Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3277
 

Sera Domatesi Olmasa Aç Kalırız

Sera Domatesi Olmasa Aç Kalırız
 

Serada ya da örtü altında domates yetiştiriciliği ülkemizde belirli bölgelerde özellikle Akdeniz Bölgesi’nde kış aylarında ilkim uygun olduğu için yapılır. Serada yetiştiricilik ya da turfanda yetiştiricilik olarak da adlandırılan bu sistemde kış aylarında normal olarak domatesin, biberin, hıyarın, kavunun kabağın, karpuzun yetişmediği aylarda üretim yapılır ve tüketicinin ihtiyacı olan ürünler elde edilir ve pazara sunulur. Ülkemizde kış aylarında ya da daha genel bir ifade ile Eylül-Mart sonu arasında açık tarlada sebze yetiştiriciliği (ekimi, dikimi vb.) yapılmaz. Yapılsa da yeterli ürün alınamaz ve bu yıl olduğu gibi domatesi 10 TL/kg’dan tüketmek zorunda kalabiliriz.

Turfanda sebze yetiştiriciliği döneminde genelde her yıl domates ve diğer sebzelere hormon uygulaması yapıldığı normal mevsimi dışlında üretim yapıldığı için meyvelerin tadının ve aromasının kötü olduğu, çocukluğumuzdaki anneannelerimizin bahçede yazın yetiştirdiği domateslerin tadının günümüzün sera domateslerinde olmadığı tartışmaları yapılır durur. Hatta bazı sözde uzman olan ama tarımla ilgisi olmayan bazı insanlar pazarda ellerine aldıkları şekilsiz meyvelerle medyada boy gösterip kışın sebze yemeyin, hormon var, sebzelerin genetiğiyle oynuyorlar söylemleriyle gündemi meşgul eder ortalığı halkın kafasını karıştırırlar. Yaz gelince de pembe domatesi, Kemer patlıcanını, Urfa ve Antep biberini, Kırkağaç kavununu anlatır dururlar.

Ülkemize has olan bu ürünler tabiî ki bize ait ve bizim için önemli ürünler. Bu tip tat ve aroması yüksek sebzeler genelde yaz aylarında yetiştirilir ve domates gibi pek çok üründe yaz aylarında yeterli sıcak olduğu için iyi gelişirler ve lezzetli olurlar. Bu durum yine yerel kavun ve karpuzlarımızda da vardır. Fakat yazın anneannelerimizin çıkınlarında sakladıkları tohumlardan evlerinde küçük tahta kasalara dikerek yetiştirdikleri fidelerden elde ettikleri sebzelerin bazı özellikleri vardır. Mesela pembe iri domates. Yazın pazardan alırsın buzdolabına koysan bile iki en geç üç gün içinde çürüyüp giderler. Lezzetleri iyidir ama raf ömürleri azdır ve bir yerden bir yere nakliyeye dayanamazlar, eriyip çürürler. Dolayısıyla günümüzde domates ve diğer önemli sebze türlerinde hem kış aylarında turfanda yetiştiriciliğe uygun, hem nakliyeye dayanıklı ve uzun raf ömrüne sahip hem de geleneksel domatesler gibi tat ve aroması olan domates çeşitleri geliştirilmiştir.

Domates çeşitleri geliştirilirken ülkemizde yerel olarak yetiştirilen domates ve diğer sebze türlerine ait tohumların (Kemer patlıcanı, Aydın siyahı patlıcanı, Ayaş domatesi, Demre sivri biberi, Urfa Biberi, Kırkağaç kavunu, Ankara kışlık kavun vb.) içinden seçilen tohumlar ile farklı bölgelerden getirilen tohumlar arasında melezleme çalışmaları yapılarak kış koşullarına uygun, uzun raf ömrüne sahip tat ve aroması iyi hibrit (melez) tohumlar elde edilmiştir. Bu sistemde örneğin Kemer patlıcanı ile Aydın Siyahı patlıcanı melezlenerek elde edile tohumlar daha kaliteli, daha verimli ve olumsuz koşullara daha fazla dayanıklı patlıcan, domates, i biber, hıyar vb. çeşitleri geliştirilmiştir. Seralarda hibrit ya da melez çeşitler kullanılır ve bu çeşitler kesinlikle GDO’lu (genetik olarak değiştirilmiş) değildir. Bu çeşitlere yeni bir gen eklenmemiştir, bu çeşitler iki farklı bölgede yetiştirilen çeşitlerin birbiriyle melezlenmesi (bir çeşit ana bir çeşit baba olarak kullanılır ve her iki çeşitte çiçek açtığında baba bitkiden alınan çiçek tozlarıyla diğer ana bitkinin çiçekleri melezlenir, böylelikle sadece baba bitkiden gelen çiçek tozlarıyla melezlenen ana bitkideki oluşan meyveler hibrit tohumlardır) sonucunda elde edilmiştir.

Hibrit ya da melez çeşitler iki bitkiden ya da bireyden elde edildikleri için tükettiğimiz domates gibi sebzelerin tohumlarını elde edip yaz aylarında yetiştirdiğimizde iyi bakarsak o tohumlardan geliştirilen bitkilerden meyve alırız ama bu tohumları geniş bir üretimde kullanamayız. Çünkü o tohumlar artık iki bitkinin melezlenmesinden elde edilen tohumlardan elde edilen ikinci generasyon tohumlar olduğu için hibrit değillerdir ve açılım gösterirler ve içlerinden çok farklı tipler çıkar. Ama kesinlikle bu tohumlardan domates meyveleri elde edilir. Medyada birilerinin dediği gibi pazarda aldığım tohumu ektim bitki çıktı ama meyve elde edemedim diye bir şey yoktur, bitleri iyi bakarsan (suyunu gübresini verirsen) evde yiyecek kadar meyve alırsın ve hobi şeklinde bir uğraş olur senin için.

Sonuç olarak anneannelerimizin ellerinde bulunan tohumlar yazın az miktarda evin önündeki bahçelerde kullanıp kendi domateslerinizi, biberlerinizi elde edebilirsiniz ama ülkemizde insanların ihtiyacı olan sebzeleri elde edebilmek için Eylül-Mart dönemi arasında turfanda hibrit sebze tohumu kullanılarak üretim yapmak gerekir. Bu tip üretim yapılmazsa eski tip yetiştiricilik yapılırsa yazın yediğimiz iri, yumuşak ama lezzetli pembe domatesler kışın yetişmezler ve yeterli meyve vermezler. Meyve verseler bile meyveyi Antalya’dan İstanbul’a gönderdiğimizde 12 saatte İstanbul’a varsa bile tüketiciye ulaşamadan yumuşar ve çürümeye başlar. Modern hibrit çeşitler ise Finlandiya’ya bile gönderilebilir ve 15 gün boyunca nakliyeye dayanır ve 15. günün sonunda tüketiciye sağlıklı ve kaliteli bir şekilde ulaşır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1834
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster