeni yılda da ilk hedefim fazlalıklarımdan kurtulmak ve hayata daha sade ve yalın devam etmek.

'' Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik arayışıdır minimalizm.'' Hegel

MİNİMALİZM NASIL BENİMSENİR?

Öncelikle evimizdeki, dolabımızdaki, zihnimizdeki, telefonumuzdaki ve etrafımızdaki tüm fazlalıkları düşünerek başlamalıyız yola. '' Bir gün kullanırım, bir gün giyerim, fiyatı çok uygun bir gün mutlaka değerlendirim'' diye evimize doldurduğumuz gereksiz eşyaları, ihtiyacımız olan eşyalardan ayırmamız gerekiyor. 

Pareto İlkesi

80/20 kuralını önceden duymuş muydunuz? Dolabımızdaki eşyaların sadece yüzde 20'sini, günlük hayatımızın yüzde 80'inde kullanıyormuşuz.Aynı şekilde, mutfaktaki, banyodaki eşyaların ve mobilyaların sadece yüzde 20'sini sürekli kullanıyoruz. Peki kullanmadığımız ama sürekli gözümüzün önünde duran yüzde 80'lik kısım omuzumuzda yükten başka nedir? 

Yerine Koyma Prensibi

Bir eşya alırken, evde bunu neyin yerine koyabilirim diye düşünüp, ancak bununla yer değiştireceğimiz bir eşya varsa almalıyız. Bir eşya almak istiyorsak ama evde ondan vazgeçip yerine yeni aldığımız eşyayı koyacak eşya yoksa, demekki yeni alacağımız eşyaya ihtiyacımız yok.

Zihindeki Fazlalıklar

Minimalist yaşam sadece evimizi minimalist tarzda dekoru etmekten, dolabımızda sadece kullandığımız eşyaları barındırmaktan geçmiyor. Zihnimizde bizi yoran, sürekli meşgul eden zararlı düşüncelerden de kurtulmamız gerekiyor. 

Teknolojik Aletler ve Sosyal Medya

Telefon, televizyon ve tabletler sadece enerjimizi sömürmekle kalmıyor aynı zamanda beynimizi gereksiz pek çok görsel, ses, reklam ve insanlarla dolduruyor. Olumlu yönde kullanmadığımız sosyal medya uygulamalarını silmeli ve teknolojik aletlerle aramıza mesafe koymalıyız. 

Kendinle Zaman Geçirmek

Yaşamımızdaki fazlalıklar kendimizi ve hayatımızı sorgulamamıza imkan vermiyor olabilir. Gün içerisinde kendimizle baş başa kalmalı, yaptıklarımızı, ilişkilerimizi sorgulamalıyız. Gerçekleri duymamıza engel olan uğultulardan kurtulmamız gerekiyor.

Şükür

Büyüklerimizin azla mutlu olduğu, şükrettiği zamanlarda ki gibi şükretmeyi hatırlamamız gerekiyor. Şükür ve minnet duygularını benimseyip hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Minimalist yaşam bir iki günde benimsenebilecek bir yaşam tarzı değil kesinlikle. Azlığın ne kadar çok olduğunu görmek ve azaldıkça özgürleşmenin keyfine varmak için biraz sabır ve çaba gerekiyor. 

Bu benim için heyecan verici ve güzel bir başlangıç olacak. Sizlerde kendi adınıza bu yolculuğa çıkmak isterseniz, deneyimlerinizi benimle paylaşın lütfen. Sağlıcakla kalın. 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 104
Kayıt tarihi
: 17.11.19
 
 

Merhabalar. Ben Aysel. İç mimarım. Kişisel bloğum olan aytiti.com da kitap, film, belgesel öneriler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster