Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
97
 

Sokaktaki insan

Sokaktaki insan
 

Ünlü bir iş adamının, Teşvikiye Cami’indeki cenaze töreninde, bir muhabir heyecanla törene gelenlerle ilgili bilgi veriyordu. “ Sayın seyirciler burası o kadar kalabalık ki sanat dünyasından, iş dünyasından birçok tanınmış ya da tanınmamış üst düzey insan, tören alanını doldurmuş durumda. Hatta sokaktaki insanın da cenaze törenine iştirak ettiğini söyleyebilirim.”

Kimdi bu en alt sıraya yerleştirilen, çoğu zaman önemsenmeyen, düşünceleri dikkate alınmayan, hissettiklerinin bir önemi olmayan “sokaktaki insan”  tabiriyle anılan topluluk? İşi gücü yok mudur, sokaklarda mı yaşar, evi, ailesi, sevdikleri yok mudur? Devletin cebinden çaldığı, patronların onların emeğiyle, alın teriyle büyüdüğü, sıradan insan… Ülkeyi sırtında taşıdığı halde ezilen, kalitesiz hizmetlerle hezimete uğrayan, kuru kalabalıklar.  Kolay yönetilen, yönlendirilen, canından, kanından, emeğinden, toprağından çalınan köle takımı.

Peki, kimdi bu üst düzey insan? Onları bu kadar özel kılan neydi? İnsanlıkta en üst düzeye erişmiş olmaları mıydı? İnsanlığa fayda sağlayacak bir buluşta imzalarının bulunması mıydı? Cesurluğu ve yiğitliğiyle doğru olan bir fikri ölümüne savunmaları mıydı? Oysa sadece paraya, güce, makama, şöhrete sunulan imkânların özel olmasından kaynaklanan durumun, çoğu gösteriş düşkünü fikriyatsız ve hissiyatsız azınlığıydı sadece…

Çoğunlukla gösteri dünyasındaki insanlarda rastlanan,  gittiği her yerde görüntülenmek derdi, odalar dolusu giysilerini ve ayakkabılarını sergilemek, günü birlik ilişkilerini göğsünü kabarta kabarta göstermek, gündemde kalmak uğruna her türlü saçmalıkları yapmak ya da açmanın sınırlarını zorlamak hangi doğru davranışla açıklanabilir? Ekran karşısında bu saçmalıkları ağzı açık izleyen, bunları örnek alan güruh da ayrı bir yazı konusu.

VIP girişlerinden uçağa binmek, özel bölmelerde oturmak neyin ayrıcalığıdır? Lüks lokantalarda, eşsiz manzaralar eşliğinde muhteşem lezzetler tatmak keyfi, seçilmiş olmak mıdır?

Gösterişli arabalar kullanmak, en pahalı kıyafetleri giymek, en şık olmak, en güzel olmak hangi benliğin başını kuma gömmesidir?

Nereye gittiğini bilmeyenlerin karanlığıdır kibir.

Paranın ve gücün sağladığı özel imkânlar,  bıçak gibi ayırıyor insanları.

Sorsanız, bizi siz yarattınız derler, sorsanız çok çalışmakla servete sahip olduklarını söylerler. Biz sokaktaki insan,  “ Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz” diyen atalarımızın kılavuzluğunda anlamaya çalışırken hayatı, onların düşüncelerindeki karanlığın gölgesi çoktan silmiş doğru yolun çizgisini.

Paylaşılmayan para destelerinin üstüne basarak üst düzey olmak yerine ruhumuzu yüceltmenin derdine düşmeye başladığımız zaman dünya daha yaşanılası bir yer olacaktır.

Ve sokaktaki insan, haksızlık ve sömürü karşısında birlik olmadıkça adaletin terazisi zenginden yana kefe kaldırmaya devam edecektir, eşit olmayan hayatlarımızda ölüm bizi eşitleyene dek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Oo, siz de benden olmuşsunuz:) Çıldırtıcı, değil mi? Ben de benzer konularda yazıyorum ve nispeten rahatlıyorum! Bu düzen asla değişmez, çünkü izin vermezler! Varsın biz namusumuzla kenardan izleyelim hayatı. Nasıl olsa değişir yerler öte tarafta! Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 28.02.2013 19:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 823
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster