Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
55
 

Şirket ve Devlet

Yaşanan durumlar gösterdi ki halen Türkiye’de insanların en önemli değerlerinden kutsallarından biri ve en önemlisi vatanları vatanı saran devletleridir. Yaşanan mücadele devleti ele geçirerek vatana ve vatan üzerindeki her türlü zenginliğe sahip olma mücadelesi örneği görüldü. Darbe kalkışması olarak gerçekleşen bu mücadelenin özü, bir grubun bu zenginlikler konusunda tek başına karar verici olma mücadelesini, milletin çocukları ve milletin malvarlığı, milletin zenginlikleri ve araçları kullanılarak yapıldı. Genel kanıya göre; bunu patron büyüğün yanındaki elemanlar vasıtası ile yapıldı. Düz mantık; “beygiri kim beslerse o ilk biner.”

Devlet, milletin içinden, milletin evlatları içinden kişilerin devletteki, turizm, eğitim, sağlık, sanayi, ticaret gibi kollarda kadrolar hesaplanarak elemanlar yetiştirmek için okullar açar. Açılan okullara öğretmen öğretmenlere ihtiyaç vardır. Bunun için gerekli eğitimi alan kişiler öncelikle belirlenen programlara uygun olarak öğrencileri yetiştirirler. Bu bazen sancılı bir süreç olabilir. Özellikle Cumhuriyetin ilk yılları göz önüne alındığında nüfusa göre yeterli milli öğretmen bulmak zordur. Çünkü hâlihazırda Osmanlı yabancı okullar cennetine dönüşmüş ve tüm devlet adamları dahi çocuklarını medreselerden, Batı tarzı eğitim veren okullara göndermeye başlamışlardı. 1.Dünya Savaşı, Ayaklanmalar(Rum, Ermeni) ayaklanmaları eğitimli kesimi neredeyse bitirmiştir.

Kutsallarımızın en önemlilerinden birinin devlet olduğunun tüm yaşananlardan sonra bir kez daha anlaşılması acı bir tecrübeyle olmuştur. Tam da unutmaya başladığımız bir anda son darbeyi yapan kişiyi uzun süre krallar gibi defnetmişken yeni bir darbe türü ortaya çıkıvermiştir. Bunu yapanlar, devletin okullarının yanı sıra özel olarak devşirilen, Allah! Rızası gözetilerek yapılan eğitimlerin neticesi olması çok acıdır. Yaşanan süreç göstermiştir ki, devleti emanet edeceğimiz insanlar, devlet adamları asla siyasete kurban edilemez, asla günlük çıkarlar gözetilerek hileler yapma ihtimali neredeyse kesin olan yabancılara emanet edilemez. Bu sürecin böyle bir tecrübe ile görülmüş olması acı bir tecrübe olmuştur. Devlet mekanizması kişisel çıkarlara kurban edilemez. Devlet namustur ve onu yönetecek kişiler zehirli fikirlere devletle birlikte kurban edilemez.

Eğitim sistemi olarak Amerikan, Alman, Fransız rotalarına sırayla girmiş bir millet olarak bu yanlış seçimlerimizden dolayı kaybeden taraf olduğumuz açık. Güncelliğini koruyan Anglosakson Sistemi ülkemiz insanları üzerinde ciddi bir maliyet ve gereksiz zaman kaybıdır. Onur kaybı bunlardan daha da önemlidir. Bu ülke vatandaşları sadece hayatlarının birkaç yılını ya çocuğun ailesinin birkaç yılı bu aşağılık duygusunu yenebilmek için İngiliz veya Amerika’ya kölelik şeklinde geçmektedir. Dil öğrenen adeta her şeyi öğrenmiş gibi kabul edilmekte hâlbuki üretime, bilimsel patlamaya dair herhangi bir veri yoktur. Türk halkının sadece İngilizce öğrenmek içi, harcadığı rakamların ifadesi nedir bilmiyorum ama İngilizlere ya da Amerikalılara doğrudan vergi ödemekteyiz. Vergi ödeyecek parası olmayanlar ise kızlar çocuk bakıcısı, erkekler pizzacı veya pompacı olarak karın tokluğuna çalışarak dil öğrenmektedir. Bu arada başlarına neler geliyor bunu sorgulayan yoktur. Sınırı geçince günah veya sevap pek yazılmıyor olmalı!  Onur ise İngilizce bilmek! Şu anda bir dizi izliyorum. Kanaldaki dizide “ISTANBUL POLICE DEPARTMANT” diye yazılmış İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ve olayı halledivermiş! Kendinden, milletinden nefret eden başka bir millet var mıdır acaba? Devleti bir gruba veya bir grubun yönetimine havale etmeyeceksek, devleti yönetecek kişilerin eğitimini, geleceğin Türkiye’sini hayata geçirecek insanları bir gruba hele de yabancı bir kültüre bu kadar ezdirmek hangi mantıkla açıklanabilir? İnsanlar hangi dine inanıyorlar ona karışmak mümkün değildir. Ancak iş devlete sahip olmaya, devletin imkanlarını dağıtmaya, devletin imkanları hakkında tasarruf sahibi olmaya muktedir olunca devleti, bağlı bulunduğu uluslararası sisteme veya içerideki sisteme paslayabiliyor. Son yaşanan durumu bir kenara bırakıp, Türkiye darbeler tarihini araştırılırsa konunun önemi daha da net olarak anlaşılacaktır.

Biliyorum ki bu yazılar çok okunmayacak. Devletin baki olmasını istiyorsak, devletimiz ve devletimizi idare edenler hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olmak hakkımız. Devletimiz sonsuza yaşayacaksa temellerini sağlamlaştırmak zorundayız. Bu da ancak, içeride veya dışarıda bir grubun çıkarını devletin bekasından üstün tutan kişileri devlet yönetimine getiremeyiz, getirmemeliyiz. Sonuç genelin derin üzüntüsü olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1729
Toplam yorum
: 280
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster