Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
236
 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ Konuştu.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ Konuştu.
 

Hangi tür aşk, sevgili Hadise? Resim internetten alıntı.


31. Mayıs 2012 Milliyet com tr/ Haber

Editör masasına; kürtaj/Sezaryen ile ilgili yaptığı açıklamaları: Mutlaka kaile almalı.

1983 Yılında gündeme gelen bilmem kaç sayılı kanun tartışılmadan yürürlüğe girmiş. Sağlık bakanımızın değindiği husus dikkat çekici; düşündüm de kadın yaşamı boyunca,  arızalanmadan kaç kez kürtaj masasına yatabilir?

Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan “Kürtaj bir cinayettir” Demiş.

 Çok doğru söylemiş.

Hem de cinayetlerin en acımasızı; ANACİNAYET…

“Bedenime dokunma; vajinam benimdir” diyen ÖZGÜRLERE…

Arşivlerden KÜRTAJ DİZİLERİ seyrettirilmeli.

Parça parça; dilim dilim kesilen masum talihsiz canlılar; onlar acı duymazlar mı?

Yapanın yaptıranın vicdanı sızlamaz mı?

Günümüzde bin bir türlü korunma yöntemi var iken; bu vurdumduymazlık niye? Bir anlık hazzın bedelini: Minnacıklar mı ödemeli?  

Eskiler bilmezlerdi; sabuna varıncaya dek…

Bedenlerine işkence ederlerdi.

Şimdiki zamanda KADININ bilmediği ne var?

Üstesinden gelemediği ne kaldı?

KADIN İSTERSE… İstediğini elde eder.

Zaten hep etmemiş midir?

Bence Âdem: Fiziki güçle donatılarak;  arenaya salıverilmiş.

Havva’da yok yok! Kaba kas güçsüzlüğünü,  saymazsak.

İster eğri ister doğru oturalım;  yeter ki doğruca düşünüp, doğru konuşalım.

Erkek: İstediği kadar cinsel ilişkiye girsin; biliyoruz ki hamile kalmıyor; bırakıyor.

Bu avantaj; onu özgür kılıyor.

Keyfini çıkarıyor. “Doğadan bir kıyak daha vay be” demeden önce yemeniyi sermeli; tarafsızca( biliyorum imkânsız) kafa yormalı.    

Karşı cinse dokuz ay önce ne yaptığını gizleme şansı verilmemiş.

Tamam, bu konuda doğa ana: Babayı kayırmış destek vermiş.

Lâkin geriye ne kaldıysa kadının olmuş.

Siz gerçekten, dünyanın; erkekler tarafından güdüldüğüne mi inanıyorsunuz?

Yanılıyor olamaz mısınız?

Erkekler: Kaba kuvvetlerinin; dozunu ayarlayabilseler; kadınlar: Maske takmadan sahnede yerlerini alabilecekler.

 Gizli silahlarını kullanmalarının da bir esprisi kalmayacak.

Masum canlar yanmayacak.

Kürtaj; kontrolsüz kürtaj eylemleri kadını özgür kılamaz.

Katil eder; ruhu ve bedeni yıpratır.

Tekrar soruyorum.

Kadın: Yaşamı boyunca; arızalanmadan kaç kez kürtaj masasına yatabilir?

Sezaryenle kaç doğum yapabilir?

Kadın üzerinden siyaset yapan kimlerdir?

İktidar mı?

Muhalefet mi?

Ya zemin hazırlayanlar; onları kimse hesaba katmıyor öyle değil mi?

Böyle özgür olunmaz.

Beğenmediğimiz Batı ülkelerinde bir yöntem tıkır tıkır işliyor.

“Bu kadar çocuk bana yeter” diyenler: Prezervatif SİZ, kürtaj SIZ rahat rahat cinsel yaşamlarını sürdürüyorlar.

Tabii ki bu yöntem bize uygun düşmez.

Erkekliğimizi, kadınlığımızı kaybetme korkusu sarar dört bir yanımızı.

Evet; aklınıza gelen yöntem; neden olmasın?

Köstek olmadan; yaygaraya vermeden şu çoğunlukla iktidara taşıdığımız hükümete yardımcı olmayı denesek; onlar da kendilerini savunmaktan helâk olmasalar; bu millet vergiler ödüyor. Bu vatan hizmet bekliyor.

Her gün aynı eserleri izlemekten yorulanlar: Büyük bir aşkla…

Yaşamları boyunca, hiç olmazsa, bir dönem olsun; doya doya…

 Sere serpe yatmak istiyorlar.

Engel olan kim?       

 31 Mayıs 2012 Perşembe

Alev Meisel/İzmir

 

      

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Satır satır ve de istisnasız bu satırları, iktidarın giriş kapısındaki panosuna raptiyelemek lazım. Ki ondan sonra herkes bu manifestodan adımını denk alsın. Bir Milliyet blogcusunun ne demek sitediğini de anlasın. Sağlık bakanı, iktidarın "hık" deyicisi. Dieğerleri de öyle. Hepsi bu knuda, birbirinden baskın. İşte bu baskınlardan korunmak kurtulmak da şiarımız olmalıdır. Biz uyan Türkiyem uyan dedikçe, maalesef çoğunluğumuz bunu " uyan Sunam uyan!" anlıyorlar. Ellerinize sağlık. Tam bilimsellik, bu satırlarda gizemli olarak yer almış.

Muzaffer Cellek 
 31.05.2012 14:46
Cevap :
Katkınız için teşekkürler. Meram anlatmak mı yoksa gündemdeki siyasi sosyal dalgalanmaları algılamak mı daha kolay? Çözen vicdanının kaptanı olabiliyor.Çözemeyenler sağa sola savrulurken; milli gelir ve o: Vatandaşın bir türlü ulaşamadığı huzur parmaklar arasından akıp gidiyor. Dingin düşünerek; fanatikleşmeden katkıda bulunmak asli görevimiz olursa; milletçe rahat bir nefes alabiliriz. Selamlar saygılar.  31.05.2012 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 843
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster