Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '19

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
740
 

Sınırlılık – Sınırsızlık

Toplum yapısına bir bakın, hemen herkes ateş püskürüyor. İnsanın kızması için bir kıvılcımın çakması yetiyor. Çünkü beyni tıka basa çöp bilgi ile dolu. Hiçbir şeyi almıyor, değerlendiremiyor. 

Bitmiş tükenmiş bir beyin modelini oluşturuyor.  Çünkü Prefrontal Korteks'inin ‘comfort zone’unda ömrünü tüketiyor. Bu hava ona rahatlık veriyor. Ancak en ufak bir negatiflik onu yakıyor, işini bitiriyor. Rutinler aklını dümdüz ediyor, herhangi bir değişime izin vermiyor.  

Sorun;  pasif alanda kalanların, aktif alana gereken önemi vermekten kaçınmaları veya bu bağlamda hiçbir dataya sahip olmamalarıdır. 

Bu şartlarda pasif alanda yaşayanlar için sınırlı, aktif alanı seçenler için ise sınırsız boyutta yaşama durumu söz konusu.

Sosyolog değilim; ancak bu durumun nedenlerini şöyle analiz etmek mümkün: 

- İnsanların bazı simgelere tutunması

- Etiketleri koruma istekleri

- Gündelik alışkanlıklarını muhafaza etmeye çalışmaları 

Yukarıda listelenenler sınırlı hali oluşturan ögelerden yalnızca birkaçı. Burada sadece sosyal hayatın hareketli olduğu yerleri kastetmiyorum. Kayıtlı bir halden kayıtsız bir hale geçmekten bahsediyorum. Pasif yaşam boyutundan kurtulabilmek ve sınırsızlığın ne olduğunu öğrenmek için fırsat kollamanız şart gibi görünüyor.

Mesela insanlar çoğunlukla Facebook’ u arkadaşlarıyla veya tanıdıklarıyla bağlantı kurmak için kullanıyor. Yıllardır görmediğimiz insanlarla iletişime geçiyoruz. Fakat bu mecradaki sosyal kümemiz dar bir alana hitap ediyor. Oysa Twitter’ da etkileşim ve yayılım çok daha fazla. Makro bir etkileşim ağı sunup hem ulusal hem de evrensel sistemde komünikasyon kurmanın yollarını sunuyor. ‘TT’ olan bir gündem maddesinden bütün twitter kullanıcılarının haberi oluyor.

Peşin olarak şunu belirtmekte fayda var: Okullarda verilen eğitimler ne yazık ki pratikte aynı şekilde işlemiyor. Çünkü ezbere dayalı bir sistem var ortada. Kâğıt üzerinde kolaylıkla çözülebilen denklemler gerçek hayatta pek işe yaramıyor. Bu bakımdan iyi bir gözlemci olmak artık bir lüks değil, zorunluluk.

Önce elinizdeki materyali anlamayı ve vermek istediğiniz mesajı iletmeyi bilmelisiniz. Bu yaklaşım sizi değişime götürerek pasif alandan aktif alana, özetle yazı başlığını tanımlayan sınırlılıktan sınırsız alana kaydıracaktır. Birçok meseleyi bu şekilde çözebilmek mümkündür. Sıkıntılardan ve acılardan bu yöntemle kurtulabiliriz. Kısa sürede içinde, bazı hareketlenmeler veya ufak tefek kıpırdanmalar olsa dahi bu davranışların yeteceğini düşünmemeli ve ne yaptığımızı iyice anlamalıyız.

Diğer yandan bu doğrultuda ilerlemek isteyenlere, izlemeleri gereken yollar mistisizmde gösteriliyor. Sıkça kullanılan “euzu bike minke”, “senden sana sığınırım” yaklaşımı ile aktif alana geçiş anlatılıyor. 

Tabi birçok beynin hayali, deyim yerindeyse bu boyuta kapağı atabilmek. Bunun için bir staj döneminden geçmeniz gerekiyor. Küçük hareketlenmeler olabilir ancak bu davranışları dikkate almamalı ve gittiğiniz yolu öngörüyle kavramalısınız. Unutmayın hisleriniz size doğru noktayı gösterecektir.

Söz gelimi; yaptığınız fikir alışverişleri sonucunda hedefinize bir yön verebilir, karanlık noktaları aydınlatabilir, kendinizi rahatlatabilirsiniz. Kişilerin dirimlerini sürdürebilmeleri için uzun mesafeleri katetmeleri gerekir. Bu tür yaklaşımlarınız bile sizin sıkıntı içinde kalmanızı, tabir yerinde ise en azından yanmanızı önler düşüncesindeyim.

Şayet fıtratınız değişime izin vermiyorsa -ki değişim çok zordur- olduğunuz yerde kalıp kader diyerek konuyu kapatmaktan başka bir şey yapamaz hale gelebilirsiniz. Burada önemli olan Allah’ ı içinizde bulmaktır. İşte o zaman işler rayına girer, değişir. Özünüzdeki güç, kuvvet sizi üretim yapmaya ve değişim içinde olmaya sevk eder.

Allah’ ı bilmek, Allah’ ın insanda tasarrufunu görmek ve insanın yok olduğunu kabullenmek işin esasıdır.

Bu noktada velilerin yaşamlarına dönüyorum. Onların kendi aralarındaki konuşmalardan kaçındıklarını kabul ediyorum. Bunun sebebi görüşlerinin, bütünlüğü bölebileceği hususudur. Her ne kadar onlarda, pasif alanda bulunmak diye bir endişe olmasa da en azından sistem ve şartları nedeniyle bu şekilde davranırlar.

Ahmed  F. Yüksel

İstanbul/Bahçeşehir 26 Aralık 2019

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Herzaman olduğu gibi Sadece bilgiden ibaret değil yazınız Yaşama dönük! Lütfen bu Bilgi bizim ne işimize yarar; sorularının karşılığı olan yaşama dönük yazılarınıza devam edin.. Teşekkür ederim ??

Aysegul Kabak 
 06.01.2020 20:59
 

Değişim zor ,ama kesinlikle şart, Beyin kendini rutinler içinde boğulduğunu hissettiği anda,önüne değişim için çıkan fırsatlara iyi baksın, çünkü senden sana sığınan sende harekete geçecek potansiyeli ateslemistir bile. Bunun farkındalığı ile yaşamak nasib ola kolaylasa... Kaleminize saglik

gönül adamı 
 27.12.2019 14:33
 

Hayatın içinde olan insan, ne kadar rutin varsa o kadar rahat ediyor görevlerini yerine getirirken; beyni otomatikman geçmişe dayanan kabullerle sınırlı olarak çalışıyor, yeniliksiz bir halde. İtiraf ediyorum şimdiye kadar, pasif ve aktif alan arasındaki farkı anlamıyordum; yazınızla farkı farkettirdiniz. Teşekkür ederim. Odak noktası aktif alanaysa ve şefaat eden ilim gelmişse, O’na yönelik açılımlar kaçınılmazdır. Aktif alana geçiş, An’da bilinçli olmayı, yorumsuz seyretmeyi içerir. Yazınızda ilk olarak mevcut materyali bilmeli demişsiniz; Kendini bilen, hakikatini hisseder, ki bu da AN’da oluşumun farkındalığını yaşatır; yaşananları kayıtsız seyre geçip yanmadan sırat köprüsünde yürümeye başlarsın. Pasif alandan, sınırlı egosal benliğimizden, sınırsız olan Hakikatimize sığındıkça, bizi yönlendiren, yetiştiren hakikatin KENDİsi olur. Allah’ı hakikatimizde hissederek, O’nun indinde ayrı bir varlığımızın, varlığın olmadığının yaşamı kolaylaşmış olsun. Teşekkür ederim...Sevgilerimle

Türkan Gündüz 
 27.12.2019 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 605
Toplam yorum
: 1933
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10314
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster