Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
170
 

Sanrı

Sanrı
 

kadin.tr.msn.com (panik adı altındaki görsellerden)


Önce görgü tanıkları sırayla dinlendi. Verdikleri ifadeler birbirini tutuyordu. Daha sonra, eşkalin belirlenmesi için, polis kayıtlarındaki suçlu fotoğraflarına bakıldı. Önceden kaydı bulunan bir suçu yoktu anlaşılan. Çünkü, bir sonuca ulaşılamadı. Daha sonraki aşamaya geçilerek, Leyla çağırıldı acilen. Birçok olayın çözülmesine, çizdiği eşkal resimleri sayesinde katkısı oluyordu.

Leyla, her zamanki gibi kağıdını kalemini eline aldı ve görgü tanığının karşısına oturdu.

'Sivri bir çenesi vardı, 1.75 boylarında, koyu tenli, burnu hafif kemerli, kısacık saçları olan, 30 - 35 yaşlarında biriydi. Sağ kaşında, saç diplerine kadar uzanan bir çizik vardı.' dedi görgü tanığı, parmağıyla göstererek alnında. Leyla, geri çekildi bir anda resimden, elleri terlemeye başlamıştı, 'Emin misiniz?' dedi kadına, 'Hava karanlıktı.' demişsiniz ifadenizde, iyice görebildiniz mi?'  'Evet' dedi kadın, su içtiği bardağı yerine koyarken.'Kesinlikle, hafızama kazındı, unutmam mümkün değil.'

Leyla, önündeki beyaz sayfa ve üzerinde oluşan tanıdık yüz karşısında donakalmıştı, kendi kendiyle konuşuyordu. 'İnsanlar birbirine benzerler, bu sadece bir resim fotoğraf değil.' 'Hah işte, tam bunun gibiydi katil!!!'  demesiyle, irkildi Leyla, terleyen ellerini pantolonuna silerken, çarptığı  kalemliğinin düşüşünü izlerken. Görgü tanığı, 'Tamam işte, bu bu, diye yeniledi yükselen sesiyle. Yardımları için teşekkür edilip, gerektiğinde tekrar çağırılacağı söylendikten sonra, kapıya yönelen kadın yeniden dönerek, 'Bir de sağ bacağı aksıyordu yürürken' dedi.

Suçu : Üç kadını boğarak öldürmek.

Dosyada yazan bu ilk cümleyi okuduğunda, önce alışkın olduğundan pek etkilenmemişti Leyla, sadece yakalanması için resminin işe yaramasını umuyordu. Ama resim ortaya çıktıktan sonra, boyut değiştirmişti olay Leyla'nın gözünde. Leyla, zihni karmakarışık, beyninde onlarca soru işaretiyle, hızlı adımlarla ama, endişesi artarak evine ulaşmaya çalışıyordu. O kadar dalgındı ki, neredeyse bir arabanın altında kalacaktı. Işıklara hiç aldırmadan, trafikte oluşturduğu karışıklığın sebebi kendisi değilmiş gibi, hızlı adımlarla yoluna devam etti durmadan. Acaba, kocasına telefon etse de, eve birlikte mi gitselerdi, yok yok olmaz yarım saate kadar kızı okuldan gelecekti. Binanın kapısına ulaştığında, üzerinden bir ter boşaldı, yüzü sapsarı olmuştu. 'Hoş geldiin abla.' dedi Dursun, ellerindeki çiziklerle kapıyı Leyla'ya açarken. 'Ellerine ne oldu?' diye sordu Leyla, sonradan pişman olarak. Dursun ' Bahçedeki gülleri keserken oldu' diye cevap verdi sakince.  Yüzüne bakmadan ilerledi sonra hızlıca asansöre. Arkasından Dursun 'Pelin'i istersen ben alırım, yukarı sana getiririm.' dedi, Leyla'ya doğru aksayan bacağıyla ilerleyerek. Leyla, 'Sağol, dedi, boğazından, daha önce duymadığı bir ses tonuyla kısaca. Asansöre bindi ve yukarı çıkıp, titreyen elleriyle, zorlukla denk getirdiği anahtar deliğine anahtarı sokup, kapısını açarak girdi içeri. Kapıyı kilitledi ve içinden çıkamadığı durumlarda hep yaptığı gibi, tırnaklarını kemirerek, koridorda boydan boya yürümeye başladı. Kendine gelip, sakince düşünebilmek için, elini yüzünü yıkadı ve eşini aradı. Ersin telefonu açmamıştı bir türlü.

Leyla, kapıyı kapatıp, ilk basamakları inmeye başlamıştı ki, evin telefonunun çalışını duydu, ama tekrar dönemezdi, kızının geliş saatiydi, inmeye devam etti. Ardından da cep telefonu duyuldu, ama onu da evde bırakıp, çıkmıştı.

Leyla, kızının servisinin gelmesiyle, yola atıldı, kızını kaptığı gibi binaya yöneldi. Bu arada, Pelin heyecanla, 'Anneciğim biliyor musun, bugün okulda .....' diyerek, birşeyler anlatmaya çalışıyordu. Bu arada binanın girişinde, Dursun, onlara kapıyı açıyor, onu gören Pelin, 'Dursun amca, biliyor musun ben bugün okulda.....' diye konuşmaya çalışırken, annesinin hızla, kolunu çekmesine maruz kalıyordu, anlamayarak. Nihayet, eve girdiler ve Leyla, kapıyı kilitledi. Pelin, çekiştirilmekten, kayan formasını düzeltirken 'Anne ne oluyor sana, üstümü mahfettin, kolumu acıttın,' diye bağırıp, kızıyordu.

Leyla, unuttuğu cep telefonunu eline alıp, karakola, katili tanıdığını anlatmaya hazırlanırken, karakoldan aranmış olduğunu gördü. Hemen geri aradı ve karşısında tam da aradığı kişiyi, Komiser, Murat Bey'i buldu. Tam söze başlayacakken, 'Yakaladık kızım, başardık, senin sayende, suçlu hemen tespit edildi ve suçunu itiraf etti. Geldiğinde kutlayalım. '           

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu okuduğum ikinci öykünüz. Akıcı bir dille ilgi uyandıracak konuları çok güzel işliyorsunuz. Tebrikler.

Adil Serkan SATI 
 06.11.2012 9:17
Cevap :
Merhaba, Güzel desteğiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Ben de cevabımı yazmadan sizin son blogunuz Deli Nazife'yi okudum. Çok beğendim, ellerinize, yüreğinize sağlık. hoşcakalın.  06.11.2012 19:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 788
Kayıt tarihi
: 07.08.12
 
 

Küçük bir gülümseyiş ya da farkındalıklar yaratacak atıştırmalık öyküler yazmayı planlıyorum, bun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster