Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
525
 

Sonunda Kadınlar Çıldırdı!

Sonunda Kadınlar Çıldırdı!
 

Kadın doğası gereği yaşatmaya meyillidir. O nedenle dokuz ay karnında taşır yavrusunu. Ona zarar gelmesin diye gözünden dahi sakınır. Hatta evladı büyüse dahi üzerine titrer zarar görmesin diye. En küçük bir tehlikede hiç düşünmeden kendini önüne atar.

Babalara haksızlık etmiş gibi olmayayım. Onlar da elbette yavrularını korumak için en üst seviyede koruyucu davranış sergilerler ama kadının yaptığı çok daha farklıdır bana göre, daha içgüdüsel.

Bu koruyucu, kollayıcı, sevecen tavırlar neden ihmal edilir çoğu kere?

Neden eş diye seçilen bir kadına şiddet uygulanır ve buna haklı gerekçeler oluşturulmaya çalışılır kafalarda?

Şiddetin hiç ama hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

Şiddet uygulamakta kendini haklı gören bazı erkeklerin artık daha dikkatli olmasında fayda var sanırım. Hani şiddet uygulayıp sonra da yatağa davet ettiğiniz kadınlar var ya işte o kadınlar sanırım artık çıldırdı. Duvara atılan top misali bu korkutucu, kontrolsüz gücünüz aynı şiddette hatta daha ağır şekliyle size döndü.

Neden mi?

Bu günlerde sık sık kocasını öldüren ya da öldürten kadın haberleri kulağıma çarpar oldu. Ne oldu da bu kadınlar sevip aşık oldukları, aşık olmasalar da kurmuş oldukları yuvalarında huzur içinde yaşamak varken kocalarını neden öldürüyorlar diye düşünmek lazım.

Haberleri dinlediğimde hemen hemen hepsinin hikayesi geliyor ve aynı noktada birleşiyor. O sihirli nokta “Şiddet!”

Kadınlar verdikleri ifadelerinde çoğunlukla kocalarından şiddet gördüklerini, bazıları uzaklaştırma kararı da aldırdıklarını ancak kocalarının tehditleri yüzünden barışmak zorunda kaldıklarını ama şiddetin devam ettiğini söylüyorlar. Koca şiddetinden kurtulmaya yasalar da yetersiz kalınca sanırım onlar da kocalarını öldürerek kurtulmayı yeğliyorlar.  

Kadın bu kadar yaşatmaya kodlanmışken nasıl olur da bir cana kıyar diye düşünürüm zaman zaman. Hani erkeklerde öldürme işi daha çok görülüyor da, kadında olması olsa olsa çaresizlik gibi geliyor bana.

Oysa öldürmek sorunu çözmediği gibi sorun üzerine başka sorunlar ekliyor ve kadın için yaşam tam bir işkence halini alıyor.

Bu noktada biraz düşünsek, düşünebilsek belki sorunun kaynağının eğitimde yattığını görüp her iki cinse de daha iyi bir yaşam vaad edecek yeni bir eğitim sistemiyle bu acı olaylara son vermek mümkün olabilir.

Erkeklerin beynine kadının onların malı olmadığı, kafa yapıları uyuşmuyorsa ayrılmanın dünyanın sonu olmadığı, ayrıldıktan sonra da kadının hayatına dilerse başka bir erkekle devam etmesinin normal olduğu, tıpkı erkekler için normal olduğu gibi algısı yerleştirilmeli. Aksi halde koca katili kadın sayısında artış olabilir.

Tez elden konunun uzmanlarınca değerlendirilip ciddi çözüm önerilerinin masaya yatırılması gerektiğini düşünüyorum. En küçük aileden başlayarak bu eğitimler verilmeli ki çocuklar büyüdüğünde hayatı ne kendilerine ne de eşlerine zehir etmesinler.

Kadınlar ve erkekler lütfen kendinize gelin! Öldürmek hangi sorunu çözmüş ki bu güne kadar sizin sorununuzu çözsün.  Şiddet ve cana kıymanın haklı bir yanı olamaz.

Erkekler,  şiddet bir acizlik göstergesidir, güç göstergesi değil.

Yaşamak ve yaşatmaktır aslolan! Gücünüzü bu yönde harcarsanız sanırım hayat daha anlamlı ve daha yaşanılır olacaktır…04 Şubat 2018

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadınlar o kadar öldürülüyor ki ben bile bir yazımda bu durumdaki kadınlara kendilerini korumaları için silah verilsin dedim.

Kerim Korkut 
 19.09.2019 12:06
Cevap :
Sonunda olacağı o. Yazık, çok yazık... Selamlar, mutlu kalın.  28.09.2019 15:27
 

Çok etkileyici bir yazıydı sevgili Ayşegül Hanım.Biz anneler,bu toplumdaki eğitim düzeninin ilk aşamasını gerçekleştiriyoruz.Çocuk eğitimi zorlu bir iş.Erkek evlada sahip annelerin,oğullarını kızlarından ayırmadan,eşit bir şekilde yetiştirmeleri şart.Ben minicik bir oğlana emanet edilen koca koca kızlar gördüm.Ablasının namusunu koruyacakmış...Eğer toplumda erkeğe bu rolü biçmeye devam edersek,"Ya benimsin ya toprağın"anlayışına da katlanmak zorunda kalacağız demektir.Gelinine yardım ediyor diye sızlanan kayınvalideler gördüm.Neymiş,o erkekmiş...Kadın işi yapamazmış...Ne ekersek onu biçeriz.Biz kadınlar,acilen kendimize gelmeli ve çocuk eğitiminde köklü değişimler yapmalıyız.Biz çocuklarımıza güzeli ve doğruyu evimizde öğretirsek,dışarıdaki aksi tarzdaki eğitimin etkilerini epeyce azaltmış oluruz.Çok teşekkürler bu güzel yazı için.Selam ve sevgiler...

fisun gökduman kökcü 
 15.04.2018 13:21
Cevap :
Erkek egemen düzende ne yazık ki erkekler hep farklı bir konumda tutuluyor Fisun Hanım. Kadınlarımız da erkeği ne kadar memnun edersek, toplumda o kadar değerli konumda oluruz gibi bir algı oluşmuş bana göre. O nedenle halen erkek çocuğuna ayrıcalıklı davranılıyor. Tabii sonrasında ayrıcalıklı bir yaşama alışan o küçük erkek büyüdüğünde kendine karşı çıkan en yakınındaki kadına şiddet uygulamaktan hatta zaman zaman öldürmekten de geri durmuyor. Bu durumu tersine çevirecek olan elbette öncelikle kadınlar olacak sizin de vurguladığınız gibi ancak öğrenilmiş davranışları değiştirmek o kadar zor ki...:( Uzun bir süreçte ve beşikten başlayarak etkili bir eğitimle ancak başarı sağlanabilir diye düşünüyorum...Adım adım, bıkmadan ve vazgeçmeden... Çok teşekkür ediyorum bu değerli yorumunuz için... Selamlar, mutlu kalın...  17.04.2018 16:10
 

Değerli Ayşegül HAYVAR, görüşlerimizi bu yorumla sonlandırırken, hoşgörünüzle sormuş olalım: Yemek tarifi peşinde koşan annelerimiz, neden çocuk eğitimi (tarifi) peşinde koşmazlar? Komşularını ağırlamak için günler öncesi hazırlığa başlayan annelerimiz, bu özeni eşine göstermekte midir? Erkeği elbete eğitelim de; kadınlarımız doğuştan eğitimli olduğu için eğitilmesin mi? Bunları yanında, (kadın-erkek) aile yuvasında: sevgi-şefkat görmemiş ise, kendi yuvasına "çeyiz!" olarak ne götürecektir? (Nefretini mi!) Özetle: Bu mesele, okyanusa benzer, okyanus üzerindeki kayıkla (kadın-erkek) cehaleti ile açıklanacak kadar yüzeysel değildir. Okyanusun suyunu boşalttığımızda altında devasa bir dünya görürüz. İnsan, doğumu ile birlikte yaşadıklarını (ileride kullanmak üzere) hafızasına doldurur. Bu noktada (Kanaatimize göre) ana mesele: Çocukların yanında yapılan (anne-baba) çatışmaların çocuklarda bıraktığı onarılmaz izlerdir. Anlayışınıza, sabrınıza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 12.02.2018 19:18
Cevap :
Canmehmet Bey sabır ne demek? Asıl ben konuya ilginize çok teşekkür ediyorum. Sorunların konuşularak çözüleceğine inanıyorum. Evet bu konu burada iki satır yazmakla çözülecek konular değil. Belki bir iki cümleyle dikkat çekme çabası olabilir ancak. Dikkat eden de kaç kişi olur bilemeyiz elbette. Önemli olan konuyu uzman kişilerin çok yönlü olarak ciddiyetle ele alması ve çözüm yolunun bulunup hayata geçirilmesi ile artık bu şiddetin son bulmasıdır dileğim. Benim kim daha suçlu saptamasından çok sorunun çözümünün şiddet olmadığını anlatmaktır amacım. Anlaşamayan iki insanın bir arada olmasından daha kötü bir durum olamaz diye düşünüyorum. İşte sonuçta iş öldürmeye kadar gidebiliyor. Bunu önlemenin bir yolu mutlaka olmalı ve bu acilen tespit ve tedavi edilmelidir...Saygılar. Selamlar, mutlu kalın.  14.02.2018 13:00
 

Değerli Ayşegül HAYVAR, Toplumumuzda, "kadın-erkek" konusundaki sorunlar ancak, (tarafların birbirlerini anlaması için) bilgi, hoşgörü ve samimiyetle tartışmasına bağlıdır. Bizler ne yazık ki, tartışamıyor, diğerimizi suçluyoruz. Aramızda kaç kişi, Antik Yunan dönemi (son 2500 yıl) dahil, Batı toplumunda kadının yerini ve konumunu bilmektedir? Bu anlayışla (Doğu) İslam ülkelerindeki kadının yerini de. Ve Kadın gerçekte hangi şartlarda mutludur? Her yeni (gelen) ortam kendi (dayatmalarını) şartlarını getirmekte değil midir? İnsan bunu öngöremediği için sanki gelen durumu "daha iyi" olacak değerlendirir. "Kadın-erkek" bir insandır, zaaf ve beklentileri vardır. Çatışma gerçekte bu noktada mı çıkmaktadır? Yoksa kimse kendisine biçilen rolü oynamak istememekte midir, öyle ise neden? Toplum, erkeğe bir rol biçmekte, onu (savaşçı!) yetiştirmekte değil midir? Gerçeğinde kadınlarımız, Kelebek, erkeklerimiz (affınızla) "Eşekarısı!" mı dır? Bunlar da (imaj) tartışmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 11.02.2018 17:36
Cevap :
Canmehmet Bey ne yazık ki tartışma kültürümüz yok toplum olarak. Eşler de tartışmayı bilmiyor. Erkek dinlemekten pek hoşlanmaz. Kadın da anlatmak ister. Bu konuda eğitmeliyiz çocuklarımızı. Dinlemenin meziyetini anlatmalı ve örnek olmalıyız. Birbirimizi dinlemez isek nasıl anlaşacağız değil mi? Ne yazık ki bizim kültürümüzde yok dinlemek. Herkes her şeyi diğerinden iyi bilir(Özellikle erkekler) ve güçlü olan zayıfı susturur. Kadın dinlendiği, düşüncelerine değer verildiği yani sevgiden de önce saygı gördüğü ortamda mutludur. Kelebek gibi uçar orada. Baskı altında, ezilmiş, sindirilmiş bir kadından da kadınlık beklemek, güler yüz, tatlı dil beklemek haksızlıktır. Tırnaklarını çıkaracaktır haklı olarak bir anda. Kadın saygı görmek ister eşinden her şeyden önce. Eşinden saygı gören kadın da eşini mutlu eder kesinlikle. Aslında zor değil anlaşmak da erkeklerimizin biraz daha eğitilmeye ihtiyacı var sanırım kadınları anlamaları adına bana göre...Selamlar, mutlu kalın.  12.02.2018 17:39
 
 
Toplam blog
: 274
Toplam yorum
: 3946
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1391
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster