Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
74
 

Sevgi Üzerine

             "Sevgi öyle bir anlam taşıyor ki, kültürümüzde anlamını neredeyse kaybetti. Kotsk’ta çalışan görevlinin ilginç bir hikayesi var. Genç bir adamla karşılaşıyor. Genç adam tabağındaki balığın lezzetini çıkarıyor. Genç adama “- Balığı neden yiyorsun?” diye soruyor. “Çünkü balığı seviyorum.” diye cevap veriyor genç adam. “O balığı seviyorsun” ve bu yüzden balığı öldürdün ve pişirdin. Bana balığı sevdiğini söyleme çünkü sen kendini seviyorsun. Çünkü balık o kadar lezzetli ki sen o balığı sudan çıkardın ve öldürdün.

                Sevgi dediğimiz şey çoğunlukla işte bu balık sevgisi. Genç çiftler birbirlerine aşık olurlar. Bunun anlamı nedir? Bu demektir ki aralarında biri diğerinin fiziksel, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşündü. Erkek te kız da diğeri vasıtasıyla kendi ihtiyacını karşılayabileceğini düşündü. Bu diğeri için sevmek değildir. Diğer kişi kendi tatmini için araç olur. Çoğu sevgi balık sevgisidir. Dışa dönük bir sevgi ben ne elde edeceğim, ne vereceğim değildir. Dessler’in önemli bir sözü var. İnsanlar önemli bir hata yaparlar. Sevdiklerine verdiklerini sanırlar. Ancak cevap, gerçek cevap verdikçe sevdiğinizdir. Asıl önemli nokta, sana bir şey verdiğimde sendeki bana yatırım yapıyorum. Kendini sevmek doğuştan beri var olduğuna göre herkes kendini sever. Şimdi benim sevdiğim bir parçam sende olduğundan, benim sevdiğim bir şey artık sendedir.

Gerçek sevgi almak değil, vermektir."

******************************************

"Bertrand Russell, 1959 yılında katıldığı Face-to-Face (Yüz Yüze) adlı bir BBC programında şöyle bir soru ile karşılaşmış ;

''Bundan 1000 yıl sonrasında yaşayan nesillere yaşadığınız hayat ve bundan çıkardığınız dersler hakkında ne söylerdiniz?''

Ünlü filozofun cevabı ise oldukça kısa ve öz oluyor.

“- Biri entelektüel ve biri de ahlaki olmak üzere iki şey söylemek isterim. Onlara söylemek istediğim entelektüel şey şu; Herhangi bir konuyu incelerken ya da herhangi bir felsefeyi değerlendirirken kendinize sadece ama sadece ve gerçeklerin ulaştırdığı doğruların ne olduğunu sorun. Asla dikkatinizin inanmak istediğiniz ya da inanmanızın toplumsal açıdan daha avantajlı olacağını düşündüğünüz şey tarafından dağıtılmasına izin vermeyin. Sadece ve sadece elinizdeki gerçeklere bakın!

-Ahlaki şey ise çok basit Sevgi bilgeliktir, nefret ise aptalcadır. Her geçen gün daha fazla etkileşime girdiğimiz dünyamızda toleranslı olmaya ve bazı insanların bizim hoşlanmayacağımız şeyleri söyleyebileceğine alışmalıyız. Ancak bu şekilde birlikte yaşayabiliriz. Eğer birlikte ölmek yerine birlikte yaşayacaksak bu gezegendeki insan türünün devamlılığı için kesinlikle elzem olan; tolerans ve birbirimize olan saygıyı öğrenmek zorundayız.”    

******************************************

"Büyük Alman şair Wolfgang Goethe aklıma geliyor, duygusal şair. Ona sormuşlar, “Mutlu bir hayat yaşadı mı?” diye. Cevabı “Evet.” olmuş. “Çok çok mutlu bir hayat yaşadım.” “ Ama” diye eklemiş hemen ardından, “Tek bir mutlu hafta hatırlamıyorum.” Ve bu güncel felsefeye karşı bir yanıt. Bizler için bir uyarı. Çünkü bugün tanıtımla, reklamla, sürekli yeni,cazip, çekici modalarla, mutluluğu hep daha iyi, daha iyi ve kesintisiz bir dizi memnuniyetler bütünü olarak düşünmeye itiliyoruz. Ve Goethe’nin öne sürdüğü, ki O sadece mükemmel bir şair değil, aynı zamanda çok, çok bilge bir insandı. Şu ki mutluluk, üzüntülerin sorunların üstesinden gelmektir. Şiirlerinden birinde şöyle der;

Asıl kâbus, ardı arkası kesilmeyen güneşli günlerdir. Bunun anlamı mutluluk değil can sıkıntısıdır. Peşinden gidebileceğin, uğruna kavga edebileceğin, bir amaçtan yoksun olmaktır. Goethe’nin söyledikleri genç insanlar için gerçekten bir uyarıydı. Hayatınızı sınırsız haz veren maddelerle dolu bir çanaktan seçilen hediyeler yığını olarak düşünmeyin. Hayatınızı uzun, uzun mücadele olarak düşünün. Bu uzun mücadelede bir problemi çözersiniz, bir diğeriyle karşılaşırsınız ve yan etkileri oldukça can sıkıcıdır. Ve evet beni kısa dönemde karamsar, uzun dönemde iyimser yapan işte budur."

                                                                                                                             Zygmunt Bauman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 98
Kayıt tarihi
: 06.09.13
 
 

Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektrik Eğitimi Bölümü Mezunu, Sakarya Ünv'de Eğitim A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster