Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1249
 

Sokak kedisi ile evini seven köpek-2

Sokak kedisi ile evini seven köpek-2
 

Ayaklarının üzerine doğruldu iyice dikkat kesildi. Gerçekten o muydu? Bulmuş muydu? Evet bulmuştu. Bulmuştu bulmasına ama yanında birkaç küçük kediyle oyunlar oynarken bulmuştu. Birden sırtındaki evden ayrılırken aldığı sıyrık izinin sızladığını hissetti. Hızla koşmaya başladı, dört ayak koşuyordu. Koştu koştu arkasına dönüp bakmadı. Durup dinlenmedi. Sonunda ayakları gücünü yitirince yavaşça yürümeye başladı.

Yaşadığı kent, o kedi ve yavruları, sığınağı, çöp kutuları, balık pazarı ve ciğerci, kokularını alamayacağı kadar çok uzakta kalmıştı.

Yeşil tarlalardan, yüksek tepelerden hiç görmediği ağaçlarla kaplı ormanlardan geçti. Bazen bir tarla faresinin peşinde saatlerce koşup onu yakalayarak, bazen pusuya yatıp tuttuğu serçeleri yiyerek karnını doyurdu. Bazen bu serçe tutma işini öyle oyun haline getiriyordu ki karnı tok olsa bile serçe yakalıyor sadece kafasını koparıp bırakıyor serçe can çekişme halindeyken onunla oyunlar oynuyordu. Sonra tekrar yürümeye devam ediyordu.

Balık kokusu duyuyordu bir yerlerden. Uzun uzun havayı kokladı. Başını kaldırdı baktı ki sonsuz mavilikle karşı karşıya. Patilerinde kum taneleri. Ağır ağır yürümeye çalıştı. Uzakta bir karaltı gördü. Karaltıya yaklaştıkça bunun bir köpek olduğunu fark etti. Köpek kumlara yatmış bir sağa bir sola dönüyor, kumların içinde sırtını kaşıyor , bazen kalkıp kumları eşeliyor , kendi kendine türlü oyunlar oynuyordu. O kadar keyifli eğlenceli görünüyordu ki sonunda kedide kumlarda zıplamaya, yuvarlanmaya eşelenmeye başladı. Bu yuvarlanmalar sırasında kedi ile köpek sırt sırta gelip birbirine dokundular. İkisi de dört ayak üstüne kalkıp karşı karşıya geldiler. Ne köpek ona, ne de kedi köpeğe ses çıkarmadı. Sadece birbirlerine bakıyorlardı. Sonunda köpek ona hiç aldırmadan arkasını dönüp yürümeye başladı. Kedide onun peşine takıldı.

Burası yaşadığı kente benzemiyordu. Alçak duvarlı , küçük bahçeli birbirine uzak evlerden oluşuyordu. Köpek ağzına bir taş alıp , acayip sesler çıkartarak bu evlerden birinin kapısının önüne gelip durdu. Kedide bahçe duvarının üstüne çıkıp oturdu. Evin içerisinden uzun boylu , sevecen sesler çıkararak bir adam çıktı. Bahçe kapısını açtı. Köpek adamın ayakları etrafında dönüyor çıkardığı sesler yükseliyordu. Neredeyse bir sevgi ayiniydi ikisinin arasında ki. Adam köpeğin sırtını boynunu okşuyor, eğilip burnundan öpüyordu. Bu sevgi ayini köpeğin ağzında ki taşı adamın avucuna bırakmasıyla son buluyordu. Adam içeri girip bir kap yemek getirip köpeğin önüne bıraktı, balkonda ki iskemlesine oturdu. Köpek duvarın üzerinde ki kediye uzun uzun bakıp yemek kabından uzaklaştı. Kedi duvardan atladığı gibi yemek kabının içinde ne varsa yiyip bitirdi, yine aynı hızla duvarın üstüne çıkıp oturdu. Olayı uzaktan izleyen ev sahibi bir daha içeri gidip köpeğe yeniden yemek getirdi. Köpek usulca tadını çıkara çıkara güvenle yemeğini yedi . Kedinin bundan sonra ki mekanı duvarın üstü olmuştu. Kendisini hem sokakta hissediyor hem de bu eve sahipleniyordu. Zaman zaman ortadan kayboluyor eve uğramıyordu . Eve döndüğündeyse her tarafı yara bere içinde oluyordu. Ev sahibi kediye kızıp söylenmiyordu. Onun yaralarına merhemler sürüyor , onun beslenmesine dikkat ederek yaralarının iyileşmesini sağlıyordu.

Köpek bu eve geldiğinde henüz bir günlüktü, gözleri bile açılmamıştı. Annesinin kokusunu duymamış, sütünden tatmamıştı. Bu uzun boylu tok sesli adamın ellerinde sevginin sıcaklığını hissetmiş, sonsuz bir güvenle elinden sütünü içmişti. Hastalandığında bu adamın kucağında bir yerlere gitmiş, döndüklerinde ağrılarının sızılarının yavaşça geçtiğine birlikte tanık olmuşlardı.. İlk zamanlar neredeyse bu adamın kokusundan başka koku tanımaz olmuştu. Burnuna sadece onun kokusunu doldurmuştu. Onun elinden yemek yemiş onunla oyunlar oynamıştı.

Birlikte yürüyüşe çıkıyorlar, adam elleri ceplerinde türküler söylüyor köpek türkülere kulak kabartıyordu. Adam köpek için tehlike olabilecek yerlerden geçtiklerinde onun yanına gelmesi için sesleniyor, yaşadıkları yerin güvenli ve güvensiz koşulları hakkında onu bilgilendiriyordu. Bu eve geldiği ilk günden beri evin tek neşe kaynağı olmuş, herkes ona sevgiyle davranmıştı. Hatta uzak akrabalar bile eve telefon açtıklarında köpeğin sağlığını sorup onun hala aynı oyunları yapıp yapmadığını öğreniyorlardı. Annesinin kokusunu duymamıştı ama mutlak sevginin kokusunun içindeydi. Yalnızca gözlerinde bir ayrılığın hüznü vardı ama hangi ayrılığın hüznü olduğunun farkında değildi.

Köpek kediyi eve getirip yemeğini ona sunduktan sonra ev sahibi kediyi de sahiplendi. Ona isimler verip seslendi ama kedi hiçbir ismi kabullenip onun uyarılarını dikkate almadı. O evde köpeğin yanında karnını doyurdu duvarın üstüne çıkıp uyudu. Kendini sokağa ait hissettiğinde günlerce ortadan kayboldu. İşte gene üç dört gündür eve uğramıyordu. Ev sahibi kaygıyla her sabah duvarın üzerine bakıyor kedinin gelmesini bekliyordu. Beklemekten başka bir çıkar yol bulamıyordu. Çünkü onu arayıp bulsa bile kedi onların peşine takılıp gelmeyecekti, onun canı istediğinde bu eve gelecekti. Ev sahibi köpekle yürüyüşe gideceklerdi, duvarın üzerinin hala boş olduğunu görünce kendi kendine söylendi.

-Maceracı bu kedi maceracı, kendini heder etmenin yolunu mutlaka buluyor. ’’Umarım dört ayak üstüne düşmüştür’’dedi.

Sonra köpekle birlikte sahilde uzun bir yürüyüşe çıktılar.

Leyla 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

benim Pamukun kardeşi gibi. Benim pamuk da anne kokusunu hiç tatmadı. daha gözleri açılmamıştı kzım ezilmektan son anda kurtarıp getirdiğinde. Simdi 1,5 yaşında. Daha ayakları toprağa basmadı. Bir gün çimlerin üzerine bırakmıştım nasıl korktu anlatamam. Taksiye bile binemaz. Araba tutuyor. O nedenle evin ayrılmaz bireyi olarak yaşamaktadır. Şu an karşımda uyuklamaktadır. Çok hoş bir dayanışma örnreği. Kalemine sağlık.

Yapukay 
 17.01.2010 23:02
 

Geç keşfettim sizi... Ve büyük bir zevkle okudum. O, hayvanlarda ve insanlardaki; bir yere ait olmak, o yerle bütünleşmek duygusu hiç yabancım değil. Hayatımda çok derin iz bırakan bir kedimiz vardı: Cipsi! Bir blog yazmıştım onun için. Hala bir başka kediyi sevemedim onun üstüne. Biz gerektiğinde terk edip gidebiliyoruz alıştığımız yeri, ama hayvanlar, özellikle kediler terk etmiyor. Elinize, kaleminize sağlık. Saygılarımla.

hazandagüzeldir 
 24.12.2009 17:12
Cevap :
Ah be arkadaşım,önce yazılar tanışır,sonra profillerden biz.Geçi erkeni yok tanışmanın.Ben çok beğenerek okuyorum sizi,yazmaya devam edin yeter.Sevgiyle kalın.  24.12.2009 23:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 247
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 648
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Karlı bir kış günü, yaşam denilen bu yola düşmüşüm. Yürümüş yürümüş de bir arpa boyu yol alamamış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster