Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1088
 

Şaman nedir-şaman kimdir?

Yazan:Uçar Demirkan

1960 lı yıllarda Diyarbakır’da Gürcü Bacı adlı bir falcı vardı. Dönemin hemen tüm bakanları, milletvekilleri, yüksek bürokratları, zenginler, sanatçılar; yolları Diyarbakır’a düştüğünde Gürcü Bacı’ya mutlaka uğrar ve sorunlarının sonucunu öğrenirlerdi. Gürcü Bacı şişman, bedeni ve yüzü çarpık çurpuk bir kadındı. Kendisi gibi bir kız kardeşi vardı. Onunla birlikte çalışırlardı. Ben de gitmiştim. Trans durumuna gelip sorduğum soruya yanıt vermişti.

Son zamanlarda devlet büyüklerimizin Orta Asya’daki Türk devletlerine resmi ziyarete gittiklerinde o yörenin şamanlarına uğrayıp sağlık sorunlarına çare aradıklarına dair dedikodular da vardır. Nedir bu şamanlar, büyücüler. Kimdir bunlar?

Altaylarda ve Uygurlarda halen şamanlar bulunmaktadır. Bunlara “kam” denilmektedir. Altay dillerinde şaman din adamı anlamındadır. Uygur’larda büyücü anlamındadır. Uygurca’da şamanlara otacı da denilmektedir. Türkiye Türkçesinde de otamak sözcüğü vardır. Tedavi etmek anlamındadır. Bu durumda şamanlar, doktor da olmaktadırlar. Hem de tıbbın tüm uzmanlık dallarında hizmet vermektedirler.

Şamanların ilkel insanlardan bu yana var olduğuna dair buluntular vardır. Yerküredeki en eski uygarlık olan Mu uygarlığında büyük olasılıkla tüm kişioğulları şaman yeteneklerine sahipti. Dinozorların yok olduğu ilk büyük yıkımdan sonra Mu uygarlığının yok olmasına neden olan ikinci büyük yıkım yaşanmıştır. İlk uygarlık olan Mu Uygarlığının dağılmasından sonra Uygur İmparatorluğu kurulmuş olup şamanlığın da bu imparatorluk topraklarında(orta Asya-Tibet-Çin-Hindistan) uygulandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Mu uygarlığından şamanlık Kuzey Amerika’ya (İnkalar ve Aztekler ve Mayalar) ile Okyanusya’ya da yayılmıştır. Bu uygarlıklarda şaman olan rahiplerin taşı toprağı altına ya da değerli taşlara dönüştürdükleri anlatılmaktadır. Hastaları iyileştiriyorlar, hatta ölümden döndürüyorlardı.

Şamanların din adamı oldukları Animizm-doğaya tapma-inanışı Afrikada yaygındır. Şamanizm, inisiasyon-uyarlamalı eğitim- isteyen bir vecd ve trans tekniğidir. Tengricilik’te de şamanlık yaygındır. Gök tanrıdır, Ötüken toprak anadır. Ataların tinleri, Büyük Dağlar-Altaylar-, büyük ağaçlar-sekoya ağaçları-tanrıdırlar. İslamdan sonra da Türklerde bu inancın izleri sürmektedir. Ağaçlara çaput bağlama, mevlüt okutma adetleri böyledir.

Şaman sözcüğünün Hintçedeki samana-ruhlardan etkilenen kişi- sözcüğünden geldiği ileri sürülmektedir. Bir başka açıklamaya göre şaman samana sözcüğünden gelmekte olup bunun anlamı “Buda’cı rahip-din adamı- olmaktadır. Saman, Mançu dilinde oynayan, zıplayan kişidir. Tunguz dilinde Şan-Man sözcüğü büyücü anlamına gelmektedir. Şamanlık Orta Asya’da, Kızılderililerde, Okyanusya yerlilerinde yaygındır. Avrupa’da Fin-Baltık halklarında yaygınken Hristiyanlıktan sonra kalkmıştır. Ayrıca, Sibirya’da-Yakut Türkleri-,Eskimolarda ve Amazon yerlilerinde de şamanlık yaygındır. Şamanlar mutlaka şaman soyundan gelir.

Şamanlar, doğan çocuklar arasından onu bulurlar ve alıp eğitirler. Tıpkı Tibetli rahiplerin Dalay Lama’sı gibi. Eğitimin amacı “sırra erme” dir. Ayni kavram Bektaşilikte de vardır. Sırra erenler vahdeti vucuda da ererler. Ancak, sırın faş edilmesi-yabancılara açıklanması-cezayı gerektirmektedir. Babam 35-40 yaşlarında iken bir gece meyhaneden eve dönerken kaldırımda yatan bir ihtiyar görmüş. 60 lı yaşlarında olan ve saçı sakalına karışmış, kir pas içindeki bu kişiyi evimize getirdi. Yıkayıp temizlediler, karnını doyurdular. Adının Süleyman olduğunu söyleyen adamı Manisa’da yaşayan kızı ve damadı getirip İzmir’de sokağa atmışlar ve kaçmışlardı. Adam, Bektaşilik kurallarını ve törelerini çok iyi biliyordu. Hemen çevresinde 20 aile kadar bektaşi canı oluştu. Cem evini ve cemi yönetir ve canlara uygulayacakları dersleri verirdi. Amaç, sırra ermeyi sağlamaktı.

Onlara göre yerküreyi dört kutup yönetiyordu. Doğu-batı-kuzey-güney. 1950 li yıllarda daha uzaya çıkılmamıştı. Günümüzde aşağı ve yukarı yönlerle kutup sayısı altı olmuştur. Bunlar tüm yerküredeki olayları hazırlar ve gerekli bilgileri alacak olanlara verirlerdi. Bir de bunların üzerinde “Kutbül aktab” kutupların kutbu denilen kutup vardı.Bu da yukarı kademelerden gelen bilgileri kutuplara aktarırdı. Süleyman dede bu kutuplardan birisi olacak denli bilgiliydi ve eğiticiydi. Bektaşiler İran devrimi sonrası Humeyni’yi Kutbül aktab olarak düşünmüşlerdi. Sonradan yaptıklarına bakarak onun kutbül aktab olmadığı sonucuna varmışlardı.

Sırra erme dem ek, evren değiştirme demektir. Hami denilen eğitici şaman çocuğu eğiterek şamalık sırrına erdirir. Şamanın üç canı vardır. Bunlar mezar, gölgeler diyarı, göğe çıkmadır. Şaman inancına göre de ölüler yeniden doğabilir. Şaman, çocuğun eğitimini tamamladıktan sonra onu şamanlık yapmakla görevlendirir. Ayni eğitim düzeni Bektaşilikte de vardır. Eğitim için bir şamana-bir mürşidi kamil’e -gereksinim vardır.

Ruhlarla ilgilenenlere göre de yerküre bir okuldur. Burada okuyan tinlere, daha yukarıdaki tinlerden bilgi aktarılarak o tinlerin gelişmeleri sağlanır. Gelişmesini tamamlayan tinler öğretici tinlerden olur. Sınıfı geçemeyenler reenkarne olup-yeniden yerkürede ya da başka kainatlarda bedenlenip -eğitimlerini sürdürürler. Buradaki öğretici tinler, Bektaşilikteki kutuplar olmaktadır.

Şamanlar “Yerin ekseni” ile göğe çıkarlar, yerin altına inerler. Özel giysiler-külah, maskeler-,özel davul ya da tef ile dans ederek transa girerler. Mevlevilerin bir avuç göğe bir avuç yere bakar biçimde dans etmeleri ve transa girmeleri şaman alışkanlığına benzemektedir. Şamanlardan bir istekte bulunanların bu isteği olursa buna “Alkış” denilmektedir. Tanrılar, insanları yönetimleri altındaki tinlerle etkilemektedirler.Şamanlarda tanrılar, değişik maddelerden ve malzemelerden yapılmış eşyalarla temsil edilir. Şaman törenleri önceden belirlenen günlerde yapılır. Törenlerde at,koyun kurban edilir. Malı olmayanlar, şamanın davuluna ve dilek ağaçlarına bez bağlarlar. Bir şamanın mutlaka aynası, davulu ya da tefi, kasesi ya da kupası bulunur.

Tinlerle uğraşanlara yönelik görevliler vardır. Kainatta önce basit varlıklar ortaya çıkmıştır. Sonra bitkiler, hayvanlar ve kişioğulları oluşmuştur. Kainatla tinler arasındaki bağlantıyı ulaşılamaz prensipler düzenler. Bu prensipler şamanlıktaki sırra ermedeki sır olmalıdır.Temel prensip olan tanrı ulaşılamaz ve sezilemezdir. Tinler için kainatlarda ebedi gelişim vardır. Bu gelişmenin sonucunda tinler temel prensiplere ulaşır. Vahdeti vücud sağlanmış olur. Her varlığın tini vardır. Canlı-cansız ayrımı anlamsızdır. Tinlerin gelişmesinde onlara yukarıdan bilgi aktararak yardımcı olan görevliler vardır. Bunlar Bektaşilikteki “Mürşidi kamil” gibidirler. Tinler vahdete ulaşmaya çabalarlar. Reenkarnasyon –yeniden bedenlenme, yeniden dünyaya gelme-vardır. Varlıklar da –yani ben ve benim gibi tüm kişioğulları-bilgilendirme ile görevlidirler.

Yarı doktor, yarı büyücü gibi görünen şamanların islamdan sonraki Türkleri önemli ölçüde etkilediği ve günümüzde de etkilemekte olduğu gözlenmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster