Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '17

 
Kategori
Otomobil
Okunma Sayısı
9111
 

Sıfır Kilometre Araç Satın Alan Tüketicilerin Hakları

Sıfır Kilometre Araç Satın Alan Tüketicilerin Hakları
 

Bu makalede, sıfır kilometre araç satın alan tüketicilerin, araçlarında ortaya çıkan ayıplar (hatalar/arızalar) sebebiyle başvurabilecekleri hukuki yollar hakkında açıklama yapmaya çalışacağız.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, “Geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesi: “ (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.” şeklindedir.

Madde metninden anlaşılacağı üzere, 28.05.2014 tarihinden önce satın alınmış araçlar ile ilgili olarak, 4077 sayılı Kanun; bu tarihten sonra satın alınmış araçlar ile ilgili olarak ise, 6502 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. İşbu makale, her iki kanundaki düzenlemeler dikkate alınarak hazırlanmıştır.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) “Ayıplı mal” başlıklı 8. maddesinde, 4077 s. K.na paralel bir şekilde, şu düzenleme yer almaktadır:

“(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.”

Ayıp kavramı ile satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürler ifade edilmek istenir (ZEVKLİLER Aydın / AYDOĞDU Murat, Tüketicinin Korunması Hukuku, B. 3, Ankara 2004, s. 104).

“Ayıp” maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir.

Maddi ayıp, malın, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımaması, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olmasıdır.

Hukuki ayıp, satılan üzerinde, alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf etmesini engelleyen (ARAL Fahrettin, AYRANCI Hasan, Sh. 121), malın değerini veya ondan beklenen faydayı etkileyen kamu hukukundan doğan sınırların bulunmasıdır. (KAHVECİ, Nalan, Sh.11).

Ekonomik ayıp ise; alıcının maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan ve ekonomik değerini düşüren ayıplardır. (ZEVKLİLER Aydın, AYDOĞDU Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, Ankara, 2004, Sh.356)

Kanunda ayıpla ilgili olarak yapılan bir diğer ayrım da açık ayıp-gizli ayıp ayrımıdır. Ayıbın açık ya da gizli olmasının sonucu olarak tüketicinin, ayıbı satıcıya bildirme süresi ve malın ayıplı olmasından dolayı sahip olduğu hakları kullanmasına ilişkin zamanaşımı bakımından farklılık arz etmektedir.

Açık ayıp, satın alınan malda teslim aldıktan sonra herhangi bir uzmanın yardımına gerek olmaksızın yapılacak basit bir muayene ile tespit edilebilen ayıplardır.

Gizli ayıplar ise teslim alındıktan hemen sonra yapılacak bir muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanılması ile ortaya çıkan ayıplardır.

Öncelikle bir malın (aracın), tüketiciye teslimi anında, tüketici ve diğer taraf (genellikle satıcı) arasında kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması o malı ayıplı mal haline getirir.

“Örnek ya da modele uygun olmaması” hususu açısından, örneğin, tüketici, bir otomobil bayisi ile, X marka aracın, A modelinin, geri görüş kamerası, otomatik vites, cam tavan donanımlarını içeren bir otomobilinin satışı konusunda anlaşmış ve satım bedelini bayiye ödemiş olsun. Otomobil bayisinin bu donanım özelliklerine sahip araç yerine, geri görüş kamerası olmayan ve/veya manuel vites ve/veya cam tavan bulunmayan aracı tüketiciye teslim etmesi o malın taraflar arasındaki kararlaştırılan örnek ya da modele uygun olmaması sebebiyle ayıplı olduğunu gösterir. Fakat genel olarak, uygulamada, bu konuda (örnek ya da modele uygun olmaması) herhangi bir sorun yaşanmamaktadır. Nitekim bu ayıplar tüketici tarafından hemen fark edilir.

Otomobilin, “objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması” deyiminden, ortalama bir tüketicinin her sıfır kilometre araçtan beklediği özelliklerin o araçta olmaması anlaşılmadır. Örneğin, sıfır kilometre satışı yapılan otomobillerin bazı bölümlerinin fabrika orijinal boyası dışında yeniden boyanıp bu işlem gizlenerek aracın o şekilde tüketiciye satıldığı görülmektedir. Genel olarak otomotiv sektöründe, tüm dünyada, firmadan firmaya değişmekle birlikte, seri imalat sırasında kaportanın yatay düzlemleri için 400-450 mikron, düşey düzlemleri için 300-350 mikron boya kalınlıkları orjinal fabrikasyon boya kalınlığında üst sınır olarak kabul edilmektedir. Bu sınırların üstünde bir boya kalınlığı söz konusu ise aracın ayıplı olduğunun kabulü gerekecektir.

Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/16684 E. 2017/7279 K. sayılı kararında şöyle denilmiştir:

“Mahkemece, araç üzerinde yapılan keşif sonrası aldırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, bilirkişinin 29.12.2014 tarihinde hazırladığı raporunda“.. aracın boya kalınlığı ile ilgili olarak yapılan ölçümlerde, aracın boya kalınlıklarının motor kaputu haricindeki diğer bölgelerde 110 -140 mikron , motor kaputunun 220-260 mikron değerleri arasında olduğu, araçta motor kaputu boya kalınlığının seri üretim standartları dahilinde olmadığı, motor kaputunun boyanmasından kaynaklanan değer kaybının 1.250,00-1.500,00 TL arasında olduğu, araçta tespit edilen ayıp ve görülen hataların maldan yararlanamamayı sürekli kılmadığı, dava konusu araçta motor kaputunun boyanmasının aracı satın alan kişi tarafından tespit edilemeyen gizli ayıp niteliğinde olduğunu .. “belirtmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine elverişli değildir.

Hal böyle olunca mahkemece, üç kişiden oluşacak uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yaptırılıp, bu davada ayıplı olduğu ileri sürülen motor kaputu kalınlık değerinin orijinal fabrikasyon boya kalınlığı değerleri arasında kalıp kalmadığının, fabrika orjinal boyası dışında aracın farklı bir boyaya maruz kaldığı ya da ikinci bir boyamanın yapılıp yapılmadığı ayrı ayrı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmeliyken, açıklanan hususlarda gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Görüldüğü üzere, davaya konu araç üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, “… aracın boya kalınlığı ile ilgili olarak yapılan ölçümlerde, aracın boya kalınlıklarının motor kaputu haricindeki diğer bölgelerde 110 -140 mikron , motor kaputunun 220-260 mikron değerleri arasında olduğu” anlaşılmış ve mahkemece bu husus ayıp olarak nitelendirilmiş ise de, Yüksek Mahkeme, kararı, “ayıplı olduğu ileri sürülen motor kaputu kalınlık değerinin orijinal fabrikasyon boya kalınlığı değerleri arasında kalıp kalmadığının, fabrika orjinal boyası dışında aracın farklı bir boyaya maruz kaldığı ya da ikinci bir boyamanın yapılıp yapılmadığı ayrı ayrı belirlenmesi” gerekliliğinden bozmuştur. Özetle, sıfır kilometre satın alınan bir aracın, bazı bölgelerinin diğer bölgelere göre daha fazla boya kalınlığına sahip olması, tek başına, o aracın ayıplı olduğunu göstermez. Önemli olan, boya kalınlık değerinin orijinal fabrikasyon boya kalınlığı değerleri arasında kalıp kalmadığı, fabrika orjinal boyası dışında aracın farklı bir boyaya ya da ikinci bir boyamaya maruz kalıp kalmadığıdır. Boya kalınlığı ile ilgili ayıp iddialarına dayanan davalarda, bilirkişi heyeti içerisinde kimya mühendisinin de bulunması gerekmektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki, otomobildeki ayıp, boya konusunda olabileceği gibi hemen her konuda karşımıza çıkabilir. Örneğin, aracın, koltuklarının kumaşında, motorunda, şasesinde, bagajında ya da şanzımanında ortaya çıkabileceği gibi normal kullanımdakinden farklı olarak bazı garip ve rahatsız edici seslerin duyulması dahi ayıp niteliğindedir. Önemli olan ayıbın, kullanım hatası mı yoksa imalat kaynaklı mı olduğunun belirlenmesidir. Bu husus her somut olaya göre değişkenlik gösterecek olup, bilirkişi marifetiyle belirlenecektir.

Araçlarda karşılaşılabilecek ayıp ve arızalara; aracın herhangi bir yerinden gelen garip bir ses, turboda meydana gelen bir arıza, yağ keçelerinde/hortumlarında kaçak, yağ sarfiyatında fazlalık, motordaki güç kaybı, rölantinin düzgün olmaması, fazla yakıt sarfiyatı … gibi durumlar örnek verilebilir. İşte bu gibi durumların hepsi aracın ayıplı olduğunu gösterir.

Malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları, kanunun 11. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tüketici;

bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,

malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi

ayıp oranında bedel indirimi ya da

ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir.

Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Ne var ki tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. Objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etme zorunluluğu, 6502 sayılı Kanun ile getirilen ve aşağıda izah etmeye çalışacağımız üzere oldukça önemli bir düzenleme olup, sözleşmeden dönme ile malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarını kullanmak isteyen tüketicilerin önünde bir engel olabilir.

Not: 6502 sayılı TKHK. Yürürlüğe girmeden önce 4077 sayılı TKHK. yürürlükte iken, tüketici, malın ayıplı olması durumunda 4 seçimlik haktan istediğini, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde özgürce kullanabilmekte idi. Nitekim 4077 sayılı kanunda, tüketicinin bu hakkını kullanırken “objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etme” gibi bir zorunluluğu söz konusu değildi. 28.05.2014 tarihinden sonra satın alınan veya alınacak araçlar ile ilgili davalarda 6502 sayılı kanun hükümleri uygulanacaktır.

“Objektif iyiniyet kuralları” ifadesinden ne anlaşılmalıdır? 6502 s. TKHK.nun ilk ve en önemli amacı, “kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, hususları düzenlemektir.” (TKHK.m.1) Dolayısıyla kanunun ilk amacının, tüketici çıkarlarını gözetmek olduğu aşikardır fakat bu tüketici çıkarını gözetme arzusu karşısında karşı tarafın (satıcı/üretici/ithalatçı) çıkarları hiçe sayılamaz.

2011 yılı içerisinde yaklaşık 50.000-TL ye sıfır kilometre olarak satın alınan ve araç tüketicinin eline geçmeden önce, aracın bir bölümünde yapılan boyama işleminin (ayıp) araçta 1.500 TL. tutarında değer kaybına neden olacağı anlaşılan bir davada, Tüketici Mahkemesince, bedel iadesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/653 E. 2017/1085 K. sayılı kararında, “…kanun tarafından korunan tüketicinin yanında, mahkemece kurulacak hükmün, sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerektiğine” vurgu yapılarak, “ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tesbit edilmesi zorunludur.”denilmiş ve Tüketici Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Özetle, 4077 sayılı kanun dönemindeki özgürlüğün aksine, 6502 sayılı kanun döneminde, araçta bulunan bir ayıp dolayısıyla, tüketicinin seçimlik haklarından istediğini mutlak olarak kullanabileceği düşünülmemelidir. Tüketicinin istediği seçimlik hakkı kullanabilmesinde önemli olan, araçtaki ayıbın, aracın sürekli kullanımına, araçtan beklenen sürekli faydaya etkisinin olup olmadığı, aracın ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki farkın ne kadar olduğudur. Yargıtay kararına konu olayda olduğu gibi, yaklaşık 50.000-TL değerindeki bir araçta bulunan ayıbın, araçta meydana getirdiği değer kaybının, araç bedeline oranla çok düşük (1.500-TL) bir miktar olması durumunda tüketicinin, diğer seçimlik hakları olan bedel indirimi ve ücretsiz onarım haklarını kullanması objektif iyiniyet kurallarının gereğidir. Şüphesiz ki, araçtaki ayıbın ne kadar değer kaybına neden olacağı otomotiv konusunda uzman bilirkişi marifetiyle anlaşılacaktır.

Yine tüketici açısından olumsuz bir örnek olarak, boya kalınlığı sebebiyle ayıplı olduğu anlaşılan bir araçla ilgili, Yargıtay 13. HD.nin 2017 yılında verdiği bir kararda, şöyle denilmiştir.

“Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, aracın dava tarihindeki değerinin 107.000 TL olduğu, araçtaki ayıbın ise 9.000 ila 10.000 TL arasında bir değer kaybına yol açacağı bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olacağı araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde aracın misli ile iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Görüldüğü üzere Yüksek Mahkeme, aracın değerinin yaklaşık onda birine denk gelen bir değer kaybı yaratacak ayıbın dahi, aracın değiştirilmesini gerektirmeyeceğini düşünmüştür. Tabi araçta meydana gelecek değer eksilmesinin talep edilebileceğinde kuşku yoktur.

Yargıtayın bu emsal niteliğindeki yeni kararı karşısında, artık, boya kalınlığı sebebiyle ayıplı olduğu ileri sürülen araçlarla ilgili davalarda bedel iadesi veya misli ile değişim taleplerinin ileri sürülmesi kanımızca zaman kaybı niteliğindedir. Bu gibi durumlarda tüketicilerin yapması gereken, araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilerek bu değerin ödenmesinin istenmesinden ibarettir. Nitekim boya kalınlığı sebebiyle oluşacak değer kaybının araç değerinin yüzde onunu aşması pek mümkün değildir.

SEÇİMLİK HAKLAR KONUSUNDA AÇIKLAMALAR:

“Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme” hakkı:

Öncelikle, ayıplı bir araç satışından doğan davalarda, tüketicilerin, ödedikleri araç bedelini iade alana kadar aracı teslim etme yükümlülüklerinin olmadığı bilinmelidir.

Tüketicinin, bedel iadesi hakkını kullanması halinde, mahkemece, aracın satım bedelinin tüketiciye geri ödenmesine ve ayıplı aracın da satıcıya (üreticiye/ithalatçıya) teslim edilmesine karar verilir. Aynı anda ifa (yerine getirme) kuralı gereğince taraflar yükümlülüklerini (bedeli geri ödeme ve aracı iade etme) aynı anda yerine getirecektir.

Faiz konusuna gelince, davaya konu araç tüketicinin kullanımında kaldığı sürece satım bedeline faiz işletilemez. Fakat tüketici, bazı durumlarda, aracı bayiye veya servise teslim ederek bedel iadesini talep etmiş ve bu talebinde haklı bulunmaşsa aracı bayiye (veya servise) teslim ettiği günden kendisine ödeme yapılacağı güne kadar faiz talep edebilir. Aksi durumda faiz, ancak, aracın davalı satıcıya (üreticiye/ithalatçıya) teslim edildiği tarihinden itibaren işler.

Yargıtay, bir kararında, faiz konusuna şu şekilde açıklık getirmiştir:

“Dava, ayıp nedeniyle tüketicinin açtığı seçimlik hakların kullanılması istemine ilişkindir. Dava konusu araç davacı tarafından halen kullanılmakta olup iade edilmediğine göre, birlikte ifa kuralları gereğince davacı ancak aracın davalıya iadesi tarihinden itibaren faiz talep edebilir. Buna rağmen faize dava tarihinden hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Bir başka olayda Yargıtay;
“Davacı, davalılardan Doğuş Otomotivin distribütörlüğünü yaptığı .. plaka sayılı aracı diğer davalıdan satın aldığını, araçtaki yakıt sızıntısı ve motor blokunda oluşan arıza nedeniyle birden fazla kez servise götürdüğünü, aracın yenisi ile değiştirilmesi yönünde talepte bulunduğunu, ancak servis yetkililerinin değişik bahanelerle aracın yenisini vermekten kaçındıklarını, araçtaki arızanın imalattan kaynaklı ve gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, satış sözleşmesinin feshi ile aracın satış bedeli olan 64.523,63 TL’nin işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece,davanın kabulü ile dava konusu aracın satış bedeli 64.523,93 TL’nin davalılara teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

2-İncelenen dosya içeriğinden; dava konusu aracın yetkili servise en son 04.02.2013 tarihinde bırakıldığı ve davalı tüketiciye tesliminin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu tarih itibariyle faize hükmedilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde kararda tarih belirlemesi yapılmayıp sadece “teslim tarihi” yazılarak faize hükmedilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, aracın davalılara iadesi ile yetinilmesi gerekirken, tesciline şeklinde idari işlem niteliğinde karar verilmiş olması da doğru değildir. Karar bu yönler itibariyle usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi gereğidir.”
 şeklinde karar vermiştir. (13. HD. 2015/39098 E. 2016/2844 K.)

Görüldüğü üzere, tüketici, onarım hakkını kullanmasına rağmen, araç onarılamamış ve kendisine teslim edilememiştir. Aracın bedeli talep edildiği için, faiz (reeskont avans faizi) aracın, onarım için servise teslim edildiği itibaren işlemeye başlar.

“Onarım” hakkı:

Yukarıda anlatıldığı üzere, malda bir ayıpla karşılaşan tüketici, 4 seçimlik hakkından ücretsiz onarım hakkını kullanmak isteyebilir. Onarım hakkı konusunda açıklama yapmadan önce, Garanti Belgesi Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinin incelenmesinde yarar vardır.

Yönetmeliğin “Ücretsiz onarım isteme hakkı” başlıklı 8. maddesi:

“(1) Tüketicinin, Kanunun 11 inci maddesinde yer alan seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını seçmesi durumunda satıcı; işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin malın onarımını yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

(2)Tüketici, ücretsiz onarım hakkını üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir… şeklindedir.

“Tüketicinin diğer hakları”başlıklı 9. maddesi:

“(1) Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın;

a) Garanti süresi içinde tekrar arızalanması,

b) Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

c) Tamirinin mümkün olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi, durumlarında; tüketici,

malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur

(2)Malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

(3) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, satıcı, malın bedelinin tümünü veya bedelden yapılan indirim tutarını derhal tüketiciye iade etmek zorundadır.

(4) Tüketicinin, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını seçmesi durumunda satıcı, üretici veya ithalatçının, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin kendilerine bildirilmesinden itibaren azami otuz iş günü içerisinde, bu talebi yerine getirmesi zorunludur.

(5) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen raporun, arızanın bildirim tarihinden itibaren o mala ilişkin azami tamir süresi içerisinde düzenlenmesi zorunludur.”

Yönetmeliğe göre, otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan maldır. Bu ifadeden, elinde garanti belgesi bulunmayan tüketicinin herhangi bir hak talep edemeyeceği anlaşılmamalıdır. Kendisine her nedense garanti belgesi verilmemiş bir tüketici de kanunda veya yönetmelikte öngörülen haklarını kullanabilir.

Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın; garanti süresi içinde tekrar arızalanması durumunda; malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği kuşkusuzdur.

Azami tamir süresi ise, binek otomobil ve kamyonetler için 30, motosiklet ve bisikletler için 20 iş günüdür. (İş günü; ulusal, resmî ve dini bayram günleri ile yılbaşı, 1 Mayıs ve pazar günleri dışındaki çalışma günleridir.)

Diğer tüm mallar hakkında azami tamir süreleri için;

http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx…20sonras%C4%B1 linkindeki “Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği”ni inceleyebilirsiniz.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/16114 E. 2016/17677 K. sayılı kararında;

Davacı tüketicinin, davalı otomobil satıcısından satın almış olduğu otomobilin, garanti süresi içerisinde arızalanması nedeniyle çekici ile aracın yetkili servise götürdüğü, azami tamir süresi geçmesine rağmen halen tamir edilerek aracın kendisine teslim edilmediği, bu süre içindeki kullanması için bir araç tahsis edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davaya konu araç yerine aynı özellikte başka araçla değişimini veya bedel iadesi yapılmasını, araç kiralanması nedeniyle kira bedeli ile araç çekici bedelinin davalılardan tahsilini istediği bir davada bu süreç içerisinde araç kiralama bedelinin satıcı tarafından tüketiciye ödenmesine karar vermiştir.

Esas itibariyle yukarıda belirttiğimiz 4 seçimlik haktan birini seçen tüketicinin, diğer seçimlik haklara başvurma olanağı kalmaz ise de, onarım hakkını tercih eden tüketicinin aracı, belirtilen azami tamir süresi içerisinde onarılamaz ise, diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Hatta ve hatta, azami tamir süresi geçtikten sonra onarılıp tüketiciye teslim edilen bir araç için tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanabileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 2014/114 E. 2015/2023 K. sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir:

“Dosya kapsamından davacının aracı davalılardan 01.04.2011 tarihinde satın aldığı, 04.04.2011 tarihinde tescil edilerek trafiğe çıktığı, 28.12.2011 tarihinde davalı yetkili servise başvurduğu, bu tarihli “onarım emrine” göre servise bırakılan aracın “kalorifer fanının çalışmadığının” belirtildiği, 10.02.2012 tarihli davalı şirket servis faturasına göre arızalı olan kaloriferin garanti kapsamında onarımının yapıldığı ve aynı tarihte teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada taraflarca dayanılan bu delillerden davacı/tüketicinin aracında oluşan arızayla ilgili olarak seçimlik haklarından “ücretsiz onarım” hakkını kullandığı ve satıcının yetkili servisi tarafından garanti kapsamında bu arızanın giderildiği, servis tarafından yapılan işlemler ve düzenlenen belgelere taraflarca her hangi bir itirazda bulunulmadığı ve aksini gösterir bir delil ve belgeye dayanılmadığı görülmektedir.
Davacı/tüketicinin eldeki davada ise sözleşmeden dönülerek bedelin iadesini talep etmiş olduğu, buna göre yukarıda değinildiği gibi onarım hakkının kullanılmasından sonra 4077 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen diğer seçimlik haklardan birinin kullanılabilmesi için Kanunun 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen şartların değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu husus somut uyuşmazlık dikkate alınarak değerlendirildiğinde, dosya kapsamındaki yetkili servis onarım belgelerinden dava konusu araçta oluşan arızanın onarım süresinin Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğe ek Garanti Belgesi ile Satılması Zorunlu Olan Ürünler Listesi’nde belirtilen “azami tamir süresini aştığı” anlaşılmaktadır.
Bu nedenle … aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir.”


Uygulamada ortaya çıkan sorunlara dair açıklamalar:

Kural olarak tüketici, satın almış olduğu malda bir ayıpla karşılaşınca, seçimlik (bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme) haklarını kullanabilir. Bu seçimlik haklar tamamen tüketicinin tercihine bırakılmış haklar olup, karşı taraf firmanın uygulamalarına göre değişmez. Nitekim pratikte, tüketicinin hukuken tercih ettiği seçimlik hakkını kullanabileceği kullanabilecekleri durumlarda, bazı firmalarca,“böyle bir uygulamalarının olmadığı” belirtilmekle, tüketicileri kendi istedikleri yöne doğru yönlendirerek onları mağdur ettikleri bilinmektedir. Bu gibi durumlarda tüketicilerin yapması gereken, kendi tercih ettikleri seçimlik haklarını kullanmaktan ibarettir.

Onarım hakkı kullanılmışsa başka bir hak talep edilemez mi?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/10247 E. 2015/403 K. sayılı kararında;

“Yine mahkemece davaya konu aracın garanti süresi içinde sık sık arızalandığı, meydana gelen bu arızaların üretim kaynaklı olduğu ifade edilerek davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, yargılama esnasında aldırılan ve hükmü dayanak yapıldığı anlaşılan bilirkişi heyet raporu içeriğinde de ifade edildiği üzere, davaya konu araçta garanti süresi içinde meydana gelen fren, balata sistemine ilişkin arızaların üretimden değil kullanımdan kaynaklandığı, davacının bu arızalar nedeni ile seçimlik hakkını “tamir” yönünde kullandığı, hali hazırda aracın sorunsuz olarak kullanıldığı buna göre TKHK’da tanımlanan seçimlik hakların ileri sürülme şartlarının da somut olayda bulunmadığı anlaşılmaktadır.”

Görüldüğü üzere somut olayda tüketici, karşılaştığı tüm arızalar yönünden onarım hakkını kullanmış olup, araç sorunsuz olarak onarılıp kendisine teslim edildiyse, artık diğer seçimlik haklarını kullanamaz.

Yine yüksek Mahkemece verilen bir başka kararda şöyle denilmiştir:

“Açıklanan bu Kanun ve Yönetmelik hükümleri ışığında dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı tarafından 08.07.2011 tarihinde satın alınan aracın 14.3.2012 tarihinde yetkili servisin iş emrinde; aracın altından motorundan yağ gelmesi şikayeti ile çekici ile servise geldiği, eksantirik mili zincir gerdiricisinin yağ sızdırdığı ve bu nedenle zincir gerdirici pul, conta, karter contası, yağ ve yağ filitresinin değiştirilmek koşuluyla garanti kapsamında sorunun giderildiği açıklanmıştır. Davacının delil listesine ekli olarak bildirdiği 15.3.2012 tarihli davalıya gönderilen e-postada; ” telefon görüşmememize istinaden garanti kapsamı altında aracımdaki arızanın Borusan oto tarafından giderilmesi süresince araçsız kalmamdan dolayı uğradığım ulaşımsızlık mağduriyetimin geçici benzer bir aracın acilen tahsis edilmesi ” talep edildiği anlaşılmaktadır. O halde e-posta içeriğinden davacının aracın tamirini talep ettiği ve bu nedenle diğer seçimlik haklarını talep edemeyeceğinin kabulü gerekir.” (13. Hukuk Dairesi 2015/33568 E. 2015/37787 K. )

Fakat tekrar belirtmek gerekir ki, tüketici, karşılaştığı ayıplar karşısında öncelikle onarım hakkını kullanmak zorunda değildir. Yani tüketiciler, ilk önce onarım yoluna başvurmanın zorunlu olduğu, aracın onarımı gerçekleştirilemez ise diğer haklarını kullanabilecekleri gibi hatalı bir düşünce içerisine girmemelidir. Tüketici, 4 seçimlik haktan birisini dilediği gibi kullanabilir. Burada önemli olan, ayıbın niteliği ile kullanılmak istenen hak arasındaki dengedir. Aracın bir kaç bölgesindeki boya kalınlığı, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını kullanmayı bahşetmez ise de, örneğinin motorunun açılıp kapanması gibi önemli bir onarım gereken araçlarda tüketiciler, diledikleri haklarını kullanabilir. Burada hiçbir zaman tereddüt oluşmamalıdır.

Günlük hayatta karşılaştığımız bir diğer soru da onarılan parçanın ayrı bir garanti süresi yaratıp yaratmayacağına ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki satın alındıktan 20 ay sonra arızalanan bir parça yetkili servis tarafından onarılıp tamir edildi veya yenisi ile değiştirildiyse, bu parçanın dahi garanti süresi kalan garanti süresi (4 ay) kadardır.

Bununla birlikte aracın tamirinde geçen süreler, tamir süreleri garanti süresine eklenir. Şöyle ki, tüketici araçtaki “x” arızası için başvurduğu serviste, arıza 10 günde, “y” arızası için başvurduğu serviste, arıza 18 günde, “z” arızası için başvurduğu serviste, arıza 5 günde onarılıp, araç sorunsuz bir şekilde tüketiciye teslim edilmiş ise, otomobilin garanti süresi 2 yıldan, 2 yıl + 10 + 18 + 5 güne çıkar.

Tamir süresince tüketiciye ikame bir araç verilmeli midir?

Bu sorunun cevabı, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 14/4 maddesinde şu şekilde açıklanmıştır:

Malın garanti süresi içerisinde yetkili servis istasyonuna veya satıcıya tesliminden itibaren arızasının on iş günü içerisinde giderilememesi halinde, üretici veya ithalatçının; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmesi zorunludur.

Görüleceği üzere, aracın, tamir için yetkili servise bırakılmasından itibaren ilk on iş günü için, ikame araç tahsis etme zorunluluğu yoktur. Fakat tamirat, her zaman on iş günü içerisinde bitirilemez. Tamir süresi on iş gününü aşarsa, tüketiciye, benzer özelliklerde başka bir araç tahsis edilmelidir. Aksi halde tüketici, benzer özelliklere sahip bir araç kiralayabilir, bu aracın kiralama bedeline dair fatura ile üretici veya ithalatçıya karşı dava açabilir.

Bu konuya ilişkin olmak üzere;
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/16114 E. 2016/17677 K. sayılı kararında, şöyle denilmiştir:

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

KARAR

Davacı, davalı … Otomotivden 18.01.2011 tarihinde … marka araç satın aldığını, iki yıl garantili olduğunu, 05.11.2012 tarihinde aracın motorunun arızalanması nedeniyle çekici ile aracın yetkili servise götürüldüğünü, azami tamir süresi geçmesine rağmen halen tamir edilerek aracın kendisine teslim edilmediğini, bu süre içindeki kullanması için bir araç tahsis edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davaya konu araç yerine aynı özellikte başka araçla değişimini veya bedel iadesi yapılmasını, araç kiralanması nedeniyle kira bedeli ile araç çekici bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı şirketlerce davacı tüketiciye karşı ayıplı hizmet olduğunun kabülüne, davacının onarım hakkını tercih ettiği ve aracın ücretsiz olarak onarılması gerektiğinin tespitine, 36.108,00 TL araç kiralama bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki 2. nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının araç kiralama bedeline ilişkin talebinin kısmen kabulüne, 36.108,00’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi, davacı tarafından mahkemeye sunulan 09.05.2014 tarihli 30.600,00 TL’lik (KDV ile birlikte 36.108,00 TL) 12.11.2012 – 09.05.2014 tarihli arasında oto kiralama bedeline ait faturayı dikkate alarak hesaplama yapmıştır. Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olup 09.05.2014 tarihli faturanın dava açıldıktan sonraki tarihleri kapsadığı anlaşıldığından, bu faturaya esas alarak hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” denilmiştir.

Dava devam ederken araç, bir başkasına satılabilir mi?

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız 4 seçimlik haktan, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönme hakkı kullanılacak olursa, dava sonunda, tüketicinin, aracını (satıcıya/üretici veya ithalatçıya) iade etmesi gündeme geleceğinden, bahsettiğimiz bu iki haktan birini kullanmak isteyen kişilerde, davanın devamı süresince aracın satılıp satılamayacağı sorusu oluşmaktadır. Sorunun cevabı basittir, tüketici, elbette davanın devamı sırasında, aracını bir başkasına satabilir. Bu durumda, ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönme hakkı, (ıslah yoluyla) bedelde indirim hakkına dönüştürülerek davaya devam olunacaktır. Başka bir deyişle, araçtaki ayıbın, ne miktarda bedel indirimi gerektireceği belirlenecek ve bu miktar tüketiciye iade edilecektir.

Bu durum, Yargıtay kararına şu şekilde konu olmuştur:
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
KARAR
Davacı, davalılardan … Otomotivden 21/07/2014 tarihinde 0 km olarak davaya konu ….marka aracı satın aldığını, teslim alınan aracın henüz bir ay dolmadan yağ basınç lambasının ikaz verdiğini, yetkili servise götürülen aracın fabrikasyon bir hata dolayısıyla kartel içindeki yağ pompasının civatalarının kartelin içine düştüğünün belirlendiğini ve pompanın yurtdışından temin edilerek değiştirildiğini, tekrar motordan ses gelmesi üzerine yetkili servise götürüldüğünü ve yağ pompasında yine arıza tespit edildiğini ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve manevi tazminata karar verilmesini istemiş, davanın devamı sırasında yapılan ıslah ile aracı 25/12/2015 tarihinde üçüncü bir kişiye sattıklarını bildirerek, aracı üçüncü kişiye piyasa değerinin altında satmak durumunda kalmaları dolayısıyla ayıp nedeniyle doğan değer kaybının hesaplanarak davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, dava sırasında davacının aracı satması nedeniyle malik olma sıfatını kaybetmiş olduğundan davaya devam etmesinde hukuki yararının bulunmadığı kabul edilerek davacının husumet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Yukarıda açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Hal böyle iken mahkemece, davacının seçimlik hakkını ıslah ile değiştirdiği dikkate alınarak, işin esasına girilmek suretiyle sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.” (13. HD. 16/15810 E.-17923 K.)

GARANTİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN AYIPLAR İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR:

Uygulamada karşımıza çıkan bir diğer mesele, garanti süresi geçtikten sonra ortaya çıkan ayıplar ile ilgili tüketicinin herhangi bir hak talep edemeyeceği yanılgısıdır. Garanti süresi geçtikten sonra ilk kez ortaya çıkan bir ayıp, eğer gizli ayıp niteliğinde ise bu tür ayıplarda da satıcının (üreticinin/ithalatçının) sorumluluğu devam eder ve tüketici yukarıda bahsettiğimiz 4 seçimlik haktan birisini talep etmekte özgürdür. Hatta ve hatta, araç ikinci el satın alınmış olsa bile, ikinci el satın alan tüketicinin dahi seçimlik haklara başvurması mümkündür.

Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle denmiştir:

“Dava konusu … … … plaka sayılı … marka 2006 model otomobilin, davalılardan … San. A.Ş.’in yetkili bayii durumundaki dava dışı N… Otomotiv Paz. San. ve Tic. A.Ş. tarafından 19.09.2005 tarihinde yine dava dışı Serkan’a satıldığı, davacının Kocaeli 5. Noterince düzenlenen 06.04.2007 tarihli “Kati Satış Sözleşmesi” ile dava konusu aracı dava dışı İsa’dan satın aldığı, bu satışa istinaden aracın davacı adına 12.04.2007 tarihinde trafik siciline kaydedildiği, … davacının dava konusu araçta meydana geldiğini ileri sürdüğü arızalarla ilgili olarak, 17.04.2007 ila 22.10.2007 arasındaki muhtelif tarihlerde Kocaeli ve Yalova’daki üç ayrı … yetkili servisine başvurduğu, …
Kocaeli Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti Başkanlığı’nca verilen 22.10.2007 gün ve 20/25 sayılı kararın hüküm fıkrasında, “Tüketici Canatan’ın 2. el … aracının direksiyon kilitlenmesi ve klimadan koku gelmesi hakkındaki şikayeti görüşülmüş olup, araç bir yıl içinde 6’dan fazla servise gittiğinden ve garanti süresi dolmadığından…” şeklindeki gerekçeyle ve 14.06.2003 tarih ve 25138 sayılı R.G.’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 14/a maddesindeki hükme dayalı olarak “…Tüketicinin değişim talebinde haklılığına, ilgili firmanın aracı ayıpsız bir yenisiyle değiştirmesine…” karar verildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

… eldeki dava, davalılardan … tarafından üretilip, dava dışı yetkili bayi tarafından yine dava dışı bir kişiye satılan ve el değiştirmeler sonucunda davacının mülkiyetine geçip, adına trafiğe kaydedilen otomobildeki ayıplar nedeniyle, üreticinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenen sorumluluklarına dayanılarak açılmıştır.

Davalılardan … San. A.Ş.’in davaya konu aracı ürettiği çekişmesiz ve bu nedenle de 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un metni yukarıda bulunan 3/e maddesi anlamında ‘üretici’ niteliğinde bulunduğu açıktır.

DAVACININ, AYNI MADDENİN ( 1 ) BENDİ ANLAMINDA ‘TÜKETİCİ’ OLARAK KABUL EDİLİP, EDİLEMEYECEĞİNE GELİNCE; önemle belirtilmelidir ki; anılan hükmün, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aradığı tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, dahası son satıcının metni yukarıda bulunan ( f ) bendi anlamında satıcı niteliğini taşımaması, garanti süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Başka bir ifadeyle; kanunun aradığı anlamda ‘tüketici’ niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla kanun anlamında ‘satıcı’ olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, malın garanti süresi içerisinde üreticiye karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden yararlanabilir.

Somut olayda, davacının dava konusu aracı ticari veya mesleki bir amaçla edinmediği çekişmesiz ve bu nedenle de yukarıda belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde -garantiye ilişkin koşulların mevcut bulunması halinde- tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

Somut olay garanti kavramı yönünden irdelendiğinde:

Dava konusu aracın garanti süresi konusunda yerel mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosyada Örneği bulunan “Garanti Şartları ( Tüketici )” başlıklı belgenin 1. maddesinde “Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve 2 yıl/100.000 km.’dir ( hangisi önce gerçekleşirse )” hükmü bulunmakta ise de; bu belgenin dava konusu araçla ilgili olup olmadığı belirli bulunmadığı gibi, belgede sözü edilen koşulların dava konusu araç yönünden gerçekleşmiş olup, olmadığı yönünde yapılmış bir inceleme ve araştırma da yoktur. Dahası Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2005 gün ve Esas: 2005/4-487, Karar: 2005/553 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ORTAYA ÇIKAN AYIP GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDE İSE, GARANTİ SÜRESİNİN DOLMUŞ OLMASI SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Böylesi bir durumda, alıcı ( malik) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir.

…Hal böyle olunca; yerel mahkemece, öncelikle, dava konusu araçta var olduğu davacı tarafça ileri sürülen ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıkmış olup, olmadıklarının yöntemince araştırılıp, saptanması; bunların garanti süresi içerisinde ortaya çıktıklarının saptanması halinde davaya bakma görevinin kendisine ait olduğunun benimsenmesi; eğer bu ayıplar garanti süresinin dolmasından sonra ortaya çıkmış iseler, bu kez, gizli ayıp niteliğinde olup olmadıklarının yine yöntemince ve bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, gizli ayıp niteliğinde olmaları halinde de yine görevin benimsenmesi ve davaya devam olunması, aksi takdirde şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekirken …”

Görüldüğü üzere, garanti süresi geçtikten sonra ilk kez ortaya çıkan ayıp dahi gizli ayıp niteliğinde ise, tüketici seçimlik haklarını kullanabilir. Hemen belirtmek gerekir ki, uygulamada araçlarda ortaya çıkan ayıpların hemen hepsi gizli ayıp niteliğindedir.

Yetkili servisler:

6502 s. TKHK.nun “Satış sonrası hizmetler” başlıklı 58. maddesine göre, üretici veya ithalatçılar, ürettikleri veya ithal ettikleri mallar için Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince, satış sonrası bakım ve onarım hizmetlerini sağlamak zorundadır. Bir malın yetkili servis istasyonlarındaki tamir süresi, yönetmelikle belirlenen azami süreyi geçemez.

Yetkili servisin yaptığı kusurlu iş ve işlemlerden dolayı yasa gereğince üretici veya ithalatçı sorumludur. Dikkat edilecek olursa satıcı, yetkili servisin kusurlu iş ve işlemlerinden dolayı sorumlu değildir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/5054 E. 2016/14055 K. sayılı kararında, 

“Davacı, 17.12.2010 tarihinde satın aldığı 2011 model aracın bir süre sonra yağ lambasının yanıp sönmeye başlaması üzerine yetkili servise başvurduğunu, hasarın garanti kapsamında olmadığı söylenerek bedeli karşılığında motor sistemi yenilerek tamiratın yapıldığını, … Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2001/426 D.İş. sayılı dosyasında tespit yaptırdığını, tespit raporuna göre hasarın üretimden ve servis işçiliğinden kaynaklandığını, tamirden sonrada aracı yağ eksiltmeye devam ettiğini, aracın ayıplı olduğunu ve bu ayıbın üretimden kaynaklandığını ileri sürerek öncelikle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine bunun mümkün olmaması halinde araç bedeli olan 45.845.63.TL, onarım için harcanan 7.453.00.TL’, onarım süresinde araç kiralama ücreti olan 2.708.10.TL ile extra garanti ücreti olan 500.00.TL’ nın satım ve ödeme tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava, sıfır km olarak satın alınan araçta meydana gelen arızaların üretimden ve davalıların sorumluluğundan kaynaklandığı ileri sürülerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi mümkün değilse ödenen bedelin, tamir masrafı, onarım süresindeki araç kiralama bedeli ile extra garanti ücretinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan 3 kişilik bilirkişi heyet rapor ve ek raporu doğrultusunda davacının motor hasarı bedeli, onarım süresinde araç kiralama ücreti ve extra garanti ücreti yönündeki taleplerinin reddedilmesi araçta ortaya çıkan motor hasarının davacı sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından doğrudur. Ancak hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda dava konusu aracın yetkili serviste ücreti karşılığı yapılan motor revizyonu sonrasında tespit edilen aşırı yağ tüketiminin kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat (onarım) hatasına dayalı arıza niteliğinde olduğu, kullanım konforunu azaltması, işletim masraflarını artırması ve aracın değerini düşürmesi nedenleriyle dava konusu aracın 4077 sayılı Yasa’ nın 4. maddesi kapsamında gizli ayıplı olduğu açıkça belirtilmesine, yetkili servisin yaptığı kusurlu iş ve işlemlerden dolayı yasa gereğince davalıların da sorumlu olmasına rağmen tüketici olan davacının dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Yasanın 4. maddesinde kendisine tanınan seçimlik haklardan ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönerek bedel iadesini taleplerinden hangisini seçtiği net olarak sorularak kullanım sırasında meydana gelen hasarlardan davacının sorumlu olduğu da göz önünde bulundurularak davacının bu yöndeki talebi ile ilgili lehine hüküm kurulması gerekirken bu talebinin de ayıbın üretimden kaynaklı olmadığı tamirden kaynaklı olduğu gerekçesi ile tümden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, … davacının karar düzeltme talebinin kabulüne… karar verildi” denilmiştir.

“Ayıpsız misli ile değiştirilmesi” hakkı:

Diğer tüm hakların nasıl uygulanacağı anlaşılabilir ise de burada, başvurmaktan çekinilen bir diğer hak olan ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakkı ve sonuçlarından bahsedeceğiz.

Ayıpsız misli ile değişim talep eden tüketicinin, davaya kadar, hatta dava açtıktan sonra aracı kullanmış olması, satıcı, üretici ve ithalatçıyı yasal sorumluluktan kurtarmaz. Zira; tüketici, baştan beri sözleşmeyi ayakta tutarak malın ayıpsız bir yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre, ayıpsız yeni mal kendisine teslim edilinceye kadar, elindekini iade yükümlülüğü altında değildir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığım koşullara uygun bir dava sonucunda verilen mahkeme kararı (aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi) icra dairesine sunulduğunda satıcının elinde çoğu zaman olduğu gibi davaya konu karardaki gibi bir araç bulunmayabilir. Bu durumda icra müdürlüğü, borsa veya ticaret odası gibi yerlerden sorarak bu aracın güncel değerini belirleyecektir. Örneğin “0” (sıfır) kilometre araç fiyatı 150.000-TL ise aynı motor ve donanıma sahip ayıpsız “3” yaşındaki modelinin değeri 140-145.000-TL olacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki aranan değer, aracın ikinci el (kullanılmış) değeri değildir. Bir yanda otomobil bayinde satışa sunulan “0” (sıfır) kilometre 2017 model bir araç diğer yanda yine aynı bayide satışa sunulan “3” yaşında “0” (sıfır) kilometre bir araç olduğunu düşünün. Belirlenmeye çalışılan değer işte bu “3” yaşındaki aracın değeridir. Söz konusu aracın o güne kadar kullanılmasının veya yaptığı kilometrenin de hiçbir önemi yoktur. Borsa veya ticaret odasından sorularak belirlenecek bu değere icra mahkemesinde itiraz mümkündür.

İşte bu şekilde araç değeri belirlendikten sonra tüketici aracı karşı tarafa iade edecek karşı taraf da belirlenen bedeli tüketiciye iade edecektir.

Tarafların edimi aynı anda gerçekleştirilmesi gereken edimler olup, davalar sonuçlanıp kesinleşinceye kadar tüketicinin aracı iade etme zorunluluğu söz konusu değildir. Süreç içerisinde yaşanacak olası kaza vb. durumlarda araçta meydana gelen değer kaybının bilirkişi tarafından belirlenip, tüketiciye iadesi gereken bedelden düşülmelidir.

Tüketicinin, araç kendi kullanımında bulunduğu süreç içerisinde, meydana gelen kazalar sebebiyle oluşan değer kaybı sorunun ne şekilde çözüleceğine dair, Yargıtay’ın 2017 yılında verdiği bir kararda şöyle denilmiştir:

Kaza nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, mahkemece davacının yaptığı kazalar nedeniyle araçta oluşan değer kaybı araç konusunda uzman bir bilirkişi yada bilirkişi kurulundan alınacak raporla belirlenerek belirlenen bu bedelin ödenmesi şartı ile misli ile değişim kararı verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup … 


Zamanaşımı konusunda açıklamalar:

Tüketicilerin, mevzuat gereğince 2 yıllık garanti süresine (sözleşmeyle daha uzun bir süre kararlaştırılabilir) sahip olan binek otomobiller için bu süreden sonra ortaya çıkan ayıplarla (arızalar/hatalar/sorunlar) ilgili hiçbir haklarının olmadığı düşüncesi tamamen hatalıdır. Başka bir deyişle, ortaya çıkan ayıp, satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz. Bu gibi durumlarda garanti süresinin sona ermiş olması, tüketici açısından hiçbir sorun teşkil etmeyeceği gibi, başvurulacak yollarda da hiçbir değişiklik yaratmaz.

Şimdi yer vereceğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında -ki mahkemeler açısından bağlayıcı niteliktedir- aynen şöyle denilmiştir:

“Davacı tarafça satın alınan dava konusu araç, 18.06.2005 tarihinde davacıya teslim edilmiş, beş yıl süreyle kullanılan aracın davacı tarafça satılmak istenilmesi nedeniyle 02.04.2010 tarihinde araçta yapılan teknik kontroller sonunda, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere aracın motor kaputu, sağ ön çamurluk, sol orta kapı boyalarının kalınlığının boya standardının üzerinde bir kalınlıkta boyandığı tespit edilmiştir. … ayıp nispetinde bedelin tenzili (indirilmesi ve aradaki farkın tüketiciye ödenmesi) yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmaktadır.” (Yargıtay Hukuk Genel K. 2015/2692 E. 2015/2487 K.)

Görüldüğü üzere tüketici, sıfır kilometre satın aldığı aracı tam 5 yıl kullanmış daha sonra satmak istediğinde ise aracın bazı bölümlerinde boya kalınlıkları fark etmiştir. Açtığı dava sonunda, aracın satım bedelinden indirim hakkı elde etmiştir. Bu karar, satın aldıkları araçta garanti süresi sona ermiş tüm tüketiciler açısından emsal niteliktedir!

Benzer şekilde, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen bir karar şu şekildedir:

“Davacı, 30.06.2009 tarihinde…. marka aracı …TL bedelle davalı … Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’den satın aldığını, davalı … Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.’nin aracın ithalatçısı olduğunu, aracı satın aldıktan bir süre sonra 14.06.2011 tarihinde araçta motor arızası meydana geldiğini ve motorun bütünüyle bayiye ait serviste değiştirildiğini, 15.07.2013 tarihinde aracın arıza gösterge panelindeki motor arıza lambasının yanması nedeni ile aracı yine davalı bayiye ait servise götürdüğünü, 29.04.2013 tarihinde yağ değişimi yapılmış olmasına rağmen aracın motorunun yağ eksiltme problemi ortaya çıktığını ve serviste yağ takviyesi yapılması suretiyle tamamlandığını, 10.07.2013 tarihinde aracın merkezi elektronik arızası nedeniyle aracı tekrar servise götürdüğünü, servisin araç motorunun önceki değişen motorda olduğu üzere piston ve sekmanlarında sorun olması nedeni ile yeniden değişmesi gerektiği bilgisi verildiğini, araçta iki kez motor değiştirilme ihtiyacının belirmesi ve sık sık motor arızası vermesi karşısında bu arızaların araçtaki gizli ayıptan kaynaklandığını düşündüğünü, aracın halen serviste olduğunu, … 9. Noterliği’nin 18.07.2013 tarih ve 23917 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile her iki davalıdan aracın yenisi ile değişimini yahut bedel iadesini talep ettiğini ve olumlu bir cevap alamadığını belirterek, araçtaki gizli ayıp nedeni ile araç için ödemiş olduğu 56.785,99-TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve aracın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı itirazı ile davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile satın aldığı araçta iki kez motor değiştirilme ihtiyacının ortaya çıkması ve aracın sık sık motor arızası vermesi karşısında bu arızaların araçtaki gizli ayıptan kaynaklandığını ileri sürerek ödediği satış bedelinin iadesini istemiştir. Mahkemece zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı başvuru süreleri getirildiği, ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde ise ilgililerin zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı açıkça ifade edilmiş olup, somut olayda; dava konusu aracın motorunun tamamen değiştirilmesine rağmen arızaların giderilmeyip devam ettiği iddia edildiğine göre, burada davalıların ağır kusurundan söz edileceği, bu nedenle de zamanaşımının işlemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece esasa girilip hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” (2015/17970 E. 2017/7585 K.)

Bu seçimlik haklar kime karşı ileri sürülecektir?

Tüketici, yukarıda sayılan 4 seçimlik haktan istediğini satıcıya karşı kullanabilir. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları ise üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Yani tüketici, “bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme” ve “ayıp oranında indirim” haklarını sadece satıcıya karşı kullanabilecekken, diğer hakları olan “malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi” ve “ücretsiz onarım isteme” haklarını hem satıcıdan, hem de üretici veya imalatçıdan talep edebilir.

Ayıplı araç satışından doğan davalarda verilen emsal niteliğindeki Yargıtay kararlarından örnekler:

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/21397 E. 2017/3640 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 08/12/2011 tarihinde davalı …Otomotiv Şirketinden … model … marka bir araç satın aldığını ve araç karşılığı davalı şirkete 52.389,16 TL ödediğini, 13/06/2012 tarihinde dava konusu aracın 10.000 km bakımının yapılması için davalı firmaya ait servise götürdüğünü, serviste gerekli bakımlar yapıldığını, bu hususu sormama rağmen yetkililerce bu tür sıfır araçların bir miktar yağ yakmasının normal olduğunun söylendiğini, aracın 20.000 km ve 30.000 km bakımları sırasında da yağ yaktığını, 21/08/2013 tarihinde şikayeti üzerine araca ücretsiz yağ eklendiğini, dava konusu araca sürekli yağ eklendiğini, … Noterliğinin 25/11/2014 tarih ve 16381 sayılı ihtarnamesi ile davalı şirkete seçimlik haklarından ücret iadesini talep ettiğini bildirdiğini, davalı taraftan herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek üretim hatası ile gizli ayıplı mal niteliği taşıyan araç için ödenmiş olan 52.389,16 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalı şirketten iadesini talep etmiştir.

Davalı, öncelikle davanın zamanaşımından reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, ayıplı ürünün iadesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre, aracın yağ yaktığı ve araca yağ eklemesi yapıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır.

Sözleşmenin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK’nun 13/3. maddesinde; ”Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 4077 sayılı TKHK’nun 4/2. maddesine göre “…. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.” Bu yasal düzenlemeyle tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.

Öte yandan, 14/6/2003 tarihli ve 25138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde; “Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;

a)Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,

b)Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

c)Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi, durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.”

Bu düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, eldeki dava ile garanti süresi içinde kalmak kaydıyla 1 yıl içinde aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması nedeniyle aracın satış bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davacının aracın yağ eksiltmesi ve yağ lambası yanması şikayeti ile garanti süresi olan 08.12.2011-08.12.2013 tarihleri içinde kalmak kaydıyla 1 yıllık süre içinde 23.10.2012, 06.02.2013, 02.07.2013, 21.08.2013 tarihlerinde servise gittiği ve aynı arızanın ikiden fazla tekrarlandığı sabittir.

Mahkemece iki yıllık garanti süresinin aşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysaki Yönetmelikte belirtilen, garanti süresi içinde kalmak kaydıyla 1 yıllık süre içerisinde aynı arızanın ikiden fazla meydana geldiği ve düzenlenen iş emirlerinde sabit olup, bu durumda davacı yasada düzenlenen seçimlik haklarından istediğini kullanabilir. Bu talebi reddedilemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Sözü edilen yasal düzenlemelere göre tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.
Davacı eldeki davada sözleşmeden dönerek ayıplı ürünün fatura satış bedelinin tahsilini istemekte olup mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

– – – –

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/30630 E. 2017/5113 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, …plakalı Kanuni … dört tekerlekli motosikleti 08/03/2012 tarihinde, 8.375,00 TL bedelle davalı … A.Ş.’den satın aldığını, aracı teslim alıp kullanmaya başladıktan bir süre sonra arızalarla karşılaştığını, 08/07/2013 tarihinde aracın seyir halindeyken vitesin boşa düşmesi şikayeti ile … Motorlu Araçlar San. Ve Tic. A.Ş.’ye müracaat ettiğini, servis tarafından “araçta vites pedal ve kol ayarı yapıldı.” şeklinde işlem yapıldığını, 01/08/2013 tarihinde vites geçişleri şikayeti ile … A.Ş.’ne müracaat ettiğini, servis tarafından “Şanzuman vites sabitleyici pimi çıkmış, takıldığı” şeklinde işlem yapıldığını, 13/08/2013 tarihinde vites geçişleri olmuyor şikayeti ile … A.Ş.’ne müracaat ettiğini, servis tarafından “Vites sabitleyici pimi tarafımızca vidalı yapıldı.” şeklinde işlem yapıldığını, 09/10/2013 tarihinde motor düzensiz çalışıyor ve vites geçiş problemi var şikayeti ile … A.Ş.’ne müracaat ettiğini, servis tarafından sadece motor düzensiz çalışıyor şeklinde servis kabul formu düzenlendiğini, yine vites geçişi işlemi ile alakalı olarak işlem yapıldığını, servis formuna, “Debriyajın ayarsız olduğu tespit edlidiği ve debriyaj ayarı yapılmıştır.” şeklinde işlem yapıldığının yazdığını, yapılan işlemlere rağmen araçtaki problemlerin devam etmesi nedeniyle aracı kullanamadığını, araçtaki ayıp ve arızaların tespiti için … 3. Tüketici mahkemesinin 2013/15 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti isteminde bulunduğunu, bu dosyada verilen bilirkişi raporunda; araçtaki sorunun şanzımandan kaynaklandığı ve şanzımanda üretim hatası olduğu, aracın aypılı olduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespiti yapıldığını, araçtaki arızanın üretim hatasından kaynaklanması, ayıbın gizli nitelikte olması ve araçtan faydalanamaması nedeniyle araç bedelinin iadesi ile delil tespiti harç ve giderlerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … Motorlu Araçlar Üretim San. Ve Dış. Tic. A.Ş. davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece Davanın Kısmen Kabulü ile, Davacı tüketicinin davaya konu… plakalı kanuni ATV tipi motorsiktelin bedelinin iadesine yönelik talebinin reddine, davalı … şirketin bulunan söz konusu motorsikletin davacı tüketiciye iadesine, Davacı tüketicinin tespit masrafı talebinin kabulü ile, 550,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tüketiciye verilmesine, karar verilmiş, hüküm davacı … davalılarca temyiz edilmiştir.

1-Dava, ayıplı ürünün iadesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre, motorsikletin şanzımanından kaynaklı vites geçişlerinde sıkıntı olduğu, arızanın kullanıcı kaynaklı olmayıp üretim hatası olduğu taraflar arasında ihtilafsızdır.

Sözleşmenin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK’nun 13/3. maddesinde; ”Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, … süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı,bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 4077 sayılı TKHK’nun 4/2. maddesine göre, “… Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.” Bu yasal düzenlemeyle tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir.

Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür.

Öte yandan, 14/6/2003 tarihli ve 25138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan … Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde; ” Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;

a) Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen … süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen … süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,
b)Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

c)Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi,

durumlarında, tüketici, malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.”

Bu düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, eldeki dava ile aynı arızanın … süresi içinde 1 yıllık sürede 4 defa meydana geldiği ve halen devam etmesi nedeniyle aracın satış bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.

Mahkemece Davalı … Motorlu Araçlar Üretim San. Ve Dış. Tic. A.Ş’ye dava konusu motorsikletin teslim edildiği ve dava açıldıktan sonra onarım sağlandığı, dava açtıktan sonra motosikleti satın aldığı davalı şirketine teslim etmekle seçimlik hakkını tamirden yana kullandığı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Oysaki Yönetmelikte belirtilen … süresi içinde 1 yıl içerisinde aynı arızanın 4 defa meydana geldiği sabit olup, bu durumda davacı yasada düzenlenen seçimlik haklarından istediğini kullanabilir. Bu talebi reddedilemez. Tüketicinin, bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Sözü edilen yasal düzenlemelere göre tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından birisi de ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür. Davacı eldeki davada sözleşmeden dönerek ayıplı ürünün fatura satış bedelinin tahsilini istemekte olup, dava konusu aracın satış bedelinin davacının talebi doğrultusunda iadesine karar verilmesi gerekir.

Hal böyle olunca Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

– – – –

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/23389 E. 2016/5126 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Şikayet

KARAR:

Borçlu vekili; dayanak ilamda ayıplı otonun ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verildiğini, … Ticaret ve Sanayi Odası’nca 2012 model … marka … model aracıın sıfır km değerinin 43.320,00 TL tespit edildiğini, alacaklının değiştirilmesine karar verilen ayıplı aracı 34.579,02 TL’ye satın aldığını bu nedenle ticaret odasınca tespit edilen miktarın haksız zenginleşmeye yol açacağını belirterek ticaret odasının belirlediği miktar üzerinden gönderilen bakiye borç muhtırasının iptalini talep etmiştir.

Mahkemece yaptırılan incelemede bilirkişi piyasada 2012 model sıfır araç bulunmadığından aynı marka model ve teknik donanımdaki düşük kilometreli emsal araçlarla kıyaslama yaparak … marka 2012 model Dizel …sıfır kilometredeki bir aracın değerinin 37.000,00 TL olacağını bildirmiş rapor doğrultusunda şikayetin kabulüne karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İİK.nun 24.maddesi taşınır teslimine ilişkin ilamların icrasını düzenlemekte olup, 24/4.madde hükmü taşınırın borçlu yedinde olmaması halini düzenlemektedir. Buna göre taşınırın borçlunun yedinde bulunmaması halinde, taşınır malın değeri, ilamda yazılı değilse veya çekişmeli ise, icra müdürü tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur. İİK.nun 24/5. madde hükmüne göre ise hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmayan yerlerde icra müdürü tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir.

O halde mahkemece yapılacak iş; İİK.nun 24/5.maddesi hükmünce ilamda belirtilen 2012 model aracın donanımında 0 km ayıpsız misli, bugün üretilse değerinin ne olacağı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken … Marka 2012 model 2.el araçlarla kıyaslama yapan hatalı bilirkişi raporu ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.”

– – – –

Hukuk Genel Kurulu 2009/4-246 E., 2009/297 K.

AYIPLI MALIN DEĞİŞTİRİLMESİ

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “

“ayıplı malın değiştirilmesi”

” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2.Tüketici Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.10.2006 gün ve 2005/921-2006/2088 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 10.04.2008 gün ve 2007/8375-2008/4912 sayılı ilamı ile;

“…1 -Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; davacı, davalının üreticisi olduğu otomobili, üçüncü kişiden satın aldığını, satın alma tarihinden kısa bir süre sonra aracın motor yakıt kumanda ve elektronik beyin ünitesinde arızaların ortaya çıktığını, aracın defalarca dayalı şirketin servisine götürülmesine rağmen bu ayıpların giderilmediğini belirterek aracın yenisi ile değiştirilmesini istemiştir.

Davalı ise; araçta üretim hatasının bulunmadığını, aracın kumanda cihazının yeniden programlandığını, motor ve şanzıman beyni ile debriyaj setinin değiştirildiğini ve böylece araçtaki tüm arızaların onarılarak davacının şikayetlerinin giderilmiş olduğunu savunmuştur.

Yargılama sırasında alınan bilirkişi kurul raporunda: “

“. . .araçta başlangıçtan itibaren motor kontrol ünitesi ve şanzıman kontrol ünitesinde problem yaşandığı, bu amaçla motor ecu’ suna iki kez program yüklendiği, hem motor kontrol ünitesinin beni de şanzıman ünitesinin değiştirildiği, aracın motor arızası, çekiş ve stop etme gibi sebeplerle üç kez servise girdiği, arızaların aynı nitelikli olduğu ve aynı arızaların üç kez tekrar ettiği, meydana gelen arızaların kullanımdan kaynaklanmayan elektronik kontrol ünitesindeki imalat, montaj ya da tasarım hatasından kaynaklanabilecek arızalar olduğu dolayısı ile ayıplı olduğu, ancak aracın yapılan incelemesinde, söz konusu arızaların onarılmış olduğunun ve araçta hali hazırda arıza olmadığının anlaşıldığı bu nedenle de mevcut haliyle aracın kullanılması sırasında sürekli olarak yararlanmayı engelleyecek bir durumun bulunmadığı… yönünde görüş bildirilmiştir.

Davacı bu bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve dava açıldıktan sonra da aynı arızaların devam ettiğini, en azından değer kaybının da hesaplanması gerektiğini beyan etmiştir.

Mahkemece, “

“…dava konusu aracın garanti kapsamı süresince aynı tür arızadan üç kez tekrarlamış olduğu, arızaların her ne kadar dayalı servisi tarafından giderilmiş olduğu bilirkişi raporunda belirtilmekte ise de davacı tüketici aynı tür arızayı ikiden fazla yapan araçtan beklediği faydayı sağlayamadığı…”

” gerekçesi ile ayıplı olan bu aracın davalıya iadesi ile aynı model ve tipteki bir aracın davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre: dava konusu araçta üretim hatası bulunduğu ve yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilmiş ve böylece araç, orijinal halini kaybetmiştir. Bu durum araçta değer kaybına neden olabilir. Şu durumda mahkemece, söz konusu arızaların giderilmesi amacıyla yapılan onarımlar ve parça değişikliklerinin aracın değerinde azalmaya neden olup olmadığının araştırılması ve bu yönde uzman bilirkişilerden rapor alınması, üretim hatasının giderilmesi amacıyla yapılan parça değişimlerinin aracın değerinde azalmaya neden olduğunun saptanması halinde ise çoğun içinde az da olacağı kuralı gereği değer kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile aracın yenisi ile değiştirilmesi isteminin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davalının diğer temyiz itirazlarının ise ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine”

”.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tüketici tarafından ithalatçı firma aleyhine açılmış olup; ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi istemlidir.

Davacı dava dilekçesinde; aracı kullanmaya başladığından bir süre sonra elektronik aksamında sık sık ve çok çeşitli biçimlerde arızaların meydana geldiğini, bunun üzerine yapılan işlemlere ilişkin belgeleri istediğinde aracın daha “0 km” ” de iken ve kendisine tesliminden evvel “

“ECU’yu tekrar programlayınız”

” notuyla tamir edildiğini, imalat hatalı çıktığı halde normal satış fiyatı üzerinden ve sağlammış gibi satılıp teslim edildiğini anladığını; arızaların tekrarlaması ve belgelerin istenmesiyle durumun ortaya çıktığını, yetkili servis tarafından ünitede malzeme arızası olduğu atlanarak, sadece elektronik programlama yapılıp, arızalı aracın trafiğe çıkarıldığını; trafikte arızaların devam etmesi, kaza korkusu vs endişeleri nedeniyle aracın imalat ayıplı olduğunu, arızalarda yanlış işlemler yapıldığını ve araç değişikliği talebinde bulunduğunu, Noter vasıtasıyla davalı şirkete ihtaren bildirdiği halde, davalı şirketin de bilgi ve kabulünde olan arızalar nedeniyle bu talebi kabul etmediğini; aracın tamirinden sonra dava ve talep haklarını saklı tutarak ve tamir edilmiş aracı kabul etmediğini belirterek aracı teslim aldığını, ifadeyle dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesine, yaşamış olduğu sıkıntı nedeni ile 5.000,00- YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; aracın değiştirilmesi isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş; davalı tarafın temyizi üzerine Özel Dairece dava konusu araçta üretim hatası bulunduğu ve yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğunun anlaşıldığı; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilip,araç, orijinal halini kaybettiğinden, bu durumun araçta değer kaybına neden olabileceği, bunun belirlenmesi ile tazminata hükmedilmesi, gereğine işaretle karar bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

Manevi tazminatın reddine ilişkin karar bozma dışı kalıp, kesinleşmekle; uyuşmazlık sadece ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi istemi, noktasındadır.

Dava konusu, O… C…. marka 1.3 D. Enjoy E… tipi 2004 model özel otomobildir.

Aracın alım-satımına ilişkin olarak davacı ile dava dışı yetkili satıcı E…. A.Ş. arasında 28.08.2004 tarihli sözleşme düzenlenmiş; araç 02.09.2004 tarihinde davacı adına tescil edilmiştir. Ancak, dosyadaki belgelerden, aracın davacıya tescil tarihinden sonra 10.09.2004 tarihinde fiilen teslim edildiği, anlaşılmaktadır.

Araçta meydana gelen arızaların üretimden kaynaklandığı, aracın satışından sonra davacıya teslim edilmeden dahi bu arıza fark edilerek program yüklemesi yoluyla giderilmeye çalışıldığı, ancak her defasında yenilendiği, böylece, tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi unsurlarının gerçekleştiği de, uyuşmazlık konusu değildir. Arızaların davanın devamı sırasında tekrarlanması nedeniyle yargılama aşamasında dahi aracın onarıldığı belirgindir.

Diğer taraftan, davacı tarafından davalıya gönderilen 22.04.2005 tarihli ihtarla “

“yetkili servislere başvurduğu halde sorununun çözümlenemediği, ilgilenilmesi”

”; davalının olumsuz cevabı üzerine 05.05.2005 tarihli ihtarname ile de“

“aracın yenisi ile değiştirilmesi”

” istenmiştir. Bu istem davalı yanca kabul edilmeyerek, cevaben servis hizmeti vermeye hazır oldukları bildirilmiş; bunun üzerine eldeki dava açılmıştır.

Kısacası; “0 km” ” de alınan aracın, tüketiciye tesliminden önce tespit edilerek program yüklemesi yoluyla giderilmeye çalışılan, üretim arızasının bulunduğu, buna karşın tüketiciye teslim edildiği; motor kontrol ve şanzıman kontrol ünitesinde yaşanan problemler nedeniyle motor ECU’suna iki kere program yüklendiği, program yüklemelerine ve bir çok kez tamir edilmesine karşın arızaların giderilememesi üzerine de, hem motor kontrol hem de şanzıman ünitelerinin tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği; davacının aracın yenisi ile değiştirilmesi isteminin davalı yanca kabul edilmeyerek dava aşamasına gelindiği, dosya kapsamıyla sabit olduğu gibi, Yerel Mahkemenin ve Özel Dairenin de kabulündedir.

Direnme Yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; araçta meydana gelen ve üretimden kaynaklandığı belirlenen arızaların “maldan yararlanmamayı sürekli kılmasının söz konusu olup olmadığı ve buna bağlı olarak;  “malın ücretsiz yenisi ile değiştirilmesi” koşullarının bulunup bulunmadığı; aksi halde bu arızaların değer düşüklüğüne yol açıp açmadığının tespiti ile sadece değer düşüklüğünden kaynaklanan tazminata mı hükmedilmesi gerektiği, noktalarında toplanmaktadır.

Öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır:

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik “Ayıplı Mal” başlıklı 4. maddesinde; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı …

…ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. …

….Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.”

” Denilmekte; Aynı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik “Garanti Belgesi” başlıklı 13.maddesinde ise;  “İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.

Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamı dışındadır.

Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 14.06.2003 gün ve 25138 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14/a maddesinde;  “Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;…

…Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanmamayı sürekli kılması…

….durumlarında tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.

Satıcı, tüketicinin bu Yönetmeliğin 13 ve 14. maddelerinde belirlenen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı veya onunla birlikte sorumlu olan imalatçı,ihracatçı vs maddede sayılan sorumlular tüketicinin tercihine konu bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayii, acente, imalatçı üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketici onarım hakkını kullanmasına karşın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14.maddesinde belirtilen şartların oluşması halinde, aynı Kanunun 4.maddesinde sayılan diğer seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.

Şu halde tüketici, doğrudan ücretsiz değiştirme hakkını kullanabilir. Zira, burada seçimlik hakkın kullanılmasından sonra değiştirilemeyeceği kuralının yasal bir istisnası söz konusudur.

Öte yandan, sınai mallarında (eldeki örnekte otomobilde) her satıcı yetkili servisleri eliyle satış sonrası hizmet vermek zorundadır. Yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan yapılmayan işlemler satıcının ve onunla birlikte sorumluluğu olanların sorumluluğundadır. Tüketicinin servise başvurusu üzerine aracın üretim hatasından kaynaklanan ayıbı satıcı/üretici/ithalatçı firma nezdinde tespit edilmiş; ancak bir işlem yapılmamışsa bundan tüketici değil, satıcı ve onunla birlikte sorumluluğu bulunanlar sorumludur.

Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz.

Tüketici sözleşmeyi ayakta tutarak malın yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre malın yenisi gelene kadar elindekini iade yükümlülüğünde de değildir. Satıcı/ithalatçı firma yetkili servisine yapılan başvuru üzerine, tüketicinin tercihine göre, sorunun çözümlenmesi ile yükümlüdür.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Somut olayda; “0 km” de alınan aracın, tüketiciye tesliminden önce tespit edilerek program yüklemesi yoluyla giderilmeye çalışılan, üretim arızası olduğu halde tüketiciye satılıp, teslim edildiği; motor kontrol ve şanzıman kontrol ünitesinde yaşanan problemler nedeniyle motor ECU’suna iki kere program yüklendiği, program yüklemelerine ve bir çok kez tamir edilmesine karşın arızaların giderilememesi üzerine de, hem motor kontrol hem de şanzıman ünitelerinin tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, daha baştan değişiklik talebi iletilmesine karşın, yasal zorunluluğa rağmen davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir.

Açıklanan tüm bu olgu ve yasal düzenlemeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar karşısında; eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir.

Yerel Mahkemenin, aynı hususlara dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (1.421,55) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

– – – –

Tüketici vekili olarak açmış olduğumuz, müvekkil tüketicinin 2. el olarak satın almış olduğu ayıplı araç satışından doğan bir davada verilen kararın tümü, bazı firmaların rekabet haklarına saygı gereği bir takım bölümleri gizlenerek aşağıya aktarılmıştır:

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
İZMİR
8. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2015/…
KARAR NO : 2016/…

HAKİM : … 29…
KATİP : … 18….

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. ORHAN AKA – … İZMİR
DAVALI : … LTD ŞTİ
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … AŞ
VEKİLİ : Av. …
İHBAR OLUNAN : … OTOMOTİV – …
DAVA : Ayıp Nedeniyle Misliyle Değiştirme
DAVA TARİHİ : 09/11/2015
KARAR TARİHİ : 02/12/2016
KARAR YAZIM TARİHİ :02/12/2016
Mahkememizde görülmekte bulunan Ayıp Nedeniyle Misliyle Değiştirme davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin müvekkilinin dava dışı şahıstan davaya konu … … marka … 2012 Model Dizel Manuel Hatchback … şase ve … motor numaralı otomobili 10/07/2014 tarihinde satın aldığını, gerek garanti süresi içerisinde, gerek garanti süresinden önce ve gerek garanti süresinden sonra otomobilde tekrar eden ve üretimden kaynaklanan ayıplar bulunduğunu, yetkili servis tarafından bu ayıpların giderilemediğini, bu sebeplerle dava konusu otomobili üreten davalı .. Şirketi ile bu otomobili dava dışı kişiye satan diğer davalı …Şirketinin otomobili misli ile değiştirmelerine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı .. vekili cevabında, dava konusu otomilde imalattan kaynaklanan ayıp bulunmadığını, mevcut olan ayıpların kullanıcı hatasından olduğunun kabulu gerektiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevabında, talebin zamanaşımına uğradığını otomobildeki ayıpların imalat kaynaklı olmadığını, kullanıcı hatasından ortaya çıktığını bu yüzden haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan … usulüne uygun tebligatlar yapılmış ancak cevap verilmemiştir.
DAVA : Ayıp Nedeniyle Malın Misliyle Değiştirmesi Talebine ilişkindir.
DELİLLER :
Taraflarca ibraz ve talepleri üzerine celp edilen deliler, bu meyanda araç satış sözleşmesi, otomobil ile ilgili yetkili servislerce düzenlenen servis kayıtları, ekspertiz raporu, aracın çekildiğine dari belgeler, ruhsat belgeleri, İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/… D.İş sayılı dosyası ile bu dosyadaki makine mühendisi bilirkişinin raporu ve tüm deliller incelenerek dosya içerisine konulmuştur.
Mahkememizce dava konusu otomobil bilirkişi marifetiyle keşfen incelenmiş, keşfe katılan uzman bilirkişi dosya kapsamını da inceleyerek verdiği rapor ve ek raporunda dava konusu otomobilin … tarihinde … isimli kişi tarafından davalı … şirketinden satın alındığını, bilahare 10/07/2014 tarihinde bu şahıs tarafından davacıya satıldığını, dosya içindeki servis kayıtlarına göre 2 yıllık garanti süresi içerisinde 31/05/2012 tarihinde ön camın değiştirildiğini, 16/12/2013 tarihinde enjektör temizliği yapıldığını, 21/12/2013 tarihinde ”aracı en yakın zaman servise götür” uyarısı vermesi üzerine turbo şarjın, motor kontrol modulünün ve turbo ara soğutucu contasının değiştirildiğini, 26/12/2013 tarihinde ”100-120 km arası hızlarda alt taraftan uğultu şeklinde ses geliyor” şikayeti üzerine araçta mekanik veya elektronik bir problem gözlemlenmediği şeklinde servis fişi düzenlendiğini, 04/02/2014 tarihinde aracın Tur Assist Firmasınca Ege Mod Otomotive çekildiğini, 04/02/2014 tarihinde ”araç gaz yemiyor en yakın zamanda servise götür, uyarısı veriyor” şikayeti ile yapılan başvuru üzerine ücretsiz kapatma işçiliği, eksoz sıcaklık sensörünün yerine takıldığını, önden çekişli ara mil contasının değiştirildiğini, ön difransiyel taşıyıcı kapağı contasının değiştirildiğini, şanzuman yağı, şanzuman alt conta, aks keçisinin değiştirildiğini, kontrol yapıldığını, ses duyulmadığının tespit edildiğini, 07/02/2014 tarihinde ”aracın altından yağ damlası var 100-120 km hız arasında uğultu sesi geliyor, kalkışta vibrasyon şeklinde uğultu sesi var (yokuş kalkış desteği devrede kalıyormuş gibi)” şikayeti ile başvuruda bulunduğunu, serviste önden çekişli ara mil contasının değiştirildiğini, ön difransiyel taşıyıcı kapağı contasının değiştirildiğini, şanzuman yağı, şanzuman alt conta, aks keçisinin değiştirildiğini, anormal bir ses duyulmadığının tespit edildiği şeklinde servis fişi düzenlendiğini, garanti süresi dolduktan sonra 26/04/2014 tarihinde Tur Assit firmasınca …Yetkili Servisi … Otomotive çekildiğini, frenlerin tutmamasından yakınıldığını, servisçe garanti süresinin bitmesi nedeniyle ücret alınacağının bildirildiğini, aracın bir tamirci de geçici bir çözüm ile tamir ettirildiğini, daha sonra aynı arızanın tekrar ortaya çıktığını ve başka bir tamirci tarafından vakum popmasının değiştirildiğini, 09/07/2014 tarihinde yetkili servisce sağ ön koltuk airbag soketinin onarıldığı, ön porye rulmanlarının hafif ses yapmasının giderildiğini, sol sis farının kurutulduğunu, 11/09/2015 tarihinde … firmasının raporuna göre sağ ön şase uç kısmında bükülme, motor kaputu ve sağ ön çamurlukta sökülme ve takılma, turbo intercoler borularında yağ kaçığı, göğüslük sağ kısmında deformasyon görülerek motor kaputu, ön tampon, sağ ön çamurluk, sağ ön kapı ve sağ marşbiyelin boyalı olduğunun tespit edildiğini, yapılan bu tespitler ışığında yaptığı değerlendirmede yedek parça değişimi ve onarıma rağmen servisle arızanını giderilemediğini, arızanın imalattan kaynaklanan gizli ayıp olduğunu, kullanıcı hatası bulunmadığını, öte yandan dava aşamasına davacı tarafça yapılan küçük kazalar nedeniyle araçta toplam 1.500,00 TL değer kaybı oluştuğunu, hukuki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
GEREKÇE – DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yukarıda kısaca izah edildiği gibi dava konusu davalılardan… şirketinin ürettiği, … … marka … Model Dizel Manuel Hatcback … şase ve … motor numaralı otomobilin … tarihinde ”0” km olarak diğer davalı … Şirketi tarafından dava dışı … satıldığı, bu kişi tarafından da … tarihinde davacıya satıldığı, garanti süresi içerisinde otomobilin (ayrıntıları mahkememizce dinlenen uzman bilirkişinin raporu ile bununla paralellik arz eden tespit bilirkişisinin raporunda belirtildiği gibi) birçok kere arızalandığı, yetkili serviste garanti kapsamında ücretsiz tamir gördüğü, ancak arızaların giderilemediği, tekrar ettiği, bu ayıpların üretimden kaynaklı gizli ayıplar oldukları (kullanıcıdan kaynaklı ayıplar olmadıkları) keza garanti süresinin bitiminden sonrada benzer veya farklı arızalar/ ayıplar ortaya çıktığı, imalattan kaynaklı bu gizli ayıpların aracın satın alınması aşamalarında kullanıcı tarafından fark edilmesinin mümkün olmadığı, tüketicinin araçtan beklediği faydanın sağlanamamasının süreklilik arz ettiği göz önünde tutulduğunda, 4077 Sayılı TKHK’nun 4 ve 13/3 Maddeleri, 6502 Sayılı Kanunun 11ve 56/3 Maddeleri göz önüne alındığında davacı tüketicinin ücretsiz onarım hakkını kullanmış olsada otomobilin garanti süresi içeresinde tekrar arızalanması, tamamen tamir edilemememesi ve tüketicinin otomobilden beklediği faydayı sağlayamamasının süreklilik arz etmesi durumları karşısında davacı tüketicinin diğer seçimlik hakkını (otomobilin misli ile değiştirilmesini) talep etme hakkının ortaya çıktığı ve kabulü gerektiği, bunun için de dava konusu otomobilin ve kendi kusuru ile oluşan 2.250,00 TL değer kaybının davalılara iadesi şartı ile otomobilin mislinin (üretici ve satıcı olan) davalılarca davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılarak (ve dava değeri /07/2014 tarihli noter satış sözleşemesinde ki 53.000-TL değere, 2.250,00 TL değer kaybı eklenmek suretiyle tespit edilerek) davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar davalılardan … vekili talebin zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de 4077 Sayılı TKHK’nun 4/4 Maddesi ve 6502 Sayılı TKHK’nun 12/1 Maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava açma süresi değil malın tüketiciye tesliminden itibaren ayıpların ortaya çıkması süresi olup, otomobil ilk alıcıya 11/02/2012 tarihinde satılmış olup (bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekillerde belirtilen gizli ayıplar) bu tarihten 11/02/2014 tarihine kadar (yani garanti süresi içerisinde) ortaya çıktığından ve davacı halefiyet gereği dava açtığından davanın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılarak bu talebi kabul edilmemiştir.
HÜKÜM :Yukarıdaki gerekçelerle;
Davanın KABULÜ ile,
Dava konusu otomobilin ve 2.250,00 TL değer kaybı bedelinin davacı tarafca davalı tarafa iadesine ve otomobilin ayıpsız mislinin davalılar tarafından davacıya verilmesine, 

29,20 TL başvurma harcı ile 2.903,17 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı tarafça mahkememizdeki dava dolayısıyla harcanan 199,00 TL tebligat ve posta gideri, 400,00 TL bilirkişi ücreti ve 195,40 TL keşif harcı olmak üzere toplam 794,00 TL yargılama gideri ile tespit dosyası nedeniyle harcanan 195,40 TL tespit keşif harcı, 250,00 TL tespit bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 445,40 TL olmak üzere her iki yargılama gideri toplamı 1.239,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Artan veya kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
İlişkin taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere eş düzeyde başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. …/12/2016
Katip 18…. E İMZA Hakim 29… E İMZA

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.

 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 8613
Kayıt tarihi
: 06.10.15
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2010 yılında mezun olan ve akabinde avukatlık mesleğine baş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster