Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
169
 

İnsan beyninin karanlık geleceği

İnsan beyninin karanlık geleceği
 

İnsan zekasının gelecekteki gelişimi ile beklenti genelde şudur: Teknolojinin gelişmesiyle insanlar günlük işlerle uğraşmaktan kurtulacak ve zamanlarını öğrenmeye, keşfetmeye, düşünmeye ve kendilerini geliştirmeye ayıracakları için tarihte hiç görülmemiş bir entelektüel gelişme sağlanacak. İnşaatları ve restoranlarda servisi robotlar yapacağı için biz kuantum fiziği ile ilgili kitaplar okuyacağız ve felsefi tartışmalarla uğraşacağız. İşte herhalde herkesin gelecekle ilgili aklına gelecek şey hayal budur.

Gelecekte insan beyninin gelişeceği hayalinin bir başka dayanağı ise teknoloji ve bilimin hayatımızdaki önemi arttıkça beynimizi daha çok kullanmaya ihtiyaç duyacağımız ve beynimizin de buna adapte olmak için büyüyeceği. İki üç yılda bir gazetelerde çıkan, insanın gelecekte ne şekillere gireceğine dair fantastik tahminleri görmüşsünüzdür. Bu tahminlerin ortak noktası dev kafalar ve kassız, zayıf vücutlardır.

Beynimizin ve zekamızın zamanla gelişeceğini hayal ediyoruz. Oysa 1895 yılında İngiliz yazar H.G.Wells’in yazdığı “Zaman Makinası” adlı roman, insan beynin çok farklı ve karamsar bir tablo çizmişti. Yaklaşık 120 yıl önce yazılan ama bugün de okunması gereken bu romanda bugünkü gelişmelerin hiçbirini bilmesi mümkün olmayan Wells, romanın kahramanını bir zaman makinası koyup bundan on binlerce yıl sonrasına gönderir. Romanın büyük kısmı kahramanımızın geleceğin dünyasının sırrını çözmek için yaptığı araştırmaları anlatır. İnsanın geleceğine dair buldukları ise oldukça karamsardır. Teknoloji sayesinde tüm dertlerinden kurtulan insanlar hiçbir sorunla karşılaşmadan tüm zamanlarını eğlence ile geçirir olmuşlardır. Nesiller boyunca bu böyle devam etmiş ve sonunda insanlar konuşmayı bile bilmeyecek derecede aptal ve savunmasız yaratıklara dönüşmüştür. Bunların her ihtiyacını ise makinalar karşılamaktadır. Beynini kullanma ihtiyacı hissetmeyen insan türü, entelektüel olarak gelişmeyi bırakın, bir tür koyun sürüsü haline gelmiştir.

Wells’in bakış açısı teknoloji ve gelişme ile ortaya çıkan bir tehlikeye işaret ediyor: İnsan beyninin körelmesi. Günümüzde bu tehlikenin belirtileri ortaya çıkmaya başlamış bulunuyor. Neden bahsettiğimi açıklamak için birkaç yıl önce İngiliz Daily Mail gazetesinde çıkan bir haberi anlatayım. İngiltere’de insanlara kelimelerin yazılışıyla ilgili testler yapıyorlar ve teste girenlerin sadece yüzde 20’si kendi dillerindeki kelimeleri yardım olmadan doğru yazabiliyor. Teste girenler, bilgisayardaki otomatik yazım kontrolünü kullanmadan yazı yazamadıklarını ve kelimelerin yazılışını bilmediklerini söylüyorlar. Bu durum aslında hayatımızın her alanında kendini göstermiyor mu? Artık en basit bilgiyi hatırlamaya ihtiyacımız yok çünkü Google’da bir arama yapabiliyoruz. Şehirdeki sokak ve binaların yerini bilmeye gerek yok çünkü navigasyon var. Telefon numaralarını ezberlemiyoruz çünkü hepsi kayıtlı. Faturalarınızı yatırıp yatırmadığınızı bilmiyorsunuz çünkü otomatik yatıyor. Beynimizin birçok görevini hızla makinalara devrediyoruz. Bu durum sanayi devrimiyle birlikte kaslarımızın görevlerini makinalara devretmemizi anımsatıyor. Kas gücünün yerini makinanın almasıyla bir takım değişmeler olmuştu. Şimdi aynı değişmelerin beynimiz için de olacağını öngörerek insan beyninin karanlık geleceği ile ilgili bazı tahminlerde bulunabiliriz.

Birincisi hızla bilgisayar ve internete bağımlı hale geleceğiz. İlk önce ülke ve şehirlerin yerleri, çok bilinen tarihi olaylar ve nasıl yemek yapacağımızı internette aramdan bilemez olacağız. Zamanla evimizin yolu, arkadaşlarımızın adları, her gün yememiz gereken gıdaların listesi, okuduğumuz okullarını öğrenmek için bir bilgisayara danışma ihtiyacı hissedeceğiz. Sonunda internette arama yapmayı sağlayacak üç beş kelime dışındakileri hatırlamak gittikçe güçleşecek ve çok daha sınırlı bir kelime dağarcığı ile hayatımızı sürdüreceğiz. Artık internetteki bir yazıyı okumak veya gerekli internet sayfasına ulaşmak da bizi yoracak. Neyseki bilgisayar bizim için interneti araştırıp bize gerken cevabı basit bir dille anlatacak. Mesela telefondaki sesli arama motoruna şöyle diyeceğiz: Bana dövüşlü, patlamalı bir film bul. Telefon bizi uygun bir sinemaya yönlendirecek. Yolda tabi ki nereye gitmekte olduğumuzu unutup telefona defalarca soracağız.

Beynimizin zayıflaması hastalıkları da çoğaltacak. Nasıl araba, asansör ve bilumum makinalar yürümeyi yok edip kalp ve damar hastalıklarını patlattıysa bilgisayarlar da düşünmeyi yok edip bunama benzeri hastalıklara yol açacak. Bunlar için ilaçlar ve tedaviler icat edilecek ama bir yandan da doktorlar şöyle diyecek: “Düşünmüyorsunuz, düşünün! Beyin hastalıklarının sebebi düşünmemek”. Bu noktadan sonra çok daha ilginç bir şey olacak.

Kaslarımızın zayıflayıp obezitenin yayılması spor sektörünün hızla gelişmesinin önünü açtı. Beynimizin gerilemesi de belki beyin sporu sektörünü ortaya çıkartabilir. Üşenmeyenler ve yeterince parası olanlar, navigasyon yardımıyla beyin salonunun yolunu bulacak ve bilgisayarların başında hafıza oyunları, kelime heceleme, bulmaca, ezberleme, genel kültür bigi beyin egzersizleri yapacak. Zor bir bulmacayı yaparken kimisi terleyecek ve belki stresine dayanamayıp bayılanlar olacak. O günkü bulmacasını çözen birisi arkadaşına dönüp şöyle diyecek: “Dostum bulmaca çözdükten yarım saat sonra şu omega-3 haplarını yut. Böylece beynin daha iyi gelişir.” Uzun süre bu egzersizlere devam edenlerin beyni gerçekten güçlenecek ve arkadaşları onun hakkında şöyle diyecek: “Adam o kadar zekayı geliştirmiş ki evinin yolunu biliyormuş”. Bunlardan bazısı blog açıp nasıl zekasını geliştirdiğini ve blog yazılarını internet sözlüğüne bakmadan yazabildiğini anlatacak.

Bu arada bilgisayarlara tepki de doğacak. Bazı kişiler bilgisayarlar yüzünden beynimizin zayıfladığı söyleyerek hayatımızdan bunları hayatımızdan çıkarmak gerektiğini söyleyecek ve internetsiz yaşamaya çalışacaklar. Ama çoğunluk için durum bu olmayacak. Hiçbir şeyi hatırlayamadıkları için gittikçe gelişip fiyatları artan bilgisayar ve mobil cihazları satın almak zorunda kalacaklar. 64 terabayt RAM’i olan en yeni telefona parası yetmeyen ise işletim sistemi artık desteklenmediği için güncellemeleri indiremeyecek.

Hikayeyi bu noktada aniden bitirmeye karar verdim. Zira karamsarlıktan hiç hazzetmem ve hikaye gittikçe karamsar bir noktaya ulaşacak gibi gözüküyor. Son olarak bu gelecekten nasıl korunabileceğimize dair birkaç önerim olacak. İnternet çağında beyninizin zayıflamasının önüne geçmek için yabancı dil öğrenmek, çeşitli edebi eserlerin mesela şiirlerin önemli bölümlerini ezberlemek, seyahat turları olmadan kendi imkanlarınızla gezmek, benim şu anda yaptığım gibi blog yazmak gibi faaliyetler işe yarayabilir. Bir de tavsiyem cep telefonu ve bilgisayarı oyun ve başkalarının hayatını takip etmek gibi boş işler için kullanmayın. Onun yerine her türlü bilgiye kolayca ulaşmayı sağlayan internet teknolojisinden genel kültürünüzü geliştirmek ve bilginizi artırmak için istifade edin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 7965
Kayıt tarihi
: 11.10.15
 
 

Sağlıklı ve lezzetli gıdalarla beslenmek, temiz ve huzurlu bir ortamda sade ama keyifli bir yaşam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster