Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2416
 

Sanatçı Levent Kırca, "halkını" kaybettiği gün "hayatını" kaybetmişti!

Sanatçı Levent Kırca, "halkını" kaybettiği gün "hayatını" kaybetmişti!
 

internetten alınmıştır


Sanatçıların hayranlarına her zaman söylediği bir söz vardır: Beni siz var ettiniz!... Bu söz, kimi sanatçı ağızlarından yürekten gelerek dökülür, kimileri ise tam anlamıyla "artistlik" olsun diye söylerler.

Gerçekten de, sanatçıyı sanatı anlamında "yaratan" da "yaşatan" da halktır... Halkın beğenisi, halkın sahiplenmesi ile sanatçı var olur.

Hangi dalda, hangi alanda olursa olsun "sanat yapan" herkes için geçerli olan; "marifet iltifata tabidir" sözü biraz da bu gerçeği yansıtır; halk size itibar etmiyorsa, marifetinizin bir değeri yoktur.

Tam da burada, sanatçının çıktığı toplumla uyumlu olması meselesi artaya çıkar... Yani, dünyanın en iyi virtüöz'ü Anadolu insanı için  değerli bir sanatçı değildir. Opera'nın dünya çapında seslerinin çığlıkları halkımızı rahatsız eder ama Neşet Ertaş'ın bozlaklarında ruhunu dinlendirir.

O zaman, sanatçı dediğin, kendisine değer veren, onu sanatçı yapan halkına karşı en azından bir saygı borçludur.... Halkının değerlerine tam olarak katılmasa bile, saygı duymak boynunun borcudur sanatçının.

Bu yüzden sanatçı kişiler "siyasi tutum" içinde olmamalıdır... Çünkü siyasi duruşlar her zaman ayrıştırıcıdır... Sanatçı, toplumun ortak değeri olacaksa, toplumun "ortalama değerlerine" yakın durmalıdır.

Sen, seni var eden halkın siyasi tercihlerine bakıp onları aşağılamaya kalkışırsan, senin sevmediğin siyasi partiye oy verdi diye, halkını "koyun" ilan edersen, o halk ta seni "ölüme" mahkum eder.

Ölürsün!... Bedenin yaşasa da, halk nezdinde sanatçı kişiliğin ölmüştür artık... Bundan sonra, öfkelensen de halkına küfretsen de bitmişsindir... Seni kimse işitmez!

Bugün, naçiz bir kul olarak hayata veda eden Levent Kırça, benim kanaatime göre, böyle bir süreci yaşayan "sanatçı"lardan oldu. O, yıllar önce "halka"  veda ettiğinde "hayata"  veda etmişti!

Türkiye'nin geri kalmışlığın sefilliğini yaşadığı yıllarda, bu durumları hicveden mizahi yaklaşımlarıyla halkın iltifatına mazhar olan Sanatçı Levent Kırca, Türkiyenin değişimine ayak uyduramadığı için, zaman içerisinde halkıyla ters düştü.

Toplumal sefaletin yaşandığı yılların zorluklarını, televizyon ekranlarında Leven Kırca'nın güldürüleriyle hafifleten halk, o dönemlerin gerilerde kalmasından sonra, hala aynı "esprileri" izleyecek değildi.

Artık, Levent Kırca skeçlerinin, parodilerinin toplumsal karşılığı yoktu... Artık kimse, saatlerce hastane kapılarında beklemiyor; ilaç kuyruklarında telef olmuyor; bir belediye otobüsüne binebilmek için viking çevikliği göstermesi gerekmiyordu.

Artık, evlerdeki musluklardan "hava" değil su geliyordu... Artık, iki topan odun bulup da ısınmaya çalışan halk yoktu, artık doğal gazla ısınılıyordu... Bir özel ders alması için, öğretmeni eve yemeğe davet edip sorular soran ve yandaki odada gizlenen çocuğunun bilgilenmesini sağlayan veli yoktu.

Artık, istediği "özel okula" devletin desteğiyle çocuğunu rahatça kaydedebilen veliler vardı...Bu listeyi uzatıp gidebiliriz...

Sanatçı Levent Kırca, "Darbeci general"in yaygınlaşan televizyon kanalları karşısındaki "acizliğini" anlatan o muhteşem skeci de artık gündemden kalkmıştı... Zaten, Levent Kırca, darbeciliğe karşı duran o "duruşunu" da kaybetmişti.

Velhasılı, "Sanatçı hayatını" kaybeden Levent Kırca, kendini "siyasete" vermiş, hem de fazlasıyla vermeşti.... Fatih Altaylı ile yaptığı o röpartajındaki öfke ve nefret ne yazık ki, artık "Sanatçı Kırca" nın bir daha dönemeyecek şekilde hayatımızdan çıktığını gösteriyordu.

Levent Kırca'nın bundan sonrası önemli değildi...Her insan gibi, istediği siyasi partide  siyaset yapabilir; istediği ölçüde  ölçüsüz sözler söyleyebilir, istediği kadar marjinal duruş sergileyebilirdi.

Her partizan gibi etrafında bundan hoşlananlar, onu alkışlayanlar olacaktı elbette...Ama, artık arkasında "halk" yoktu!...

Levent Kırca'nın ölümü, bugün aynı çizgiden giden başka "sanatçılara" da ibret olmalıdır... Müjdat Gezen'ler, Tarık Akan'lar, Kadir İnanır'lar... Bunlar da her fani gibi bedensel ölümden önce, "sanatsal ölüm" den korkmalı ve kendilerini "var eden" halkın, "yok etme" yetkisine de sahip olduğunu unutmamalıdırlar.

Aşırı ideolojik duruşlar,  siyasi fanatizm bir sanatçıya yakışmaz... Bu ideoloji isterse "dini" olsun hiç farketmez... Sanatçı, ülkesi insanının ortalamasını tutturabilen kişi olmalıdır. Aşırılıklar, ölçüsüzlükler ve değer tanımamazlıklar sanatçıyı öldürür.

Levent Kırca, ölmeden önce de siyasi "duruşunu" bozmadı... Bunu da saygıyla karşılayabiliriz... Ama bir "sanatçı" olarak değil, bir siyasetçi olarak...

Ölümüyle igili vasiyetlerini ben de okudum, işittim... Elbette, kendisi ölümünden sonra nasıl muamele görmek istediyse öyle muamele görmelidir.

Toprağı bol olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İzmir'in havasından, suyundan, güzel ortamından faydalınıp, 18 yıl ikamet ettiğinize göre memnunsunuz Ali Bey! İnsanın rahat yaşadığı yeri ille de partizanlık amacıyla kötülemesini anlayamıyorum. Evet, Levent Kırca İzmir'de sevilir, oyunlarına da gidilir; madem ille de şikayet ediyorsunuz kendinizi vatandaşını yakın hissettiğiniz topraklara götürün!..

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 20.10.2015 1:54
Cevap :
Sevgili Gülgün hanım, beni İzmirden göndermeye pek meraklısın..Daha önce de söylediğim gibi bu İzmir sizin değil, hepimizin..İzmir CHP'lilerinden takıntısından kurtulun..Ne İzmiri düşmandan kurtaran sadece CHP idi ne de İzmire hizmet eden..Bu şehir Yunan işgali altındayken gelip kurtan orduda bizim dedelerim vardı..Ayrıca, yıllarca Osman Kibar, Burhan Özfatura gibi CHP'li olmayan insanlar bu şehire hizmet etti...Bugünün CHPsi ise hizmet etmiyor ama seçiliyor, bunu da eleştirmek bizim hakkımızdır..Kaldık ki, bugün de milletvekili sayısının yarısına yakını AK Partilidir.Peki, İzmirin sevmediğim yanı nedir?..O da sizin şu yorumunuzda ortaya çıkan, CHP zihniyetinin İzmirin vitrinini işgal etmiş olmasıdır.Daha dün, bazı "hoca ve sanatçı"lar ağıza alınmayacak küfürler ettiler, alkışlar aldılar..Benim dediğim budur.Bu şehirde böyle bir fanatizm oluştu...Olabilir ki başka şehirlerde de tersi vardır.Ama yaşadığım yerin yanlışlıklarını söylemek durumundayım..Biraz da kendinize bakın derim.Selaml  20.10.2015 10:02
 

Ali bey, Artık kimse saatlerce hastane kapılarında beklemiyor, ilaç kuyruklarında telef olmuyor, belediye otobüsüne binmek için viking çevikliği göstermiyor, evlerdeki musluklardan hava değil su geliyor, vs. gerçek dışı söylemlerle bir grubun reklamını yapıp, ortalığı süt liman göstererek politik duruşunuzu belli etmişsiniz. Sn. Levent Kırca'nın adını da bu taraf tutar görüşünüze ortak etmenizden dolayı benim gözümde kınanmayı hakettiniz. Size taraftarı olduğunuz görüş ile nice yıllar yaşamayı diliyorum. Sizin de ölümünüzden sonra nasıl muamele görmek isterseniz o şekilde muamele görmenizi dilerim Saygılar

Mehmet Selçuk 
 17.10.2015 11:44
Cevap :
Ben siyasi duruşumu inkar etmedim...Böyle bir ortamda bitaraf olanan bertaraf olacağı inancındayım...Söylediklerimde bir eksik varsa onu söyleseydiniz...Eğer, tüm bu iyileşmelere rağmen ortalık süt liman değilse, o da Türkiye'nin ve Türk insanının gelişmesini müreffeh olmasını istemeyenlerin eseridir...Ben öldüğümde bana dua edilmesini, rahmet dilenmesini ve hakların helal edilmesini isterim ...Bu bakımdan duanıza Amin diyorum...Selamlar  19.10.2015 17:28
 

Yazınızın hiç bir bölümüne katılmıyorum Ali Bey. Normalde farklı düşünce de olduğum kişilerle konu üzerinde tartışmayı çok yararlı bulmam çünkü sonuçta değişen bir şey olmaz. Ama yazdıklarınızı okuyunca, özellikle sanatçıyı halkın var etmesi "komimliğini" doğruymuş gibi savunup, yazıyı da bununla temellendirdiğinizi görünce dayanamadım. Çokluğun değerli kıldığı insanlar pop kültüründe olur sanatta değil. Saygılarımla.

Adil Serkan SATI 
 13.10.2015 13:39
Cevap :
Olabilir elbette...Ancak, Levent Kırca'nın sanatı da popüler sanattı,klasik müzik ya da modern resim değildi...Yani, doğrudan doğruya halkla yüz yüze bir sanattı...Levent Kırca sanatını siyasete alet ettiği gün sanatı bitti...Elbette, ben genel açıdan bakıyorum, özel anlamda ona hayran olanlar vardı ...Selamlar  13.10.2015 18:07
 

Değerli Ali Bey, Toplumumuzda (kanaatimize göre) bir aldatmaca vardır. "Sanat sanat içindir", (bize göre) olması gereken ise, "Sanat toplum için" olmalıdır. Peki, neden? Kendi başına (ıssız bir yerde)yaşayan bir sanatçının üretikleri, anlamını (nerede)nasıl bulacaktır? Eğer, sanat toplum için (insanlara hitap etmeyecek) değilse? Bu doğrultuda; sanatçı, halktan kabul gördüğü sürece sanatı ile birlikte anlamını bulacak ve kalıcı olacak, emeği değerlenecektir. Ve Sanatçı'nın, (bir kanaat önderi olarak) (teşhir-propaganda amaçlı) siyasi görüşü olmamalıdır. Elinize sağlık, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 13.10.2015 12:03
Cevap :
Teşekkür ederim Mehmet bey...Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum...Levent Kırca, halk çoğunluğunun değerlerine aykırı dursa da, en azından halkın yaşadığı ortak sıkıntıları mizahi yollar dile getiriyor ve kabul görüyordu...İki binli yıllarda ise, Türkiye değişti ama onlar değişmek yerine, ülkeyi değiştirenlere düşman oldular...Kopuş da o zaman başladı...Selamlarımla  13.10.2015 18:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4272
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 807
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster