Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
364
 

Sır 38. bölüm

Sır 38. bölüm
 

RESİM: ALINTI"Beyaz orkideler… Çok güzelsin ve çok özelsin anlamına gelir.”


“Kafam iyice karıştı Elif. Sanmıştım ki Selim’in evine taşınırsam her şey daha da kolaylaşacak.”

“Hay Allah. Anlattıkların ürpertici gerçekten. Nasıl sakladın içinde bunca şeyi. Bazen beni çok şaşırtıyorsun Tuana. Leman Hanım ruh hastası mı yani? Selim’in karısını bucak bucak saklamasının sebebi bu muymuş?”

“Öyle. Aslında başlangıçta hasta olduğuna pek inanmamıştım. Yani Selim’i kaybetmek için rol yaptığını düşünmüştüm ama doktoru her gün geliyor ve durum aynı. Tamam, başından onca şey geçmiş ama.”

“Yaşadıkları gerçekten akıllara durgunluk verecek şeyler. Zavallı kız.”

“Bazen diyorum acaba hata mı yaptım. Bebeği aldırmaya gittiğim gün istikrarlı davranabilseydim şimdi hiç birimiz üzülmeyecektik.”

“Saçmalama Tuana. Bak yedi ay doldu bile. Yakında bebeğini kucağına alınca tüm karamsarlığın sona erecek.”

“Evet. Belki ama Selim ile bir ömür düşünemiyorum artık. Doktorun tavsiyelerine uyarak hemen her gün onu dışarıya çıkarıyor. Yemeğe ya da ne bileyim gezmeye götürüyor ve ben evde tek başıma oturup onları beklemek zorunda kalıyorum.”

“Canım ya. Üzme kendini. O hasta bir kadın bak kendin anlatıyorsun. Yoksa onu kıskanıyor musun?”

“Onu değil de Selim’in ilgisini, alakasını kıskanıyorum. Ben her anımı onunla geçirmek isterken… Gece bile uyutmuyor. Hemen her gece nöbet geçiriyor. Selim onun odasına koşuyor. Ancak o yanına gidince sakinleşiyor. Sabaha kadar orada kaldığı oluyor. Çaresizim Elif. Üzmemek için bir şey de söyleyemiyorum ama inan daha fazla katlanacak gücüm kalmadı. Çok düşündüm. Kendime ait bir hayat istiyorum ben.”

“Kul sıkışmadan Hızır yetişmez derler canım. Bu kadar sabrettin. Biraz daha dayan. Hiç değilse bebeğiniz dünyaya gelene kadar.”

“Ne değişecek ki?”

“Bilmiyorum ama yarın ne olacağımız belli mi ki?”

“Nasıl bir kadermiş benimkisi.”

………………..


“İstediğini yaptım Leman. Görmüyor musun Selim’in davranışlarında herhangi bir değişiklik yok. Neden gerçeği görmemekte direniyorsun?”

“Çünkü Selim’i seviyorum.”

“Kendini buna inandırmışsın. Selim seni, senin istediğin gibi sevmiyor ama. Tuana Hanım ve O çok yakınlar.”

Delice bir kahkaha attı Leman.

“Birlikte olamıyorlar ama ya iş yerinde… Ya da benimle vakit geçiriyor. O kadın usanıp gidecek eninde sonunda. Selim zaten benim kocam.”

“Bu safsataları sil at beyninden Leman. Kendini kandırmaktan başka bir şey gelmiyor elinden.”

“Safsata değil. Gerçeğin ta kendisi.”

“Sen birlikte olamıyorlar diyorsun ama kör müsün? Tuana gebe. Selim’in bebeğini doğuracak.”

Ne dedin sen?

“İnanmıyorum sana. Fark etmediğini söyleme sakın. Kızın karnı her geçen gün büyüyor. Yazık onlara.

“Hayır. Bu doğru olamaz. O kız çok yiyor. Kilo aldı son günlerde. Hepsi bu.”

“Seninle ne yapacağım Leman.”

“Olamaz olamaz.” derken ayağa kalkmış masanın, sehpanın üzerinde ne varsa alaşağı etmişti Leman. Öyle kuvvetliydi ki Behzat güçlükle kavramıştı kızın bedenini. Sıkı sıkı sarmıştı.

Neden sonra sakinleşti, duruldu Leman. Kızı serbest bıraktı ve kendine doğru çevirdi Behzat.

“Öyle başka âlemdesin ki senin için ölüp bittiğimi göremiyorsun Leman. Gözünü aç artık. Bak.” diyerek eliyle kalbini gösterdi.

“Burada senin için atan bir yürek var.”

“Ne?”

“Seni seviyorum Leman. Hem de çok. Senin maymunun oldum. Kendimi, ettiğim Hipokrat yeminini unuttum. Beni fark et diye bekledim bunca aydır. Sen ise sana âşık olmayan bir adamın peşinde gençliğini heba ediyorsun.”

Hiçbir şey söyleyemedi Leman. Çok şaşırmıştı.

“Bir şey söylemeyecek misin?”

Boş gözlerle bakıyordu Leman. Beklemediği bir anda kızı kendine çekti ve şehvetle öptü Behzat. Geri çekilmeye çalıştı Leman. Yaşadığı o kâbus dolu günler geldi gözlerinin önüne. Tecavüze uğradığı o gün.

“Yapma. Ne olur yapma.” diye fısıldadı tüm gücüyle.

“Korkma Leman.” diyerek geri çekildi Behzat. Kız yatağının içine girdi. Büzüştü. Yok, olmak istedi. Pikeyi çekti başına. Titrediğini görebiliyordu Behzat. Bir an için “Yanlış mı yaptım öpmekle?”diye düşündü ama özellikle yapmıştı. Hem bunu gerçekten çok istediği için hem de Leman’ın kaçtığı gerçekle yüzleşmesi için. Derin bir nefes aldı ve yaklaştı yatağa doğru.

“Sana zarar veremem ben. Seni seviyorum. Bu masum bir öpücüktü. Bana inan Leman. Korkma benden. Tüm yaşadıklarını unutturacağım sana. Mutlu olacaksın. Yalnızlıktan korkmana gerek yok artık. Ben varım. Eğer istersen de bir ömür boyu yanında olmaya hazırım.”

Pikeyi araladı kız. Hala titriyordu.

“Bir şey söylemeyecek misin?

Başını salladı iki yana. Ağlamaya başladı.

“Ağla. Rahatlatır. Ben şimdi gidiyorum. Söylediklerimi düşün. Beni tanıyorsun kötü bir insan olmadığımı biliyorsun.”

“Evet.” derken hıçkırıyordu Leman.

Kapıyı aralayarak çıktı Behzat. Sevdiği kadının ruh dengesinin bozuk olduğunu bilse de aşkını ilan edişine tepkisiz kalması yaralamıştı yüreğini. Ne bekliyordu ki koşup boynuna atılmasını mı? Nihayet içinde büyüyen sevdayı dile getirmişti. İşte bu bile hafiflemesine yetmişti. Şimdi zamana, sadece zamana ihtiyaçları vardı. Artık onun yanında olmayacaktı istediği konuda. Ona fırsat vermişti. Olmayınca olmuyordu işte. Selim aşkla sevmiyor bir kardeş gibi seviyordu onu. İçi rahattı. Selim ile de konuşup boşanma konusunu, Tuana’yı, bebeği bir kez de Leman’a kendisinin anlatmasını isteyecekti. Leman artık bunu duymaya hazırdı. Ancak Selim’in ağzından duyarsa ikna olacaktı, en azından bunu diliyordu Behzat önündeki yolun açılması adına. O zaman işi daha da kolaylaşacak ve kızı tedavi edebilecekti. Önce saplantılarından kurtulmalıydı Leman.


Selim akşam ki sürpriz parti için hazırlık içindeydi. Halide’yi çağırmış direktifler vermişti. Yaren’den de kıza yardımcı olmasını istemişti. Her şey çok güzel olmalıydı. Çekmecinin gözündeki dikdörtgen şeklindeki kadife kutuyu çıkardı. Kapağını açtı. Pırlantalarla bezenmiş kolye parıldadı.

“Senin kadar ışıldamıyor Tuanam. Sana layık değil ama.” diyerek kapattı kutuyu ve aldığı yere koydu.

Az önce Harun ile de konuşmuştu. Elif’e bir şey söylemeyecek ama akşam alıp getirecekti buraya. Selim tüm tedbirleri alıyordu Tuana’nın kulağına gitmemesi için sürprizin. Bu doğum gününü hiç unutmamasını istiyordu. İyi ki programı vardı da radyoda bu sabah erkenden çıkmıştı evden. Sonrasında da Elif ile buluşacaklardı. Her şey yolunda gidiyordu şu anda. Ve herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için elinden geleni yapıyordu genç adam.

Behzat göründü merdivenlerin ucunda.

“Bugünkü terapi bitti sanırım.”

“Evet. Müsaitseniz görüşebilir miyiz biraz.”

“Tabii. Buyurun.”

“Selim Bey biliyorsunuz çok uzun zamandır takip ediyorum Leman Hanım’ı.”

“Sağ olun. Ne dersiniz gelişme kaydettik mi?”

“Ben de bu konuda görüşmek istemiştim.”

“Sizi dinliyorum.” derken kapının çaldığını işittiler. Kızlara seslendi ama ikisi de duymadı “Müsaadenizle.” diyerek kalktı ve kapıyı açtı. Çiçekçi çocuk Tuana’nın çok sevdiği beyaz orkidelerden oluşan bir aranjmanla duruyordu kapının önünde.

Gülümsedi Selim.

“İçeri gir.” dedi çocuğa.

“Evet… Şuraya koyalım.”

Çiçekçi çocuk denileni yaptı.

“Yok. Yok, olmadı orada. Bu tarafa koyalım.”

“Evet, şimdi oldu.”diyerek ellerini ovuşturdu Selim. Behzat onu izliyordu. “Ne kadar da mutlu ve heyecanlı. Bu kadını çok seviyor. Zavallı Leman mı demeliyim?” diye geçirdi aklından bir an için.”

Çocuğa büyük bir bahşiş verince onunda yüzü aydınlandı ve teşekkür ederek gitti.

“Evet. Nerede kalmıştık Behzat Bey?”

“Siz… Telaşlısınız bugün. İstersiniz başka bir zaman konuşalım.”

“Lütfen sizi dinliyorum.”

“Leman Hanım’ın durumunda eskiye bakarak gelişmeler var olumlu yönde. Fakat geçmişte yaşadığı o korkunç olayın açtığı yaralar hala sıcak. Ve izleri devam ediyor. O yalnız kalmaktan çok korkuyor. Sizi bu yüzden sahipleniyor. Başka biriyle paylaşmak istemiyor. İçinde yaşadığı zelzeleler çok kuvvetli. Tuana Hanım’ın sizi ondan aldığını düşünüyor ve boşanmayı reddediyor. Sizin onun kocası olduğunuzu, Tuana Hanım’ın sonunda bu durumdan usanıp gideceğini ve eski dingin günlere döneceğinizi düşünüyor ve ayrıca sizi aşkla sevdiğini söylüyor her geçen gün.”

Duydukları karşısında şekilden şekle giriyordu Selim’in yüzü.

“Durum bu kadar…”

“Çaresiz değil.”

“Anlattıklarınız. Çok üzülüyorum Leman için. Hep yanında oldum. Olacağım da. Ben onu bir kardeş gibi seviyorum. Bunu anladığını sanıyordum.”

“Ben de anlatmaya çalıştım. Sizin Tuana Hanım ile bir gelecek düşündüğünüzü, hatta bebeğiniz olacağını söyledim. Kabul etmedi. Hamile olmadığını sadece kilo aldığını söyledi.”

“Gerçekten mi?”

“Olayları görmek istediği gibi yorumluyor.”

“Ne yapacağımı bilmiyorum Behzat Bey.” diyerek ayağa kalktı.

“Ömür akıp gidiyor. Ve ben artık… Hayatımı bir şekle sokmak istiyorum. Tuana’ya karşıda sorumluluklarım var. Yakında bir aile olacağız.”

“Diyorum ki…”

“Evet.”

“Bir de bu gerçekleri sizin ağzınızdan duysa Leman Hanım. Belki o zaman. Kabul etmek daha kolay olur onun için.”

“Bunu kaldırabilir mi Behzat Bey?”

“Denememiz gerekiyor. Sizin için, onun için ve Tuana Hanım için.” diyerek sustu Behzat. “hatta benim için” diye geçirdi içinden. Leman’ın ondan istediklerini söylemeyi doğru bulmamıştı Selim’e. Ne de olsa ona karşı derin duygular besliyordu.

“Yarın. Yarın konuşacağım. Zaman daraldı. Bu konuyu bir an önce halletmeliyim. Tuana’nın bu kadar sabır göstermesi bile şaşırtıyor beni. Ben onun yerinde olsaydım… Katlanamazdım. Tamam, Behzat Bey. Her şey için teşekkürler.”

“Selim Bey bir şey daha var size söylemem gereken?”

“Nedir?”

“Şey. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Lütfen beni yanlış anlamayın. Duygularımda tamamen samimiyim.”

Bu cümle karşısında meraklanmıştı Selim. Başını önüne eğdi Behzat.

“ Ben, Leman Hanım’a hastam gibi değil de… Bambaşka duygular besliyorum.”

“Ne demeye çalışıyorsunuz? Açık konuşun lütfen.”

“Ben… Leman Hanım’ı seviyorum.”

“Ne?” diyen Selim’in gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

“Kendime çok direndim, inanın. Fakat kalbime söz geçiremedim.”

“Sahi mi? Ama Leman’ın ruh durumu ortada. Yani… Bilemiyorum.”

“Unuttunuz galiba ben onun doktoruyum. Durumunu en yakından izleyen kişi. Onun tek sorunu yalnız kalmak ve güvenecek birine sahip olmak. Size olan saplantısından kurtulduğunda yani yeniden yaşamaya başladığında, hayata farklı gözlerle bakacaktır. Ben bunun üstesinden gelebileceğime inanıyorum.”

“Valla şaşırmadım desem yalan olur. Ben çok sevindim, inanın. Leman’ı sizden başkasına emanet edemezdim zaten. Ama kendinizi bu duruma sıcak bakar mı bilemem.”

“Az önce söyledim.”

“Ya?” dedi Selim. Şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşıyordu.

“Ne tepki verdi?”

“Hiçbir şey söylemedi.”

“Ben de çıktım odadan. Düşünmesini söyledim.” diyerek baktı Selim’in gözlerine.

“Siz onunla konuşup, tavrınızı koyduğunuzda belleği durulaşacak ve daha doğru düşünecektir. Bundan eminim.”

“O zaman hayırlısı olsun diyelim.” diyerek elini uzattı Selim. Tokalaştılar.

“Tuana ve bana en güzel doğum günü hediyesini verdiniz. Size çok teşekkür ederim Behzat Bey.”

“Behzat deyin lütfen.”

“Anlaştık Behzat. Sen de Selim diye hitap et lütfen.”

“Gülümsedi Behzat. Üzerinden büyük bir yük kalkmıştı. Şimdi tüy kadar hafiflemişti.

“Müsaadenizi isteyeyim. Zaten telaşeniz var.”

“Görüşürüz Behzat. Akşam geliyorsun değil mi?”

“Şey siz aile arasında.”

“Artık sen de ailedensin.”


“Çok sevinirim.” derken gülümsedi Behzat.

“Bu arada… Beyaz orkideler… Çok güzelsin ve çok özelsin anlamına gelir.”

“Çok özel ve güzel benim için.”

“Anlıyorum. Şey. Leman en çok hangi çiçekleri sever.”

“Kır çiçeklerini.” derken Selim de gülümsüyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çözüm başladı... Öylesine akıcı ve gerçekçi anlatmışsın ki, onların arasındaymışım gibi hissettim. Kutlarım Papatya...

Ayten Dirier 
 03.03.2010 12:51
Cevap :
Teşekkür ederim Hocam. O kadar hissederek yazıyoum ki... Benim yazarken kapıldığım duygulara sizlerin okurken kapılması ise beni çok mutlu ediyor. İnşaalh daha sık bölüm ekleyebilirim bundan sonra.Sağlıcakla kalın...  03.03.2010 15:31
 

Çok güzel gelişiyor öykün. Kalemine ve yüreğine sağlık. Fazla meraklandırma bizi. Güneşli İstanbul'dan selamlar..

Güher 
 03.03.2010 11:02
Cevap :
Güher Hanımcığım ben hep yazmak istiyorum da koşullar pek uygun olmuyor. yoka başladığım işi bir an önce bitirmeyi severim ama araya öyle şeyler girdi ki.İnşallah bundan sonra daha hızlı bölüm gönderebilirim. Sevgiler.  03.03.2010 12:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 747
Toplam yorum
: 1755
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster