Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
78
 

Sahne 13: böcek

Sahne 13: böcek
 

Karanlık odanın içindeki ışık huzmeleri son anlarını yaşamak ister gibi canlı bir biçim alma telaşında… Kuru bir hava var odanın içinde. Havadaki bütün nem çekilmiş gibi. Sanki âdemden beridir unutulmuş olan bu oda hiçbir canlı renk görmemiş ve güzele dair hiçbir koku almamıştı. Yıllardır içinde sakladığı ölü bedenleri gün ışığından saklamayı başarmıştı. Odadaki duvarlar kapkara kesilmişti. Belki de ölü bedenlerin çaresiz nefes alış verişleriydi duvarlara yapışıp kalan. Evet, çaresiz nefes alış verişleriydi duvarda kapkara kesilen. Son ana kadar temiz bir havaya ulaşma mücadelesi verip de başarısız olmuşlardı.

Duvarlara haykıran, eğri büğrü, içi dışına çıkmış kelimeler karalanmıştı. Odanın basık tavanı göğün her an yıkılmasını bekler gibiydi. Odada kulakları sağır eden, dehşetin sonsuzluğunu alabildiğince saçan bir sessizlik vardı. Bu oda ve içinde; köşelerde, karanlıkta, küf ve nemde yaşayan ne varsa sessizliği seçmişti.

Ellerinde hissettiği bir yanma onu biraz da olsa uyandırmaya yetmişti. Başını masadan yavaşça kaldırdı. Ağır ve yorgun hareketlerle odanın içine göz gezdirdi. Başında birileri mi dikilmişti? Yoksa hayal meyal bir şeyler mi görüyordu? Yabancı yüzler görür gibi olmuştu. Ellerine baktı. Sanki bu eller onun değildi. -İçinde yaşadığı bu beden gibi bu eller de ona yabancıydı.- Yanmanın olduğu yerde bir şey göremedi. Gözleri kanlanmış ve bulanıktı. Başı çatlayacaktı nerdeyse. Bütün vücuduna yayılan ağrı onu takatten düşürmüştü. Işığı yakmamıştı. Bunu fırsat bilen karanlık gölgeler odanın nemini ve havasını kurutarak başına üşüşmüşlerdi. Kulağına anlamsız ve soğuk seslerle fısıldıyorlardı. Başını avuçlarını arasına alarak kulağını tıkadı. Sesleri duymak istemiyordu. Onu her geçen gün tüketen bu sesler bir an önce kafasını rahat bırakmalı ve çıkıp başka bir yere gitmeliydiler. “Yeter” diye bağırdı. Sesi, odadaki karanlığı ve sessizliği bir neşter gibi yarmıştı. “Yeter!” Son sözleri zar zor duyuluyordu biraz sonra hıçkırıklara yerini bıraktı. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Nasıl bu kadar yalnız kaldığını düşündü. Gözlerinden dökülen tuzlu damlalar onu biraz kendine getirmişti. Kirden kararan duvara ve yırtık gazete parçalarıyla kaplanmış masaya baktı. Ne yaptım da bu kadar yalnızım? “Ölsem benden kimsenin haberi olmayacak.”

Bu karanlık oda gün geçtikçe onu biraz daha kendinden uzaklaştıracaktı. Ta ki yüreğinde güzel ve mutlu günlere dair son kalıntı karanlığa gömülüp unutulana kadar…  O zaman yüreği soğuyacak ve kendini yalnızlığın dehşetinde bulacaktı. Yalnızlık duygusu ona dehşet veriyordu. Yalnız kalmak! Ömrü boyunca yalnız kalmaktan korkmuştu. Ama şimdi yalnızdı. Yalnızlığın dehşetine giden bir trende hissediyordu kendini. Sesler, gölgeler ve soğuk ürpertilerle dolu bir tren… Peki, insanlara ne olmuştu? Onu o mutlu ve aydınlık günlerinde çağıran o sesler neden susmuştu?

Ellerinde tekrar bir yanma hissetti. Ellerine baktı. Küçük ve simsiyah bir böcek gördü. Refleksif bir hareketle böceği masanın üstüne fırlattı. Neye uğradığına şaşıran –çirkin- böcek oradan oraya koşmaya başladı. İki defa elini ısıran bu böceği bırakmaya niyeti yoktu. Masadaki bardağı aldı. Böceğin üstüne kapattı. Hareket yolu kapanan böcek hangi yöne koşarsa koşsun bardağın içinde esirdi ve her defasında camdan duvara tosluyordu. Yüzünde şeytani bir gülümseme geçti. -Aynadan kendine bakmış olsaydı eğer yüzündeki o ifadeden korkardı.- Bardağı kaldırdı. Sayısız denemeden sonra yorgun düşen böcek kaçmaya hazırlanırken, bardağı kaptığı gibi böceğin küçük bedenine indirdi. Bunu tekrar ve tekrar yaptı. Rahatlamıştı. Çünkü bardağın içinde çaresizce oradan oraya koşturan o çirkin ve siyah böcek ona benziyordu. Ona yalnızlığını ve çaresizliğini hatırlatmıştı. Bardağı masadan kaldırıp altına baktı.  Bardağın dibine ve masadaki yırtık gazete parçalarına bulaşan siyah kandan başka bir şey kalmamıştı.

Behram Onur

(her hakkı saklıdır.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 69
Kayıt tarihi
: 10.01.13
 
 

Behram Onur Asıl adı Onur Yaşar olan şair Ağrı’nın Diyadin ilçesinde doğdu. İlkokul ve ortaö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster