Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
560
 

Samanyolu...

Samanyolu...
 

Ağaçların arasına tekrar geri döndüm. Tamam yine de orman değil ama en azından ağaçlık ve güneş doğduğunda kuş seslerini yine duyuyorum.  Kuşların sabahleyin güneşe söyledikleri aşk mısralarını bazen anlar gibi oluyorum...

“Allah’ım ne olur arabam o çocuğun üzerine gitmesin! Bir-iki-üç-dört-5-6...13”

-Hayır, çocuğa vurdum!

Hayatta her şeyi öğrenmek için bir bedel ödenir.:

“Allah’ım bugüne kadar öyle önemli bir günahım yok ama niçin bu şansızlığı bana verdin?”

“Borç batağındayım; çocuğu ameliyat ettirmek için bir sürü paraya ihtiyacım var!”

-Kim miş?

“İsmi Hasan, Manisa Çocuk Esirgeme Kurumundan kaçmış. Uyuşturucu bağımlısı.”

-Halen yüzünü hatırlıyor musun?

“Evet, yıllar sonra belki de ilk kez, bu sabah onun yüzünü hatırladım. Çelimsiz, boysuz, kuru-kuraya bir görünümü vardı. Yaşı 18 olmasına rağmen, 15’inde gösteriyordu. Türkçesi çok zayıftı. Kelimeleri ağzı kapalı konuşuyordu.”

-Onu kaç kez gördün?

“İlk 15 gün her gün sonrasında –bir gün gittiğimde herkese küfrediyordu- o günden sonra hiç!”

-Niye avukat tutmadın?

“30 cm kalınlığında dosyam mevcuttu. Harcadıklarım, yaptıklarım, pişmanlıklarım, gözyaşlarım, aşkımı kaybedişim, kazık yiyişlerimin hepsi kocaman bir dosya tutuyordu. Hayatımda hep kendimi yalnız hissetmeme rağmen, hiç o kadar çaresiz hissetmemiştim. Ama her zaman ki gibi kendi işimi kendim gördüm. Hakim ve ben yüz-yüze ilk celsede çözümledik olayı. Beni affetti!”

-O zaman Hasan ne yapıyordu?

“Hasan ölmüştü...”

-Tarihini biliyor musun?

“Hayır!”

-Peki sen, sen kendini ne zaman affettin?

“Belki de hiç!”

Ben ancak ağaçların arasında nefes alabiliyorum. Askerden sonra sıkça yaptığım bir şeydir toprağın üstünde uyuya kalıp hayata uyanmak!

Dün Kızılay’dan bir mesaj geldi:

“Sayın Anıl Şakir Yiğit, bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine ulaşmıştır. 3 kişiye hayat, doğaya ise 1 fidan armağan ettiniz... Teşekkür ederiz...”

-Bu yaptığın kaçıncı iyilik?

“Bilmiyorum ama milyonun üzerindedir...”

-Kendini hayata karşı affettirmek mi istiyorsun yoksa cennete gitmek mi?

“hayır, bu çocukluğumdan beri beni tanımlayan bir duygu; iyilik yapma duygusu! Nereden bana geçtiğini bilmiyorum. Ama meşhurdur her yerde anlatılır. Daha bebekken insan ayırmadan herkesin kucağına gidermişim ve bu yüzden bir vatandaştan uyuz bile kapmışım... ”

-Peki nasıl açıklanmalı bu durum?

“Ruhuma üflenmiş. Kanadı kırık bir kelebek olarak doğmuşum. Çocukken en çok haksızlıklara ağlardım. Hayatım boyunca haksızlıkla savaştım! Her seferinde öyle ya da böyle, onu yenmesini bildim!”

-Peki ya aşk?

“Beni kurtaracak zannetmiştim. Oysa ilk seferinde beni öldürdü. İkinci seferinde kalbimi yardı. Ve üçüncü seferine izin vermedim!”

-Bilinçli mi?

“Kesinlikle!”

-Peki neden?

“Tam bir buçuk yıldır Allah aşkına katıldım. Yüreğimi bütünleştirdim. İçindeki boşluklara yaşama aşkı pompaladım. Kendimi eskisi gibi eksik hissetmiyorum. Çocuklarımla hayata kök saldım ve mutluyum. Bana arıza veren her mikrobu hayatımdan temizledim ve sterilize oldum. O gün bugündür içeriye hiçbir kadın giremedi.”

-Niye?

“Size bir şey itiraf edeyim; bugüne kadar hiçbir zaman kendisinden mutlu bir kadınla karşılaşmadım ben!”

-Olur mu öyle şey!

“Buyurun okuyun yazdıklarını, dinleyin söylediklerini, daha da kötüsü, söylediklerin zıttı yaptıklarına şahit olun...”

-Ne demek istiyorsunuz?

“Bizler dervişiz! Bizi normal insanlarla karıştırırsan hata edersin. Biz günah şöyle dursun, günaha vesile olan her düşünceye karşıyız. Ve ben böyle bir kadınla karşılaşmadım diyorum!”

-Böyle söylediğiniz için sizi yine eleştirecekler.

“Biz her türlü eleştiriye açığız. Korkumuz yoktur.”

-Hayatta sizi en çok korkutan şey nedir?

“Öyle bir şey yok!”

-Gerçekten dünyevi değil misiniz?

“Kimseye yalan borcum yok! Üzerimdeki t-şört on yıllık, altımdaki pijama 8 yıllık, kolumdaki saatim 14 yıllık. Bizim parayla pulla işimiz yok!”

-Ya ünlü olmak, ünlü olmak istemiyor musunuz?

“Benim ismim Anıl, beni tanışan hatırlar zaten!”

-Yani ünlüsünüz!

“Toplum gözünde mi? Tabi ki hayır!”

-O zaman ukalasınız?

“Ne demek bu şimdi?”

-Her şeyin en iyisini siz yaparmışsınız!

“Her şeyin en iyisini yapmaya çalışmak suç mu?”

-Bu topluma göre evet.

“O zaman suçluyum!”

-Toplumu takmıyorsunuz?!

“Evet, takmıyorum...”

-Niye?

“Böyle ahlaksız bir toplumun nesini takayım...”

-Anlıyorum ben...

“Neyi?”

-Siz ötekilerdensiniz.

“Evet, ben kesinlikle ötekilerdenim. Anlayışınız için teşekkürler...”

Dün gece bulunduğum yerden gökyüzüne baktığımda samanyolunu gördüm. Yıldızların arasında kendimi kaybettim. Ve gülümsedim...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birinci bölüm bana göre başlı başına ayrı yazılması gereken çarpıcı bir yazı ve kesinlikle çok iç acıtıcı bir öykü gibi. Özellikle “Hayatta her şeyi öğrenmek için bir bedel ödenir.” diye biten ilk satırlar Ama o öyküyü sen yazmamalısın. İkinci bölüm ise bir tiyatro eserinden bir sahne gibi: bir piyes. Felsefeni anlayacak ya da önemseyecek az insan olduğunu düşünüyorum. Satırlarındaki düşünceleri herkes anlar ancak değer verip kabullenecek insan sayısı günümüz koşullarında azdır bence. Önemsenmez, alay bile edilebilir. Nedeniyse böyle depğerleri önemseecek kişilerin artık günümüzde pek kalmadığına inanılır. Yani günümüzde bir don Kişot’a ya da Beyaz Atlı Prense kim gereksinim duyar ki? Ben yazdıklarını anlattığın kadarıyla bildiğim için yazını başka bir gözle okudum. Anımsıyor musun, askerde Joanne Greenberg’in bir romanını okumuştuk: “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” Evet, üzücü ancak yaşam bir gül bahçesi değil . Sevgiler.

Güz Özlemi 
 28.01.2015 13:28
Cevap :
Ne garip değil mi, günümüz değer bütününde savunduklarımızla tanımsızız! İnanılmaz bir durum bu! benim çocukluğumda, ötekiler onlardı, şimdi ise ötekiler biziz. Ama bu pozitife doğru tekrar yönelinebilinir gibi bir olumlama yarattı içimde! ne de halk adamı olarak, halk edebiyatının güzellemelerinden yararlanıyoruz. Hayatımız başladığı yerden bir yere doğru devam ediyor ve biz de onunla beraber hayatımızı gözlüyoruz. Gerisi için halen dua ediyoruz, tıpkı çocukluğumuzda olduğu gibi! Güzel yorumların için teşekkür ederim... Sevgiler  29.01.2015 7:17
 

Ötekilerdenler ötekileri anlıyor , gülümsemeye devam :) tebessümle selamlar :)

Tülay EKER 
 27.01.2015 15:04
Cevap :
Biz birbirimizin içini biliyor ve gülümsüyoruz; ne kadar da şanslıyız değil mi?   29.01.2015 7:13
 

Öykü mü, özeleştiri mi.. Nedir bu? Ama herkes senin yaptıklarını yapamaz. Çok fazla içine dönüyorsun ve orada fena halde kendini görüyorsun. İnsan bu kadar aynaya baksa ne olur? Hadi kolay gelsin, komşu.

Erdal Ceyhan 
 26.01.2015 12:40
Cevap :
Hocam ne kadar haklısınız. Yazmayacağım şeyleri de yazmak zorunda bırakılıyorum bazen. Gerçekleri de öyküleştirerek vermek zorunda kalıyoruz. Ama artık sonuna geldik. Bundan sonra böyle blog kesinlikle yok... sevgiler  27.01.2015 9:18
 

Ruhuna üflenmiş kanadı kırık derviş kelebek! Derslerinde de böyle keyifli misin bilmem; ama oğlum yüksek ihtisasını tamamlamamış olsa seni önerirdim valla:) Gök adadaki “ötekiler” seni anlar da bir de toplumun diğer kesimi var, unutma, yok sayma! Bir ara da "Whiplash'i izle! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 25.01.2015 17:12
Cevap :
Derslerimde ve işimde Eric Van Buyten kesinlikle değilim! Derslerimde profesyonelim yani "Good Morning Vietnam" tarzında bir yaklaşımım yok. Tam tersine dünyadaki tüm şirketleri içli-dışlı inceleyecek kadar derinine bir yaklaşımım var. Eric benim gizli bahçem. Sınırlı sayıda okuru olan bir hayattan bahsediyoruz. Normal hayatta bildiğiniz %100 rasyonel bir adamın tekiyim. Eric gibi işe baksam hayatta başarılı olamam. Enteresan bir şey söyleyeyim; ben normal hayatta sosyalist olmama karşın Pazarlama anlatırken %100 kapitalist olurum. Duygularımı yazmak için kullanırım, kesinlikle işim için değil! sevgiler   27.01.2015 9:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 271
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster