Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

18 Mart '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
887
 

Sevgi paradoksu

Sevgi paradoksu
 

Batan güneşin içine doğmak.


Sevgi üzerine yazılan yazıların ortak noktası onun yüceltilmesinde saklı. Haklı olunabilir; acaba yeterli mi?  

Sayın Elif Şafak’ın Aşk adlı romanını okuduğumdan bu yana oldukça zaman geçti. Kitap hakkında yazılan yazıların ortak noktası: kendini sev, ama mutlaka sev! Yaşamın anahtarı bunda gizlidir; kendini çok sev!” olduğudur. Sanıyorum kapitalist çağ insanları ürettiklerinin zorluğunda biriken emek, yani yaşamak adına kullanılacak paranın değerini arttırdıkça hayatlarımız bireyselleşmekten çok içe dönük paylaşımsız kabuklu dünyanın içine hapsoluyor. Bu hapislik insanın kendi içine yönelmesini sağlayacağı yerde yapay şeylerle dayanılırlığımızı arttırmak yoluna gitmemiz bizi rahatlattığı gibi, bu tür alışkanlıklar dayanma gücümüzü sıradanlaştırıp zamana karşı koymamıza katkı yapıyor. Örneğin kendimizi sevmek gibi; veya kendimizi nefretle sevmek gibi.  

Kendini sev desturu öyle bencildir ki, içine veya arasına kimseyi almayan, kendini abartarak haksız olduğu konularda dahi kendini yüceltme, değişime karşı koyarak stabil olma, bir çeşit oblomovculuk gibi yerinde geri giderek sayma anlamı da taşır. Kişi için artık yeni bir şeye ihtiyaç yoktur; çünkü en ideal olanı, yani kendini severek kendini kusursuz görmenin yolunu bulmuştur. Bu sevgi onu çevreye karşı duyarsızlaştıracak kadar kişiyi bencilleştirebilir. Kaldı ki hiç kimse aynadan nefret etmez; kimsenin görmediği kendindeki güzellikleri zaten sever insan. Burada bahsettiğim, yeni ortaya çıkan kendine yönelik yüceltici ve pohpohlayıcı sevginin kişiden daha fazla şeyler istediğidir. Başka dünyalara çekip gitme isteği, ödevlerin bitmez tükenmez isteklerinden gevşeme ve ruh arzularına hizmete dönüşen bencilleşme sürecine kadar uzanır. Öyle ki, kendini kendi sevgisine kaptıran biri için Tanrı bu durumu sürdürmesine yardımcı olan mutlaktır; çoğu zaman gerek bile yoktur. O romanda geçense paradoks yanlışın, kendini sevme desturunun insanı doğrudan Tanrı'ya götüreceği yanılgısıdır. Oysa sevgiler bencildir, paylaşmayı sevmez.  

Nasıl olmalıdır? Her insanda eser düzeyde var olan kendini sevme dürtüsü uyandırılıp yüceltilecekse eğer, ürettiklerinden doğan artı kazancı sevgiye dönüştürmektir. Yoksa nihilist bakış açısıyla dünya açlığının, savaşın, eşitsizliğinin bir parçası olmaktan ileri gidilemez. Mevlana’yı sorgulatan da budur: eline kazma kürek alıp her gün toprağı işleyen biri olarak söylediklerini söylemiş olsaydı "sevgili" olmayı başarabilirdi. Günümüz rahiplerinin ellerinde kaplarla pirinç dilenmeleri ve geri kalan zamanlarını da bencilce inançları uğruna feda etmeleri de aynıdır. Asıl destur kendini sevmekten çok kendini bilmektir. Kendini sev değil, "kendini bil"!  

Yazımı HUĞ adlı şiir kitabımdan bir şiirle bitirmek isterim.  

Koza -10- 

Ben sen olunca

Dönerim çevremde

Gökyüzünde yansıyan ayna, beni içine al…

***

Mesela;

Eğri odun getirmeden

dergaha

Giren

Doğru

Çıkar

Eğri.

***

Ama sen;

Arasıra birkaç eğri

Od'un

Birkaç eğri dahi

Getirmedin.

Şüphe mi ettin? ;

Buraya gelen eğri,

Düzelmez geri.

Üç adım geri…

***

Elli iki bin dize,

elli ikibinden yaklaşma…

aşk denizinin en derininde; soluksuz,

kalmak

değil.

Göğün aynasından geçip,

Sen ben olunca

Derinin en yükseğinde,

Ne soluk

Ne vücut

Aranası değil.  

Enfal Törün bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel yazınızı ve derinlemesine yorumunuzu ilgi ile okudum, teşekkür ederim. Şiiriniz de övgüye değer. Sevgi paylaşıldıkça ve ona bir çiçeğe su verir gibi önem verildikçe büyür, gelişir. Önyargısız, her türlü gururu ardına alan bir sevgi asla " kendini sev'e " dönüşmez. Andre Mauroıs, Sonbahar Gülleri adlı romanında, Sevgi, sanki bir büyü ile insanda hiç var olmayan, olmamış harikalı bir geçmişin hatıralarını yaratıverir, diyor. Böyle harikalı bir geçmişi yakalayanlar sevgide bencillik yaparsa bu bir bakıma özlerini inkar olur. Leo Buscaglia da, " Ben sevgiyi, içine yuvarlandığımız, sonra da dışına yuvarlandığımız bir durum olmaktan çok, büyüyerek içine girebildiğimiz bir durum olarak düşünmeyi yeğlerim, diyor. 9 numaralı otobüsle Cennet'e adlı eserinde. Bütün bunlar ve sayısız diğerleri sevginin paylaşılması ve mutlak korunması gereken çok yüce bir duygu oldupunu kanıtlamıyor mu? Selam, sevgi ve saygılarımla.

Enfal Törün 
 11.08.2011 13:49
Cevap :
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Saygılarımla.  12.08.2011 8:18
 

" kendini bil " gerisi kendimize anlattığımız, çoğu zaman kendimizin bile inanmadığımız masallarımız. Kendimiz bile inanmıyorken karşımızdakini nasıl inandırabiliriz... Hayatın omuzlarımızdan ayaklarımıza yükünü bıraktığı zamanlarda , o yükleri ayaklarımızdan yukarıya kaldırabilmek hayata duyduğumuz yaşama sevinci ile mümkün oluyor , bu da gerçekten kendimizi bilmekten geçiyor dolayısıyle kendimizi bilmek kendimizi sevmenin önüne geçiyor. Kendini bilmeyen kuru kuruya kendini sevdiğini söylediğinde kuru bir dal gibi rüzgarla savruluyor ordan oraya ve bence çağın hastalığı bu ayakları yere basmaz , bir incir çekirdeğini doldurmaz " kendimi seviyorum "lafları... Sevilmeyi duyumsamamış olan kendini sevdiğini durmasın söylesin. Kendini bilen kendini sevmeyi de ve sevmemeyi de bilir ve sevmediği zamanlarda kendini onarmayı ve törpülemeyi de bilir. Biz buna olgunlaşma diyoruz... Yazınız her zamanki gibi az cümle ile çok şey anlatıyordu. Şiir muhteşem. Yüreğinize sağlık . Selamlar, saygılar

Aynur AKKAYA 
 26.03.2010 22:23
Cevap :
Merhaba Sayın Akkaya. Öncelikle çok değerli katkılarınız için size sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Yazım tarafınızdan çok iyi anlaşılmış, bu beni mutlu etti. Sevgi şovalyelerine gelincee... Aklıma yıllar önce Afrika'daki açlar için Fransızların gönderdikleri balerin elbiselerini giyen Afrikalı aç çocuklar geldi. O Fransız sanatçıların kendilerini çok sevmekten, dünyayı kavramaya aciz kalışları geldi aklıma. İlahi sevgiye ulaşmaya çabalayan inanç mücadelecisi, acaba elini eteğini yer kapladığı dünyadan çekerek nereye ulaşabilir? Her insan dünyada bir diğer canlıdan sorumludur; aşkınlığa ulaşma çabası acaba bencilliğe götürmez mi insanı? Sayın Şafak'ın kitabında söz edilen "pişkin sevgi", "kaşarlı sevgi"; sonunda tüm sorumlulukları redderek ve üstelik kendini de yanına alarak kaçıp gitmek mi uzaklara? Boşuna bir çaba olmasın sakın; verilen zaman ve gömülen karanlıkta geçen sürede belki de ulaştığı kendi bencilliğidir. Öyle olmalı ki, bunları yazdım. En içten saygılarımla, sağlıcakla kalın  27.03.2010 10:06
 

HUĞ Cumhuriyet Kitap ekinde. Radikal Kitap daha önce yayınlamıştı. Onlara sonsuz sevgilerimi sunuyorum. Dediğim gibi; önce kendine saygı, ve sevgi tüm olan'a.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 25.03.2010 19:22
 

Tabii ki önce kendini bil yani kendindekini; ama kendini bildikçe daha çok sevmez mi insan kendini ve kendindekini, kendini sevdikçe de daha çok sevmez mi ardından kendindeki ile buluşan herkesi ve de her şeyi? Bu değil midir sır olan? Kısaca ve de kanımca, insan kendindekini unuttuğu an sevgiler bencilliğe dönüşüp paylaşmayı sevmiyor. Sevgiler Elif

Yanlış Zigot 
 23.03.2010 21:54
Cevap :
merhaba sayın aysan. bu yazım sayın elif şafak'ın aşk adlı kitabına eleştiridir. "dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı(canlıyı) sevmekle başlayacak herşey." sevgi ayna gibidir. eğer sadece kendimize bakarak nihilistleşeceksek şüpheye gerek yoktur. herkes kendini sever. daha fazlası bencil ve kibirli insanlarda olur. kendine sevmekle kendine saygı duymak sanırım karışan. kendini bilen kendine saygı duyar. teşekkür ederim katkılarınız için. sağlıcakla kalın.  24.03.2010 8:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 470
Toplam yorum
: 1750
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster