Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
952
 

Sadece Güven…

Sadece Güven…
 

Alıntı


Dün yanıma bir arkadaşım uğradı.Oldukça sıkıntılı,bitkin bir halde dertleşmeye ihtiyaç duyan pek sevdiğim bir arkadaşım…

Uzunca ve sıkıntılı bir sohbet sonrasında bana kalan güven konusunu düşünmek oldu.

Henüz birkaç yılık evli bu arkadaşım.Uzunca bir nişanlılık sonucunda olabildiğince mantığı ve aile büyüklerinin görüşüne saygı duyarak yaptığı evliliğinin,kendine verdiği sıkıntıları paylaştı benimle.İyi düşünüp taşınıp olabildiğince tanımak için nişanlılık süresini uzun tutup da yaptığı evliliği,dünya tatlısı bir evladı var şimdi,ama nerede yanlış yaptım diye soruyor kendisine…

Aynı iş yerinde çalıştık yıllarca,ailemizden çok vakit geçirdik birbirimizle uzun bir zaman,içli dışlı arkadaştan çok kardeş gibi olduk,nişanlılığının şahidi,evliliğinde sağdıcı,her anının şahidiydim evlilik serüveni sürecinin…

Konuşmaya başladığımızda her evlilikte olan sıkıntılar diye düşünüyordum ama öylesine gözümle gördüğüm bir ilişkinin altmış kiloluk kızı kırk kiloya düşürdüğünü,gülen gözlerinin anlattıkça karardığını görünce neler oluyor diye daha bir üzüntü ve merakla dinledim arkadaşımı…

Birkaç aydır eşinin anne ve babası arkadaşıma yerleşmiş.Köyde yaşıyordu eniştenin ailesi gider gelirler sık sık,yaşlıları yoklarlar eksiklerine bakarlar ziyaret ederlerdi hep ama birkaç ay önce doktordu hastaneydi diye gelmişler sağlık kontrolleri bitmesine rağmen de evlerine dönmüyorlarmış.Gidin demek vicdanına,aldığı terbiyeye yakışmayan arkadaşım başımda yerleri var eşimin ailesi diye sesini çıkarmıyormuş ilk başlarda ama ailesi yanındayken eşini,çocuğunu hiçe sayan kocasındaki haller onu çok incitmeye başlamış.

İki yıllık nişanlılıklarının her ayı gülerler donatırdı enişte arkadaşımı,köyde yaşıyor geçimini tarımdan kazanıyor olmasına rağmen sen şehir hayatına alışıksın burada iş kurarım burada kurarız geleceğimizi dediğini kaç kez kulaklarımla duydum arkadaşıma.İşim, gücüm, yollar demez her hafta sonu saatlerce yol alır nişanlısını görmeye gelirdi bir iki saat için.Birbirlerine iki yabancı iken öyle sevmiş öyle tek yürek olmuşlardı ki, el ele verip her zorluğu yeneriz diye çıkmışlardı hayat yolculuklarına…

Emek verdiği mesleğini eşiyle açacakları iş yerinde ona yardım etmek için hiçe sayıp işinden ayrılmıştı arkadaşım.Birlikte bir bijuteri dükkanı açıp hem işlerini hem evlerini kurdular.Az kazanıp ev ve dükkan kiralarını çıkarıyor geçinecek parayı kazanıyor olmanın huzuru ile sorunsuz gidiyor gibiydi evlilikleri,bir de oğluşları dünyaya gelince her şey daha da anlam kazanmış gibiydi.

Çocukları birkaç yaşına geldi,eşinin ailesi oğlumuzun evi, onunda bir ailesi var,eşi var demeden yanlarına kendi evleri gibi yerleşince işler değişmiş.Annem babam diye kendi ailesini,eşini çocuğunu ikinci plana atınca enişte sorunlar baş göstermiş.

İşlerinin de eski tadı kalmamış artık,’birer iş bulalım çalışalım’ demiş arkadaşım,’bunca gündür yoktu böyle bir şey nereden çıkardın iş mevzusunu,sen ailemle aynı evde olmayı sindiremedin,anne babamı sığdıramadın git çalış kafan dağılsın’ cevabını almış eşinden.Sıkıntıdan verdiği kilolarla yanakları içine göçmüş,hıncını minik oğlundan çıkartacak kadar kendini yitirimiş,eşime ailesine saygısızlık edeceğime çalışayım da kendime evladıma faydam olsun demiş ve eski iş yerinden de yeniden iş teklifi alınca çalışma hayatına geri döndü.Gündüz evinden uzak olunca aile ile sorunlarım azalır oğlumu da kreşe veririm diye kaçış olarak tutunmuş işe.

Gündüzleri uzaklaştığı sorunlar bu seferde akşamları baş göstermeye başlamış kendi çocuğuna verdiği terbiyeye müdahaleler başlamış,yapma dediğine çocuk diye şımartılmış oğlu,o öyle olmaz dediğine sen bilmezsin deniliyormuş (daha neler anlattı ama fazla detaylar insanların özelini deşifre etmek olacağı için yazamıyorum).

Sonunda bu böyle olmaz diye eşine ‘ailene de ev açalım yaşlı insanlar köy hayatına bağa bahçeye salmayalım,yanımızda yakınımızda ama ayrı evlerde olalım,sana da iş var sende çalış,hem yanımızda hem ayrı evde olalım sevgimizi yitirdik saygımızı da kaybetmeyelim atalarımıza karşı’ diye çözüm önermiş ama ‘ben tarım işleriyle uğraştım sonra kendi işimin patronu oldum ele işçilik yapamam,ağır gelir olmaz ailem yanımızda iyi, sen sabırlı ol,çalışıp gündüzde uşaklaşıyorsun zaten akşamları da sabır göster yeter’ cevabını almış.

Konuştum anlamıyor,yazarak anlatıyorum içimi döküyorum okuyor susuyor,yakınları akrabaları bu zamanda ev üstüne ev olmaz etme yapma diyor kimseye kulak asmıyor diyor.

Alıp evladımı giderim diyorum o zamanda seni seviyorum çözülür her şey sabırlı ol diyor bana dedi arkadaşım.Her şeyi gönlümce tutan adam bambaşka birine dönüştü görüyor görmezden geliyor,duyuyor dinlemiyor sanki,bana güven veren sözleri safsatadan ibaret olup çıktı artık diyor. Ben insanları çok iyi tanırım derdi ama artık kimselere güvenim kalmadı diyor.Ben ömrümü paylaşmak için kurduğum yuvamda mutlu olamıyorum,eşimle konuşamıyorum beni dinlemiyor,sorumlulukları evladına bana değil ailesine sadece diyor,bizim ne durumda olduğumuzu umursamıyor bana inan güven diyor tek bir hareketiyle güvence vermiyor şimdilerde diyor.Çalış para kazan diyorum ağırına gidermiş diyor…

Bütün bu anlattıklarını dinleyince ve başından beri ilişkilerine şahit olan birisi olarak nasıl bu hale geldiler diye çok üzüldüm.Herkes değişir tezim arkadaşımın anlattıklarıyla bir kez daha tasdiklendi sanki…

Bir ilişkinin hele de evlilik ile sonuçlanacak olan bir ilişkinin en temelinde,sorumluluk,dürüstlük,sadakat olmalı değil mi?

Aşkla başlar belki ilişkiler ama aşk güçlü bir sevgiye dönüşünce lezzetlenir,saygı ile desteklenir,sadakatle kuvvetlenir,güvenle perçimlenir.

Kimseye sırtını yaslamayacaksın şu hayatta ama eşim diye seçtiğin insandan da bu kadarcık güvence beklemenin pekte yanlış olmaması gerekmez mi??

Benim hiç evler,arabalar hayalim olmadı.Ne benim,ne de bu huya ender rastladığım insanlardan olan arkadaşımın geldiği noktayı görünce nerede yanlış yaptık demekten geri kalamıyorum.Büyük evler,mallar mülkler beklentimiz hiç yoktu arkadaşımla,hayallerimizde küçük bir ev geçinecek kadar para,bolca sevgi ve huzurdu hep dileğimiz.

Ben hala hayallerimin başındayım ve değişen hiç bir şey yok isteklerimde ama arkadaşım bu isteklerine rağmen şimdi hayal kırıklıklarına şahit olunca bizim nerede eksik kalan dileklerimiz oldu acaba ??

Zamanında ne sadık,ne aşık adam derdik.Bak eşi için neleri göze aldı diye gıpta ederdik enişteye.Şimdi işe girmen hakkımıza hayırlı denilince yapamam diyen,sorumsuz bencil bir adama dönüşü vermiş.

Evlenmeyi biliyorsun,çocuk yapıyorsun,para kazan sorumluluklarını bil denilince susuyorsun…Ne ala memleket…

Oda haklı ama çalışıp getiren birisi var parayı,çocuğun kreş parası ödeniyor evin kirası ödeniyor para kazanmasa da arkasına sığındığı bir işi yeri de var,anne babası yanında her şey paşa gönlünce oldu ne diye sıkıntıya girsin ki adam…Hepsini bir arada tutuyor yaa daha ne sorumluluk bekliyor ki eşi,karısının baskılarından sıkılıp onu terk etmeyişi,karısını seviyor olması yeterince güvenli değil mi yani???

Hani yuvayı dişi kuş yapar derler ya…Bu yukarıda anlattığım karakterdeki adamlar ortaya atmıştır kesin bu lafı.Kendini bilmez bir avuç insanın arkasına saklandığı safsata…

Dişi kuş yuva yaparda,huzuru sağlar,azı çok yapar eşine evladına yettirir,ona birde maddiyat yüklersen sana ne gerek var bea adam??

Doğada ki düzen bile insanlıktan daha sorumluluk sahibi,daha güven verecek şekilde işliyordur mutlaka.Dişi kuşa yuva yaptıran düzen erkeğe de çalı çırpı toplama yükünü yüklemiştir…

Sadece bilinç,sorumluluk,biraz dürüstlük,yanımda hissedebileceğim bir güven isteyerek çok mu şey istiyoruz biz kadınlar acaba??

Tüm erkekler aynı diye genellemem saygısızlık olur elbette, sorumluluklarını çok iyi bilen gözünü kapatıp arkasında durabilecek adam gibi adamlar yok değil ama kendini bilmez sorumsuz heriflere de hiç saygı duyamayacağım kimse kusura bakmasın,sövüp sayardım yaa üstüne birde,burası yeri değil…

Hep demişimdir,erkek adam az kazanır belki ama sorumluklarını bilsin,yaparım ben her şeyi demesin yapabileceğini söylesin bende yetişemediği yerde bir uçundan seve seve tutayım,ettiği lafın arkasında sonuna kadar dursun yok beceremeyecekse de boyundan büyük laf etmesin…

Her şey istediğin gibi olacak diyorsa eş(kadın yada erkek) olacakların öyle olması için uğraşsın,yoksa makul bir yol konuşulsun da kimse kimseye yük bindirmesin.

Evlilik denen olay fedakarlık değil özveri olmalı bence ve evliliği yürüsün isteyen herkes makul çözümler üretmek için hiçbir özveriden kaçınmaz yeter ki bu karşılıklı olsun.Ben senin için zevklerimden vazgeçeceksem, sorumluluklarım ağırlaştı diye düşüneceksem niye eş bulmaya çalışayım demez mi insan?Zevklerimizi ortak hale getirmeye çalışmak herkesin üzerine düşeni yapması yeterince özveri değil mi zaten??Birbirine bu kadarcık güveni de sağlayamadıktan sonra evlilik olayına girilmesine ne gerek var ??

Biraz sorumluluk sahibi olsun,birbirini dinleyen,karşılıklı fikirlere saygı duyulan,arkamızda değil yanımızda duracak kadar güven verecek birisi olsun isteyerek acaba çok mu beklenti içine giriyoruz şu hayattan???

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 496
Toplam mesaj
: 91
Ort. okunma sayısı
: 4569
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

86nın bir kış günü doğmuşum, belki de ondadır kışı çok sevişim .Hayatın gerçeklerini görüp nefret..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster