Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '20

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
16
 

SLOVENYA / RİBÇEV LAZ

 

                           SLOVENYA / RİBÇEV LAZ ( BOHİNJ ) GEZİ NOTLARI

 

14 MAYIS 2019  (  İSTANBUL  -  LJUBLJANA -  RİBÇEV LAZ  )

Kısmette, ihtiyatla baktığımız yeni İstanbul Havalimanı ile haşır neşir olmak varmış. 29 Ekim 2019 tarihinde açılışı yapılan havalimanı ile ilk tanışmamız, Atatürk Havalimanından Mart ayında gittiğimiz Los Angeles dönüşünde oldu. Devasa binada bavullarımızla kan ter içinde yürümüş, çıkışı zor bulmuş sonra damadımızla irtibat kurmuş ve kendimizi otobana zor atmıştık.

Üç gün önce Amerika’dan gelmiştik, bu kez Slovenya’ya gidiyoruz eşimle. 2010 yılında, Balkan ülkelerini gezim sırasında uğramıştım Slovenya’ya ve hayran kalmıştım. O gün söz vermiştim kendime, bu ülkeye eşimle de gelecektim.

Yine İstanbul Havalimanındayız, siyasi boyutu hakkında beni konuşulanlar pek ilgilendirmiyor, ancak, iniş ve kalkışlarda uçakların riske girdiğine dair haberler ise üzüyor.

Bekleme salonlarının deri koltuklarına Araplar yayılmış uyuyorlar, bu manzarayı görünce Arap ülkeleri camilerinde serilip uyuyan Araplar geliyor aklıma. Zar zor bir yer bulup oturuyoruz. Etrafa bakıyorum, şaşaalı görüntünün ve dekorasyonun ardında arabesk ve sığ bir ifade görüyorum devasa bekleme salonunda. Dev saksılara yerleştirilmiş plastik palmiyeler ve çiçekler bu düşüncemi doğruluyor.

06.30’da F18 kapısından uçağa biniyoruz. Yarım saat gecikme ile havalanıyoruz. Yukarıdan, hâlâ devam eden inşaatta çalışan bir sürü kamyon ve iş makineleri görünüyor. Hemen arkadaki rüzgâr santrallarını görünce ürküyorum, bunca uçak trafiğinin arasında belki de ilk kez böyle bir çelişki bulunuyor.

2010 yılının Mayıs ayında gezdiğim Slovenya’da hava nefisti, yine aynı tarihlere 14/21 Mayıs tarihlerine almıştım biletlerimizi aylar önce, ne var ki, bu kez soğuk ve yağışlı hava bekliyor bizi Slovenya’da.

Yerel saatle 08.15’de Ljubljana’ya iniyoruz. ( Slovenya ülkemizden iki saat geride. ) Havaalanının az ötesinde bekleyen ve 09.00’da kalkacak olan 28 nolu otobüse biniyoruz ( 4.10€ ).

Algı sınırlarımız zorlanmaya başlıyor yine Slovenya, otobüs neredeyse çayırların içinde ilerliyor. Daracık yolların çevresinde geleneksel çatıları ve mimarileri bahçelerinden fışkıran çiçekleri ile maketlere benzeyen evlerin önünden geçiyoruz. Ljubljana’nın Menges ve Trzin köylerinden geçiyoruz. Saat 10.00’da kentin otobüs terminali olan Lj. Avtobusna Postaja’da iniyoruz.

Terminalde bekleyen Bohinj Zlotorog otobüsünü görüyor ve hareket etmek üzereyken son anda yetişip biniyoruz ( 7.90€ ). 40000 kişinin yaşadığı ve ülkenin elektronik cihazlar üretim merkezi olan Kranj’dan geçerken Kokra ve Sava nehirlerinin kesiştiğini görüyoruz. Yer yer sağımızda solumuzda veya önümüzde beliriveren Jülyen Alp Dağları büyülüyor uzaktan da olsa.

Yaklaşık 80 km.lik yol, muhteşem panoramalar eşliğinde devam ediyor. Daha önce gelişimde felâket bir sabah ayazında yürüdüğüm Savica, Polje derken Ribçev Laz levhasını görüyor ve iniyoruz. Yol üzerinde bulanan ve konaklayacağımız Resman’a yaklaşık 200 m. uzaktayız, ancak alt yapı çalışmaları nedeniyle yol toz toprak hattâ çamur içinde. Sırtımda çanta, iki elimde valizlerle terlerim tozla karışık yapışıyor cildime.

Resman’ın sahibi Tanya karşılıyor,  check-in işlemlerini yapıyor ve 3 gecelik konaklama bedeli olan 138€ ödüyorum. Güzel ve temiz bir odamız var, minik balkonundan Jülyen Alpleri görünüyor ve tertemiz havayı ciğerlerime çekiyorum.

Çantalarımızı bırakıp, Bohinj Gölü kıyısına yürümeye başlıyoruz, sağımız solumuz yemyeşil çimlerle kaplı alanlarla çevrili. Sağdaki alan yeni düzenlenmiş, St. John Kilisesi’nin hemen yanında bulunan küçük bir tepede dört adam heykeli var. Bunlar, 26 Ağustos 1778 yılında Triglav Dağı’nın 2864 m. yüksekliğinde bulunan zirveye tırmanan ve Slovenler tarafından kahraman olarak benimsenen Stojan Batic, Matija Kos, Stefan Rozic ve Lovrenc Willomitzer’in heykelleri. Bu olayın anısına 200. Yılında dikilmiş. Triglav kelimesi ise Slovence “ üç başlı “ anlamına geliyor.

Saint Baptist John Kilisesi çan kulesi yine arkadaki yeşil doku ve yanındaki köprü ile çok güzel fotoğraflar veriyor.

Biliyorum, Slovenya gezimiz boyunca kapalı ve bulutlu bir hava bize eşlik edecek. Yapacak bir şey yok, yağmurluklarımızı giyerek elimizden geldiği sürece dolaşacağız. Stara Fusina köyüne doğru yürümeye başlıyorum. Bulutlar beni bekliyorlar anlaşılan, bir anda yağmur boşalıyor. Terk edilmiş ahşap bir evin verandasına sığınıyorum. Anlaşılan çok sevdiğim Stara Fusina’ya bir başka gün yürüyeceğim.

Bu kez, otobüsle geldiğimiz yöne Laski ve Polje yönüne yürüyorum, ne var ki yol boyunca devam eden alt yapı çalışmaları on yıl önce hafızama nakşettiğim güzelliği bozmuş. Sisli bir sabah ayazında titreyerek yürümüştüm saatlerce sonra da ev sahibem Marija’nın hazırladığı kurabiyelerle kahvaltı yapmıştım.

Havanın ağırlığı, tüm geceyi havaalanında geçirmenin yorgunluğu ve üzerine Ribçev Laz’a geldiğimden bu yana yürüdüğüm yollar eklenince günü kapatıp, konvektörle ısınan sıcacık odamıza dönüyorum.

 

15 MAYIS 2019  ( RİBÇEV LAZ  -  STARA FUZİNA  )

Tertemiz orman havası içinde tam anlamıyla deliksiz uyumuşum. Yeni güne enerji dolu uyanıyorum. Yerel meteoroloji sitesine bakıyorum. Triglav Millî Parkı -2 C ve kar yağışlı. Odamızın kaloriferi sürekli yanıyor ancak elektrikli konvektörü çalıştırmasak soğuktan donacağız.

Soğuğun içime işlediği anlarda balkondan karşılarda uzanan 1800-1900 rakımlı dağ silsilelerine bakıyorum, hemen hepsi bulutların arasında yitip gitmişler. Verandanın üzerindeki kiremitlere vuran yağmur damlalarının sesi huzur veriyor, uzanıyor uzun süre bu sesleri dinliyorum.

Hotel Jezero Plansar’ın alt katında ülkenin ( hattâ birçok Avrupa ülkesinin ) market zinciri Mercator var. Kahvaltılık bir şeyler ve ekmek almak için Ribçev Laz’ın tek marketinin 08.00’de açılmasını bekliyoruz. Gerekli olanları aldıktan sonra odamızda demlediğimiz memleket işi çay, peynir ve zeytinle mükellef bir kahvaltı yapıyoruz.

Sonra, gölün tek gezi teknesi Bohinj’in iskelesine geliyor zaman zaman yağan yağmura aldırmadan fotoğraf çekiyorum.

Daha sonra, 2 km. ilerideki Stara Fuzina köyüne gitmek üzere yemyeşil arazilerle çevrili yolda yürümeye başlıyoruz. Sağdaki Lev Köprüsünden geçerek, Cerkovnik Pansion’un önünden Peç tepesine çıkan orman yoluna giriyoruz. Epey ilerliyoruz, yağmur yağmaya başlıyor, fakat hiçbir yol Peç’e gideceğine dair ikna etmiyor beni. Çaresiz dönüyoruz. B u sefer yol üzerinde küçük bir taşın üzerinde Peç yazısını görünce, tekrar iştahlanıyorum. Zira, Peç tepesinden Ribçev Laz ve Bohinj Gölü’nü çok güzel gösteren fotoğraflar hatırlıyorum.

Eşimi bir ağaç altında bırakıp önümde yükselen patikaya vuruyorum kendimi. Yağmurdan çamur içinde kalmış, sürekli kayan patikada yarım saat kadar ilerliyorum, daracık patikaların kesiştiği bir kavşakta Peç 13 km. Stara Fuzina 13 km. yazılarını okuyunca kafam karışıyor. Daha fazla ilerle(ye)meden eşimin yanına dönüyorum.

Stara Fuzina köyünün içine doğru ilerliyoruz şimdi. Köy yoğun hayvancılıkla uğraşıyor, ne var ki; ne bir hayvan görüyoruz, ne tezek kokusu geliyor burnumuza. İki kez, el arabası ile taze ot taşıyan köylüler görüyorum sadece.

Hemen her evin önünde geleneksel Şaman objeleri asılmış. Köyün hemen tüm yollarına giriyor, köpekleri peşime takıyor, her kıyı köşede fotoğraflar çekiyor, neden sonra yağmurdan korunmak için otobüs durağında oturan eşimin yanına dönüyorum.

Sonra gölün kıyısında tertemiz havayı ve çimen kokusunu ciğerlerimize dolduruyor, göl boyunca yürüyor, sağanağa dönüşen yağmurdan korunmak için Ribçev Laz’a hızlı adımlarla yürüyor ve odamıza giriyoruz.

 

16 MAYIS 2019         (  RİBÇEV LAZ  –  UKANÇ  -  ZLATOROG FAİRY TRAİL  -  VOGEL KAYAK MERKEZİ  )

 

Dünden beri gözümüz meteoroloji sitelerinde,  hava çok kapalı, sık sık yağmur yağıyor. Bugünden umutluyuz, parçalı bulutlu ama yağmur gözükmüyor, yer yer de güneş yüzünü gösterecek.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Bohinj gezi teknesinin hareket ettiği minik iskeleye geliyoruz yine. 09.30’da gölün diğer sahilindeki Ukanç’a hareket edecek, biz de Zlotorog Kamping iskelesinde ineceğiz. Hava puslu da olsa günün ilk ışıklarında fotoğraf çekmeye çalışıyorum.

Altı kişi ile hareket ediyor bot ( 10.50 € ). Aslında Ukanç – Ribçev Laz arası 5.5 km. yürünebilir ama bütün gün göl kenarını yürüdükten sonra yağmur altında yürüyerek dönmek istemiyoruz.

Gerçekten doyumsuz panoramaları hayranlık içerisinde seyrediyor ve fotoğraflıyorum. Zlotorog Kamping’in minik iskelesine yanaşıyor, iniyoruz, zaten son durak da burası, dönüşte buradan binerek Ribçev Laz’a gideceğiz.

Zlotorog Kamping, civardaki Savica Şelalesini, Mostnica havzasını ve 2864 metre yüksekliğindeki Triglav Dağlarını ziyaret etmek isteyenler için ideal bir ortam.  500 dönüm yemyeşil tertemiz bir alanda karavanlar, kanolar, mutfak bir restoran ile 750 kişiye hizmet veren bu yerde yürüyüşün sonunda dinlenip, bir şeyler yemeye karar veriyoruz.

Kamp alanından çıkınca karşımıza ahşap bir levha çıkıyor. Zlotorog Fairy Trail ( Perilerin İzinde ) adında bir güzergâh hazırlamışlar, Sloven halkının kadîm yedi kahramanı sürpriz bir şekilde yürüyüşlerde karşımıza çıkıyor, espritüel bir dil ile daha çok çocuklara yönelik olsa da merakla izlerini sürüyoruz bu kahramanların. Hafta sonları 9.30/15.30 saatleri arasında çocuklar ve ebeveynlerinin yoğun ilgisine uğrayan bu yer, soğuk, yağmurlu bir hafta arası gününde doğal olarak sadece bize ait oldu.

Kimselerin olmadığı, evlerde dahi kimselerin oturmadığı bir cennette, perilerin peşinde çocuklar gibi yürüyor, eğleniyoruz. Yemyeşil çayırların arasında sarı, kırmızı kır çiçeklerinin arasında yuvarlanıyoruz doğa sarhoşluğu ile.

Geleneksel mimariye sadık kalınarak yapılmış ahşap evlere özenle bakıyor, elimizden geldiğince sokulup detaylarını inceliyoruz. Evlerin hemen hepsi, ihtirasa kapılmadan geleneksel dokuya saygı gösterilerek yapılmış.

Zlatorog Fairy Trail’in esprili, keyifli ve öğretici rotasında muhteşem çayırlar, dağlar eşliğinde üç saat kadar dolaşıp, Zlatorog Kamping’e geliyoruz.

Sabahtan beri gözüm Vogel tepelerinde. Kampın az ilerisinde çalışan teleferikle ulaşılan Vogel kayak merkezi 1964 yılında hizmete girmiş, toplam 22 km. kayak pisti, kros kayağı için 8 km. parkur ve geniş bir snowboard parkına sahip.  Eşimi, iskelede kendini göstermeye çalışan güneşin cimri ışınlarına bırakıp, teleferiğin bulunduğu bölgeye olan 1.5 km.lik yolu yürümeye başlıyorum.  Saat 14.00’de yukarı çıkacak teleferiğe ( cablecab )  bilet alıyorum ( 17€ ). Dün Vogel’de ısı -3C idi, bugün +3C gösteriyor siteler.

Kış sezonunda çok yoğun oluyor Bohinj Gölü civarındaki köyler ve Vogel. Ukanç’tan Stara Fuzina’ya park yeri için ayrılmış geniş alanlara ve turnikelere bakılırsa, kış trafiğini tahmin etmek mümkün oluyor.

Çok soğuk, ürperten bir rüzgar esiyor, puslu gri bir hava var. Bu nedenle güzelim Jülyen Alp dağlarını ve yeşil ağaç dokusunu olağan hali ile görmek mümkün değil bugün.

9 m/sn hızla 1500 metreye çıkarken, aşağılarda uzanan Bohinj Gölü giderek küçülüyor, Stara Fuzina evleri küçük benekler halinde görünüyor ve muhteşem bir soğuğun kucağına iniyorum teleferikten.

Daha önce yazdığım gibi 22 km.lik kayak pisti telesiyejlerle birbirine bağlanmış. Dünyanın dört bir yanından gelir düzeyi yüksek kayakçılar dolduruyor bu bölgeyi ve milyonlarca Euro bırakıyorlar.

Soğuk ve rüzgar altında daha fazla dolaşmak mümkün değil, yarım saat kadar dolaşıp, 1540 m.deki seyir terasından Jülyen Alp’lerini fotoğraflamaya çalışıyorum ellerim soğuktan titrerken. 14.30’da aşağı inen teleferiğe biniyor ve Zlatorog iskelesinde oturan eşimin yanına geliyorum. Kısa da olsa, on yıldır çıkmak istediğim Vogel kayak merkezini de görmüş oluyorum böylece.

Tüm gün yürüdük, yorulduk, üşüdük, kampın restoranında mantar çorbası ve pizza ile ödüllendiriyoruz kendimizi. 15.30’da Ukanç’tan Ribçev Laz’a hareket edecek teknenin iskelesine geliyor ve karşımızda uzanan muhteşem panoramayı fotoğraflamaya devam ediyorum.

Sezon itibarı ile çevrede o kadar az yabancı geziyor ki, sabah bindiğimiz teknede altı kişiydik, akşamüzeri dönerken teknenin kaptanı ve yardımcısı genç kız hatırladığı için bilet bile sormadılar.

Yarım saat sonra Ribçev Laz’dayız. Ribçev Laz’ın sembolü  Zlatorog ( altın boynuzlu yerel keçi ) heykelinin yanından geçerek, fotoğraflayarak Mercator’a geliyor ve Zlatorog’la geçen günümüzü Lasko Zlatorog birası alarak tamamlıyor ve neredeyse ayaklarımızı sürükleyerek ılık odamıza giriyor, daha sonra dayanamayıp balkonda nefis serin havayı içimize çekerek Lasko Zlatorog ile dinlenmeye geçiyoruz. Ardından günün notlarını yazıyor, fotoğrafları derliyorum.

MERAKLISINA NOTLAR;

 

RİBÇEV LAZ

Ljubljana havaalanı / Ljubljana otobüs                                                                                    4.10€                                                                                  

Ljubljana / Bohinj  otobüs                                                                                                        7.90€                                                                                    

Konaklama; Accommodation Resman / Ribcev Laz 35,       ( 3 gece )                                    138€

Ribçev Laz / Ukanç arası tekne  ( gidiş-geliş )                                                                       10.50 €

Ukanç / Vogel teleferik ( gidiş-geliş )                                                                                            17€

Ribçev Laz / Bled otobüs                                                                                                           3.60€

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 6494
Kayıt tarihi
: 04.03.07
 
 

Hayatın anlamı; anlamlı yaşamaktır. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster