Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
510
 

Savaşın Çocukları

Savaşın Çocukları
 

“İnsanlar ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler.”/Voltaire


Bir zamanlar ellerinde çiçekler açan bir çocuk vardı. Gözleri kocamandı bakarken… Yüzü güleçti, umudu vardı yarınlardan. Hayaller kurardı yaşama dair. Mavi gökyüzüne bakıp dilek tutardı. Korkusuzdu bakışları, henüz acımamıştı yüreği, sevdikleri çalınmamıştı kendisinden. Gözbebekleri küçülmemişti daha.

Bir gün çığlıkla uyandı sabaha. Kan ter içindeydi. Kötü bir düştü gördüğü… Derin bir sessizlik kapladı odasını, sonra da ıslak bir hüzün… Birden gözleri küçüldü, benzi sarardı. Artık o da ürkek bir çocuktu. Kolları iki yana düşmüş, gözlerindeki ışık sönmüştü. Kara bir bulut çökmüştü üstüne. İlk defa ağlıyordu böyle. Kin ve nefret ilk defa gözlerine çökmüştü. Gördüğü düş değildi aslında, biliyordu bunu. Artık yoktu geceleri üstünü örtecek bir anne, kendisiyle balığa çıkacak bir baba… Öylece yatıyorlardı yanı başında kan içinde. Ölüm nedir daha bilmezken, çifte ölüm vardı yanı başında. Hatırlamaya çalıştı olanları. Karanlıktan başka bir şey göremedi ve annesinin karanlıktaki çığlıklarından başka bir şey duyamadı. İlk defa böyle sessiz akıtıyordu gözyaşlarını içine.  Onu da duyar vururlar diye… Bir an önce büyümek istiyordu. Kaldıramıyordu annesini yerden. Babası zaten yanında öylece yatıyordu. Kimdi bunu yapanlar? O, uykusunda rüya görürken böyle sevdiklerine kıyanlar kimdi? Kimdi onu böyle karanlıkta bırakanlar?

Biliyordu. Artık öksüzdü o da, tıpkı Vietnam’da, Filistin’de ve Irak’ta karanlığa gömülen çocuklar gibi yalnızdı. Hayatları çalınmış, umutları yağmalanmış, hayallerini kaybetmiş esmer ve asi çocuklar gibi çaresizdi.

***

Neyi paylaşamıyordu insanlar?

Kan üzerine kurulan katil hayatların acaba vicdanı sızlıyor muydu?

Çocukları geçmişe hapsedip gelecekten koparmak ne kadar adildi?

Yetim ve öksüz çocukların sayısı arttıkça savaştan rant elde edenlerin sayısı da artıyor muydu acaba?

Mutluluk bir çocuğun hayallerinin enkazı üzerine mi kuruluyordu?

Nereye kadar tüm bunlar?

Hep birileri böyle çekecek miydi yaşananları kader bilip?

Hayat dört mevsimde yaşanırken savaşın çocukları hep kışı mı yaşayacaktı?

Günahları neydi bu çocukların?

Güneşi görmek onların da hakkı değil mi? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1092
Kayıt tarihi
: 07.05.13
 
 

1977 doğumlu. Atatürk Üniversitesini bitirdi.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.2007'de Ankara Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster