Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
28
 

Sosyalleşme ve sosyalleşememe

      Sosyalleşme denilince artık cep telefonlarımızdan bağlandığımız sosyal paylaşım siteleri aklımıza geliyor. Küçük telefonlar bir taraftan koca dış dünyaya ve iç dünyamıza iyi gelen bilgilere de açılırken bir taraftan da bizi hapsediyor  küçücük ekrana.

      Komşuluk, akraba ziyaretleri sıla-i rahim hatta arkadaşlıklar neredeyse  kalmadı gibi. Büyük küçük tüm ekranlı cihazlar insanlığımızı elimizden alıyor. Bir taraftan yapay zeka ilerlerken bir taraftan da doğal zeka robotlaşmaya doğru gidiyor.

      Geçmişte dışarda çalışmayan annelerimiz vardı yani evde çalışırlardı. Dikiş, temizlik, yemek, alışveriş, çocuk bakımı, kışlık hazırlıkcısı, örgü, boya, badana daha aklıma gelmeyen bir sürü iş ellerinden gelir ve yaparlardı. Üstüne birde etraflarındakilere yaşam koçluğu ilişki koçluğu psikolojik danışmanlıklar bile yaparlardı.

      Bir kadın evde bunlara tek başına yapınca geçinmek için çok paraya ihtiyaç duymaz dışarda çalışması da gerekmezdi. Ancak kadın dışarda çalışmaya başlayınca tüm tek başına yaptığı şeyleri dışardan temin etmek zorunda kaldı, ihtiyaçları arttı imkanları azaldı.

      Kadınların iş yaşamına yoğun katılması da akraba eş dost ziyaretlerini azaltan etkenlerden oldu. Artık nerdeyse gün yapan bayanlar da kalmadı çünkü evlerde kimse kalmadı.

      Biz çocukken hiç ev anahtarımız olmadı bizim zaten bir ev anahtarı olurdu o da anne de olurdu ve herkese kapıyı o açardı. Büyük şehirlerde ister istemez bu tablolar çiziliyor. Ancak küçük şehirlerde yine de var akraba ziyareti, yolda yürüyerek bir yere giden insanlar.

     Akraba ziyareti aslında hem psikolojik açıdan kişiyi rahatlatan hem de olumlu enerji almasına, dua almasına vesile olan güzel hasletlerdendi. O umursamadığımız, yalnızlığa terk ettiğimiz yaşlılarımız ziyaret edip gönüllerini alsak kim bilir ne kadar dua ederler, kaç tane belayı def ederler üzerimizden.

      Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı şimdi fincanlar büyüdü ya da kağıt oldu kahvenin hatırı yalan oldu. Annemin görüştüğü altmış yıllık arkadaşı var hatırlar, hatıralar, iyilikler güzellikler sinmiş içine, bizim de paylaştığımız copy paste yazılar ve soğuk beğenilerimiz var.

      Bu yalnızlığın, bu umursamazlığın, bu sahte hayatların, bu yaşanmamışlıkların faturası gelecek yıllarda bizlere çok ağır olacak. Kadınların çalışma saatlerimi azaltılır, çocuk parası aile yardımı mı artar bir şekilde bir çözüm bulunur inşallah.  Aileye yatırım yapıldıkça o yine güzellikler olarak dönecektir ülkemize…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 401
Kayıt tarihi
: 22.05.11
 
 

37 yaşındayım. Çankırı'da doğdum. Yurt dışında yaşadım. Evliyim ve 2 çocuğum var. A.Ü Turizm-Otel İş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster